Sevgili Voltaire – Margit Walso

Kalbi de en az zihni kadar büyük olan bir kadının büyüleyici hikâyesi. Paris, 1733. Büyük bir matematikçi olan Émilie du Châtelet her şeyi aynı anda istemektedir: aşkı, heyecanı ve büyük bir biliminsanı olarak tanınmayı… Operaya gittiği bir gece Voltaire’le yıllar sonra tekrar karşılaşan Émilie, evli bir kadın olmasına rağmen eşinin göz yumması sayesinde büyük aşkıyla

okumak için tıklayınız

Oktay Akbal’a Mektuplar

Akbal’a arkadaşı, dostu, tanıdığı 40 yazarın gönderdiği ve 70 yıllık bir dönemi yansıtan 138 mektup yer alıyor Oktay Akbal’a Mektuplar’da. Başkalarının mektuplarını okumakta, buna iznimiz olduğu zamanlarda dahi hafif suçlulukla karışmış tuhaf bir zevk vardır. Mahreme adım atmaktır çünkü bu. İki kişinin arasındaki en dolaysız en samimi paylaşıma dahil olmak… Üstelik mektupların sözgelimi telefonla ya

okumak için tıklayınız

Düşüncenin dilinden konuşmak

Artık beynimizin şifresini çözmeye başladığımız için, düşüncenin oluşumuna dair ilginç soruları yanıtlayabilir hale geldik mi? Bilişsel psikolog Steven Pinker’e birisi şaka amacıyla zihnimizin nasıl çalıştığını beş kelimede anlatabilir mi diye sorduğunda hiç düşünmeden “Beyin hücreleri düzen içinde ateşler,” demişti. İyi bir deneme, ama aslında bir bilinmezi başka bir bilinmezle açıklamak gibi bir şey bu.

okumak için tıklayınız

Mücadeleci bir ölümsüz Saramago

Kırmızı Kedi Yayınları, geçtiğimiz ay içinde Saramago külliyatına yeni bir kitap ekledi. Daha önce Turkuvaz Yayınları tarafından bir bölümü yayımlanan Defterler’in tam metnini okuyucularla buluşturdu. Saramago’nun bitiremeyeceğini düşünüp üzüldüğü Filin Yolculuğu’nu tamamlayıp, sağlığına yeniden kavuştuğu süreçte bir blog açtığını ve orada günlük yazılar ve değerlendirmeler kaleme aldığını biliyorduk. Kabil’e başlamadan önce bir antrenman turu attığını

okumak için tıklayınız

Foça çalıştayından izlenimler – Müslüm Kabadayı

Foça izlenimlerimi yazmak için zaman kollamamın üzerinden 10 gün geçmiş. Her gün o kadar çok şeyle boğuşuyoruz ki, esas yapmak istediklerimizi gerçekleştirememenin ezikliğini duyuyoruz ne yazık ki. Lafı uzatmadan, yeni zaman kaybına da yol açmadan izlenimlerimi ana hatlarıyla paylaşmak istiyorum.

okumak için tıklayınız

Yusuf Ziya Bahadınlı : Işıklı insanın romancısı – Müslüm Kabadayı

29-30 Kasım 2014’te İzmir Foça’da düzenlenen “Köy Enstitüsü’nden Doğan Edebiyat” konulu çalıştayda sunmak üzere hazırladığım bu metnin girişinde, eğitim tarihimizin en önemli ve özgün kurumu olan Köy Enstitülerinin işlevine ve bugünle gelecekte bu deneyimden nasıl yararlanılabileceğine dair özlü bir değerlendirme yapmak istiyorum.

okumak için tıklayınız

Haw: Bir Köpeğin (Sk: 107’nin) Serencamı – Müslüm Üzülmez

Haw, Kemal Varol’un yeni yayınlanan romanı. Kemal Varol, mutlak hegemonya isteyen kutsal hiyerarşi ile örgütlenmiş derin devletin, resmi ideoloji ve siyasi rejimin yıkıcı etkisinin en çok hissedildiği coğrafyada, 1977’de Diyarbakır’da doğmuş, çocukluğunda 12 Eylül darbesinin, gençliğinde Kürt ulusal hareketi ile Devlet arasında süren savaşın tüm olumsuzluklarını görüp yaşamış biridir. Görüp yaşadıklarına dair duygu ve düşüncelerini

okumak için tıklayınız

Egoistlerin Unutulmuş Yazarı

Biricik ve Mülkiyeti, Jason McQuinn’in deyimiyle “ideoloji müritlerinin nefret etmeyi sevdiği anarşist” Stirner’in kitabı Selma Türkis Noyan’ın çevirisiyle sonunda Türkçe’ye kazandırıldı. Ülkemizde her ne kadar adı sanı pek bilinmese de – ki bundan Sol Yayınları’nın, aslında Stirner’e bir cevap olarak yazılan Alman İdeolojisi’nin, yalnızca Feuerbach ile ilgili kısmının çevrilip basılmasının da “katkısı” çoktur (neyseki tamamı

okumak için tıklayınız

Gökyüzüne Vurgun Kelebek

Çocuk kitaplarının en güzel konularından biridir bilinmeyeni keşfetme tutkusu. Belki de hepimizin içine en çok işleyen karakterlerden biri olmuştur denizi düşleyen Küçük Kara Balık ve bunu bir gün gerçekleştireceğine dair kararlılığı. Küçük Kelebeğin Rüyası’nda da yine hayallerinin peşinden gitme konusunda tutkulu “kozasından yeni çıkan, kanatlarındaki parlak renklerle” hep daha fazlasını hayal eden küçük bir kelebeğin

okumak için tıklayınız

Sosyolojide Temel Kavramlar

Anthony Giddens, bugün sosyoloji denilince hem dünyada hem de Türkiye’de ilk akla gelen isimlerden biri. Yaşayan en önemli sosyologlardan sayılan Giddens, şöhretini ve sosyolojideki merkezi konumunu sosyolojinin hemen her alanındaki üretkenliğine borçlu. Giddens, bir yandan sosyolojinin kurucularının ve düşünsel atalarının görüşlerini merkeze alan çalışmalarıyla seçkinleşirken,diğer yandan sosyolojinin güncel gelişiminin izini süren ve bu gelişime önemli

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Unutulan Tarihi

Kapitalizmin en büyük başarısı, özel mülkiyet, para, sermaye ya da kâr gibi temel kategorilerini doğallık, yasallık ve meşruiyet perdelerinin arkasına saklamayı becerebilmesidir. Bugün mülkiyet hakkında fikrini sorduğunuz birçok insan, mülkiyet hakkının kutsal bir hak olduğunu, girişimciliğin yasalar tarafından korunması gerektiğini, yatırım yapılarak kazanılan paranın meşru bir kazanç olduğunu söyleyecektir. Ve şaşırtıcı bir şekilde haklı olacaktır:

okumak için tıklayınız

Kök insan’dır

Erich Fromm’un sevgi, özgürlük arayışı gibi insana ilişkin en temel konuları ele alan kitapları birçok dile çevrilmiştir. Aslında bunların halen güncelliğini korumasının ve ilgiyle okunmasının bir sebebi; çağın sorunlarını irdeleyişi ve bu sorunlara getirdiği çözüm önerileridir. Fromm insanın tek istediği daha çok ve daha iyi şeyler tüketmek olan ebedi bir süt kuzusuna, tüketiciye, dönüştürüldüğünü ve

okumak için tıklayınız

Dikkat Unutacak Kimse Yok

Onur Akyıl nevi şahsına münhasır bir şair. İlk şiir kitabı Vietnam Mektubu’nun ardından Unutacak Kimse Yok adlı kitabıyla şiirini yenilerken geliştirir. Kitap iki düzlemde de muhalif kimliğini korur. Gündelik hayatın sorunlarına ilişkin duyarlık şiirlerinin ana izleğini oluşturur. Bu bilinçli tutum şairin şiirini fonda ekonomik ve politik göstergelerde birleştirir. Fondaki yüksek çığlık şiirindeki olay, olgu yahut

okumak için tıklayınız

Emanet İhanete Uğramadan…

Emanetimdeki Hayatlar ya da Acı Defteri M. Fırat Pürselim’in ikinci, hatta çocuk kitabını da sayarsak üçüncü kitabı. Daha çok öykücü kimliğiyle karşımıza çıkan Pürselim bu kitabında farklı bir çalışmaya girişmiş; emanetine aldığı onlarca öyküyü belirli bir düzene sokarak kitabın merkezine benzer ezgiyle çalan kendi öyküsünü oturtmuş. Hal böyle olunca kimi yerlerde okura öykünün tokadını atarken

okumak için tıklayınız

Diktatörlük Üzerine Liberal Savların Eleştirisi

Liberal teoride, diktatörlük kavramı en yalın ifadesiyle demokratik olarak nitelendirilmeyen yönetim şekillerini tanımlamak için kullanılır. Liberal yaklaşımların diktatörlüğe dair analitik bir tanım koyamamasının, buna karşın genellemelere başvurmasının başlıca nedeni, kavramın karşıtı olarak kabul ettikleri temel kıstasın, yani “demokratik olmayan” tiplerin hem tarihsel bağlamda hem de pratik açısından çok çeşitli olmasıdır. Tek bir tanımla ifade edilemeyen

okumak için tıklayınız

Demokrasi ve Diktatörlük

Günümüzde kapitalist devletler gittikçe otoriter bir biçim almaktadır. Parlamentoların öneminin azalması ile yürütmenin gittikçe güç kazanması, biçimsel dahi olsa hukuki düzenlemelere riayet etmeyen hükümetler ve sosyal hakların kapsamının gittikçe daralması istisna olmaktan çıkan bu yeni devlet biçiminin bazı özellikleri. Elbette kapitalist devlet başından beri otoriter bir devlet biçimine meyilliydi ancak sınıf mücadeleleri ve dünya konjonktürü

okumak için tıklayınız

İmtiyaz, Güvenlik, Diktatörlük

“Hiçbir şey Schmitt’in ‘liberalizm olağanüstü durumları görmezden gelir; liberal devlet, meseleleri tartışmakla yetinen ve ‘istisnai durumlar’ hakkında ‘kararlar alma’ yeteneğinden yoksun olan ‘zayıf’ bir devlettir’ şeklindeki önermesi kadar gerçeklerden uzak olamaz. Hiçbir şey liberalizmin ve devletin doğru kavranmasına Schmitt’in bu önermesi kadar zarar veremez.” Mark Neocleous

okumak için tıklayınız

Arendt Totalitarizm ve İdeoloji

Siyaset bilimi literatürü açısından en temel ve yanıtlanması zor sorulardan birinin kitlelerin baskıcı rejimlere hangi koşularda, neden ve nasıl destek verdiğinin açıklanması olduğu söylenebilir. Bugün Türkiye’de de siyasi iktidarın niteliğindeki dönüşüme odaklanırken sürdürülen rejim tartışmalarında bu soruya verilen olası yanıtlar belirleyici olmaktadır. Bu soruya yanıt ararken, siyasetin pratikteki formunun teorideki gibi adalet ve erdem gibi

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’in Madımak Katliamı’yla ilgili notları yayımlandı!

Nesin Vakfı, Aziz Nesin’in Madımak Oteli Katliamı’na dair aldığı Eski Türkçe notları yayımladı. Nesin Vakfı daha önce, kendilerinde bulunan metinleri çözerek 13 kitap halinde basmıştı. Şimdi sayısı 400 bini aşan belgeleri ve içeriğini tasnif etmeye çalışan vakfın Genel Müdürü Süleyman Cihangiroğlu Taraf’a konuştu.

okumak için tıklayınız