Etiket: Türkiye

Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’nin “Kuyucaklı Yusuf” romanı, yayınlandığı tarih olan 1937’den bu yana güncelliğini hiç kaybetmemiş ve edebiyat tarihimizde bir kilometre taşı olmuştur. “Kuyucaklı Yusuf”un önemi yalnızca başarılı bir roman olmasından ileri gelmez, öncü bir yapıt olması da ona tarihsel açıdan bir önem kazandırır; çünkü bu yapıt daha önceki Türk romanından iki bakımdan ayrılır ve yeni bir

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık’ ın Hayatı

“Yazı yazmam için bana çiçek, kuş özgürlüğü değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin özgürlüğü lazım. Küçücük özgürlükler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk özgürlüğü istiyordum.” (*)“Hırçınlığı vardı son zamanlarda. Birçok kişilere kızıyor, onlarla karşılaşmak, konuşmak istemiyordu. Gece yarısına doğru Beyoğlu’nda ayrıldık, o Osmanbey’e evine gitti, ben Kadıköy’e geçtim. Ertesi gün öğle üzeri Gazeteciler Cemiyeti’ne giriyordum

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in Don Kişot’u, Murtaza

Orhan Kemal, ölümsüz karakteri Murtaza ile edebiyatımıza asla silinemeyecek biçimde damgasını vurmuştur. İnsanın en çapraşık durumlarından birini kara mizahla yüklü bir dille anlatır. Otorite ile doğru kavramı arasında sıkışıp kalan, doğruculuğundan ödün vermemek için daha çözümsüz durumlara düşen, bu arada gittikçe insanı anlamaktan uzaklaşıp, salt ilkelerini savunan bireyin başına gelenlerin acıklı bir güldürüsüdür.

okumak için tıklayınız

Babamın Bıyıkları Yoktu, Tekin Gönenç

“…duyarsın derinlerde bir yerlerde, insanın insana bölünmesidir yalnızlık…” Tekin Gönenç 2008 yılında yayımlanan “Babamın Bıyıkları Yoktu” adlı öykü kitabı ile şiirle içi içe geçen bir yaşamdan süzülen kesitleri okurlara sunuyor. “…geçen yıl bir trafik kazasında kaybetmiş babasını. Annesi hem baba hem anne olmuş dört kardeşe. Kaş?ta zengin yazlıkçıların evlerinde çalışırmış çoğu zaman. Emine ara sıra

okumak için tıklayınız

“IŞİD’in Türkiye yapılanması diğerlerinden ‘farklı’ gibi, acaba neden? “

Türkiye’nin ‘IŞİD’i Ankara faciasının ardındaki sır perdesi, değil çözülmek, aralanmadı bile. Doğrusu aralanmasını da beklemiyorum, zira, bu fazlasıyla karanlık bir olay, olaya ilişkin haber yapmak yasak, dahası en temel bazı sorular üzerinde yeterince durulmuyor.

okumak için tıklayınız

Rusya’nın Ortadoğu’ya inmesinin 10 sebebi – Akdoğan Özkan

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? –3 Ortadoğu’da bugün olup bitenler, o hay huy içinde bize dünyanın yeni ekonomik merkezinin Avrasya olarak şekillenmekte olduğu gerçeğini unutturabilir. O yüzden önce şunları hatırlayalım: Çin’in özellikle odaklandığı yüksek hızlı kıtasal demiryolu şebekesi (yeni Demir İpek Yolu) yakın bir tarihte Asya ve Avrupa’daki 40 ülkeyi ve dünya

okumak için tıklayınız

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? 2 – Akdoğan Özkan

[Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?-1] Bundan 35 yıl önce yaklaşık bu tarihlerde, geçtiğimiz yüzyılın en uzun ve en kanlı savaşlarından biri patlak verdi: 1980-1988 arasında yaşanan İran- Irak savaşı. Bir diğer deyişle, Rusya’nın desteğini almış Şii İran ile ABD (ve müttefiklerinin) desteğini almış Sünni Irak’ın…

okumak için tıklayınız

Şiir Sanatı, Erdoğan Alkan

“Şairler gökten zembile inmez. Şiir şairin üretimidir. Şair bir toplum içinde yaşar; dolayısıyla onu, içinde yaşadığı toplumun değer yargıları, sosyal konumu ve bunun sonucu olan şiir akımları yönlendirir. Şairlerin şiir üstüne görüşlerini toplayıp değerlendirirken çağlarının şiir akımlarını, şiir okullarını da tanıtmak gerekir. Fransa’da 1789 Devrimiyle birlikte soyluların yaşamını dile getiren Klasik Akım son buldu ve

okumak için tıklayınız

Kemal Tahir’in Hayatı

“İki çeşit insanla konuşmağa doyulmaz. Ya hakikaten basit, yahut da, hakikaten alim olmalı.” 15 Nisan 1910’da İstanbul’da doğdu. 21 Nisan 1973’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kemal Tahir Demir. Deniz yüzbaşı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerinden. Babasının görevleri nedeniyle ilk eğitimini Türkiye’nin çeşitli yerlerinde tamamladı. 1923’te İstanbul Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi’nde mezun oldu.

okumak için tıklayınız

Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?- I

Rus uçaklarının Idlib’in güneyindeki isyancıları bombalamaya başlamasıyla birlikte Suriye’deki iç savaşta yeni bir evreye girildi. Ancak hangi evreye girmiş olduk, onu anlayabilmek için öncelikle bu savaşın Türk basınında pek aktarılmayan, dile getirilmeyen iktisadi arka planına ışık tutmaya ihtiyaç var. 2008 yılında ABD’nin önde gelen stratejik düşünce ve araştırma kuruluşlarından RAND Corporation Amerikan ordusu için önemli

okumak için tıklayınız

Zekânın ölçülmesinin doğal olduğu yerde aptallık oranı da ölçülmeli

“… Çocukluğumdan beri, insanları ağlatacak yazılar yazmak isterdim. Bu istekle yazdığım bir hikâyeyi, bir dergiye götürmüştüm. Hikâyemi okuyan derginin başredaktörü, çok anlayışsız bir adam olduğu için, hikâyemi okurken hüngür hüngür ağlaması gerektiği halde kahkahalarla güldü; sonra kahkahadan yaşaran gözlerini silerek, ‘Aferin. Çok güzel. Bunun gibi daha başka hikâyeler de yaz getir bize…’ dedi. Yazarlıktaki bu

okumak için tıklayınız

Türkiye 2040’ta kuraklık çekecek!

Dünya Kaynakları Enstitüsü (World Resources Institute) 2040 yılında en çok su sıkıntısı yaşayacak ülkelerin listesini açıkladı. 33 ülkenin yer aldığı listede Türkiye de yer alıyor. Enstitünün yaptığı çalışmaya göre en çok su sıkıntısı yaşayacak olan bölge Ortadoğu olacak. Gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ülkeler arası çatışmanın çıkacağı uyarısında bulunan enstitü, suyun verimli kullanımı ile ilgili sistemlerin

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali ‘Aydın geçinenlerin karanlığına, insanın içindeki şeytana keskin bir bakış’

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali’nin 1940 yılında yazdığı bir romandır. Bir sevda masalından yola çıkarak ırkçıların hayat tarzlarını ve duruşlarını eleştiriyi içeren “İçimizdeki Şeytan” romanın yayınlandığı zaman, ülkemizde, Nazizmin etkisiyle, ırkçılığın yükselişte olduğu yıllardır. Roman büyük yankı uyandırdı.

okumak için tıklayınız

Türkiye’de erkeklik ve iktidar – Cenk Özbay

Michael Kimmel, Erkekleri Yanlış Çerçevelemek (1) başlıklı kitabında, “Biz, Amerika’da erkeklik hakkında nasıl konuşacağımızı bilmiyoruz,” der. Türkiye’de bizim de halimizin pek farklı olmadığını, yıllardır akademi içinde ve dışında erkeklik(ler) meselesini tartışagelmiş bağlamlardan, örneğin ABD’den, pek de daha iyi durumda olmadığımızı söylemek mümkün.

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Sağlık Siyaset Piyasa

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile Türkiye de sağlığı piyasalaştırma rolünü büyük ölçüde tamamladı. Mimarlarına göre program; finansal eşitsizlikleri ortadan kaldırdı, sağlık hizmetine erişimi artırdı ve toplumun sağlık düzeyini iyileştirdi! Peki piyasacı sağlıkta dönüşüm programı gerçekten iddia edilen başarıları gösterdi mi? Toplumun sağlık düzeyini sadece sağlık hizmetlerinin durumu mu belirler? İşsizlik ve yoksulluğun artmasının, gelir dağılımının bozulmasının

okumak için tıklayınız

Hakkâri Taşları – Veli Sevin

1998 yılında Hakkari kent merkezinde 13 adet dikilitaş (stel) bulundu. Bu stellerde, çıplak bir savaşçı ile onu izleyen insanlar ve onların kahramanlıklarına dair pek çok sahne yer alıyordu. Ölmüş ataları anmak üzere yapıldıkları anlaşılan bu taşları yaptıran insanların etnik kökeni nereye dayanıyordu? Hangi dili konuşuyorlardı? Üretilmelerine hangi sosyoekonomik etkenler neden olmuştu? Hakkari?de ortaya çıkan bu

okumak için tıklayınız

“Yaşamak güzel şey be kardeşim” – Nazım Hikmet “Baskıya, acıya, sefalete rağmen inandıkları düşünceler adına boyun eğmeden savaşan insanların öyküsü.

“Nazım Hikmet, Türkçe’de yazılmış en güzel şiirlerin yazarı… Bu coğrafyada yaşayan insanların büyük bir kısmı ondan hiç değilse bir kaç dize okumuştur. Ama Nazım’ın romanlarını pek azımız biliriz. Ölümünden sonra basılan “Kan Konuşmaz”(1965) ve “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” (1967) romanları, -o dönemde- şiirlerinin yanında göze çarpmamış, bugünlerde ise bütünüyle unutulmuş durumda. Şiirleri tekrar tekrar

okumak için tıklayınız

Biz Burada Devrim Yapıyoruz, Sinyorita

“Biz Burada Devrim Yapıyoruz, Sinyorita” yapılmakta olan bir devrime dair gözlemler… Mutlak doğruların yerini sorulan soruların ve aranan yanıtların aldığı bir devrimin günlüğü… Bundan böyle dünyayı büyük sözlerin değil küçük insanların değiştireceğine dair bir işaret… ?Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan

okumak için tıklayınız

Büyük Lazca Sözlük

Anadil, anneden öğrenilen ilk dil olmasının ötesinde insanın kimliği ve kişiliğinin oluşmasında belirleyici olan, geçmişi ve geleceği arasındaki bağı kuran; dünyayı, doğayı ve çevresini algılamasını sağlayan temel olgudur. Anadil olmadan bir kültürün yaşaması hatta ondan bahsedilmesi mümkün değildir. Anadilini yitirmiş bir birey öz kültürünü ve kimliğini de yitirmiş demektir. Dil olmadan kültür var olamaz. Her

okumak için tıklayınız

Müzik Ansiklopedisi, Ahmet Say

Müzik literatürü, bu işle ciddi biçimde uğraşanların çok iyi bildiği üzere pek parlak durumda değildir. Cumhuriyet tarihi boyunca basılabilmiş ‘dört başı mamur’ müzik kitaplarını toplasanız sayıları elliyi geçmez. O yüzden, zarar edecekleri korkusuyla yayınevleri telif veya çeviri olsun müzik kitabı basmaya çekinirler. Yine de cengâverce çarpışıp emek ürünü yayınlar ortaya koyanlar da var. Sırf yayın

okumak için tıklayınız