Karanlığa Mektuplar / Seraphita, Bir Ömürlük Kitap! – Dağhan Dönmez

“Belki de ölüler, çözülecek bir sır kalmadığı için suskundurlar.” Kumral ??Bu eser neden bilhassa sizin gibi, yalnızlık sayesinde dünyanın bayağılıklarından korunmuş şu soylu ruhlara ait olmasın?? İthaf yazısında böyle der Balzac, Madam Eveline de Honska?ya. Tıpkı Nıetzsche?nin Zerdüşt?ü gibi ruhun tekamülü için tenha bir coğrafyayı mesken tutmuş; adeta mitolojik, münzevi bir karakteri anlatır. Romanın, Norveç?in o

okumak için tıklayınız

Esir Şehrin İnsanları – Kemal Tahir. “Teslim olmak başka şey, esir düşmek başka; Seni sevmek başka şey özgürlük, uğrunda dövüşmek başka!”

“Esir Şehir Üçlemesi” edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in başyapıtlarındandır. Her büyük ve klasik yapıt gibi, bir ya da birden çok sorunsalı mükemmel bir biçimde işleyen bu nehir roman dizisinin ilk kitabı olan “Esir Şehrin İnsanları”nda Kemal Tahir, Mütareke Dönemi Anadolu aydınının ve İstanbul’unun destansı direnişinin ve mücadelesinin benzersiz bir fotoğrafını çekmektedir. Kurtuluş Savaşı

okumak için tıklayınız

Paris Düşerken – İlya Ehrenburg

Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20. yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir. Savaşın ayak seslerinin duyulduğu 1930’ların ikinci yarısından soğuk savaş rüzgarlarının Avrupa’yı içine aldığı 1950’li yıllara kadar uzanan dönemi kapsayan bu eserin ilk kitabını oluşturan Paris Düşerken’de, yayılmacı Hitler faşizminin işgali

okumak için tıklayınız

Gençlik – Joseph Conrad

Polonya asıllı Conrad, İngiltere?ye yerleştikten çok sonra bile ağır bir aksanla konuştuğu İngiliz dilinde verdiği eserlerle kendine İngiliz romancılığında unutulmaz bir yer edindi. Yaşanan her türden olaya kayıtsız kalan bir evrende insan ruhunun karşı karşıya kaldığı sınavları anlatan romanlar kaleme aldı. Onun eserleri, her ne kadar kimi romantik ögeler barındırsa da, Conrad modern romanın öncüsü

okumak için tıklayınız

Çağrı – Bertolt Brecht

ÇAĞRI Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı yağmurun, Bulutların rüzgarla sökün ettiği. Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla gelmez; Onu bulup getiren insanlardır. Duman tüten topraktan bahar boyunca, Dökülüp yükselir birden gökyüzü. Ama barış ağaç değil, ot değil ki yeşersin: Sen istersen olur barış, istersen çiçeklenir. Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. Bilin kuvvetinizi. Bir tabiat kanunu değildir savaş,

okumak için tıklayınız

Hayat TV kapatılıyor

21 Mart 2007’den beri yayın yapan Hayat TV, RTÜK’e yaptığı lisans başvurusu sonuçsuz kalınca kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kanala göre lisans verilmemesinin nedeni Gezi Parkı olaylarında yaptığı yayın. Hayat TV?den yapılan açıklamada şöyle denildi: Kurulduğu günden bu yana işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların, yoksul halkın, aydınların, sanatçıların, tüm halkın sesi olmuş Hayat Televizyonu?nun ekranı ağır

okumak için tıklayınız

Denizler Geçti Gökyüzümden adlı kitaba dair – Nevzat Süer Sezgin

NEZİH_ER yayınlarının, şair dostumuz Mine Ömer?in editörlüğüyle, biz okurlara sunduğu ?Denizler Geçti Gökyüzümden? Azime Akbaş Yazıcı?nın ikinci kitabı.Geçtiğimiz günlerde ikinci basımı yapıldı. Kitabı elinize alınca ön ve arka kapaktaki Ilgaz Uğurluer?in nefis fotoğrafları ve Perihan Ömer?in özenli tasarımını sevmemek mümkün değil. Arka kapaktaki Gültekin Emre?nin kısa tanıtım yazısıyla sarsılmaya hazırlanarak okumaya başlıyorsunuz. Seksenyedi kısa bölümden

okumak için tıklayınız

Uyanış Öncesi Öyküleri – Nunila Lopez Salamero

Çocuk olduğumuzu unuttuk, oyun oynama isteğimizi, kendimizi ifade etme arzusunu, perilerin var olduğunu ve özellikle de masumiyeti… Hep her yaşa uygun hikayeler anlattık. Mesajımızın minikler için olduğu kadar yetişkinler için de aynı derecede gerekli olduğunu düşünüyoruz. Büyüdükçe parıltısını yitirmemiş insanlara…

okumak için tıklayınız

“Neredeydi yargıç? Neredeydi yüksek mahkeme? Konuşacaklarım var! El kaldırıyorum işte!” – Franz Kafka

Yapılmamış, unutulmuş itirazlar mı vardı? Şüphesiz vardı böyle itirazlar. Gerçi yerinden oynatılamazdı mantık, ama yaşamak isteyen kimseye de karşı duramazdı. Neredeydi yargıç? Neredeydi yüksek mahkeme? Konuşacaklarım var! El kaldırıyorum işte!

okumak için tıklayınız

Rameau’nun Yeğeni – Denis Diderot. ‘Diyalektik bir başyapıt’

Denis Diderot’un 1761 yılında yazdığı Rameau’nun Yeğeni – diyalog (Le neveu de Rameau), adlı yapıtını sağlığında yayınlanmamıştı, böyle bir yapıt olduğu da bilinmiyordu. Yıllar sonra düşünür, şair, oyun yazarı ve tarihçi Friedrich Schiller, Almanya’da eski kitap satılan bir dükkânda gezinirken elyazması metnini bulur. O denli beğenir ki Goethe’ye de okuması için verir. Goethe okur okumaz

okumak için tıklayınız

“Bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir”

Sizlere sesleniyorum insancıklar, yaşamın salakları, dövülen, harca bağlanan, ezelden beri terleyenler, sizi uyarıyorum. Bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir. Bu kesin bir işarettir? Asla şaşmaz. Bu iş şefkatle başlar. XIV. Louis hiç olmazsa, zavallı halkı hiç ama hiç takmıyordu, bari o unutulmasın. XV. Louis?ye gelince, o da öyleydi.

okumak için tıklayınız

Gizli Başyapıt – Honore De Balzac

“Olağanüstü… Balzac’ın, gerçekliğin sonsuz arayışı içindeki ressamı, sonunda kapkara bir belirsizliğin ortasında buluyor kendini. O kadar çok gerçeklik var ki, insan hepsini kucaklayayım derken karanlıkta buluyor kendini…” Pablo Picasso Balzac, en ünlü yapıtlarından biri olan Gizli Başyapıt’ta, kusursuzluğu arayan ressam Frenhofer’in olağandışı öyküsünü anlatır. Başyapıtının üstünde tam on yıl çalışan bu XVII. yüzyıl ressamı, resmi

okumak için tıklayınız

Çapulcunun Gezi Rehberi – Eylem Aydın

Önce birkaç ağaç, sonra bir park, ardından bir şehir ve son olarak bütünüyle kocaman bir ülke… Çapulcunun Gezi Rehberi, Türkiye’nin öyküsüdür bir bakıma. Occupygezi (direngezi), sadece birkaç ağacın öyküsü değildi aslında. Ağaçlar bu direnişin hem önderi hem de sembolü oldu. “İnsana Rağmen” hiçbir düşüncenin ve “Dayatmacı Yaşam Biçimi”nin karşılık bulamayacağını gördük hep beraber. Ve yine

okumak için tıklayınız

“Gezi? Günlükleri

Gezi direnişinin hikâyesi farklı biçimlerde, farklı dillerde, farklı yönleriyle çok anlatılacak. Paylaşılacak o kadar çok şey var ki, paylaşmaya bile yetişemiyoruz. Sonuçta “anlatılan bizim hikâyemiz.” Her direniş bir uyanıştır. Şaşırtır, heyecanlandırır, mutlu eder ve zihin açar. Her direnişte kayıplar da olur. Üzer, öfkelendirir, biler. Kayıplara rağmen ve onların öfkesiyle, direniş gülümsetmeye devam eder. Kendi aklını,

okumak için tıklayınız

Halkız Biz! – Zafer Köse

Biz Halk Ederiz. Yani yaratırız. Mobilyadan cam şişeye, iplikten gözlüğe neler neler üretiriz fabrikalarda. Sebze de yetiştiririz, ürettiklerimizi şehirden şehire taşırız da. En kutsal değerimiz emektir. Bunu böyle düşünmeyiz çoğu zaman. Bilmeyiz. Ama ne yapıyorsak, nasıl yapıyorsak oyuz biz. Harcadığımız emekle aynı zamanda kendimizi yaratırız. Çalışmasını bildiğimiz gibi eğlenmesini de biliriz. Severiz, seviliriz, sürprizler yaparız.

okumak için tıklayınız