Bellek ve Akdeniz – Müslüm Üzülmez

(Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 3) 5. Bellek ve Akdeniz Fransız düşünür Fernand Braudel, Bellek ve Akdeniz(*) kitabında tarihin bir belleği olduğunu ve bu belleğinde Akdeniz ve Akdeniz kıyıları olduğunu ileri sürer: Okuyucuları tarihöncesi ve antikçağa bir yolculuğa çıkarır ve bu yolculuk tarihsel derinlik içinde, tarihöncesinden Roma fethinin tamamlanmasına kadar devam eder. Akdeniz’in jeolojik başlangıcından sonra

okumak için tıklayınız

Devrimin Rojava Hali – Arzu Demir

Gazeteci yazar Arzu Demir’in büyük ilgi gören “Dağın Kadın Hali” kitabının ardından, “Devrimin Rojava Hali” kitabı da çıktı. Kitap, Rojava devriminin bizzat tanıklarının anlatımlarından yola çıkarak, daha doğrusu, devrimi bizzat var eden dinamikleri konuşturarak bu tarihsel ana okuyucuyu da katmakta. “Devrimin Rojava Hali” en yalın haliyle Rojava’yı tanımak ve kendisi için anlamlandırmak isteyenlere bir kaynak

okumak için tıklayınız

Forbes Türkiye, en çok kazanan yazarları açıkladı.

Forbes Türkiye, Mayıs sayısında Türkiye’nin ‘En Çok Kazanan Yazarlar’ını sekizinci kez sıraladı. Özer Turan imzası ile yayınlanan liste Türk okurunun tercihleri ve yazarların üretkenliği konusunda ilginç verilerle dolu. Ahmet Ümit, Elif Şafak, Zülfü Livaneli gibi listenin üst sıralarında yer alan çok satan yazarlar, yılı romansız geçirdi.

okumak için tıklayınız

Yayıncılığa yeni soluk, artık kitaplar film oluyor

Bir grup şair ve yazarın bir araya gelerek oluşturdukları bir proje ile artık kitapların kısa filmlerini izleme olanağına kavuşacağız. Adına SosyaLab dedikleri bu proje şu isimlerden oluşuyor. İnan Ulaş Arslanboğan, Cengiz Güleryüz, Duygu Arslanboğan, Semiray Şentürk, Güven Selekman ve Yelda Alp. SosyaLab projesi, kitabı sabit formundan kurtarıp daha fazla insana ulaştırmayı hedefliyor. Aslında bir sosyal

okumak için tıklayınız

Son Teşebbüs – Siyasi Cinai Gastro

Son Teşebbüs, Esen Kitap etiketiyle raflarda! Aziz Hatman, ilk romanı Son Teşebbüs’te güçlü kalemi ve özgün kurgusuyla edebiyatımıza yeni bir soluk getiriyor! *** “…Son büyük savaşı insanlığın kazanmasıyla neredeyse iki asır önce kapattığınızı ilan ettiğiniz çıkar dünyasının defte¬rinin yaprakları kanlı parmaklarca çevrilmeye başlayacak: Çünkü kan dökülecek…”

okumak için tıklayınız

Dostoyevski, içeriden yaşamadıkça bir hiçtir

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ’den ve onun iç dünyamız için taşıdığı anlamdan layıkıyla söz etmek zor ve sorumluluk gerektiren bir şeydir; çünkü bu benzersiz cesamet ve güç, yeni bir ölçü ister. İlk yaklaştığında kendi içinde bütün bir eser, bir yazar bulacağı yanılgısına kapılır insan; fakat sınırsız bir şey, kendi yörüngelerinde dönen yıldızlarıyla, gök kubbelerinin bambaşka müziğiyle

okumak için tıklayınız

Bir Macar icadı: Turancılık – Ayşe Hür

Turancılık, 1848’deki milliyetçi kalkışmaları Rusya ile ittifak kuran Avusturyalılar tarafından bastırıldığından beri kendilerini ‘Avrupa’da bir ada’ metaforuyla tanımlayan ve sloganları ‘Yalnızız’ olan Macarların, kendilerine bağımlı Slav halklarının geliştirdiği Pan Slavizm’e cevap olarak geliştirdikleri ‘resmi milliyetçilik’ türü idi.

okumak için tıklayınız

iğdiş bir umutla sahici kılınan bir yalan oldu hayatımız – Metin Altıok

30.7.1986 BİNGÖL Sevgili kızım; İşte sana binbir suratımdan ikisi daha… Seninle epeydir yazışamadık. Bilirsin ben mektup yazmayı pek sevmem. Ama yazışmamamızın asıl nedeni içimdeki sensizliği mektupla gideremeyeceğimi bilmiş olmam. Benim özlemimi ancak sana sarılmak, şöyle dolu dolu kucaklamak giderir. Bu da ne yazık ki şimdiye kadar çok az nasip oldu bana. Bunun da sebebi içinde

okumak için tıklayınız

“Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok”

Başlık, Alman yazar Eric Maria Remarque’ın 1929 yılında yayınlanan ve 1933 de Naziler tarafından yakılan kitabının adı. O başlık, ilerleyen dönemde şeylerin, olayların ve süreçlerin sürekliliğini ima eden bir deyim haline geldi. Afrika’dan Avrupa’ya geçmeye çalışırken, Akdeniz’de boğulup ölen yoksullarla ilgili haberler ve görüntüler, bana o romanı hatırlattı. Nitekim sadece geçtiğimiz hafta içinde 1100 göçmenin

okumak için tıklayınız

Perspektifi ve paradigmayı değiştirme zamanı – Fikret Başkaya

İnsanlığın yüz yüze geldiği sorunların kaynağında, Karl Polanyi’ nin “Büyük Dönüşüm” (1) dediği yatıyor. Başka türlü söylersek, Marx’ın tahlilini yaptığı ve ipliğini pazara çıkardığı kapitalist üretim tarzı yatıyor. Şimdilerde burjuva uygarlığı insanlığı ve uygarlığı yeni bir eşiğe taşımış bulunuyor. Ortaya çıkan bu durum artık sürdürülebilir değil. Tüm emareler ve göstergeler tam bir sürdürülemezlik tablosunun ortaya

okumak için tıklayınız

Dilsizler konuşacak ve sağırlar işitecekler – Florence Nightingale

Dünyanın en ünlü hemşiresi Florence Nıghtingale. çok sevdiği bu ülkeye hiç seyahat edememiş olsa da, doksan yıllık ömrünün büyük bir kısmım Hindistan’a adadı. Florence hasta bir hemşireydi. Kırım Savaşı’nda tedavisi mümkün olmayan bir hastalık kapmıştı. Ancak Londra’daki odasından Britanya kamuoyuna Hindistan gerçekliğini anlatmak isteyen sonsuz sayıda makale ve mektup kaleme aldı:

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Suç ve Ceza’ya, Hamlet’e ve gerçeğe ilişkin görüşü

Kafka bir gün çantamdaki kitaplar arasında polisiye bir roman görerek dedi ki: «Böyle bir şey okuduğunuz için utanıp sıkılmanıza gerek yok. Nihayet Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı da doğrusu polisiye bir romandan başka şey değil. Ya Shakespeare’iıı Hamlet’i? Bir dedektif yapıtı. Olayın orta noktasında bir giz vardır, yavaş yavaş aralanır üzerindeki örtü. Gel gelelim, gerçek’in kendisinden

okumak için tıklayınız

Tanıl Bora: Linç cihazının idmanlı tutulmasına Uygur Türkleri vesile oldu

‘Türkiye’nin Linç Rejimi’ kitabının yazarı Tanıl Bora’yla, Çinlilere karşı yükselen bu yeni nefretin altında yatanları ve Türk milliyetçiliğinin linç rejiminden beslenen damarlarını konuştuk. Çinlilere yönelik, bazıları Turancı Hareket Birliği gibi adı sanı belli, bazıları anonim kalan bu saldırılar, Türkiye’nin linç rejimi haritasında nerede duruyor? Hangi saiklerle harekete geçiyor?

okumak için tıklayınız

Dördüncü maymun değil üç maymun – Metin Altıok

Hani şu üç maymun vardır, çoğunuz bilirsiniz, Doğulu kayıtsızlığının ve vurdumduymazlığının mistik anlamdaki simgesi olarak yan yana dururlar, birbirlerine bitişik. Biri gözlerini kapatmıştır elleriyle, her ne ise işte onu görmemek için. Çünkü görmek sorumluluktur ne de olsa. Edilgen bir katılımdır olup bitene ve başa bela bir tanıklıktır sonuç olarak. Bundan karmak isteyen birinci maymun kurtuluşu

okumak için tıklayınız

Aylak Adam’ın nihilizme uzayan arayışı – Berivan Kaya

Kuşatılmış olmak, yalnızlık, her şeyden herkesten sıkıntı duymak, kalabalıklardan kaçmak, insanlardan kaçmak… Aylak Adam’ın başkişisi C, böyle biri. Sıkıntısının nedeni yabancılık. O, “farkında” ve yabancı biri. Toplumun tüm kalıplaşmış davranışlarına karşı yabancı, sıkıntılı, hatta tiksintili. Öyle ki sıkıntı kitabın başından sonuna C ile özdeşleşiyor. Kitabın ikinci cümlesi şöyle: ” …İçimdeki sıkıntı eridi. (Bu sıkıntı garsonun yüzündendi.

okumak için tıklayınız

Edebiyat klasikleri çevirilerinde şaşırtan sonuçlar

Madam Bovary’nin 38 çevirisinden sadece 5’i özgün çıktı. Robinson Crusoe ile Savaş ve Barış romanlarında da çok sayıda intihal var, Edebiyat klasikleri çevirilerinde ‘intihal’ riski dikkat çekiyor. TÜBİTAK projesi olarak İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mütercim Tercümanlık Bölümü tarafından gerçekleştirilen Çeviride İntihal Projesi kapsamında yapılan çalışmada, Robinson Crusoe, Madam Bovary ile Savaş ve Barış kitaplarının tüm

okumak için tıklayınız

David Cirici’nin kaleme kaleme aldığı “Neredesin Janinka” raflardaki yerini aldı

David Cirici’nin kaleme kaleme aldığı, Final Kültür Sanat Yayınları ile minik okurlara ulaşan “Neredesin Janinka” raflardaki yerini aldı Bu kitap, insanların başlattığı korkunç bir savaşın ortasında altüst olan hayatını yeniden kurmak için yılmadan mücadele eden Yosun adında sevimli ve akıllı bir köpeğin öyküsüdür… Nedenini hiçbir zaman anlayamadığı, adına “savaş” denen bu felaket sırasında Yosun’un yaşadığı

okumak için tıklayınız

Grazia Ciavatta’nın kaleme aldığı “Damdaki Kedi” raflardaki yerini aldı.

Grazia Ciavatta’nın kaleme aldığı, Final Kültür Sanat Yayınları ile minik okurlara ulaşan “Damdaki Kedi” raflardaki yerini aldı. Küçük bir kedinin arkadaşlığını ele alan kitapta, hayvanlarla da dost olunabileceği ve herkesin kendi yaşam alanı içerisinde mutlu olacağı anlatılıyor.

okumak için tıklayınız