Tanrı Öldü, Yaşasın Yeni Tanrılar! – Ali Mert

Daha ilk sayfalarda, ?Aydınlanma?nın Sınırları? başlığını taşıyan birinci bölümün başında, ?Din gündelik yaşamımıza müdahil olmaya başladığı anda, ondan vazgeçmenin zamanı gelmiştir. Bu açıdan alkolle belirgin bir benzerlik taşır? diye bir cümle var. (s. 15) Temel olarak dinin gündelik yaşama müdahil olmasını, günlük hayatın dokularına işlemesini, özgürlük alanımızı daraltmasını vb. inceleyen bir kitap olmasa da, çağımızın

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney ve Cüneyt Arkın arasındaki fark: Halk Kimin Yanında? 30. Ölüm Yıldönümünde Yılmaz Güney?i anarken… – Zahit Atam

Yılmaz Güney 1974 yılında hapisten çıktığında ilk önce ailesini bir araya getirdi, Kıyıköy?e yerleştiler ve Arkadaş?ı çektiler, ama olup bitenler gösteriyordu ki Yılmaz Güney?in zihninde başka bir proje vardı, görüşmeleri konuşmaları araştırmaları Türkiye?yi sarsacak bir film hazırlığında olduğunu gösteriyordu. Güney?le görüşmek işi zorlaşmış, gelenler üstü aranarak ofisine girebiliyorlar, bir tedirginlik var herkesin üzerinde.

okumak için tıklayınız

Aydınlar çoktan unuttu, hatta ona saldırdı da, BU HALK NİYE YILMAZ GÜNEY’İ UNUTMADI? – Zahit Atam

Aydınlar çoktan unuttu, hatta ona saldırdı da, BU HALK NİYE YILMAZ GÜNEY?İ UNUTMADI? Bu çok ilginç bir soru. Yıllar önce SİP üç afiş yapıştırdı, biri Deniz Gezmiş, diğeri Aziz Nesin ve elbette Yılmaz Güney. Nedense afişler yırtılıyordu, birileri afişlere dayanamıyordu. Ama Umut Sosyalizmde sloganı ve faytoncu Cabbar imgesi kalıcı oldu, kâğıtlar yıpranıp solana kadar kaldılar

okumak için tıklayınız

YILMAZ GÜNEY: sahip çıkamadığımız büyük miras? – Zahit Atam

Sürü filminin senaryosunu okumak gerçekten büyük bir enerji ve sabır gerektiriyor. Çünkü Yılmaz Güney?in 1978 ve 1981 arasındaki üç senaryosunun özelliği çatışmanın ve çelişkinin dibine vurmasıdır. Her sekans, hatta her bir plan yeni bir çatışmaya, yeni bir ruhsal gerilime bizi tanıklığa çağırmaktadır. Her sekansın kendi içinde çatışmalı bir enerjisi var, siz o enerjiyi kendi varlığınızdan

okumak için tıklayınız

‘Sosyalizm ve Savaş’tan 100 yıl sonra

“Sosyalizm ve Savaş” iki motivasyona dayanarak yazılmış: savaş koşulları karşısında örgütsel pratiğin genişleme ve koordinasyonu ihtiyacı, atılan her adımda -1905?deki gibi- yalnız Rusya’dan Avrupa’ya değil, Avrupa’dan da Rusya’ya etkisi olacak devrimci taktiklerin-yöntemlerin belirlenmesinin uluslararası marksist hareketin geleceği açısından önemi. Lenin’in yalnızca kendi dönemine özgü taktiksel duruşlarına değil de düşüncelerine, onun özgün taktiksel girişimlerine yol açan

okumak için tıklayınız

2 milyon 700 bin okumaz yazmaz

Bugün 8 Eylül Dünya Okuryazarlık Günü. Dünya çapında 781 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 2 milyon 700 bin yetişkin okuma yazma bilmiyor ve hesap yapamıyor. Bu anlamlı günde, okuma yazma kampanyalarıyla fark yaratan AÇEV’e ABD’den bir ödül geldi. Dünya çapında 781 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 2 milyon 700 bin yetişkin okuma yazma bilmiyor ve hesap yapamıyor.

okumak için tıklayınız

Yıkıcı, boyun eğmez ve asi?

Edebiyatın dünü ve bugünü üzerine yazan iki Latin Amerikalı yazar, Mario Vargas Llosa ve Carlos Fuentes, Edebiyata Övgü başlığı altında toplanan yazılarında tartışıla gelen pek çok konu üzerinde odaklanıp edebiyatın neden baş tacı edilmesi gerektiğini anlatıyor, bizleri edebiyat üzerine düşünmeye, gerçek edebiyatı yapay olandan ayırt etmeye davet ediyor. Edebiyat, özgürlüğe açılan yollardan biri, gürültüyle sükunet

okumak için tıklayınız

Galileo Galilei’nin Hayatı ‘Kuşku, bilimin babasıdır’

(Fotoğraf: Galileo Galilei’nin Ottavio Leoni tarafından çizilmiş portresi) Modern fiziğin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı Galileo Galilei, 1564’te İtalya’nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi­nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile­i’nin oğlu olan Galileo, ilk tahsilini Floransa’da yaptı. 1581’de Pisa Üniversitesi’nde tıp tahsiline başladı. Ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583’ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo, bu

okumak için tıklayınız

Irmak Zileli: İktidarla iyi geçinme algısı yerleştiriliyor

Yazar Irmak Zileli, İleri Haber’in ?Edebiyat’a devlet teşviği? dosyasına verdiği yanıtta; ?Burada temel sorun şu; hükümet vatandaşın ödediği vergilerle oluşturulmuş bir devlet fonunu meşrebine uygun biçimde işletmiş oluyor. Böylece ‘iktidarla iyi geçinirsen bu senin de çıkarınadır’ algısını yerleştirmiş oluyor? dedi. Zileli’nin soruşturmamıza verdiği yanıtlar şöyle: – Sizce devlet, edebiyatçıları ücret karşılığında desteklemeli midir?

okumak için tıklayınız

Prof. McNamara: Sorun politik ayrımcılık

Kültür Bakanlığı?nın ?Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi? yönetmeliği edebiyat dünyamızda tartışılıyor. Prof. Dr. Kevin McNamara, İleri Haber’in soruşturma dosyasına verdiği yanıtta ?Sanata devlet desteği olmalı ama sorun başvuran insanların politik görüşlerinden dolayı destek alamamasıdır? dedi. Prof. Dr. Kevin McNamara (Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / Houston-Clear Lake Üniversitesi) Edebiyat profesörü Kevin McNamara, İleri Haber’in ?Edebiyat’a devlet teşviği? dosyasına

okumak için tıklayınız

Fuat Sevimay: Desteklenen kalem, hırsızlığı yazamaz!

Kültür Bakanlığı?nın ?Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi? yönetmeliği edebiyat dünyamızda tartışılıyor. Öykücü Fuat Sevimay, İleri Haber’in soruşturma dosyasına verdiği yanıtta ?Desteklenen bir kalem, hırsızlığı, emek sömürüsünü, ölümleri yazabilir mi?? diye sordu. Öykücü Fuat Sevimay, İleri Haber’in ?Edebiyat’a devlet teşviği? dosyasına verdiği yanıtta; ?Desteklenen bir kalem, hırsızlığı, emek sömürüsünü, ölümleri yazabilir mi? Yoksa aman bulaşmayayım, deyip, lalelerden, sümbülden,

okumak için tıklayınız

Mustafa Köz: Özgürlükçü yazarlar bu oyuna gelmemeli

Kültür Bakanlığı?nın ?Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi? yönetmeliği edebiyat dünyamızda tartışılıyor. Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Şair Mustafa Köz, İleri Haber’in soruşturma dosyasına verdiği yanıtta ?Devlet, para vererek yazarın sadece özgürlüğünü, özgünlüğünü değil, ruhunu da almak istiyor? dedi. ?Devlet, para vererek yazarın sadece özgürlüğünü, özgünlüğünü değil, ruhunu da almak istiyor. Edebiyatın kamusal alan olduğunu biliyor ve bu alanın

okumak için tıklayınız

Cihan Demirci: ‘Bu iktidarın desteği edebiyatçı için utanç vericidir’

Cihan Demirci, Kültür Bakanlığı’nın yönetmeliği hakkında, ?Bu tür yazarların sayısının çığ gibi arttığı, gerçek edebiyatçının neredeyse yayınevi bulamaz hale geldiği bir ülkede bu teşvik oyunu da bence aynı kapıya çıkıyor. O kapı, ipleri sizin elinizde olan, bağımlı ve güdümlü yazar yaratma kapısıdır? yorumunu yaptı. Demirci’nin verdiği yanıtlar şöyle:

okumak için tıklayınız

Çağrı merkezi çalışanlarını anlatan kitap: “İnatçı Köstebek”

Gamze Yücesan-Özdemir, ?İnatçı Köstebek?te Türkiye?de hem metropol, hem de taşradaki çağrı merkezlerinde yürütülen saha araştırmasına dayanarak bu merkezlerde çalışan ve ?beyaz yakalı? olarak tanımlanan gençlik kesiminin sınıfsal konumunu, emek sürecine bakışını ve direniş konularını ele alıyor. Kitabı, Atilla Özsever değerlendirdi… ‘İtaatkâr robotlar’ Kitapta, kapitalizmin gelişim sürecinde sembol haline gelmiş dokuma tezgahları, otomobil fabrikalarına benzer biçimde

okumak için tıklayınız

Ugresiç?in vurguladığı gibi, kitapların üretilmesi edebiyatın da çoğaldığı anlamına gelmez ki?

Lafını esirgemeyen ve yer yer alaycı bir dili var Dubravka Ugresiç?in. Bunu ister cesaretine, isterse politik bağlamda tam Avrupalılaşmamış zihni işleyişine bağlayalım, sonuçta, işlek ve etkili bir üslubu var. Batılı yazın ve yayın dünyasının ruhunu kavramakta gecikmemiş. Yer yer geçmişe, Sovyet dönemine göz kırpmaktan, gönül düşürmekten de geri durmuyor. En azından bu kadarına bir insan

okumak için tıklayınız

Kışkırtıcı bir tarih

Yahudi ulusunun tarihi zorunlu göçün, yersizyurtsuzluğun, bunun yanında paranın ve zekânın tarihidir. ?Yahudiler, Dünya ve Para? ile ?Yahudilerin Siyonizm Karşıtlığı? bu tarihi daha iyi anlamamızı sağlıyor. Slovoj ?i?ek, ?Anti-Semitizmin Paradoksları? başlıklı makalesinde, Yahudi ulus-devletinin kurulmasıyla birlikte yeni bir Yahudi figürünün ortaya çıktığını, İsrail devletiyle özdeşleştirilmeye direnen, İsrail devletinin esas yuvası olduğunu kabul etmeyi reddeden, kendini

okumak için tıklayınız

Karabiberin adı ticaretin tadı

Ufak şeyler, günlük yaşamın görünüşte önemsiz ayrıntıları da dünya düzeninde sarsıntılar yaratabilir. Küreselleşmenin kökeni doğrudan baharat ticaretine dayandırılabilir pekâlâ. Karabiber, tarçın ve karanfil olmasa ne farkederdi hayatımızda? Ben vatandaş olarak soframda kokulu başka tatlandırıcılar kullanırdım; kırmızı biber, kekik, reyhan, nane. Belki arada bir ıtır yaprağı. Ama bunların hiçbiri kahvaltıdaki yumurtama, sütlacıma ya da ıhlamuruma gerekli

okumak için tıklayınız

Cazdaki Doğaçlama: Julio Cortázar

?Mademki ?ne zaman?? sorusunun yanıtı ?şimdi? başlayalım.? İlk kez tanışacağın yazarın dünyasına girmenin yolu, kendi dünyanı da yeniden düzenlemekten ve yeni alanlar yaratmaktan geçiyor kuşkusuz. Mutlaka bir okuma köşesi belirlendiğinde; nesneler ve onların yerleri, sessizlik ve istenilen sesler de bu usûlde değişiyor. Her şey bütünlük oluşturduğunda okumanın ve derinleşmenin hazzına ulaşıyor insan.

okumak için tıklayınız

Jale Parla Eleştirisinde ‘Yazar Bunalımı’ ve Kimlik – Yasemin Yılmaz

“Direnişin başkalaşım yoluyla gerçekleştirildiği bir distopya coğrafyasında iktidarı çileden çıkarmanın en iyi yolu tam da budur.” Jale Parla’nın yazarın başkalaşım sürecini ve sancılarını incelediği Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım kitabının dördüncü bölümü bu cümleyle biter. Hasan Ali Toptaş’ın Bin Hüzünlü Haz romanının incelendiği bölümde 1990 sonrası edebiyatta yazma eyleminin başlı başına bir başkalaşım olduğu, kalıcılık

okumak için tıklayınız

Yapıtın Anahtarını Sunan Eleştirmen: Nurdan Gürbilek – Sibel Doğan

Nurdan Gürbilek, ?Her yazar etkilendiği yapıta kendi kapısından girer,? der. Bazıları da o kapının anahtarını sunar okura, Gürbilek gibi. Edebiyatımızda eleştiri denince aklımıza gelen ilk isimlerden biri olsa da yazılarını denemeye daha yakın bulanlar da var. Nurdan Gürbilek, incelemelerinde egemen edebiyat anlayışına göre doğru ve yanlışları sıralamak yerine bilindik düşünme biçimlerini değiştirip yeni biçimler deniyor.

okumak için tıklayınız