Etiket: Türkiye

Hazır mısın Everest ? Türkiye Everest Takımı

27 Mart-9 Haziran 2006 tarihleri arasında gerçekleştirilen Everest Türkiye tırmanışı, ülkemiz dağcılığı adına bir çok ilki gerçekleştirdi. Ülke adı taşıyan ilk tırmanış on tırmanıcının onunu da zirveye taşıyarak büyük başarıyla tamamlandı. Bu tırmanış aynı zamanda Everest’e ilk Türkiye takım tırmanışı ve ilk kadın tırmanışını da içeriyor. Ama belki de bunlardan daha önemlisi bu sadece bir

okumak için tıklayınız

Mustafa Balel ‘in Hayatı

Mustafa Balel’in eserlerinde, erkek egemen olarak bilinmesine karşın toplumda el altından uzlaşmalı bir şekilde sürdürülmekte olan anaerkil bir yapının varlığını su yüzüne çıkardığı görülür. Anlatımının sıcaklığı ve insan ruhunun derinliğine inmedeki inceliğiyle dikkatleri çeken, toplum-birey ilişkisi içinde toplumsal konuları işlediği hikâye ve romanlarında belli bir hüzün hakimdir. Hikâye, roman yazarı ve çevirmen Mustafa Balel 1945’te

okumak için tıklayınız

Güneşi bile tamir eden adam, Behiç Ak

Behiç Ak, yeni öykü kitabında çocukları tüketim çılgınlığı üzerine düşündürüyor! “Bugünün dünyası yenilenmek üzerine kurulu. Hiçbir şeyin eskimesine izin verilmiyor. Bunun getirdiği büyük bir gerginlik var, çocuklarda da var bu.” Günümüzün bazen çılgınlığa varan bazen de sahip olduklarımızın değerini tümüyle unutturan aşırı tüketim eğilimlerini kendine özgü mizahi üslubuyla anlatan çocuk kitabı yazarı, karikatürist, mimar, yazar

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Yüzyılına Romanın Tanıklığı, Tevfik Çavdar

*”Tevfik Çavdar, yıllardır okuyup seçtiği, notlar çıkarıp satır altlarını çizdiği romanları, ülkemizin son yüz yıllık dönemine tanıklıkları bakımından bir araya getirmiş ve eğer herhangi bir ülkede, roman denebilecek metinler yazılıyorsa, hiç değilse bunların bir bölümünün, burada kullanılan sözcükle, bir tarihe “tanıklık” yapmış olmamaları imkânsızdır. Bir kişinin hayatı boyunca ancak altı bin kadar kitap okuyabileceğine ve

okumak için tıklayınız

Arabalar Beş Kuruşa, Sabahattin Ali

“Akşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti. Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak

okumak için tıklayınız

Laz Halk Masalları

Lazca konusunda birçok akademik çalışma yürütülmüştür. Bunlardan biri ünlü dilbilimci Arnoldd Çikobava’nın “Çharuni Thekstebi / Xopuri Khilokhavi” (Tiflis, 1929) adını taşıyan kitabıdır. Fransız dilbilimci Georges Dumezil 1930’ların ilk aylarında İstanbul’da Arhavili Lazlardan masallar derlemiş, bunlar 1967 senesinde Paris’te yayımlanmıştır. En kapsamlı Lazca masal derlemesi Megrel dilbilimci Guram Kharthozia tarafından yapılmıştır. Kharthozia’nın “Lazuri Theksthebi” adını taşıyan

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali ‘nin Hayatı

Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907’de Gümülcine’de doğdu. Eğitim hayatı 7 yaşında, Füyûzâtı Osmâniye Mektebi’nde başladı. Zabit olan babası Ali Selahattin Bey’in tayininin Çanakkale’ye çıkmasıyla birlikte ailecek taşındılar. Eğitimine Edremit İptidaî Mektebi’nde devam etti. Okulu bitirip İstanbul’a dayısının yanına dönen Sabahattin Ali bir yıl dayısıyla yaşadıktan sonra 1922-1923 ders yılında Balıkesir Muallim Mektebi’ne kaydoldu. Şiir ve

okumak için tıklayınız

İnsanın “Ayak İzleri”, Adnan Özyalçıner

“İnsanlarımızın istediği, düşünce ve kol gücünü kullanarak kendi emeğiyle yarattığı uygarlığı, yaşamın, doğanın sunduğu değerleri eşitçe bölüşebilmek. Acılarına ortak olduğu tüm insanlarla güzellikleri, mutlulukları, iyilikleri, sevgileri de paylaşmak.” Yazarımız bu kitabında gezi izlenimlerinden yola çıkıyor. Tunceli’nin, Diyarbakır’ın, Zonguldak’ın dağlarının, nehirlerinin, yollarının güzellikleriyle bu kentlerin insanlarının, bu kentleri görmek isteyenlerin yaşadıklarını yan yana getiriyor. Kimi zaman

okumak için tıklayınız

Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Ahmet Hamdi Tanpınar

Saatleri Ayarlama Enstitüsü,  ülkemiz  insanının doğu ve batı arasında bocalamasını irdeleyen bir başucu romanıdır; toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, bireyden yola çıkarak topluma varan bir yöntemle anlatır. Alegorik bir hicivdir, bu roman. Zaman, mekan, insan, toplum, bürokrasi, menfaatler, ölüm, yalnızlık, iletişim, sabır, mutluluk gibi kavramlar üzerine okumalar vardır. Romanda mekan olarak İstanbul seçilmiştir. Zaman ise doğrusal çizgi

okumak için tıklayınız

Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar

Geçmişimiz, kimliğimiz, Doğu ile Batı’nın engin kültürleri arasında, -iki cihan arasında- kendimizce ve kimi zaman kendimiz olamadan duruşumuz, tereddütlerimiz, günü ve ânı yaşayışımız, itiyatlarımız, itikatlarımız, sükût musikisi’nden aldığımız haz, kendi kültürünü üreten, ürettikçe harcayan İstanbul, neylerin, kudümlerin ve derin bir musikiyi yaratmışların hâlâ bizi çeken hâlesi, ruh gezintileri, yumuşak ama derin sorular, bütün bu “terkip”ten

okumak için tıklayınız

Ölümü Kapıda Bekletmek “Gönül Gözüyle 3” Afşar Timuçin

Ölümü geciktirmek de genel olarak insanların bir türlü vazgeçemediği bir tutumdur. Ölümcül hastayı, ölümün eşiğine gelmiş kişiyi acılar içinde biraz daha kıvrandırmak bencilliğimizin yani zayıflığımızın bir sonucudur. Özellikle yaşını başını almış ve gitme zamanı gelmiş insanlar için ölümü yalnızca doğanın kaçınılmaz bir buyruğu olarak görmek ve bunu zorla ileriye atarak kendimizi rahatlatmak bana pek insana

okumak için tıklayınız

Avrupa’da ve Türkiye’de Sağlık Politikaları: Reformlar, Sorunlar, Tartışmalar.

*Bir bütün olarak bu kitap, yalnızca sağlık alanındakilere değil, günümüzde Avrupa’da ve Türkiye’de sağlık politikaları konusunda gerçekten ne olup bittiğini öğrenmek isteyen herkese kapı açıyor. Kitap, 17-18 Haziran 2005 tarihlerinde Türkiye’den ve yurtdışından çeşitli uzmanların katılımıyla Boğaziçi Üniversitesinde düzenlenen çalıştayda sunulan tebliğler ve Sosyal Politika Forumu tarafından daha önce gerçekleştirilen saha çalışmasına dayanan makalelerden oluşuyor.

okumak için tıklayınız

Aşk Bize Küstü – Yılmaz Odabaşı

“Süren insan kalitesi yozlaşmasında kir, karmaşa ve hız artık yaşadığımız. Her türden aşkın da bir tükenme durağına sevk edildiği şu atmosferde, sistemin moleküllere bölüp iğdiş ettiği duyarlılıklarımızla yeniden yüzleşmenin bir penceresi de olacaktır şiir; belleksizleşmemek, yabancılaşmamak için” Bu kitabım da, süren karmaşaya, her türden örselenmeye, küskünlüğe kendimce bir misillemedir.” Yılmaz Odabaşı’nın bu eseri, 1990’dan 2000

okumak için tıklayınız

Geç Bir Sonbahardı – Fırat Ceweri

(*)“Fırat Cewerî’nin ilk romanı olan “Geç Bir Sonbahardı” da yirmi sekiz yıl sonra, elli yaşında, yurduna dönüş hazırlıkları yapan, sürgün ve aidiyetini yitirmiş bir karakteri öne çıkarır. Bu da Ferda’dır. Ferda, katilin, olay mahalline dönüşü gibi, sürgün de doğup büyüdüğü zamanlara dönüş yapmak ister. Ya döner ve kırıklıklarla karşılaşırlar ya da yurdunu bıraktığı gün gibi anımsamakla

okumak için tıklayınız