Etiket: Türkiye

Süryani Atasözleri , Ercan Akçay

Süryaniler, kökenleri 5000 yıl öncesine giden bir toplum. Mezopotamya’da yeşeren ve uygarlığın gelişiminde önemli rol üstlenen eski Mezopotamya halklarının yani köklü bir kültürün mirasçılarıdır. Yaşadıkları coğrafyayı istila edenlerin baskı ve egemenlikleri yüzünden başlangıçtaki etkinliklerini kaybetmişlerdir. Günümüzde ise dünyanın değişik bölgelerinde dağınık bir şekilde yaşamaktadırlar. Süryani Atasözleri -Yöresel Sözler- kitabı, Süryani atalarının üretmiş oldukları sözleri içermektedir.

okumak için tıklayınız

Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar

Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar’ın romanıdır. İlk olarak İngilizce The Clown and His Daughter, (Soytarı ile Kızı) adıyla 1935 yılında Londra’da yayımlanmıştır. Türkçe olarak ilk defa 1935 yılında Haber gazetesinde bölümler halinde basıldı. Daha sonra 1936 yılında kitap olarak basılmıştır. 2006 itibariyle 37. basımı yapılmıştır. “Tekrar tekrar basılan Sinekli Bakkal’ın, okuru en çok çeken yönü II.

okumak için tıklayınız

“Ölümü sakın adam yerine koymayın, yoksa kendini bir şey sanabilir.” Abidin Dino

*“İnsan, ölümün bilincinde olan tek canlıdır. Ölümü bilmesi yaşamın tadını çıkarmasını engellemez. Ölümü kendine yakıştırmaz belki. Ama kanser tanısıyla hastaneye yatırılması, bir tutuklunun ölüme mahkûm edildiğinin bildirilmesi kadar kesinleştirir ölüm düşüncesini. Bir insanın özellikle sanatçının bu duruma nasıl dayandığı hep şaşırtır beni. Dünyadaki her olaya duyarlı olan bu insanoğulları (ve elbet Havva kızları) kendileriyle ilgili

okumak için tıklayınız

HEMŞİN – İbrahim Karaca

Hemşinliler, Doğu Karadeniz?de gürül gürül yeşilin içinde pek de farkına varmadığımız, küçük ama renkli bir topluluk. Hemşin?le ilgili bugüne kadar yapılan kapsamlı bir bilimsel çalışmaya raslanmıyor. Etnik kültür veya köklere değinen çalışmaların, genellikle bir noktadan sonra kırılmalara uğrayıp bilimsel tavrın dışına düştüğünü görüyoruz. Bu kırılma noktalarının bir yanında çoğu kez milli hassasiyetler, öte yanında ise

okumak için tıklayınız

Mozart – Ahmet Say

Mozart aydınlanmacı bir besteci , aydınlanma çağının bestecisidir. Bu besteci için dünyanın dört bir yanında yorumlar, eleştiriler, incelemeler yazılmıştır. Ahmet Say, bu tür yazıların en önemlilerinin çevirilerinden yaptığı seçme ile düzenledi. Kitapta Mozart?ın mektuplarından yapılan bir seçme de yer alıyor. Kitaba eklenen müzik terimleri sözlüğü ise konuya yabancı olanların kitabı okumasını kolaylaştırıyor. Ahmet Say, eserinde

okumak için tıklayınız

Doğu Karadeniz Lehçeleri Karşılaştırmalı Sözlüğü, Müslüm Kabadayı

Kültürel bir kavşak olarak geniş Karadeniz coğrafyası bünyesinde farklı lehçeleri barındırıyor. Bu çalışma da bizlere bölgenin kültürel anlamda ne zengin bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye’de genel olarak Karadeniz dendiğinde akla Lazca gelmesine karşılık, aynı coğrafyada Gürcüce, Hemşince, Ermenice, Rumca, Yunanca ve Megrelce de konuşuluyor. Doğu Karadeniz dillerinin karşılaştırmalı sözlük denemesi dilbilimcilerin başvurabileceği bir kaynak

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Sınıflar / Dünyada ve Türkiye’de Sınıflar ve Mücadeleleri – Sungur Savran, E. Ahmet Tonak, Kurtar Tanyılmaz

“Bugüne kadarki bütün toplumların tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir.” Marx ile Engels’in kaleme aldığı Komünist Manifesto’nun bu ünlü cümlesindeki “bugüne kadarki” ibaresi, bazılarınca “postmodern çağ” olarak niteledikleri döneme kadarki anlamına yorumlanmış olacak ki, özellikle 1990’lı yıllardan, yani Sovyetler Birliği, Çin ve Doğu Avrupa’da kapitalizmin restorasyonunun hızlandığı aşamadan sonra sınıf politikasının yerini “kimlik politikası”nın aldığı solda yaygın

okumak için tıklayınız

Ziya Yılmaz: TiP’ten THKP-C’ye Fatsa’dan Türkiye’ye

Geçtiğimiz hafta NotaBene yayınlarından bir kitap dağıtılmaya başlandı. Günümüzde ismi çok anılmayan, kimilerinin hafızasında zar zor geri çağrılan bir devrimciden bahsediyor; Ziya Yılmaz Kitabı. 2011 yılında hayata gözlerini yummuş, genç devrimcilerin, sosyalistlerin pek bilmediği bir isim olan Ziya Yılmaz, Barış Mutluay tarafından çeşitli mülakatların derlenmesiyle ve türdeşlerinde pek rastlanılmayacak ölçüde yapılmış bir araştırmayla günümüze ulaştırılmış

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin idamdan kurtuluşunun yansımaları… Ümit Yıldırım

“Nerede okumuştum, hani bir idam mahkûmu ölümünden biraz önce şöyle söylemiş ya da düşünmüştü: ‘Yüksek ve sarp bir kayalıkta, ancak iki ayağımın sığabileceği, dar bir çıkıntıda, dört bir yanım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz bir yalnızlık ve hiç bitmeyecek bir fırtınayla sarılmış durumda yaşamak zorunda olsam ve bütün ömrümce, bin yıl boyunca, hatta sonsuza

okumak için tıklayınız

Gülme’nin Kitabı – Derleme

YGS (Yazı-Görüntü-Ses) yayınlarından 2002 aralık ayında basılan Gülme’nin Kitabı, Ahmet İnam, Aziz Nesin, Afşar Timuçin, Cemal Dindar, Ferit Öngören, İlker Maga, Metin Üstündağ, Müjdat Gezen, Mesut Eren, Sami Caner, Selçuk Demirel, Suat Derviş, Sulhi Dölek, Turgut Çeviker, Tan Oral, Turhan Selçuk ve Yalçın Küçük adlı yazar ve sanatçılarımızın gülme üzerine yazılarından oluşuyor. “Sonuç olarak, yalnız

okumak için tıklayınız

Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx – Yıldız Silier

Yıldız Silier’in ‘Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx’ adlı yapıtı, “Rousseau ile Marks’ın özgürlük anlayışlarını karşılaştırıyor. Entelektüel bir sohbet havasında sevinçle okunabilecek kitabın girişinde yazar amacını şöyle belirliyor: “Bu kitapta Rousseau ve Marx’ın izinden giderek, özgürlüğe giden yolun özgürlüksüzlüğümüzle yüzleşmekten geçtiğini savunacağım. Önümüzdeki en büyük engellerden biri olan ‘özgürlük yanılsamamızı’ açığa çıkaracağım” ( s.16).

okumak için tıklayınız

Markopaşa ‘Toplatılmadığı zamanlar çıkar’ veya ‘Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.’

Markopaşa haftalık mizah dergisi; Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Şerif Hulusi, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz?un yazarlığını yaptığı 1946 yılında yayın hayatına başlayan Türkiye basın tarihinin en yüksek tirajlı yayınlarından biridir. Sabahattin Ali başyazarlığını, Mustafa Mim Uykusuz da çizerliğini üstlenmiştir. O dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren derginin yazarlarına karşı birçok dava açılmış, kimi

okumak için tıklayınız

Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914 – Şevket Pamuk

Osmanlı İmparatorluğu?nun iktisadî tarihi genellikle malî tarih şeklinde ele alınmıştır. Bu yaklaşımda devlet ve devletin hazinesinin işleyişi, gelir ve giderlerin muhasebesi asıl meseleler olarak incelenir. İktisat, elinde idarî, siyasî, hukukî donanımları olan yöneticiler tarafından kullanılabilen ve sırrına erilemeyen bir araç olarak görülür. Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914?te ise Şevket Pamuk, bu tablonun aslî unsurları olaninsanları taraf

okumak için tıklayınız

Muazzez İlmiye Çığ’ın Hayatı

(*) Zaman Ne kaygansın ey zaman!/ Akıp gidersin durmadan./ Ne başın var, ne sonun./ Ne rengin var ne şeklin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Tutmak mümkün değil seni,/ Tutulamazsın, görülemezsin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Fırtına gibi yıkıp dökersin./ Ama fırtına değilsin./ Kimine yaşam verir,/ Kimini yok edersin./ Bana gelince zaman:/ Yüzüme çizsen

okumak için tıklayınız

Kurtboğan, Mustafa Balel

Mustafa Balel’in ilk öykü kitabı Kurtboğan 1974’de yayımlandı. “Mustafa Balel’İn yalın dili, sıcak ve candan anlatımının, toplumcu özle bütünleştiği “Kurtboğan”, çetin doğa koşullarının daha da ezdiği Anadolu insanımızın buruk yaşamını vurgulayan toplumcu öykülerden oluşmaktadır. Doğayla başbaşa bırakılmış, burunları dibindeki uygarlıktan nasiplerini almaları önlenmiş insanların yanında yer alıp, birlikte acı çekip, birlikte mutlu olacağınız “Kurtboğan”ı seveceksiniz.”

okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran ‘ın Hayatı

“İnsanın bir duruşu olmalı, yaşama ve yaşanılanlara karşı… Hayata nerden ve nasıl bakacağını kendi belirlemeli ve sakınmadan rengini belli etmeli. (…) Bazen en uzak halk kendimizinkidir bize. Okyanus aşırı bir memlekettir bazen Türkiye. Bu toprağın yeniden bizim toprağımız olmasını istiyorsak eğer yeniden birleştirmemiz gerekiyor tepelerimizin hikâyelerini. Söküldüğümüz yerlerden, ?çilemizi? çözüp çözüp yeniden örmemiz gerekiyor kendimizi.

okumak için tıklayınız

Şairler Şehri, Buket Uzuner

*”-Bütün şairleri çok güzel, şairleri çok yakışıklı sanmıyordum ama cüce, kambur, dilsiz, felçli, kör, sakat, yaralı, yorgun insanları da şairler şehri’nde görmek beni şaşırttı. -Sizi şaşırtana baş aşağı bakmıyor musunuz sevgili Esin? Onlar böyle oldukları için şiir yazmıyorlar… Onlar, şair oldukları için bu hale geldiler! -Yani… Yani şiir yazmak burada bi cezalandırılıyor mu? -Hayır, o

okumak için tıklayınız

Tarihten Öyküler, Adnan Özyalçıner

Adnan Özyalçıner, hem kendi tarihimizden hem de dünya tarihinden seçtiği öyküleriyle çocuklara, bu öykülerde olduğu gibi, mutlu bir dünya yaratmanın gerekliliğini gösteriyor; Aklın, bilimin, sanatın güç kattığı, şiddetin yaşamadığı bir sevgi dünyası. Kitaptaki öykülerin kimisi söylencelere dayanıyor, kimisi tarih kitaplarında da var. Yazar çocukların, hem kendi ülkemizi, hem de dünyayı, uygarlığı yaratanları çok iyi tanıması

okumak için tıklayınız

Akıntıya Karşı Aziz Nesin, Sinegöz Film Atölyesi

Sinegöz Film Atölyesi’nin bu çalışması Aziz Nesin’i bir kez daha hatırlatmak ve tartışmak amacını taşıyor. Bu atölye Türkiye’de bir aydın ve aydınlanma geleneğinin var olduğu iddiasını destekliyor. 2004 yılında kısa filmler derneği özel ödülünü alan kitabın içinde Aziz Nesin belgeselinin Vcd’sini de görebilirsiniz. Kurgu-biyografi niteliğinde olan metinler Nesin’in çocukluğunu, Markopaşa deneyimini, Aydınlar Dilekçesi’ni ve Sivas

okumak için tıklayınız

Nal – Bir Akıl Hastanesinin Hatıra Defteri – Cemal Dindar

Michel Foucault duysaydı şu ‘nal’ meselesini belki bir cilt daha eklerdi, Deliliğin Tarihi’ne. Üç ilacın; haloperidol, biperiden ve klorpromazinin ticari adlarının baş harfleri: NAL. Acile getirilen ‘akıl hastaları’nın genelde ilk tanıştıkları ilaçlar bunlardı. Bir enjeksiyona belli dozlarda çekilir ve hastaya enjekte edilirdi. Bazı kliniklerde bu işlemin adı, iğrenç bir zekilikle, insan sevmezlikle bulunmuştu bile: NALLAMAK.

okumak için tıklayınız