Hadi gelin! Su güzeldir – Eda Sezgin

“Yeni Crobuzon’da olanları düşününce. Çok şey risk altında. Konsey’in peşine düşenler yüzünden buradayım. Ayrıca senin onu durdurabileceğini düşündüğümden. Bu yüzden buradayım işte.” (Demir Konsey) China Miéville’in Yordam Kitap’tan çıkan son kitabı Demir Konsey’de geçen bu cümle, bir metafor olarak ele alındığında, fantastik edebiyatta çok genç yaşından itibaren haklı bir başarı elde etmiş olan yazara dair,

okumak için tıklayınız

Özgürlüğe Kaçış – Tolga Aras

Kendimize küçük alanlar yaratıp özgürlük tohumları ekme eylemi uzun zaman öncesine dayanıyor. Dünya tarihi böyle örneklerle dolu. Büyük bedeller, savunmalar, direnişler ve hatta kayıpların öyküsü de o tarihe dâhil. İşin garip tarafı böylesi dirençler, özgürlüğü yitirmeye ramak kala patlıyor. Distopya ütopyaya, oradan da gerçeğe dönüşüyor. Mahmut Eşitmez, ilk romanı Liberhell’le buna benzer bir direnişi, mücadeleyi,

okumak için tıklayınız

Bir kayıp nesne olarak Ütopya’nın adı(1) – Mesut Lizor

Suruç’ta katledilen Genç Yoldaşların anısına, Gerektiği gibi yazılmış metin örümcek ağına benzer: gergin, eşmerkezli, saydam, sıkı örgülü ve çapraşık. Uçuşan her şeyi kendine çeker. Arasından geçmeye çalışırken ağa yapışıp kalan metaforlar onu besleyen avlardır. Konu ve malzeme kendiliğinden ona doğru kanat çırpıyordur. Bir tasarımın gücü ve doğruluğu bir alıntının başka bir alıntıyı davet etmesini sağlayıp

okumak için tıklayınız

Remzi Raşa – M. Şehmus Güzel

Remzi direndi. Ölümle mücadelesini son anına kadar sürdürdü. Kendisine ayrılan zaman dilimini hakkıyla doldurdu ve aramızdan tebessümünü eksik etmeden çığlıklar atarak ayrıldı. Son birkaç yılda Paris’te yitirdiğimiz değerlerimize biri daha katıldı. Hayat böyle işte. Sıkıntılı da olsa, sonunda hepimizi bekleyen ölüm de olsa yaşanmaya değer. Remzi gibi bir ressam için ölüm mümkün mü? Herhalde değil

okumak için tıklayınız

Zararlı Kitaplar – Zafer Köse

ÖRNEĞİN, BİR ÖNGÖRÜ Temmuz 2015’in bu son günlerinde birçok kişinin “olamaz” diyeceği bazı gelişmeler, kısa süre sonra çoğu kişinin tahmini haline gelebilir. Örneğin, AKP, Tayyip Erdoğan’ı dışlayarak yoluna devam etmeyi tercih edebilir. Geçtiğimiz yıllar boyunca liderle özdeşleşme yaşanan bu kesimde, böyle bir değişim akla yatkın bulunmayabilir. İyi de, lider hayranlığı ve özdeşleşme, iktidar çarkının dönmesi

okumak için tıklayınız

Son Teşebbüs – Aziz Hatman “İnsana, topluma dönük bir tehdit karşısında nasıl kayıtsız kalınabilir ki?”

“Yeryüzünde bir cinayet işlenmesinin üzerinden yüz yıldan daha fazla zaman geçti. Daha doğrusu bir önceki cinayetin üzerinden… Sen bu mektubu okuduktan sonra, dünyanızda bir cinayet işlenecek. Bir insan, ölecek. Taammüden öldürülecek. Bunu çok iyi biliyorum, çünkü ben öldüreceğim! Sizin sınıfsız, sömürüsüz toplumunuzda; tek bir devletin bile kalmadığı bu mükemmel dünyanızda işlenecek bu cinayet, suç ve

okumak için tıklayınız

Başkaldırdığı Kadardır İnsan – Zafer Köse

Bazıları sanıyor ki, insanlar bilinçsiz olduğu için başkaldırmıyor. “Cahil” diye yorum yapıyorlar. Oysa, gerçekleri görmek için bilgiden çok, cesaret gerekir. Görünce gereğini yapmayı kabul etmek, görmeyi göze almak gerekir. Vicdan gerekir. Yani, bilinçli varlığı yaratan, başkaldıran kişiliktir. Bu nedenle, başkaldırı, bilinçten önce gelir.

okumak için tıklayınız

Görevimiz dünyanın kendini yok etmesini engellemek – Albert Camus

Albert Camus’un ödül aldığı 1957 yılında yaptığı konuşma: Özgür akademinizin, bu cömert ve onur verici ilgisi karşısında, özellikle de bu ödülün kişisel liyakatlarıma baskın çıktığını dikkate alınca, yoğun bir şükran duygusu hissediyorum. Her insan, ya da daha güçlü nedenlerden dolayı, her sanatçı fark edilmek ister. Ben de istiyorum. Ancak kararınızın sonuçları ile, gerçekte olduğum kişiyi

okumak için tıklayınız

Ben yalnızca barışçı değil, bir barış savaşçısıyım – Albert Einstein

Katı ekonomi öğretilerinin ya da geleneklerinin kölesi olacak yerde dünyanın zenginliklerini hakça dağıtabilseydik, herkese yetecek kadar para, iş ve yiyecek olacaktı şu yeryüzünde. Ama özellikle bir şeye, düşünce ve çabalarımızın yapıcı çalışmalardan saptırılıp yeni bir savaşın hazırlığı uğruna kötüye kullanılmasına asla izin vermemeliyiz. Ben de o büyük Amerikalı’nın, Benjamin Franklin’in söylediğine katılıyorum. İyi bir savaş

okumak için tıklayınız

Anla(şıl)masını sağlamak, aptallaş(tır)manın temelidir.

Açıklayanın Düzeni Joseph Jacotot’nun zihninde hemen bir şimşek çakıp her eğitim sisteminin gözü kapalı benimsediği şu apaçıklığa güçlü bir ışık tutar: açıklamaların zorunluluğu. Bu apaçıklıktan daha kesin ne olabilirdi ki? Kimse anlamadığı şeyi hakikaten bilemez. Eee, anlaması için de ona bir açıklamasının yapılmış olması, hocanın sözünün araya girip öğretilen madde’nin, yani konu’nun dilsizliğine son vermiş

okumak için tıklayınız

“Söylemek Yazmak” – Müslüm Üzülmez

Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 4 6. Söylemek Yazmak Okuma listemde olan tarihle ilgili kitapların okumasını tam bitirmiştim ki, -benim için- bir sürpriz oldu. Kıymetli hemşerim, sevgili hocam M. Şehmus Güzel’in kaleme aldığı Söylemek Yazmak(*) adlı kitabının yayımlandığı haberini aldım. Kitabı hemen temin edip bir solukta okudum.

okumak için tıklayınız

Sağlam Adam – Bir Maskeli Geçit – Herman Melville

Melville, sanayileşmekte olan bir toplumun hızla değişen maddi ve manevi değerlerini ölçen bir adamın portresi üzerinden Amerika’nın bir panoramasını çiziyor. Mississippi Nehri üzerinde seyreden Sadakat isimli istimbota bir “Nisan Bir” gününde tatlı dilli, usturuplu bir yolcu biner. Her bölümde ona farklı bir kimlikle rastlarız, bazen bir dilsiz, bazense gezmiş görmüş bir adam olur. Peki bu

okumak için tıklayınız

Çevremizdeki Yaratıklar – Adil Okay

Ne çok yaratık var çevremizde. Önce “hayvanlar var” diye yazdım. Sonra hayvanlara haksızlık olacağını, çocukluktan dilime yerleşmiş, “hayvan”ı küfürle özdeşleştirme alışkanlığından arınmam gerektiğini düşündüm. Yaratık! Daha uygun. Kim bu yaratıklar. 30’dan fazla silahsız- savunmasız genci katleden(ler) değil sadece. Onları besleyenler de yaratıktır. Onları alkışlayanlar da.

okumak için tıklayınız

Oluş – Özgür Akbulut

Kimi kuramsal anatomistlerin,’bireyi’ toplumsal değer metaforunda, birey-toplum ilintisi ile kopuş karmaşasından uzak olasılıklar olmasını reddeder.Şüphesiz bu kopma hâli Ortadoğu özelinde,Asya tip üretim normlarında türeyen bireysel mikroorganizmaların alışılageldik ”ol/ma” denklemi ”değil,olamaz” gibi kopuk bir algı söz konusu,belki de;evet. kopuk.

okumak için tıklayınız

Çiğdem ve Hakkı – M. Şehmus Güzel

Hakkı minik sırt çantasını her zamanki gibi huzur ve barış içinde hazırladı. Kitaplar önce, sonra iki tişört ve yedek bir pantalon. Hepsi bu kadar. Sırtında keten bir çeket, bir tişört, bir gömlek, bir pantalon. Ayakkabısı sıradan bir tenis, hesaplı tarafından. Hakkı marka sevmez. Çiğdem’i sever. Samsun’da aynı fakültede, aynı sınıfta, aynı anfide, aynı sırada dirsek

okumak için tıklayınız

İnsanlar neden ölüyor? Hayal etmedikleri için… – Fernando Pessoa

Duygularımı ve düşüncelerimi aynı anda kuşatan bir deneyim yoluyla başlangıçta, düşsel yaşamın, her ne kadar marazî görünse de, benimki gibi yaradılışlara uygun olduğunu fark ettim. Hayal gücümün (daha sonra gelişti) kurguları beni bitkin düşürdü ama canımı yakmadı ya da küçük düşürmedi.

okumak için tıklayınız