Etiket: Türkiye

Dil’e Kolay, Tezer Cem

*Tezer Cem adını, şiir ortamında 1990’lı yılların ilk yarısında, Sonbahar dergisinde yayımlanan şiirleriyle tanımıştık. Bu on yılın ikinci yarısında dergilerde fazla gözükmeyen Tezer Cem, son yıllarda yayımlanan şiirleriyle tekrar gün ışığına çıkmıştı. Tezer Cem?in ilk kitabı olan “Yoksa Sen Mi Diledin” 2005 yılında yayınlanmıştı. “Dil’e Kolay” ikinci şiir kitabı, 2008 yılının nisan ayında yasakmeyve yayınlarından

okumak için tıklayınız

Aşkın Diyalektiği, Afşar Timuçin “Aşkın alanına girmek, tıpkı estetiğin alanına girmek gibi, uçsuz bucaksız bir serüvenin içine dalmaktır.”

“Aşkın alanına girmek, tıpkı estetiğin alanına girmek gibi, uçsuz bucaksız bir serüvenin içine dalmaktır.” diyor Afşar Timuçin. Yine de o serüveni seve seve göze alıyor ve aşkı konu ediniyor bu yapıtında. Aşk, bilime, mühendislik hesaplarına, us ölçülerine gelir bir konu değil elbette. Buna karşın, insanlık tarihi kadar eski bir etkinlik olan aşkı ele almanın, onu

okumak için tıklayınız

Ceza Defteri, Derya Önder “Şiir bir dünya görüşüdür.”

Derya Önder’in Salih Aydemir’le birlikte 2002 yılında kuruculuğunu yaptığı Öteki-siz Yayınevi’nden yine aynı yıl çıkan “Ceza Defteri” adlı ilk şiir kitabı, yazarın deyişiyle; ‘İlk kitap ilk cinayettir demiştim o zamanlarda. İnsan önce ‘ben’i öldürür. İçinde el değmedik hiçbir yer bırakmaz. Ben de öyle yapmıştım. Ceza Defteri’nin yazılması benim için çok sancılı bir dönemdi. Kendime yazar

okumak için tıklayınız

Ceyhun Atuf Kansu’nun Yaşam Öyküsü

“Ben bir halk ve toplum ozanıyım. Ya da öyle bir ozan olmak isterim. İlk şiirlerimi lise sıralarında yazdım. Bireysel duygularla dolu şiirlerimde bile hiç olmazsa halk diline yaslandım. Açık açık, tatlı tatlı anlaşılır söylemeyi yeğ tuttum. Sevdiğim ozanlardan en aşağı üçü halk ozanıdır. Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan’dır. Güneş vurmuş dereler gibi ışıl

okumak için tıklayınız

Nurullah Ataç’ın eleştiri anlayışı ve uygulayışı üzerine, Asım Bezirci

Nurullah Ataç, tüm varlığını edebiyata adamış bir yazar. Büyük bir dil ustası, çevirmen. 80’i aşkın dergiye dağılmış, 4 bini aşkın yazıya imza atmış üretken bir denemeci. Bedri Rahmi, Ataç’la ilgili bir çalışma yapılmamasına içerleyerek şöyle demişti: “Hepimiz onu seviyor, sayıyor, arıyoruz. Fakat niçin içimizden birisi kolları sıvayıp onun gazete ve mecmualara parça parça dağılmış eserini

okumak için tıklayınız

Koçyiğit Köroğlu, Ahmet Kutsi Tecer “ezilen halkın bir derebeyine, yani feodal düzene karşı koyuşu.”

Ahmet Kutsi Tecer’in “Koçyiğit Köroğlu” adlı eseri, 1 Ekim 1941 -1 Mart 1942 tarihleri arasında Ülkü Mecmuasında tefrika edilmiş ve ilk defa 1949 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. Konusunu Köroğlu hikâyesinden aldığı Koçyiğit Köroğlu adlı eserinde Tecer, bu halk kahramanının etrafında oluşan motifleri bir mekâna bağlı kalmaksızın, üslubundaki zindelik, anlatımındaki ustalık ile esere destansı bir hava katar.

okumak için tıklayınız

Mai ve Siyah, Halit Ziya Uşaklıgil “En çok beğendiğim romanım”

Halit Ziya Uşaklıgil 1897 yılında yazdığı Mai ve Siyah adlı romanın adı simgeseldir. Mai, romanın kahramanı, Ahmet Cemil’in umutlarını ve düşlerini, siyah, bu umutlarının ve fantezilerinin kırılışını simgeler. Roman; mavi ve siyah arasında bocalayan, ikilem içinde kalan, mücadele eden ve bu mücadeleden yenik çıkan Ahmet Cemil’in yaşamından bir bölümü anlatır. Romanda gerek başkahramanın canlandırılışında, gerek

okumak için tıklayınız

Şiirlerle Ezop Masalları – Kemal Özer

Ezop, Milattan Önce 7. ve 6. yüzyıllarda yaşamış ünlü bir Yunanlı masalcı. Özgürlüğünü elde eden bir köle olduğu, doğu ülkelerine birçok yolculuk yaptığı dışında, onunla ilgili çok az şey biliniyor bugün. Ama anlattığı masallar yüzyıllardır aktarıla aktarıla günümüze dek ulaşmış bulunuyor. Ezop (Yunanca: Aisopos), İ.Ö. VI. yy’da yaşadığı varsayılan eski Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan

okumak için tıklayınız

Güneş Harfleri, Osman Şahin “Sizce harfler ilk kez ortaya çıktıklarında ne renkti?”

Sizce harfler ilk kez ortaya çıktıklarında ne renkti? Hep böyle ak kağıtlara kara renklerle mi yazıldılar? Yoksa, karanlıkta gün ışığı gibi apaydınlık parıldayan renkler mi taşıyorlardı? Harf sayısı belirli olduğu halde, yeryüzünde nasıl bu kadar değişik dil ve alfabe vardır? Hepsi de oldukça meraklı sorular, değil mi? Belki de bu sorularımızın yanıtlarını Güneş Harfler öyküsünde

okumak için tıklayınız

Klasik Akım, Antoloji – Erdoğan Alkan

16. yüzyıl Avrupa’da Rönesans’ın, Reform’un, Din Savaşları’nın yüzyılıdır. Bu devingen ve hızlı yaşam Avrupa yazının ortaçağdan koparıp antikçağa götürür. İlk kez İtalyanlar ulusal bir yazın kurmak amacıyla antik dönemin ürünlerine yöneldiler. Bu olay başta Fransa olmak üzere tüm Avrupa ülkelerini etkiledi. Ronsard, Du Bellay ve diğer Pleiade Şairleri antik Roma ve Yunan yazının ürünlerini Fransız

okumak için tıklayınız

Geçmişle Hesaplaşma: Unutma Kültüründen Hatırlama Kültürüne, Mithat Sancar

“Her insanın ve her toplumun bir geçmişi vardır; bunun yanında bir de geçmişle bir ilişkisi. Bireyler ve toplumlar ya geçmişlerini hesaba katarak onunla ilişkilerini karşılıklı etkileşim içinde kendileri biçimlendirirler ya da geçmiş kendisi harekete geçer, takip eder, bugünü işgal etmeye çalışır. Geçmişi görmezden gelme tutumunda diretildikçe, geçmişin bugün üzerindeki etkisi artar; bir süre sonra bugün,

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Çocukluğun Tarihi: Çocukluğun Sosyo-Kültürel Tarihine Giriş, Bekir Onur

Zeynep Berik’in yorumuyla; Türkiye’de Çocukluğun Tarihi, bizlere sadece çocukluğun değil, dört yüz yıl öncesinden bugüne kadar Türkiye’nin sosyal ve siyasal tarihinin farklı yüzlerini de anlatan bir araştırma ve anı kitabı. Kitap, çocuk psikolojisini, çocukluğun sosyal ve kültürel açılımlarını araştıran en önemli isimlerden biri olan Bekir Onur’a ait. Avrupa tarihi ve Avrupa’da çocukluk üzerine Aries gibi

okumak için tıklayınız

Kalemle değil, yürekle yazılan roman; “Esir Şehrin İnsanları”, Kemal Tahir

Kemal Tahir’in işgal edilen İstanbul’u bir mekan olarak aldığı Anadolu halkının ve aydınlarının durumunu anlattığı, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçişin incelendiği şehir romanları dizisinin ilk kitabı “Esir Şehrin İnsanları” 1956’da yayınlandı. Fethi Naci’nin onun en başarılı romanlarından saydığı “Esir Şehrin İnsanları”nda İmparatorluk ordularının yenilgiyi kabullenip silahlarını teslim ettikleri bir dönemde aydınların en umutsuz koşullar altında savaşı

okumak için tıklayınız