Lüzumsuz Adam – Sait Faik Abasıyanık “Kalabalık içinde yalnız bir adam”

1948 yılında yazdığı ilk hikâyelerinden biri olan Lüzumsuz Adam’ı yazdığı dönemde Sait Faik Abasıyanık hem bohem yaşamını sürdürür hem de kendisini daha çok dinlemeye başlar; kendisini “lüzumsuz bir adam” olarak hisseder: “ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum. Dünyanın en sevimli insanları olan posta müvezzilerinin bile” (Lüzumsuz Adam). Bunda, bünyesinde belirmeye … Devamını oku

Yeni Dünya – Sabahattin Ali

1930’lu yıllarda öyküye taze bir soluk getiren Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanın zavallılığını ve gücünü sarsılmaz bir üslupla, masalsı ve destansı biçimde yansıtmayı başardı. Şiir, hikâye ve roman yazan, çeviriler yapan Ali, tüm eserlerinde insan ruhuna ayna tuttu ve gerçeğe bu aynadan baktı. Türk edebiyatının büyük yazarından, içinde sinemaya da aktarılan Hasanboğuldu’nun olduğu 13 düşünen öykü…

Devamını oku

Sırça Köşk – Sabahattin Ali “Niçin yazılarımdaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli ?”

1947′ de basılan ve Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılan Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin kısa öyküsüdür. Sırça Köşk kitabına da adını veren bu masalı diğerlerinden önce yazılmasına rağmen kitabın ve masallar bölümünün sonunda yer almıştır. Dört masalın en uzunu budur.
Sabahattin Ali’nin son kitabı olan Sırça Köşk’te yazar; kendilerini çok güçlü, yıkılmaz, sarsılmaz şatoların içinde görenler, halkın uyanması, bilinçlenmesiyle kolayca yerle bir olacakları mesajını net olarak verir. “Sırça Köşk” iktidar sahiplerini pek çok öfkelendiren, öldürülmesine bile etken olan şu sözlerle biter:

Devamını oku

Thomas Bernard’ın Roman Dünyası ve “Beton” Romanı Üzerine – Cem Uğur

Thomas Bernard?ın bir romanı üzerine konuşmak bütün romanları üzerine konuşmak gibidir. Bütün romanlarında hep aynı karakterler var gibidir: Kendi var oluşunu gerçekleştirmek isteyen ama bunu gerçekleştiremeyen ve bunun çatışmasını roman boyunca yaşayan, çelişkili hallerde bulunan bazen bunu doğal bir durummuş gibi karşılayan ama hemen sonrasında bunun çatışmasını yeniden yaşayan sonra da kendisine, insanlara, topluma öfkelenen karakterlerdir bunlar. Karakterlerinin kimliği aslında bu döngü içerisinde sıkışıp kalmış ve şekillenmiştir. Genel olarak karakterleri aydındırlar ve hastadırlar ve bu hastalık karakterini zayıf dolayısıyla iradesiz yapar. Bu hastalık var oluşları için her zaman bir bahanedir.

Devamını oku

Knulp – Hermann Hesse

Alman edebiyatının güçlü kalemlerinden Hermann Hesse?nin, bir göçebenin yaşamını konu alan Knulp adlı incecik öykü kitabı, yazarın yapıtları içinde küçük bir mücevher gibi ışıldıyor. Tüm yaşamı yollarda geçen bir göçebenin hikâyesi Knulp. Kitaba adını veren baş kahraman, kimi yerlerde bir süreliğine konaklayıp insanlarla ilişki kuruyor, ama çok geçmeden onlardan kopup yine kendini yollara vuruyor.

Tüm yaşamı yollarda geçen ve yine yollarda sona eren bir göçebenin hikayesi Knulp. Canının çektiği yere “konan”, ama çok duramayıp yine “uçan” bir özgür ruhun kısacık destanı.

Devamını oku

Yaşar Kemal’in Romancılığı – Fethi Naci

Türkiye?de eleştiri denildiği zaman akla gelen ilk isim olan Fethi Naci?nin Reşat Nuri?nin Romancılığı ve Sait Faik?in Hikâyeciliği?nin ardından Yaşar Kemal?in Romancılığı isimli kitabı da YKY edebiyat dizisinden çıktı. Kitap, Yaşar Kemal?in romancı dünyasını daha yakından tanımak isteyenler için tam bir yol gösterici…
“Romancılarımız, Türk köylüsünü ya idealize etmişlerdir, ya köylülerin kimi davranışlarını, düşünüşlerini saklamışlar, kentlilere karşı ‘kol kırılır yen içinde’ havasına girmişlerdir, ya da köylülere ‘büyük mal’ diye, ‘kavat’ diye bakmışlardır. Bir Yaşar Kemal vardır romanımızda köylüleri ‘olduğu gibi’

Devamını oku

İngiliz Edebiyatı Tarihi – Mîna Urgan

Mîna Urgan’ın İngiliz Edebiyatı Tarihi isimli beş ciltlik yapıtı Yapı Kredi Yayınları’nın Delta dizisinde tek cilt olarak yayımlandı. Bir büyük edebiyatın yüzlerce yılını bir roman lezzetiyle okutan bu beş cilt hâlâ işlevini ve amacını koruyor. Üstelik bu kez tek ciltte toplanan yapıt edebiyat meraklısı okura ulaşıyor.

İngiliz edebiyatı tarihini on döneme ayırabiliriz. Gerçi bir edebiyat döneminin tam hangi tarihle başladığını, tam hangi tarihte sona erdiğini saptamanın yolu yoktur, ama kimi çağlarda edebiyat alanında belirli değişiklikler olduğu da yadsınamaz.

1) Eski İngilizce dönemi sözlü edebiyatın yazılı edebiyata geçmesiyle birlikte aşağı yukarı VII. yüzyılda başlar

Devamını oku

La Fontaine’in Masalları (51 Masal, Ciltli) – Orhan Veli Kanık

“Sevgili Çocuklar, bu kitapta okuyacağınız şiirleri gerçi sizler için tercüme ettim. Ama hiçbir zaman onları çocukça bulmadım. Zaten sizi de küçük görmüyorum. Güzel şeyleri siz de büyükler kadar anlar, büyükler kadar seversiniz. Elbette, yaşınız ilerledikçe, bilginiz de artacaktır. Ama bu, bilginiz artıncaya kadar kötü şeyler, basit şeyler okuyacaksınız demek değildir. Bilginizin, anlayışınızın artması, zevkinizin incelmesi ancak büyük eserler, kıymetli eserler okumakla olur.”
Orhan Veli Kanık

La Fontaine’in 17.yüzyılda manzum olarak kaleme aldığı, Hindistan’dan İran, Anadolu ve Avrupa’ya yayılmış, kahramanları çoğunlukla hayvanlardan oluşan öğüt verici masalcıklar bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır. Orhan Veli’nin

Devamını oku

FerhAntoloji – Ferhan Şensoy

Tiyatro dünyasının üretken ismi Ferhan Şensoy, edebiyat alanında yapıt vermeyi sürdürüyor. Şensoy; kitapları, yayımlanmamış oyunları, şiirleri, TV skeçleri ve 35 yıla sığdırdığı yazı çalışmalarını tarayarak FerhAntoloji?yi oluşturdu. Bu dev antoloji, sanatçının okurları için yeni bir kitap, ilk defa okuyacaklar için de iyi bir fırsat. Ferhan Şensoy?dan özgeçmişsel ferhangi bir serüven…

Ferhangitoloji – Doğan Hızlan
(15 Kasım 2003 tarihli Hürriyet Gazetesi)
Ferhan Şensoy’un FerhAntoloji’si, sıkılmadan, mizahın zeki kıyılarına vurmuş şiir ve düzyazı örneklerini okuyabileceğiniz bir seçmeler kitabı.
Bütün eserlerinden seçimi kendi yapmış, ??biraz da özgeçmişsel Ferhangi serüveni”.

Devamını oku

Kağnı, Ses, Esirler ? Sabahattin Ali

Eserlerinde insanın zavallılığını ve gücünü bazen masalsı ve destansı bir biçimde anlatan şiir, roman, çeviri gibi edebiyatın farklı alanlarında eserler veren Sabahattin Ali’nin ‘Kağnı, Ses, Esirler’ kitabında bazı öyküleri ve bir oyunu yer alıyor. Kitapta 18 öykü bulunuyor. ‘Kamyon’, ‘Pazarcı’, ‘Arap Hayri’, ‘Köpek’, ‘Sıcak Su’ bu öykülerden bazıları. Kitabın son sayfalarında ise ‘Esirler’ isimli oyun bulunuyor.

“Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir. On adım ötede en büyük hürriyetlere götüren denizi dinlemek ve sonra aradaki kalın kale duvarlarına gözleri dikerek bakmaya, denizi yalnız muhayyilede görmeye mecbur kalmak az azap mıdır ?”

Devamını oku

Çakıcı’nın İlk Kurşunu (Tereke) Öyküler, Şiirler, Derlenmemiş Yazılar – Sabahattin Ali. Düzene bir başkaldırış hikayesi

“Çakıcı’nın İlk Kurşunu” adlı uzun hikâye, edebiyatımızda hakkında çok yazılmış ve efsaneleşmiş bir kişinin hikâyesi. 1872 – 1911 yılları arasında Aydın’da yaşamış olan ünlü bir eşkıyanın, Çakırcalı Mehmet Efe veya Çakıcı Efe denen eşkıyanın hikâyesi.
Edebiyatımızda bu konuda yazılmış birçok hikâye ve roman var. Sabahattin Ali, bu hikâyeyi kendi üslubu ve politik görüşüne uygun olarak yeniden yazmış.
Abdülhamit döneminde geçen hikâyede Çakıcı’nın ilk kurşununu atıp dağa çıkmasını, Abdülhamit’e karşı Anadolu halkının isyanının başlangıcı olarak sunuyor Sabahattin Ali. Zeybeklere ve Çakıcı’ya karşı Abdülhamit’in yolladığı güçler Arnavutlardan ve Çerkeslerden oluşuyor. Tüm bu düşman güçlerini Çakıcı ve çetesi yeniyor. Hikâyenin sonunda Çakıcı’yı ancak gene bir Zeybek vurabiliyor ama aslında başkasını vurmak isterken yanlışlıkla Çakıcı’yı vuruyor. Yani Çakıcı sonunda ölüyor ama yenilmiyor.

Devamını oku

Bir Şiirin Bakır Çağı – Ece Ayhan

Edebiyatımızın değerli şairlerinden Ece Ayhan?ın, ‘Bir Şiirin Bakır Çağı’, kendi deyişiyle ?dipyazılar?ını topladığı bu son kitabı; İkinci Yeni, Pazar Postası, Yahya Kemal, Nâzım Hikmet, Sait Faik, Tarih, Toplum ve Kültür üzerine uzun uzun düşünüp o bildik diliyle yazarken, kötülük toplumunun karşısında ayağa kalkıyor. Efendi efendi ayakta durmaya çabalarken, bak bu bir budak da ne oluyor? Ne adına diye soranlara: ?Tarihe bakarsanız anlarsınız!? ya da kitabın ?Niçin Yazıyorsunuz?? başlıklı açılış yazılarıyla yanıt verir.

Mechul Öğrenci Anıtı
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür.

Devamını oku

Büyüyen Eller / Bütün Yapıtları ? Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Müzesi Arşivi’ndeki müsvedde ve taslaklardan oluşan Büyüyen Eller’de yer alan “Sebzeci Cebrail”, [Kozalaklı Köyü] ve [Kılıbık] okurlarıyla ilk kez buluşuyor.
Büyüyen Eller, Sait Faik’in sanıldığının aksine titiz sayılabilecek bir dikkatle yazdığını, yazdıklarını okuyup değiştirdiğini, düzelttiğini, yazdıklarının bazılarından vazgeçtiğini ve yazdığı her şeyi yayımlandığını göstermesi bakımından farklı bir önem taşımaktadır.

“Çok hasta olduğum zaman, ateşim kırka yaklaştığı zaman ellerim büyür. Dev gibi ellerim olur. Çoğunca çocukluğumda olurdu.

— Ellerim büyüyor, derdim.

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme