50 Soruda Antropoloji (Bilim ve Gelecek Kitaplığı 50 Soruda Dizisi: 12) – Gülfem Uysal, Sibel Özbudun

İnsanı bütün yönleriyle inceleyen antropolojiyi, fiziksel-biyolojik ve sosyal-kültürel tüm boyutlarını içeren geniş bir kapsamla ele alan 50 Soruda Antropoloji, “50 Soruda” dizisinin 12. kitabı. Yazarlar Sibel Özbudun ve Gülfem Uysal’ın, salt küçük ölçekli toplumları değil, günümüz dünyasını/insanını anlama girişimi olduğunu vurguladıkları antropolojiye dair doyurucu bir çerçeve sunarken geçtikleri kimi sorular şöyle: Antropoloji neyle uğraşır, temel

okumak için tıklayınız

Çakal Yağmuru – Duran Aydın

Yaz göğüne yakışmayan pis pis bulutlar nedense, daha Temmuz?un ancak üçte biri yeni yeni eskiyorken bu kez Akdeniz üzerinden değil, Toroslar?ın kuzeydoğu yamaçlarından, yani Kozan dolaylarından koca kente; evrile devrile, üzerimize üzerimize geliyordu. Önlerine kattıkları ve onlardan önce kente ulaşan rüzgâr, yağmur yağmur da kokmuyor değildi. Tenlerde hafif ürpertiler bırakarak tıpkı Mart ve Nisan aylarında

okumak için tıklayınız

35 Mayıs – Erich Kastner

35 Mayıs’ta her şey mümkün! Konrad için amcası ile geçirdiği perşembe günleri çok eğlenceliydi. Aritmetiği iyi olduğu için kompozisyon yazmak zorunda kaldığı bu perşembeyse canı biraz sıkkındı. Yolda karşılaştıkları ve onlardan bir parça şeker isteyen bir sirk atı günün sürprizi olabilir mi dersiniz? (Tanıtım Bülteninden)

okumak için tıklayınız

“Zincirlenmiş Zamanlar”, Diyarbakır 5 Nolu ve Süleyman Güney – Müslüm Üzülmez

Zindanların uğultusu kulaklarımı her çınlattığında gün batımı hüznünde yüreğimin derisi yüzülür Türkiye Cumhuriyeti tarihi ?zincirlenmiş zamanlar?ın tarihidir. Umumi Müfettişlikler, İstiklal Mahkemeleri, Darbeler, Sıkıyönetimler, Olağanüstü Hal Yönetimleri bunun en iyi kanıtlardır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra yaşananlar ise bunların katmerlisidir.

okumak için tıklayınız

Dilsel Komünikasyon Üzerine Not (*) – Faiz Cebiroğlu

Dilsel komünikasyon başlıklı bu notum, daha önceleri, dil üzerine yazmış olduğum yazıların devamı niteliğindedir. Bu notumda da çocuğun dilsel gelişimi; çocuğun komünikasyon ve konuşma yeteneği üzerinde, kısaca da olsa, düşüncelerimi sürdürmek istiyorum. Soru şu: Çocuğun dilsel komünikasyon gelişiminden neyi anlıyoruz? Yanıtım basittir ve açıktır: Dilsel gelişim, çocuğun anadili, dilin ses-ilişkisi, kelime hazinesi ve gramatiğidir. Dilsel

okumak için tıklayınız

Amerika’nın En İyi Saklanan Sırrı (İşçi Sınıfı Çoğunluktur) – Michael Zweig

“Biz % 99’uz!” Wall Street’i İşgal Et eylemcileriyle aşina olduk bu slogana; Michael Zweig Amerika’nın En İyi Saklanan Sırrı: İşçi Sınıfı Çoğunluktur kitabını yayınladıktan on yıl sonra, 2008 Mali Kriz’inin ertesinde bu sayfalardan taşıp sokaklarda yankısını buldu. ABD’de Nisan 2012’de güncel verilerle genişletilmiş ikinci basımı yapılan kitabında Zweig, Amerikan toplumu hakkındaki yaygın “geniş orta sınıf”

okumak için tıklayınız

Deniz Feneri – Behçet Aysan

Behçet Aysan’ın Deniz Feneri şiir kitabı, 1987 yılında basılmış ve yine aynı yıl Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü almıştır. 1993 yılında Sivas Katliamında yobazlar tarafından katledilen Behçet Aysan’ın anısına kızı Eren Aysan, bir düşü gerçeğe dönüştürmek adına 2006 yılında  Uğur Mumcu Vakfı Yayınları  tarafından basılan Deniz Feneri şiir kitabı tekrar yayınlandı. Bu hüzünlü kitapta;

okumak için tıklayınız

Celal İlhan?la, Yapıtları Üstüne Naif Bir Söyleşi – Orhan Tüleylioğlu

O. Tüleylioğlu: Bize kendinizden söz eder misiniz? C. İlhan: Meraklı biriyimdir. Çocukluğumdan ilk anımsayabildiklerim arasında başı çeken, benden dört yaş büyük ablamın ?Bu çocuk Allahın atasını sorar adama?, yakınmasıdır. Bunu, huysuzluğumun, yaramazlığımın baş edilmezliğimin kanıtı olarak önüne gelene söylerdi ablam. Öykülerimde o günler, çeşitli, renkli biçemleriyle çokça yer alır. Sanırım ilkokulda (ahırdan bozma bir yapıda

okumak için tıklayınız

Cenaze Merasimi – Jean Genet ‘Bir halkın utandığı suçlar onun gerçek tarihini oluşturur. Aynı şey insan için de geçerlidir’

“Asil davranmak için bir insan uzun süre düş görmelidir ve düşler gecenin koynunda beslenir” diyen Jean Genet, bu romanında evrensel bir insanlık hali olarak savaşa ve işgal dönemi Paris’indeki insan ilişkilerine odaklanıyor. İnsanlar tıpkı aşkta olduğu gibi savaşta da politikanın, idealizmin ve etiğin sınırları aşar; yani aşkta ve savaşta her şey mubahtır. İşte Cenaze Merasimi

okumak için tıklayınız

Yeni Hayat – Dante Alighieri

Dante, büyük yapıtı “İlahi Komedya”yı hazırlayan kitabı “Yeni Hayat”ı 1292’de yazmaya başlamıştı. Beatrice ile tutkulu serüveninin izlerini taşıyan kitap, yazılış özellikleri nedeniyle modernlere de öncülük etmiş bir yapıya dayanır. “Yeni Hayat” (Vita nuova) klasik Avrupa edebiyatının temel metinleri arasında yer alıyor. Yeni Hayat, Dante’nin 31 şiirini, bu şiirlerin yazılış amaçlarını ve şiirlerin yapısal çözümlerini barındıran

okumak için tıklayınız

Tebaa – Heinrich Mann

Heinrich Mann’ın, otoriter kişiliğin oluşumunu canlı bir biçimde betimleyen ve başyapıtı olarak taçlandırılan romanı Tebaa, Alman toplumunun alelade bir karakteri olan Diederich Hessling’in hayat hikâyesi üzerinden 19. yüzyıl şafağındaki Kayzer Almanyası’nın toplumsal ilişkilerini gözler önüne seriyor. İtaatkâr, korkak, medeni cesaret yoksunu, konformist bir iktidar destekçisi olan Hessling, romanda, bir yandan başkalarına acımasızca şiddet uygulamaktan başka

okumak için tıklayınız

Ulduz ile Konuşan Bebek – Samed Behrengi

Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi (1939-1967), kısa süren yaşamı boyunca köy öğretmenliği yapmış, halk masallarını ve efsaneleri derlemiş, yeniden yorumlamıştır. Yazdığı çocuk hikâyeleriyle ise başka bir dünyanın mümkün olduğuna işaret etmiş, bu yönüyle çocuk edebiyatının niteliğini arttırarak hem çocukların hem büyüklerin gönlünde taht kurmuştur. Merhaba çocuklar! Ben Ulduz Hanım’ın konuşan bebeğiyim.

okumak için tıklayınız

Karacaoğlan, binlerce yıl akarsular dibinde yıkanmış çakıltaşları gibi dilden dile geçerek incelmiş, güzelleşmiş, arınmış, zenginleşmiştir.

Yaşar Kemal’in yorumuyla; “Yunus Emre, Pir Sultan Abdal gibi, şiirimizin büyük ustalarından birisi de Karacaoğlan’dır. Büyük ustamızın on yedinci yüzyılda yaşadığı sanılıyor. Kökünün daha derinlerde olduğu gerçek. Epope’den Dede Korkut’a; Dede Korkut’tan koşmaya ne zaman geçilmişse, Karacaoğlan o zamandan beri sürüp gelen bir havadır; bir söyleyiş, bir duyuş biçimidir. Onun ne zaman doğduğu, yaşadığı da

okumak için tıklayınız

Beyaz Mendil – Nevzat Güngör

Nevzat Güngör, Beyaz Mendil’de insanların ellerinden zorla alınan hak ve özgürlüklerini, ayrımcılığın yarattığı çelişkileri, yaşama hakkının vazgeçilmezliğini anlatıyor. Özellikle de bütün bu demokratik haklardan yoksun bırakılan Kürt coğrafyasındaki Kürt insanının hallerini öyküleştirmiş. Bu insanların yaşadıklarını yer yer gerçeküstü gibi görünen aslında gerçeğin ta kendisi, gerçeğin de gerçeği olan bir anlatımla aktarıyor.

okumak için tıklayınız

Homeros – Jacquelıne De Romılly

Araştırmacıların belirttiğine göre, İlyada ve Odysseia son şeklini MÖ VI. yüzyılda almış. Ancak yine öğreniyoruz ki, destanların yazarı Homeros, MÖ VIII. yüzyılın şairi. Bu bilgileri yazmamızın nedeni, kaç yüzyıldır okunduğunu hatırlatmak için. Antik Yunan kültürünün bu ilk yazılı eserleri yalnızca okumakla kalmış metinler değil, pek çok “Yunan lirik şairleri, tragedya yazarları, tarihçiler bu eserlerden beslenmiş

okumak için tıklayınız

Derviş ve Ölüm – Meşa (Mehmet) Selimoviç “Hokka ile kalemi ve yazmakta olan şeyleri tanıklığa çağırıyorum.”

Boşnak yazar Meşa (Mehmet) Selimoviç’in otuz dile çevrilmiş, Yugoslavya’da edebiyat dersleri programında yer alan, 1967’de yayımlanan Derviş ve Ölüm adlı romanı, mutlak dinî doğrular üzerine kurulu dünyasında yaşayan Ahmed Nureddin’in, erkek kardeşinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra düştüğü derin karmaşayı resmederken insanın ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri incelikle işler.

okumak için tıklayınız

Kendimce / Aforizmalar 1 – Nejdet Evren

1. Ağaç yaş iken eğilirse bodur kalır. 2. Özgürlük fırtınası yüreğe çarpmadıkça , ruhlar köle kalacaktır. 3. Her can çıplak doğar; gelişler üryan, gidişler çaputladır. 4. Baltayı savurmak için kaldıran bir kez olsun soluğunu tutar ve dinlerse eğer, ağacın sesini duyacaktır. 5. Eli soğuktan sıcağa değmemiş olanın aslında hiçbir şeye değmemiş olandır.

okumak için tıklayınız

Merdivende Üç Şair – Orhan Tüleylioğlu

Otelin merdiveninde basamaklara oturmuş bekleyen üç şair: Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar…. Otelin adı, yaylalarda açan çiçekti, Madımak’tı. Otelin içindekilerse ülkenin yazarları, şairleri, araştırmacıları, ozanları, karikatürcüleri, tiyatrocuları, semahçıları. Sekiz saat süren bekleyişin sonunda bir kibrit çakıldı. Otuz beş eli kolu bağlı insan alev alev can verdi. Otelin etrafını saran güruhun protesto ettiği, halk edebiyatımızın

okumak için tıklayınız

Tespih Taneleri – Mıgırdiç Margosyan. “Her bir tespih tanesi bir yaşamdır. Yanyana dizdiğimiz tespih taneleri hiç dağılmasın.”

Mıgırdiç Margosyan’ın “Tespih Taneleri”, yazarın doğduğu yer Diyarbakır?ı, oradaki Ermenileri, Kürtleri, Türkleri, Süryanileri, Keldanileri, Yahudileri, bugün artık tarih olmuş bir kent yaşantısının en içten hikâyelerini anlatan, derin bir duygusal yolculuğun güncesi niteliğinde bir yapıt. Mıgırdiç Margosyan, Türkçe, Kürtçe ve Ermenicenin olanaklarından ve özyaşam öyküsünden yola çıkarak dağılan hayatları anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Tabutçu – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin. (Çeviren: Ataol Behramoğlu)

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in 1830 yılının ürünü olan “Tabutçu” öyküsünde yer alan karakterler; tabut yapımcısı ve kızları, sevecen bir alaycılık ve duyguyla çizilerek, gerçekçi Rus yazınına örnek oluşturmuşlar; Dostoyevski, Nekrasov, Tolstoy, Çehov v.b. daha sonraki dönemlerin birçok büyük yazarı için tükenmez esin kaynakları olmuşlardır. Öykü ince bir alay, zeka, yalın ve sen bir insan sevgisiyle örülüdür.

okumak için tıklayınız