100 Yılın 100 Türk Filmi – Atilla Dorsay

Türk sineması 100 yaşında? Atillâ Dorsay, Türk sinemasının 100. yılı kutlamalarına bu kitabıyla katılıyor. Başlangıçtan beri yapılmış tüm önemli filmleri bulabildiği ölçüde izleyerek, klasikleri yeniden gün ışığına çıkararak, yakın tarihli filmlere günümüzden bir bakış getirerek… Bu sinemaya olan ortak sevgimizi olabildiğince nesnellikle yoğuruyor, önemli üçleme ve ikilemeleri hatırlatıyor, sadece 100 film seçmenin zorluğuna karşın herkesin

okumak için tıklayınız

Önce Bakteri Vardı – Zafer Köse

Bir ihtiyar ve bir çocuk, tepede oturmuş, akıp giden ırmağa bakarlar. Ovaya doğru serilen arazide, birkaç değirmen vardır. Kıvrıla kıvrıla aşağılara inen ırmak, bu değirmenlerin çarkını döndürmektedir. ?Allah?ın hikmetine bak? der ihtiyar. Parmağını aşağıdaki değirmene doğru uzatır ve gizemli bir sesle devam eder: ?Nerede bir değirmen varsa, ırmak oradan geçiyor!? Çocuk hafifçe başını sallar, ama

okumak için tıklayınız

Gözlerini kaçırmadan, sözlerini sakınmadan? – Ali Mert

Yapmacıksız, dosdoğru, gözü pek, sözü de pek, denebilirse ?sert? bir roman bu. Kitaplarını ve yazılarını düzenli takip edecek, ondan hep yenilerini bekleyecek, denebilirse ?tiryaki bir okur kitlesi? yaratmayı ilk romanıyla başaran bir yazarın, ikinci romanı. Irmak Zileli, ?Eşik?ten? sonra ?Gözlerini Kaçırma?yı

okumak için tıklayınız

Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir, biliyor musunuz? – Demirtaş Ceyhun

Edebiyatçı Demirtaş Ceyhun 23 Mart 2008’de Aydınlık Dergisi’ne yazdığı ‘Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir, biliyor musunuz’ yazısında bu sorunun cevabını veriyor. O yazıyı noktasına virgülüne dokunmadan olduğu gibi yayınlıyoruz: “Bilmem, farkında mısınız? Cumhuriyet Başsavcısının AKP’nin kapatılması için dava açtığı gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül eşiyle birlikte

okumak için tıklayınız

Ruhun Tutkunları – Rene Descartes

Bu yaşamdaki tüm iyilikler ve kötülükler yalnızca tutkulara bağlıdır. Dahası ruhun ayrıca kendi hazları olabilir. Ama bedenle ortak olan hazlarına gelince, bunlar tamamıyla tutkulara bağlıdır; öyle ki bunların en fazla heyecanlandırdığı insanlar bu hayatın zevklerini en çok tadabilenlerdir. Tutkularını iyi kullanmayı bilmedikleri ve talihleri de ters gittiği zaman, en büyük acılarla

okumak için tıklayınız

Hayat Dediğin Nedir ki? – Friedrich Wilhelm Nietzsche

“Mutluluk, unutabilmektir.” “Bu, hayat mıydı? Öyleyse, bir kez daha istiyorum.” “Ah güzel yıldız. Biz olmasak, parıl parıl parıldayışın ne işe yarar?” “Ne kadar az şeye sahip olursanız, size o kadar az sahip olurlar. Yaşasın ılımlı fakirlik!” “İtaatsizlik, kölelerin soyluluğudur.”

okumak için tıklayınız

Büyüyünce Ne Olmalıyım? – Vladimir Mayakovski

Sevgili Çocuklar! İleride hangi mesleği yapacağınıza karar verdiniz mi? Büyük Rus şairi Mayakovski’nin bu kitabında her işin, her mesleğin gerekli ve vazgeçilmez olduğu anlatılıyor. Mayakovski’nin biricik dileği ise sizlerin keşfeden, sorgulayan, cesur ve eğlenen bireyler olarak yetişmeniz… Unutmayın, her emek değerlidir.

okumak için tıklayınız

Uğur Mumcu Ekmeleddin İhsanoğlu hakkında ne yazmıştı

CHP-MHP, Cumhurbaşkanlığına aday olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösterdi. Herkes İhsanoğlu’nun siyasi kimliğini tartışıyor. İslamcı mı değil mi sorgulaması en çok sorulan soru. Peki 1993 yılında dinci militanlar tarafından öldürülen Uğur Mumcu, İhsanoğlu hakkında ne yazmıştı.

okumak için tıklayınız

Teslim Olmayanlar Ölmez – Nikolay Çukovski

1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılması, sosyalizmin sadece reel anlamda çözülüşünü ifade etmiyordu. ‘Tarihin sonu’ tartışmaları kapitalizmin nihai zaferi ile beraber bir tarihin unutuluşunu, unutturuluşunu da temsil ediyordu. Bu, sosyalizmin tüm dünyada büyük zorluklarla yazılmış tarihidir. 1848 devrimlerinden Paris Komünü’ne, şanlı Ekim Devrimi’nden Vietnam’a, İkinci Paylaşım Savaşı’ndan dünya devrimcisi Che’ye kadar

okumak için tıklayınız

Marksist Dünya Tarihi (Neandertallerden Neoliberallere) – Neil Faulkner

İnsangillerin bilinen ilk üyesi “Lucy”den günümüzün Büyük Resesyon’una kadar insanlık tarihinin analiz edildiği bu yetkin eserde, geçmiş Marksist tarihçi kuşaklarının içgörüleri ile tarihsel süreç hakkındaki radikal yeni fikirler bir araya getiriliyor. Tarihi alışılagelen bakışın dışına çıkarak okuyan Neil Faulkner, geçmişte yaşananların önceden belirlenmiş şeyler olmadığını ortaya koyuyor. İnsanın

okumak için tıklayınız

Savaş ve Barış (Manga) – Lev Tolstoy

Tüm zamanların en önemli edebiyat yapıtları arasında sayılan Savaş ve Barış’ın manga uyarlaması… 19. yüzyıl başlarında Napolyon savaşlarının girdabına düşen Moskova’yı sahne olarak alan büyük destan… Savaşmanın anlamını bulmakta güçlük çeken genç subay Andrey; muazzam servetine rağmen gerçek mutluluğu bulamayan Piyer; masum bir genç kız iken çekici bir kadın haline gelen

okumak için tıklayınız

İtaatsizlik Üzerine (Özgürlük Neden Otoriteye “Hayır” Demektir?) – Erich Fromm

“Şimdiye kadar tarihin büyük bir bölümünde, bir azınlık çoğunluğa hükmetmiştir. Bu hâkimiyeti gerekli kılan, hayatın güzelliklerinin sadece azınlığa yetecek kadar olup, çoğunluğa kırıntıların kalmasıdır. Eğer bu azınlık güzelliklerin tadını çıkarmak ve bunun da ötesinde çoğunluğun kendine hizmet etmesini, kendisi için çalışmasını istemişse gerekli şart şuydu: Çoğunluk itaat etmeyi öğrenmeliydi.”

okumak için tıklayınız

İlahi Komedya (Manga) – Dante Alighieri

Komünist Manifesto, Kapital, Türlerin Kökeni gibi politik literatürün başyapıtlarının çizgi roman uyarlamalarını edebî başyapıtların mangalarıyla sürdürüyor. Dante’nin Cehennem’e, Araf’a ve Cennet’e yaptığı düşsel bir geziyi destanlaştıran İlahi Komedya, şiir türünde edebî bir başyapıttır. İlahi Komedya, aynı zamanda, tarih ve felsefeden teolojiye,

okumak için tıklayınız

Eğlendirerek Hükmetmek (Halklara Karşı Kitle Kültürü) –

Kapitalizm ekonomik bir istismar sistemine indirgenemez. Emekçilerin, doğanın ve bizzat kendimizin günümüzdeki sömürüsü, güçlü bir tekno-liberal hayalin içselleştirilmesi sayesinde ve sürekli kendini yenileyen bir eğlendirme kültürü aracılığıyla sürüp gidiyor. Bugün hepimiz, tüm insani gerçeklikleri derinlemesine değişime uğratan ve bizi ekonomik insana (homo economicus) dönüştürme yolunda ilerleyen bir uygarlık biçimiyle

okumak için tıklayınız

Leo Tolstoy?un büyük torunu Vladimir Tolstoy ile söyleşi

Leo Tolstoy?un büyük torunu Vladimir Tolstoy, RBTH?de yayımlanan söyleşisinde, ünlü dedesinden ve bugünkü gelişmeler hakkında Tolstoy?un neler hissedebileceğinden söz etti. Şu sırada Yasnaya Polnaya müzesinin de yöneticisi olan Vladimir Tolstoy ile yapılmış bu ksa ve ilginç söyleşiyi yayınlıyoruz:

okumak için tıklayınız

?Kitaplar Üzerine Bir Kitap? – Mehmet Özçataloğlu

?Kitap, yalnızca kendi özel yaşamlarımızda değil her yerde bütün bilginin ve bütün bilimlerin başlangıç noktasıdır. Ve insan hayatın bütününü ancak kitaplarla kurduğu içtenliğin yoğunluğu ölçüsünde derinliğine yaşayabilir. Çünkü sevgi dolu insan ancak kitabın görkemli yardımları sayesindedir ki dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, bir mucize gibi, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir.? Bundandır devlet yönetenlerin kitap yasaklamaları

okumak için tıklayınız

Distopya Edebiyatı Kitapları Seçkisi

Her geçen gün distopik dünyaya kendimizi daha yakın hissettiğimizden midir bilinmez, distopya edebiyatı, dünya edebiyatı içinde artık vazgeçilmez bir hale geliyor. Bu, uzak bir zamanda geçen ürkütücü hikâyeler, kendi okur kitlesini yaratmış ve gün geçtikçe de bu kitle genişlemiştir. Yine de her okurun mutlaka okuması gereken distopik eserler vardır. İşte bunların ilk akla gelen onu:

okumak için tıklayınız

Gabriel Garcia Márquez kendisini etkileyen sanatçıları şöyle sıralıyor:

Gabriel Garcia Márquez kendisini etkileyen sanatçıları şöyle sıralıyor: “İrlandalı yazar James Joyce?u ve bilinç akışı tekniğini kullanmadaki ustalığıyla öne çıkan Virginia Woolf?u bir ilham kaynağı olarak görüyor: ?James Joyce?un Ulysses?inden, gelecekteki yazarlık kariyerimde bana yardımcı olacak

okumak için tıklayınız

?Yola çıkan, öykülerle döner.? – Öznur Özkaya

John Biguenet?in kaleminden çıkan ve ?İşkencecinin Yamağı? adı altında toplanmış öyküler zihnimizin karanlık sularını dalgalandırıyor. Öykü kahramanlarının bir kısmı ahlaki veya toplumsal değerler ile tutkuları arasında sıkışıp kalan yanlarıyla, bir kısmı da bir sır gibi gizlediği karanlık yüzleriyle karşımıza çıkıyor. Dürtüleriyle, saplantılarıyla, kimseciklere göstermedikleri yönleriyle tekinsiz gibi gözükseler de, içlerinde yeşeren

okumak için tıklayınız

Entelektüel babadan devrimci bebek bakım kılavuzu – Çağlar Mirik

Türkiye?de her yıl ortalama bir buçuk milyon bebek doğuyormuş. Her yıl üç milyona yakın anne-baba (hatta dede, hala, teyze, amca derken daha da fazla insan) benzer kaygılarla karşılıyor bebeklerini. Ortak duygularla, heyecanalarla, sevinclerle, umutlarla? Bebeklerin bakımı ve büyütülmesi ise ?hele ki ilk bebekse- büyük mesele. El kadar bir insan kucağınızda ve konuşamıyor, derdini anlatamıyor; sadece

okumak için tıklayınız