Cevabı Dostum, Yeni Yılda Bunun – Zafer Köse

Beethoven’a, Nazım’a, Dostoyevski’ye o büyüleyici yapıtları üretme gücünü veren neydi? Gözlerinin içi gülerek insan sevgilisine neden çiçek verir? Bir anne, neden dünyaya çocuk getirir? Cevabı dostum, umutta bunun. İyi müziğin, nitelikli şiirin, katmanlı romanların değerinin anlaşılacağına duyulan güvende. Çiçeği uzatan yüreğin içtenliğinin hissedileceğine inanmakta. Doğan bebeğin dünyaya güzellik katmasında. Yeni başlangıçlar yaratan insanın umudunda.

okumak için tıklayınız

Kent ve Yazar

Kentler ve Gölgeler – Edinburgh – Sir Arthur Conan Doyle (Sherlock Holmes ‘un yazarı) Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Bologna Ravenna ? Dante Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Kopenhag ? H.C. Andersen Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Beyrut ? Amin Maalouf Belgeseli Kentler ve Gölgeler – Madrid ? Cervantes Belgeseli Kentler ve Gölgeler – İskenderiye

okumak için tıklayınız

Mozart – Ahmet Say

Mozart aydınlanmacı bir besteci , aydınlanma çağının bestecisidir. Bu besteci için dünyanın dört bir yanında yorumlar, eleştiriler, incelemeler yazılmıştır. Ahmet Say, bu tür yazıların en önemlilerinin çevirilerinden yaptığı seçme ile düzenledi. Kitapta Mozart?ın mektuplarından yapılan bir seçme de yer alıyor. Kitaba eklenen müzik terimleri sözlüğü ise konuya yabancı olanların kitabı okumasını kolaylaştırıyor. Ahmet Say, eserinde

okumak için tıklayınız

Edip Cansever’in çoksesli şiir anlayışı – Nazê Nejla Yerlikaya

Edip Cansever, 57 yıllık yaşamına 17 şiir kitabı sığdırmış, bu şiir kitaplarının yedisinde uzun dramatik yapılı şiirler kurmuş bir “İkinci Yeni” şairi. Duygudan çok düşünceyi ön plana alan yapısıyla şiirleri kolayca ezberde kalmayan, mısradan değil şiirin bütününden dünyaya yönelip dünyayı kavramak isteyen “düşüncenin şiiri”ni “çoksesli” şiir yazma tarzıyla kuran büyük bir usta.

okumak için tıklayınız

E-kitap okumak ‘uykuya ve sağlığa zararlı’ İşte bilimsel sonuçlar…

Yatma vakti geldiğinde, elinizde bir elektronik kitapla (e-kitap) battaniyenin altına kıvrılmış “bir şeyler okuyayım” diyorsanız aslında uykunuza ve sağlığınıza zarar veriyor olabilirsiniz. Uyarıyı, Harvard Tıp Fakültesi’ndeki Amerikalı doktorlar yapıyor. Araştırma ekibi, uyumadan önce ışık yayan e-kitap okuyanlarla, kâğıt baskı kitapları okuyanları kıyasladı.

okumak için tıklayınız

“Ben Ölü Canlar ‘dan nefret ediyorum. Ben kötü bir adamım.” Gogol

Bu yaşıma dek bu klasik romanı okuyamadığım için utanıyor ve bu ayıbı kimselere söyleyemiyordum. Üstelik Melih Cevdet’in çevirisi olduğuna göre, değerinin güvencesi vardı. Ama ne yazık ki ameliyatımdan sonra, görme alanım daraldıktan sonra kitap, mektup, gazete gibi şeyleri okuyamıyordum; bunları Vakıf çocuklarıma okutuyordum. Ölü Canları okul dönüşlerinde, akşam saatlerinde önce Kadriye ve Emine, sonraları Mahperi

okumak için tıklayınız

“Can Dündar’ın Abim Deniz kitabı hâlâ çok satanlar listesinde yer verilmiyor”

İleri Haber’e konuşan Can Yayınları’nın sahibi Can Öz, Abim Deniz kitabına hâlâ çok satanlar listesinde yer verilmediğini söyledi. Gezi’nin kırılma olduğunu ve artık bu ülkede değişim olacaksa bunu başkasının değil halkın kendisinin yapacağını söyleyen Öz, AKP’nin baskılarının edebiyattaki etkisi ve yayınevinin politika değişikliğini de anlattı.

okumak için tıklayınız

Uykuda öğrenmek mümkün mü? David Robson

Uyurken öğrenmek eskiden beri herkesin hayalinde olan bir şey. Uzmanlar bugün uykuda hafızayı geliştirmenin birtakım yollarını bulduklarını söylüyor. Uyurken yeni bir beceriyi sıfırdan öğrenmek mümkün değil; ama hafızayı güçlendirmek olanaklı. Uyku sırasında beynimiz önceki günün anılarını işleyip pekiştirir. İşte bu süreci daha etkili kılmak mümkündür.

okumak için tıklayınız

Mimarlık Diye Bir Şey – Zafer Köse

Zülfü Livaneli, zaman zaman Hanns Eisler’ın bir sözünü hatırlatır: “Sadece müzikten anlayan, aslında müzikten de anlamaz.” Sadun Aren, bilindiği gibi, sosyalizm mücadelesinde bedeller ödemiş, yıllarını feda etmiş bir iktisat profesörüydü. Siyasal mücadelesi kadar üniversitedeki hocalığını da önemsiyordu. Derslerin hayatla bağlantı kurularak anlatılmasının ve bilgilerin dünyayı anlamak için kullanılabilecek hale getirilmesinin, hiçbir siyasal yönlendirme yapmadan da

okumak için tıklayınız

Yazarların sevdiği Aziz Nesin öyküleri

Aziz Nesin 99 yaşında. Sezen Aksu, Ahmet Ümit, Orhan Pamuk, Sırrı Süreyya Önder ve Müjdat Gezen gibi birçok ünlü isme hiciv ustasının en sevdikleri öyküsünü sorduk, anılarını dinledik. Siyaset Meydanı’nda önemli bir siyasetçi hararetle konuşuyor. Karşısında oturan Aziz Nesin’e bakarak “Ne büyük bir millettir ki kendisine aptal diyen sayın yazarı multimilyarder etmiştir” diyor. Nesin cevabı yapıştırıyor:

okumak için tıklayınız

Don Kişot ve devrimci ruh

Mahmut Temizyürek. Devrimci ruhun da Don Kişot gibi başka motivasyon peşine düşmeden, hatta para, ün ve başarı gibi maddi getirilere sırtını dönerek yaşadığını gösteriyor İm Bilse Er Ölmes’de. Geçen hafta The Guardian gazetesinde yayımlanan bir yazısında John Berger, seksen yıllık yazma serüveninden, her şeyden önce anlam bulmasına yardım eden bir unsur olarak söz etmiş. Yazmak,

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü ‘nün hayatı

Edebiyatımızın özgün kalemlerinden Tezer Özlü, yayımladığı üç “farklı” kitabıyla çok erken yaşta yitirdiğimiz yazarlardan biri oldu. Kısa hayatı boyunca yaşamın anlamını aradı; bu arayışını Svevo, Kafka ve Pavese’nin izlerini sürerek bulmaya çalıştı. Çocukluğunun geçtiği Ödemiş’te ise bir gün ablası Sezer ile, ki Tezer ona Süm derdi, kentin yollarının nerede bittiğini, dünyanın ne kadar büyük olduğunu merak ettiler.

okumak için tıklayınız

Çocuk kitabı Fikri Rüyakaçıran dair – Güzella Bayındır

Ben bu hafta yeni bir yazarla ve ilk kitabıyla tanıştım. Lütfen siz de tanışın. “Fikri Rüyakaçıran”; Su Özdoğu’nun ilk kitabı. Kendini tanıttığı ilk cümlelerden itibaren Su Özdoğu’nun sözcüklerle kurduğu ilişkinin sıradan bir ilişki olmadığını anlıyorsunuz. Tıpkı hayatla kurduğu ilişki gibi…

okumak için tıklayınız

Mühürlenmiş Zaman – Andrey Tarkovski ‘İlkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir.’

“İlkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir. Bir insanın kendine karşı hile yapması, onun, filminden, hayatından, her şeyinden vazgeçmesi demektir.” Andrei Tarkovski Rüyalar kilidi midir hayatın? Geçmiş aynası olabilir mi geleceğin? Bir şiir olabilir mi yaşam? Meçhul bir adamın geriye dönüp bakması için rüzgârın esip geçmesi mi gerekir? Peki,

okumak için tıklayınız

Savaş Tutsakları – Mihail Aleksandroviç Şolohov

Tabur Paris’te kamyonlara yüklenip doğuya aktarıldı. Fransa’dan yağmaladıklarını yanlarında götürüyorlardı. Fransız şarabı ve Fransız arabası. Minsk’ten cepheye yaya yürüyüşe geçtiler, petrol kıtlığı yüzünden kamyonlarını Minsk’te bırakmaları gerekti çünkü. Alman ordularının utkularından ve Fransız şarabından esrimiş olarak Belorusya yolları boyunca yürüdüler. Kolyenlerini kıvırmış, yaka düğmelerini açmışlardı. Çelik miğferleri palaskalarından sarkıyordu; çıplak, yağız başları yaban Rusya’nın narin

okumak için tıklayınız

Yıldızlara Bakan, Altın Saçlı Küçük Bir Prens

Antoine De Saint-Exupéry’nin 1943 yılında okurlara kazandırdığı Küçük Prens 2015 yılında sinema ekranlarında karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Yazarın kendi sulu boya resimleriyle süslediği bu büyülü kitaptan bir film yaratmanın zorluğu, okurların merakı ve sabırsızlığıyla doğru orantılı olarak artar elbette. Öyle ki kitaba büyüsünü katan her detay yönetmenin omzuna daha ağır bir sorumluluk yükler.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal, “Burdan çıkarken önce beni çiğne, öyle git.” Nazım Hikmet

Kitaplarında yer almayan başka bir anıyı da anlatmak isterim: Babam, hapishane dışına çalışmaya çıktığı bir gün ne olmuşsa olmuş bir olaya kafası bozulmuş. Bu ruh haliyle çalıştığı mıntıkada ne kadar meyhane varsa hepsine girmiş, körkütük sarhoş oluncaya kadar içmiş. Bu içme faslı akşama kadar sürmüş. Artık ayakta duracak halde değil. Arkadaşları iş dönüşünde karga tulumba

okumak için tıklayınız