Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda – Ahmet Şık

AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı? AKP ve Gülen Cemaati, yakın zamana kadar Türkiye’yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı. Tuzaklar, hileler, sahteliklerle örülü soruşturma ve davalar

okumak için tıklayınız

Karikatür çizmek çok eğlenceli!

Güzel sanatlar arasında özellikle resimde en yaratıcı olunan dönem çocukluktur. Hiçbir kural, yöntem bilmediğimizden ve aldırmadığımızdan “Ben yaptım, oldu” düsturu ile hareket ederiz ve gerçekten de olur. Ressamlar da aslında o dönemi tekrar yakalayabilmek için çabalarlar hayatları boyunca. Karikatür ise belki resim sanatı kadar gelişmiş ve yaygınlaşmış değil ama gittikçe daha çok yer ve ilgi

okumak için tıklayınız

Anlat Bakalım – Chuck Palahniuk

Katherine Kenton, Houdini gibi yaşıyordu. Bir kaçış ustası gibi. Evliliklermiş, tımarhanelermiş, kaçarı olmayan Pandro Berman stüdyo sözleşmeleriymiş… fark etmez… Bayan Kathie kendini kapana kıstırıyordu çünkü son anda zincirlerinden kurtulmak ona muazzam bir başarı hissi veriyordu. Pek çok evlilik ve estetik operasyonundan sağ çıkmış Katherine Kenton, namı diğer Bayan Kathie, Altın Çağı’nı yaşayan 1960’ların Hollywood’unda yıldızı

okumak için tıklayınız

Bir Yıldıza Övgü – Pablo Neruda

Yirminci yüzyılın büyük ozanı, Şilili usta Pablo Neruda’dan çocuklara ve hep çocuk kalmak isteyenlere yıldızlar kadar zarif, yıldızlar kadar ışıltılı ve büyülü bir şiir. Büyüdüklerinde, gündelik hayatın akışına katıldıklarında, düşlerini unutmasınlar, yüreklerinde ve beyinlerinde bir yıldız taşımayı ihmal etmesinler diye minik bir anımsatma…

okumak için tıklayınız

Fareler sınır tanımıyor!

“Sakar Fareler” İş Kültür Yayınları’nın bir süredir bastığı bir seri. Elimizdeki ise: “Sakar Fareler Okulu Karıştırıyor”. Adından da anlaşılacağı üzere bir karmaşa kitabı. Hazar Akılbaş’ın arkadaşı olan Perver ve Miki Tamtam isimli fareler gayet iyi niyetli ve yardımseverler, en azından dostları Hazar’a karşı; ama iyi niyet, sakar olmalarına ve fütursuzca karmaşa yaratmalarına engel değil.

okumak için tıklayınız

Michael Shermer – Sanrılar, Saplantılar ve Bilimdışı İnançlar (Video)

İnsanlar neden saçma şeylere inanır, hiç düşündünüz mü? Neden ekmeğin üzerinde bir ünlüyü gördüğümüzde seviniriz ve bunun bir mesaj olduğunu umarız? Neden ünlü şarkıların aslında tüm dünyayı yöneten gizli bir gücün bilinçaltımıza yerleştirmeye çalıştığı mesajlarla dolu olduğu gibi bir saçmalığa inanmayı uygun buluruz?

okumak için tıklayınız

Neden çoğu kişi sağ elini kullanıyor?

Sağ elini kullanan insanlar dünya çapında çoğunluğu oluşturuyor. Bunun nedeni ne olabilir? Jason Goldman araştırdı. Hangi eli kontrol etmesi daha kolaydır? Yazarken hangi elinizi kullanıyorsanız yemek yerken de aynı eli kullanırsınız. İnsanların yüzde 74 ila 96’sı sağ elini kullanıyor. İngiltere’deki Liverpool Üniversitesi’nden arkeolog Natalie Uomini’ye göre “solak insanların çoğunlukta olduğu bir toplum hiç olmadı”.

okumak için tıklayınız

Örümcekçinin Hikayeleri – Hugo Chavez

“Amerikan işgali; o savaş dört saat bile sürmez,” ya da “Amerika asker göndermeden bu ülkeyi kontrol altına alır,” deme gafletine düşenler son derece yanılmaktadır. Bir milyon asker de gönderseler başaramazlar. Bu ülkeyi kimse kontrol edemez! Sadece biz Venezuelalılar bu ülkeyi ileriye taşırız! Bunu sadece biz yapabiliriz!”

okumak için tıklayınız

“Bu çocuklar Robin Hood’a benzer, bu çocuklar Che Guevera gibidir” diyorlar onlar için. Çünkü çArşı hep vicdanın yanında, özgürlüğün peşinde…

“çArşı kaçta yürüyüşe başlıyor?” Gezi’de en çok sorulan sorulardan biriydi bu. çArşı cadde boyu yürürken de üzerlerine balkonlardan çiçek atılıyordu. “Bu çocuklar Robin Hood’a benzer, bu çocuklar Che Guevera gibidir” diyorlar onlar için. Çünkü çArşı hep vicdanın yanında, özgürlüğün peşinde… Gazeteci yazar Erk Acarer “çArşı Ulan!’da bu serüveni anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Çarşı (Bir Başka Taraftarlık) – Sema Tuğçe Dikici

Çarşı Ağaçların kesilmesine karşı, Çarşı, savaşa karşı’, ‘Çarşı, küresel ısınmaya karşı’, ‘Çarşı, nükleer santrallere karşı’, ‘Çarşı, tiyatro yıkımına karşı’, ‘Çarşı, Faili Meçhullere Karşı’, ‘ ‘Çarşı, ırkçılığa karşı’, ‘Çarşı, teröre karşı’, ‘Çarşı, çocuk pornosuna karşı’, ‘Amerikan şahinlerine karşı’, , ‘Çarşı yağlı güreşe karşı’, ‘Çarşı Tekel’in özelleştirilmesine karşı’, ‘Çarşı bombaya karşı’, ‘Çarşı hayvan itlafına karşı’ ‘Çarşı, alayına

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin çocuğunu kaybedişi. “Onu bir daha hiç görmeyeceğimi düşünemiyorum.”

Şubatta, sabırsızlıkla beklenen şey oldu: Dostoyevski’nin ilk çocuğu doğdu. Madam Snitkina, Petersburg’dan gelmek niyetindeydi ama hastalığı bunu engelledi. Anna’nın ilk sancılan başladığında, kocası güçlü bir sara nöbetinin etkisiyle uyuyor, kendisinden geçmiş bir halde yatıyordu; Anna onu kaldırmaya cesaret edemedi. Evde yarı-budala bir hizmetçiden başka kimse yoktu ve Anna bütün gece yalnız başına acı çekti. Sabahleyin

okumak için tıklayınız

“Bu satırları buz gibi odamda yazıyorum. Ne odun ne kömür alacak param var.” Orhan Kemal

(1960’lı Yıllar) Bu yıllarda da parasızlığı had safhadadır. Mali durumu için “Fecinin de fecii!” demektedir. Ne sinema ne de gazetelerde roman üzerine iş vardır. Bu sırada bir arkadaşının akıl vermesiyle vadeli olarak iki adet buzdolabı alır. Bunları yarı fiyatına peşin satarak dört aylık ev kirasını ve diğer borçlarını öder. Bu buzdolaplarını çok iyi hatırlıyorum. Çünkü

okumak için tıklayınız

Doris Lessing’den ‘Anılar’

Lessing, edebiyat tarihinin en dikkat çekici kadınlarından biri. Feminist yazının önemli eserlerinden olan “Altın Defter” gibi büyük ilgiyle karşılanmış bir romanın yanında “Hayatta Kalma Güncesi” gibi başarılı bir ters ütopyaya imza atmış, son romanı “Yarık” 2007’de yayımlandığında aynı yıl Nobel Edebiyat Ödülü’ne ve daha pek çok önemli edebiyat ödülüne değer görülmüş başarılı bir kalem.

okumak için tıklayınız

İyi eğitimli kişilerde unutkanlık tehlike işaretçisi

Üniversite eğitimi görmüş kişilerin yaşadığı unutkanlıkların, felç habercisi olabileceği belirtildi. Hollanda’da yapılan ve Stroke dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, yüksek eğitimli insanların felç geçirmesi olasılığı, daha düşük eğitimlilere kıyasla % 39 daha fazla. Rotterdam’da 20 yıl süresince, sağlıklı ve 55 ile daha yukarı yaşlardaki 9.000 dolayında insan incelemeye alındı. Katılımcılara unutkanlık sorunu çekip çekmedikleri soruldu. 2012

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ‘in Tavşan Hikayesi

Zaman zaman zararsız mahkûmlar hapisten jandarma eşliğinde çıkarılarak devletin inşaat, yol, temizlik gibi işlerinde çalıştırılır. Babam da, Nâzım Hikmet de bu şekilde dışarı çıkar, hem çalışır hem de hapishane ortamından uzaklaşmış olurlardı. Böyle günlerden bir gün babam küçük bir çocuğun elinde tavşan yavrusu tuttuğunu görmüş. Çocuk satmak istiyor fakat diğer mahkûmlar sadece oynuyor, alıcı olmuyorlar.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal ‘in şiir yazmayı bırakmasında Nazım Hikmet ‘in belirleyici rolü

Hayatın tesadüfü müdür, bir sanatçının yıldızının parladığı ânın gelmesi midir, kader dediğimiz alınyazısının yazıldığı gün müdür bilinmez, tarihler 5 Aralık 1940 Perşembe gününü gösterdiğinde Nâzım Hikmet Çankırı Cezaevi’nden, sağlık nedeniyle Bursa Cezaevi’ne nakledilmiştir.

okumak için tıklayınız

Özen Aşut’la “Boyun Eğmeyenler” Romanı Üzerine Söyleşi

“İnsanları iyi ve kötü olarak kategorize etmemek gerektiğine inanırım. Sonuçta bireyler bu toplumun ürünleridir.” SÖYLEŞİ: ÖMER TURAN Ömer Turan: “Boyun Eğmeyenler”i okuyup son yaprağı da çevirdikten sonra aklıma gelen ilk soruyla başlamak istiyorum söyleşimize. Romanın sonunda, “Sevgi, öleli çok oldu. Ne 1980’leri, ne 1990’ları görebildi” diyorsunuz. Bu sözü aslında Sevgi Soysal’ın çok genç yaşta aramızdan

okumak için tıklayınız