Sis ve Gece’de Adaletin Varoluşsal Yükleri: Nevzat’ın Felsefi Dönüşümü

Suçluluk Mekanizmalarının Kökeni Ahmet Ümit’in Sis ve Gece romanında Başkomiser Nevzat karakteri, adalet arayışını bireysel bir yük olarak taşırken, bu süreç varoluşsal suçluluk duygusunu tetikler. Roman, Nevzat’ın geçmişteki kayıplarını –özellikle ailesinin bombalı saldırıda yok oluşunu– merkeze alarak, suçluluğun psikolojik temellerini inceler. Felsefi açıdan, bu duygu Sartre’ın özgürlük kavramıyla örtüşür; birey, seçimlerinin sonuçlarından kaçınamaz ve adalet … Devamını oku

Ahmet Ümit’in “Yırtıcı Kuşlar Zamanı” romanının yüzleşmeleri nelerdir?

Ahmet Ümit’in Yırtıcı Kuşlar Zamanı, insanın karanlık dehlizlerinde gezinen, kolektif hafıza ile bireyin iç hesaplaşmalarını kesiştiren felsefi bir polisiyedir. Roman, sadece bir cinayet etrafında örülmüş bir gerilim değil, aynı zamanda insanlık durumuna dair derin bir yüzleşme metnidir. İşte bu yüzleşmeleri felsefi bağlamlarıyla detaylandıralım: 1. Geçmişle Yüzleşme: Tarihin Gölgesinde Kimlik Arayışı Romanda karakterler, bireysel ve toplumsal … Devamını oku

Yabancılaşmanın Ölümsüz Şairi: Franz Kafka – Ahmet Ümit

Franz Kafka 3 Haziran 1924 yılında Viyana yakınlarındaki Kierling Sanatoryumu’nda yaşama gözlerini yumduğunda yalnızca 41 yaşındaydı. Belki her ölüm biraz erkendir, ama Kafka gibi sıradışı bir yaratıcının 41 yaşında yaşama gözlerini yumması, sözcüğün tam anlamıyla bir erken ölümdü. Yine de Kafka, bu kısa süreye daha önce benzeri olmayan yapıtlar sığdırdı. Kendisi gibi 1880 yılının başlarında … Devamını oku

Özgün Bir Türk Yazarı Yusuf Atılgan – Ahmet Ümit

Sanatta önemli olan farklı bir bakış açısı yakalayabilmek, farklı bir biçim kurabilmek, denenmemiş olanı denemek, yaratılmamış olanı yaratmaktır. O ünlü deyişi herkes anımsar: “Güneşin altında yaşanan her konu, her olay yazılmıştır.” Aşk, cinsel isteğin önüne ilk engeller konulduğu günden beri işlenegelmektedir. Kahramanlık, insanoğlu korkusunun farkına vardığı andan beri sanatın konusu olmuştur. Açlık, yoksulluk, mağaradaki atalarımızın … Devamını oku

Aşk Köpekliktir – Ahmet Ümit

Ahmet Ümit 1960’ta Gaziantep’te doğdu. 1983’te Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. 1985-1986 yıllarında Moskova’da Sosyal Bilimler Akademisi’nde eğitim gördü. İlk şiiri “Adam Sanat”ta çıktı. Şiir, öykü ve yazılarını “Adam Sanat”, “Yine Hişt”, “Öküz” ve “Cumhuriyet Kitap” dergileri ile “Yeni Yüzyıl” gazetesinde yayımladı. İlk kitabı “Sokağın Zulası” bir şiir kitabıydı ama Ümit, Türkiye edebiyatındaki ününü … Devamını oku

Ahmet Ümit: “Katil cinayet işlediği yere geri gelir.”

“Kara Üçleme”: “Katil cinayet işlediği yere geri gelir.” Bu saptama, bütün katiller için olmasa da, öldürmekten zevk duyan, cinayeti; cesaret isteyen, zekâ gerektiren, başarılması son derece güç bir iş gibi görenler için geçerli sayılır.

Devamını oku

Dedektif Hamlet – Ahmet Ümit

William Shakespearean Macbeth, III. Richard ve Hamlet gibi oyunlarının kimi yazın adamları tarafından polisiye sayıldıklarını duymuşsunuzdur. Bu saptamaların çoğuna hak vermekle birlikte, içlerinde polisiye sıfatına en fazla hak kazanan yapıtın, gerek konusu, gerek işleniş biçimi, gerekse içinde barındırdığı entrikayla Hamlet olduğunu belirtmeliyiz.

Devamını oku

İnsan Ruhunun Kâşifi: Edgar Allan Poe – Ahmet Ümit

Lanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak, bilmek istemez, insanların istediği aşkla, sevgiyle, güzellikle örülü, acıklı da olsa sonunda umutlu biten öykülerdir.

Devamını oku

Ahmet Ümit: “İlk kitabımı partinin yayınevi bastı”

İlk kitap, 1989’da çıktı. ‘Sokağın Zulası’ bir şiir kitabıydı. Onu da bir (TKP) parti yayınevi bastı. Rahmetli Ali Taygun da merkez komitesindeydi partinin. Onun yanına gittim ve sanat komitesini oluşturduk. Ali Abi, ‘Çıplak Ayaklı Gece’yi okuyunca “Ahmet, sen polisiye yaz” dedi. Önce anlamadım; zoruma gitti. Beni küçümsüyor zannettim.

Devamını oku

Mike Hammer’in Dönüşü – Ahmet Ümit

Telefon çaldı. Kimsenin varlığını bile bilmediği, numarası rehbere kaydedilmemiş, arada sırada yalnızca şehir içi konuşmalarda kullanılan, kılıfına konup kaldırılmış bir silah gibi sessiz ve onun kadar kapkara bir aygıt olarak bir köşede durup dururdu. Sonunda biri tetikleyince, susturucu takılmış bir tabancanın sesine benzeyen boğuk ve kısık bir sesle yaylım ateşine başladı. İlk çalışı bir uyan atışıydı. İkinci kez çalışında beni ölüm arıyor olacaktı.

Devamını oku

Aşk ve Cinayet – Ahmet Ümit

Aşk ile cinayet arasındaki benzerlikten söz ettiğimde genellikle tepkiyle karşılandım. Kimse, büyülü bir güzellik, olağanüstü bir heyecan, insanın içini titreten bir esriklik, çılgınca bir coşku olarak tanımlanan aşk gibi “yüce” bir duyguyu, cinayet gibi vahşeti, şiddeti çağrıştıran, insanın karanlık yönününü açığa vuran bir eylemle benzeştirmek istemedi. Sözlü olarak karşı çıkmayanlar, aman bu adam da her şeyi cinayetlerle, katillerle açıklamaya çalışıyor, dercesine yüzlerini buruşturarak kaçtılar yanımdan.

Devamını oku

Kapitalizmin Yarattığı iki Olgu: Marksizm ve Polisiye Roman – Ahmet Ümit

Marksçılık ve polis terimleri genelde birbirine karşıt iki sözcük gibi düşünülür, algılanır. Marksçı düşüncenin ortaya çıkışından bu yana geçen yaklaşık yüz elli küsur yıl, gerek Almanya, Fransa, İngiltere gibi kapitalist ülkelerde, gerekse daha geri sosyoekonomik yapılara sahip olan Asya, Latin Amerika, Afrika ülkelerinde polis en hafif deyimiyle, Marksistlere acımasızca saldırmıştır.

Devamını oku

Soğuktan gelen yazar John Le Carre – Ahmet Ümit

Evet, dünya edebiyatının en ünlü casus romanları yazarından, John Le Carre’den bahsediyorum. Onun adını ilk kez bir TV dizisinde duymuştum. BBC yapımı dizinin Türkçe adı “Köstebek”ti. John Le Carre’nin ünlü karakteri George Smiley’in Soğuk Savaş dönemindeki gerilim yüklü serüvenlerini konu alıyordu. Dizinin her bölümünü büyük heyecanla beklediğimi hatırlıyorum. Carre’nin ilk okuduğum kitabı ise Soğuktan Gelen, Casus’tu. Romanı elimden bırakamadan, bir solukta bitirivermiştim. O günden sonra da sıkı bir John Le Carre hayranı olmuş, yazarın bütün kitaplarını zaman geçirmeden edinmeye başlamıştım. Ama asıl adının David John Moore Cornwell olduğunu bu yazıyı yazmak için araştırma yapmaya başladığımda öğrendim.

Devamını oku

Anton Pavloviç Çehov, Sıradan Dünyanın Sıradışı Yazarı – Ahmet Ümit

Birkaç yıldır ülkemiz yazın alanında sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Ardı ardına açılan yayınevleri, sayıları her geçen gün artan kitabevleri, özenle basılan ürünler kitaba duyulan ilginin arttığını gösteriyor.
Okur sayısı henüz özlenen düzeyin çok çok altında olsa da, bütün bu gelişmeler olumlu bir sürecin başladığına işaret ediyor. Yazın dünyasındaki hareketlilik yazarlarımızın bilimkurgudan polisiyeye, biyografiden tarihi romana uzanan geniş bir yelpazede ürünler vermesine yol açarken, klasikler de eksiksiz olarak yeniden yayımlanıyor. Rus ve dünya edebiyatında kendine özgü bir yeri olan Anton Pavloviç Çehov’un tüm öyküleri de ülkemizde eksiksiz olarak yayımlandı.

Devamını oku

Mistik Cinayet Romanı Yazarı Dostoyevski – Ahmet Ümit

Kimi eleştirmenler Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Karamazov Kardeşlerini polisiye roman olarak adlandırırlar. Benzer değerlendirmeler Sofokles’in Oedipus’u ve Shakespeare’nin Hamlet’i için de yapılmıştır. Hamlet’in başına geldi mi bilinmez ama önemli tiyatro okullarında öğrencilerin Oedipus’u dedektif giysileri içinde sergiledikleri bile olmuştur. Gerçekten de bu yapıtların ekseninde suç, dahası cinayet yer alır. Onları polisiye olarak tanımlanmasına yol açan da bu özellikleridir. Üç yazarın içinde polisiye romana en yakın olanı Dostoyevski’dir.

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme