İkinci Yeni İçin Bahisleri Hatırlatmak – Nilüfer Altunkaya

Mehmet H. Doğan, İkinci Yeni Şiir adlı kitabında İkinci Yeni?nin başlangıcını şöyle anlatır: ?1950?lerin başlarında, birkaç şairin (Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Ece Ayhan) birbirinden habersiz, bildirisiz, İstanbul ve Ankara?daki birkaç dergide (Yenilik, Yeditepe, Pazar Postası) yayımladıkları şiirlerle başlamış olan bu hareket, adından da anlaşılacağı gibi birinci yeni sayılan Garip?in sonunda şiiri

okumak için tıklayınız

?Yarım Kalan? Eleştiri – Ayşegül Tözeren

Türkiye edebiyatında eleştiriye emek veren yazarların içinde eleştirinin durumunu meseleleştiren eleştirmenlerin sayısı çok değildir. Edebiyat eleştirisini, eleştirisinin nesnesi haline getiren bir yazar vardır ki? Eleştiriye Beş Kala isimli eserde ?yarım kalan? eleştirisine ilişkin metinler derlenmiştir. 1978 yılında katledilen Bedrettin Cömert? Cömert?in eleştiri yazılarında bazen polemik yan ağır basar, bu durumun kendisi de farkındadır ve şöyle

okumak için tıklayınız

“Her taşın altından bir kişilik çıkar.” Kadir Özer’le Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

İnsanoğlu hayatı boyunca farklı dönemlerde farklı sorunlarla, çeşitli yaşam sıkıntılarıyla boğuşup durur. Kimileyin panik atakla baş etmeye çalışır, kimileyin kedi, köpek ya da daha başka canlılarla ilgili fobisinin üstesinden gelmek için didinir. Ve kimileyin de depresyona yenik düşer. Kısacık yaşamına türlü türlü mutsuzluk tabloları yerleştirir. Peki tüm bu varoluşsal sancıların ortak paydası ne olabilir? 30

okumak için tıklayınız

O Gülü Kalbimize Gömdük – Hasan Turhan

?Anneme de ki, ben doğduğumda sevindi. Ben öldüğümde de eminim ki çok üzülecek ama sonumun ne olacağı belli değil, kendini her türlü sona hazırlasın.? Maraş’ta işkencede öldürülen devrimci öğretmen Ali Ekber Yürek’in annesine iletilmesini istediği sözlerdi bunlar. Kim bilir belki de sonunu öngörmüştü. Ama bütün bunlar dünyayı daha yaşanılabilir bir yer yapmak içindi. Ne de

okumak için tıklayınız

Edebiyata “örtülü ödenek” mi?

AKP?nin Kültür ve Turizm Bakanlığı, 40 edebiyatçıya 463 bin TL teşvik verecek haberi ortalığı kasıp kavuruyor son günlerde. Edebiyat dünyasından da gelen bir dizi tepkiler söz konusu. Yine edebiyat dünyasındaki figürlerin ?teşvik? üzerine yorumları birbirinden farklı olmakla beraber şaşırtıcı da? Basından izlenebildiği kadarıyla konu üzerinden görüşlerine başvurulan edebiyatçıların yanıtları birbiriyle çelişiyor izlenimini edinmek mümkün. ?Edebiyat

okumak için tıklayınız

Sürü 2 / Bir Yılmaz Güney filmini seyretmek ne demektir? – Zahit Atam (2.Bölüm)

Zahit Atam YILMAZ GÜNEY’in 30. Ölüm Yıldönümü için 20 gün sürecek bir yazı dizisi hazırladı. Sanatına ve mücadelesine saygıyla? Sürü – 2 Bir YILMAZ GÜNEY filmini seyretmek ne demektir? II. Sürü filminin senaryosunu okumak gerçekten büyük bir enerji ve sabır gerektiriyor. Çünkü Yılmaz Güney?in 1978 ve 1981 arasındaki üç senaryosunun özelliği çatışmanın ve çelişkinin dibine

okumak için tıklayınız

Limon Yağmuru tutulması

?Sonra, ben o limon ağacına çıktım. Komşu çocukları, minik kanatlarıyla doluştular dallarına. Ağacı tutup sarstığımda bir limon yağmuru yağdı. (…) Her şeye rağmen yağdı. (?)? Öyküleriyle de öyle sarsıyor sonra limon yağmuru başlıyor. Tutuluyoruz. Genç yazar Emrah Öztürk?ün, ilk kitabı ?Limon Yağmuru? tutulur mu tutulmaz mı bilinmez ama biz o yağmura tutulduk. Lefkoşa doğumlu yazar,

okumak için tıklayınız

Evrime Diyalektik Bakış: Kesintili Denge Teorisi – Okan Yolcu

Charles Darwin 1859 yılında ?Türlerin Kökeni? adlı muhteşem yapıtını bilim dünyasına sunduğunda büyük bir yankı yarattı. O zamana kadar canlı türlerinin mistik bir güç tarafından ayrı ayrı yaratıldığı düşüncesi hakimken idealist-metafizik algı temellerinden sarsılmış oldu. Evrim teorisine göre canlılar milyonlarca yıl içerisinde ortak ata-atalardan yavaş yavaş değişimin sonucunda türemişlerdir. Bilim dünyasında genel olarak kabul gören

okumak için tıklayınız

Satranç Üzerine – Zafer Köse

İnsan hiçbir şey düşünmeden, algılamadan, iletişim kurmadan yaşayabilir mi? Yapabilse, zihnini boşaltabilse bile, bunun süresi ne kadar olabilir? Vedat Türkali?nin ?Bir Gün Tek Başına? romanındaki bir kahraman, insan zihnini değirmen taşına benzetiyor. Hiç durmadan dönüp duran değirmen taşına. Araya öğütülecek bir malzeme atmazsanız, değirmen taşının kendini aşındıracağını söylüyor. ?Kafayı yemek? denen şeyi böyle tanımlıyor.

okumak için tıklayınız

Galileo’dan Önce (Ortaçağ Avrupa’sında Modern Bilimin Doğuşu) – John Freely

Modern bilim tarihi anlatıları genellikle Bilimsel Devrim’in ateşini yakan ve Isaac Newton’un dünyayı değiştiren keşiflerine zemin hazırlayan Galileo’nun Katolik Kilisesi’yle giriştiği kahramanca mücadeleyle başlar ve Galileo’dan önceki bilginlerden hemen hemen hiç söz edilmez. Aslında Rönesans’tan yüzyıllar önce çok sayıda bilgin Galileo, Newton, Kopernik ve diğerlerine atfedilen heyecan verici keşiflerin yolunu açmıştır. Fizikçi ve tarihçi John

okumak için tıklayınız

Bilişsel Kaptalizm, Eğitim ve Dijital Emek – Michael A. Peters, Ergin Bulut

Bilişsel kapitalizm tartışmaları her ne kadar yeni görünse de tarihsel kökenleri Deleuze ve Guattari’nin Kapitalizm ve Şizofreni, Foucault’un biyopolitika çalışmalarında ve başta Hardt ve Negri olmak üzere otonomist hareket içerisinde gözlemlenebilir. Günümüze yaklaşıldığında ise önce enformasyon toplumu, ardından Web 2.0 ve maddi olmayan emek tartışmaları ile birlikte bilişsel kapitalizm tartışmalara daha da somutlaşıp yaşamımıza girdi.

okumak için tıklayınız

Yalancının Ampulü – Ataol Behramoğlu

“Yalancılar, kendilerini olduğundan daha büyük, daha önemli göstermeye çalışan kişilerdir. Bunun için yüksekten atar; bakışlarıyla, seslerinin tonuyla, seçtikleri sözcüklerle, davranış biçimleriyle insanlar üzerinde egemenlik kurmaya çalışırlar.Sahteciliklerinin ölçüsüne göre, bunda başarılı da olurlar.Fakat yeri gelip de çıkarlarına öylesi uygun olduğunda, bu kez de tam tersine, kurdun kuzu postuna bürünmüşü oluverirler… Kendilerini acındırmak için seslerinin tonunu yumuşatır,

okumak için tıklayınız

Çocuklar için evrimin öyküsü

Kuraldışı Yayınları’nın yeni çocuk kitabı “Dünyadaki Yaşam: Evrimin Öyküsü” çocuklara yaşamın oluşumunu ve evrimi anlatıyor. Steve Jenkins’in yazdığı Esra Karaköse’nin çevirdiği, “Dünyadaki Yaşam: Evrimin Öyküsü” adlı kitap Kuraldışı Yayınları’ndan yeni çıktı. İçinden geçtiğimiz dönem düşünüldüğünde çocuklarımızı bilimsel düşüncenin kapılarını aralayacak böyle kitaplarla tanıştırmak çok önemli. Kitabın tanıtım bülteninden bir alıntı:

okumak için tıklayınız

Üç Novella – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Murat Belge’nin dizi yayın yönetmenliğinde, Ergin Altay çevirisi,Joseph Frank’in önsözü ve Andrew M. Drozd’un sonsözüyle.Yazar ve dönem kronolojisiyle. Kızını zengin ve yaşlı bir prensle evlendirmeye çalışan hesapçı bir annenin oynadığı oyunları konu alan Amcanın Rüyası’nda Dostoyevski’nin güçlü mizah anlayışına; yalnız bir adamın kilisede gördüğü genç kadına duyduğu takıntılı aşkın anlatıldığı Ev Sahibesi’nde, genç bir kadınla

okumak için tıklayınız

Can Baba?nın cezaevi günleri perdeye taşındı

Hamburg?daki Tiyatro Asmin, yeni oyunu ?Yücelerde bir Can-Haydırık, Huyduruk Haydar? isimli oyunda şair Can Yücel’in cezaevi yaşamını konu ediyor. Almanya’nın Hamburg kentindeki Tiyatro Asmin, 1999’da aramızdan ayrılan şair Can Yücel’in 1971 muhtırasının ardından girdiği cezaevi yaşamını yeni oyununda konu ediyor. Prömiyeri 7 Eylül günü saat 16.00’da, Mut Tiyatrosu’nda yapılacak oyunu Ferman Karayiğit yazıp yönetti. Can

okumak için tıklayınız

Kazancakis?ten bir tarih belgeseli: Kardeş Kavgası

Nikos Kazancakis, Zorba?sıyla biz okurların dünyasına girmiş, dünyada adını duyurmuştur. Hakkında hiçbir şey bilmeyen, daha önce duymayan biri için bile Zorba pek çok şey ifade eder. Hemen hemen her okurun okumadan bile hakkında az çok bir şeyler bildiği kitaplardandır Zorba. İlk olarak 1946?da yayımlanır. O zamandan bu zamana adını her geçen gün daha çok duyurmuş,

okumak için tıklayınız

Fareler ve İnsanlar: Arkadaşlık mı yoksa çıkar ilişkisi mi?

?En iyi planları farelerin ve insanların sıkça ters gider.? Robert Burns ? To a Mouse Nobel edebiyat ödüllü John Steinbeck?in Büyük Bunalım yıllarını anlattığı bir novella olan Fareler ve İnsanlar, 1937 yılında yayımlanır. Eserde, Amerika?nın yaşadığı sarsıntılar ve değişimler verilirken aynı zamanda insan ruhuna da bir ayna tutulduğundan bahsedilebilir. Bu yıllarda iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadıklarını

okumak için tıklayınız

Nostaljik bir roman “Çaça” – Serkan Fırtına

?Birçok insan hayatım roman olur diye söylenir durur, ama tarihe roman olarak sadece bazı müstesna yaşamlar kalır? Toplum olarak nostaljiyi çok severiz. Bu durum aslında romantik bir istek olarak görülse de altın da farklı nedenlerin yattığı bir kavram. Eskiye özlem duyan, yeni olan içinde varoluşunu anlamlandıramayan insanoğlunun trajik bir sığınağıdır nostalji. Eski filmler, eski tiyatrolar,

okumak için tıklayınız

8 ayda 981 basın emekçisi işten çıkarıldı

Türkiye Gazeteciler Sendikası raporuna göre 2014 yılının Ocak-Ağustos dönemini kapsayan ilk sekiz ayında 981 basın emekçisi işten çıkartıldı. 56 basın emekçisi ise çeşitli nedenlerle işinden istifa etti. Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından hazırlanan rapora göre, 2014 yılının ilk yarısında 981 basın emekçisi işten çıkarılırken 56 basın emekçisi ise çeşitli nedenlerle işinden istifa etmeyi tercih etti.

okumak için tıklayınız