Uğur Hüküm – M. Şehmus Güzel

Uğur Hüküm 1970?lerin başından itibaren Fransa?da yaşadı. Coşkusu, özverisi, candan ve dayanışmacı dostluğu, sevecenliği, güleryüzlülüğü ve bir de son derece mütevazi halleriyle unutulamazlar arasındaki yerini çoktan aldı. Radio France Internatonale?da (RFI) Güzin Dino?dan sonra Türkçe bölümünü yıllarca yönetti, Güzin?in bıraktığı boşluğu en iyi biçimde doldurdu. Paris?te birkaç dostuyla kurduğu Radio Soleil?le yurttaşlarımızın sesi oldu ve

okumak için tıklayınız

“Köy Enstitüleri Belgeliği”ne Katkı / Düziçililik – Müslüm Kabadayı

Antakya?yla Adana arasındaki insan ve kültür geçişini sağlayan köprünün özelliklerini, çocukluğumdan beri hem yaşayarak hem de araştırarak öğrenmeye çalışırım. Amik ve Çukurova?da pamuk tarlalarında çalışarak öğrendiklerime, Düziçi İlköğretmen Okulu?ndaki edindiğim izlenim ve bilgiler eklenmişti 1960 ve 1970?li yıllarda. Daha sonra araştırmalar yaparak, Antakya ve Adana?da çıkan gazete ve dergilerde araştırma verilerini, görüş, düşünce ve duygularımı

okumak için tıklayınız

Yabancılaşma (Marx’ın Teorisine Bir Giriş) – Dan Swain

Daha önce hiç olmadığımız kadar hayatlarımızı kontrol etme ve dönüştürme gücüne sahip olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz. Fakat yine de çoğu insan için dünya kendi kontrol güçlerinin ötesinde yer alıyor. Hayatları, patronlar ve politikacılar tarafından belirleniyor. Bu durum, genç Alman radikal düşünürü Karl Marx’ın 1840’larda tanımlamaya başladığı ve hayatının geri kalan kısmında da sürekli aklında yer

okumak için tıklayınız

Fransız Filozofu Kimdir? (Kavramların Toplumsal Yaşamı 1880-1980) – Jean-Louis Fabiani

Fransız filozofu figürü, Bergson, Sartre, Deleuze ya da Foucault örneklerinde olduğu gibi, çağımızın entelektüel tablosunda kuşkusuz önemli bir yer tutar. Aşırılıkları, tuhaflıkları, ders verme biçimi, giyimi kuşamı kimilerince fetişleştirilse de, Fransız filozofunun geçtiğimiz yüzyıldaki yetişme şekli, çalışma pratikleri ve genel olarak ait olduğu toplumsal alan pek bilinmez. Bir yandan ilahlaştırılırken, bir yandan da yoğun eleştiriler

okumak için tıklayınız

Medya baskısı- Faiz Cebiroğlu

Gerçekten, üzerimizde yalnız polis baskısı değil, medya baskısı vardır. Medya baskısının en önemli özelliği, insanları manipüle etmektir. Manipüle etmek , ya da manipülasyon, gerçekleri yalanla değiştirmek oluyor. Medya, Türkiye‘de budur. Bir fabrikadır. Bu manipülasyon fabrikasının en önemli görevi, insan belleğini silmek için uğraş vermektir. Gerçekleri bilerek, açıkça çarpıtmak, medyanın en önemli özelliğidir. Hatay / Reyhanlı

okumak için tıklayınız

Gerçekçi Yazın ve Maksim Gorki – A.Kadir Şahin

20 yüzyıl edebiyatının başlıca sorunu kitlelerin köleleştirildiği, toplumsal adaletsizliğin arttığı bir dönemde insanın ne olduğu, nasıl yaşadığı ve nasıl yaşaması gerektiğidir. Feodal köleliğe karşı mücadele ederken burjuvazi insanlığa vaat ettiği özgürlük, kardeşlik, eşitlik ilkelerini burjuva devriminden sonra unutmuştu. Bu durum kitlelerde var olan düzene karşı kuşku ve güvensizliğin artmasına neden olmuştur. Burjuva eleştirel gerçekçi yazarlar

okumak için tıklayınız

“En Komik Reklamların Bile Özü Tehditten İbarettir” – Murat Menteş’le Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Murat Menteş, “Dublörün Dilemması” ve ödüllü kitabı “Korkma Ben Varım’ın ardından, okurları tarafından dört gözle beklenen üçüncü romanı “Ruhi Mücerret’le yola devam ediyor. Bir ara çok satanlar listelerinin ilk sırasını zorlayan bu son roman, yine ilginç isim ve soyisimlerin birleştirildiği kahramanlarla dolu ve yine hayli yüksek tempolu. Romanın başkahramanı ve isim babası Ruhi Mücerret, tam

okumak için tıklayınız

Yasaklı ve Yaralı Dilin Sesi – Elif Şahin Hamidi

Mehmed Uzun, romanlarını Kürtçe yazmayı tercih eden Türkiyeli bir Kürt yazar. Çünkü Uzun’un anadiliydi Kürtçe ve bu yasaklı dile karşı yoğun bir ahlaki sorumluluk duyuyordu. Hiçbir politik harekete bağlı olmadığını, bulduğu her fırsatta, sıkça dile getiren Uzun, “Benim hareketim Kürt dilidir. Normlarım edebi olmalıdır, Kürt propagandist değil” diyor. Ve ekliyor:

okumak için tıklayınız

Sevgili Oğul ! Gazeteciler randevu isteyince önce korktum; ola ki senden ‘rahmetli’ diye söz ederler. – Annen Hace Gültekin

Hasret Gültekin’e Annesinin Mektubu Sevgili Oğul ! Gazeteciler randevu isteyince önce korktum; ola ki senden ‘rahmetli’ diye söz ederler. Meğer bugün Anneler Günü’ymüş. Hani , hep ünlü bir işadamının, ya da milletin anasını ağlatan bir politikacının annesini seçerler ya, bu kez yarışın kulvarını değiştirmişler. Bu yıl Sivas’ta yobazların yaktığı tüm çocukların analarını seçmişler “Yılın Annesi”

okumak için tıklayınız

Ben Koşarım Aşağlara, Koşarım (Turgut Uyar Üzerine Tomris Uyar’la Söyleşi) – Erhan Altan

Artık ne Turgut Uyar ne Tomris Uyar yaşıyor. Birbirini sevmiş ve etkilemiş bu iki olağanüstü isimden Tomris Uyar’ın eşi Turgut Uyar’a tanıklığını, eğer Erhan Altan bu uzun söyleşiyi gerçekleştirmeseydi bilemeyecektik. Son dönem şiirimizin önemli eleştirmeni Erhan Altan bu kitabını, “şairin insani varlığının tamamen yitmesine küçük bir karşı koyma çabası” olarak değerlendiriyor. Kitabın bu yeni baskısında

okumak için tıklayınız

Alevi Hukuku – Ali Yıldırım

Gül alırlar gül satarlar Gülden terazi tutarlar Gülü gül ile tartarlar Çarşı pazar güldür gül Alevi Hukuku doğal bir hukuktur. Aleviler tarihleri boyunca; Alevilere özgü, varolan hukukun dışında ve bütünüyle ona yabancı bir hukuk sistemi yaratarak yaşamlarını devam ettirmişlerdir. Toplum kendisini varetmek için kurallar geliştirmiştir.

okumak için tıklayınız

Sadece Karanlığa Mektuplar! – Dağhan Dönmez

Saygıdeğer okur, bugüne değin yazılarımı hep aynı sesleniş ile bitirdim: ?Çünkü kitap karanlığa gönderilmiş mektuptur!? Bir kitabın saman kağıtları arasından, zihnin dehlizlerine fısıldanan her kelime, her satır; büyük karanlığımıza tutulan fenerdir diye düşündüğümden? Tıpkı Divan şairi Necati?nin o beyitindeki gibi: Görünen yıldız değil yer yer delinmiştir felek Gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benim.

okumak için tıklayınız

Bir kara büyü: Faşizm – Arzu Eylem

Viyana?da dünyaya gelen Yahudi yazar Hermann Broch, Büyülenme adıyla Türkçe?ye kazandırılan eserinde Hitler?in Almanlar üzerinde yarattığı etkiyi çözemeye çalışır. Kara büyüye kapılan insanları, din, savaş ve yabancılık olgusunu bir doktorun günlükleri üzerinden aktarır yazar. Vaatlerle ruhun nasıl ele geçirildiği sorusunun cevabını arar. İlk yazıldığında Dağların Romanı olan eserin adını sonrasında ?Die Verzauberung? (Büyü) olarak değiştirir.

okumak için tıklayınız

Alevi Öğretisinin Kaynağı Olarak Bektaşi Fıkraları – Ali Yıldırım

Alevi yoluna ilişkin yazılı kaynakların -şu an için- yeterli oranda bulunmayışı sorunu nasıl giderilebilir? İşte burada Aleviliğin Bektaşiliğin varolan materyallerinin bilimsel bir biçimde ele alınıp değerlendirilmesi sözkonusu olacaktır. Kuşkusuz bu materyallerin başında Alevi ozanlarının deyişleri gelir. Bir başka değerli kaynak ise Alevi-Bektaşi ulularına ilişkin menakıpnamelerdir.

okumak için tıklayınız

Bütün Oyunları 4 – Bertolt Brecht

10 cilt halinde yayınlanacak olan Bertolt Brecht’in Bütün Oyunları 4. cildinde yayınlacak oyunları, Sivri Kafalılar ve Yuvarlak Kafalılar ya da Devlet ile Servet Birleşmeyi Sever, Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar ya da Devlet ile Servet Birleşmeyi Sever, Küçük Burjuvanın Yedi Ölümcül Günahı, Horatyalılar ve Kuriatyalılar, Carrar Ana’nın Silahları, Üçüncü Reich’in Korku ve Sefaleti (Tanıtım Bülteninden)

okumak için tıklayınız

Hegemonya İlişkilerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği (Neo-Gramsci’ci Bir Bakış) – Yeliz Sarıöz Gökten

Dünya düzeninde yaşanan her krizin ardından kapitalist sistemin sonuna gelindiğine yönelik tartışmalar ortaya çıkmıştır. Gelenek 2008 yılında başlayan küresel krizin ardından da bozulmamış, ?bu kriz, o kriz mi?sorusu akıllara gelmiştir. Yine süreçte bir taraftan neoliberal kapitalizmin çözüleceği yönünde saptamalar yapılırken, diğer taraftan ABD hegemonyasının görünür gerileyişine ve yeni güç dengelerinin nasıl biçimleneceğine yönelik görüşler ileri

okumak için tıklayınız

Deyiş ve Direniş (Pir Sultan Abdal) – Ali Yıldırım

‘Osmanlı tarihlerinin yaşadığı Pir Sultan Abdal hakkındaki derin suskunluk acaba büyük bir gizi saklıyor olamaz mı? Tarih neden susar? Tarihin susmasının siyasal anlamı nedir? Zaman 16. yüzyılsa ve sözkonusu olan Alevilerse ve onun önderleri ise Osmanlı tarihinin susması için başka neden aramaya gerek var mıdır? Tarih burada siyasetin hizmetindedir ve zorunlu olarak susacaktır. Evet, saf

okumak için tıklayınız

Malafrena – Ursula K. Le Guin

Ursula K. Le Guin’in 1979’da kaleme aldığı Malafrena, yazarın diğer bazı öykülerinden tanıdığımız hayali ülke Orsinya’da geçiyor. Fakat yazarın diğer romanlarında da olduğu gibi, mekân hayali olmasına rağmen resmedilen ortam ve ele alınan meseleler son derece gerçekçi. Sansürün insanları susturduğu, kısıtlamaların her türlü muhalefeti engellediği, iktidarın katı ve kati bir hal aldığı bir ülke Orsinya.

okumak için tıklayınız