Yazar: cemalumit

Günlükler – Sylvia Plath “Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.”

“Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” -Sylvia Plath- “Benim hayatımın amacı ne ve onunla ne halt edeceğim? Bilmiyorum ve korkuyorum. Asla istediğim bütün kitapları okuyamayacağım; olmak istediğim bütün insanlar olamayacağım ve yaşamak istediğim bütün hayatları yaşayamayacağım. Kendimi istediğim bütün becerileri edinecek kadar eğitemeyeceğim. Bunları neden istiyorum? Hayatımda mümkün olan zihinsel ve fiziksel

okumak için tıklayınız

Platon’un 2400 yıl önce kaleme aldığı “Devlet” ne anlatıyor?

Platon (Eflatun, İÖ yaklaşık 428/7-İÖ yaklaşık 348/7): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu (İÖ 387) ve hocası Sokrates’i konuşturduğu “diyaloglar”la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir. Sokrates’in Savunması (Apologia) ile birlikte diyaloglarının en tanınmışı olan Devlet (Politeia)’te ise Platon, “iyilik”, “eşitlik”, “güçlülük” ve “haklılık” gibi “insanlık durumları”nı irdeleyerek düşlediği en iyi devletti anlatmış,

okumak için tıklayınız

Rus Devrimi – Rosa Luxemburg

Rosa Luxemburg, Rus Bolşevikleriyle güçlü polemiklere girişen Marksistler arasında Sovyet iktidarına dost kalmayı becerebilmiş ender devrimcilerdendir. 1919’daki erken ve trajik ölümü nedeniyle son haline getiremediği bu önemli notlarda da görüldüğü gibi Rosa, Rus Devrimi’ni değişik yönlerden ele alıyor, Bolşevik deneyin evrensele nasıl taşınacağı sorusuna yanıt arıyor ve gelişmiş kapitalist ülkelerde devrimci mücadelenin Rusya’dakinden farklılaşacağı noktalar

okumak için tıklayınız

Rus Devrimi üzerine en iyi 10 kitap

Birçok tarihçiye göre, üzerinden geçen yüzyılın ardından tarih Rus Devrimi konusunda hükmünü vermiş durumda. Onlara göre Ekim 1917, tıpkı 1793’te Paris’te [idama götürülenlerin doldurulduğu, çn.] kağnılar veya 1. Charles’ın Westminster Sarayı’nın dışında halka açık infazı gibi, bir daha asla tekrarlanmayacak olaylar tarihine havale edilmişti. Tarih kendini tekrar etmez, bir komedi olarak bile. Ama yankıları kalır.

okumak için tıklayınız

Ekim Devrimi’nin ilk yıllarından 10 propaganda posteri

Ekim Devrimi’nin yaşandığı 1917, isyanlar kadar yaratıcılığın da büyük olduğu bir yıldı. Bu yaratıcılığı, yıl boyunca kitleleri eylemlere çağıran posterlerde görmek mümkün. BBC Rusça, Rusya Çağdaş Tarih Müzesi Güzel Sanatlar Direktörü Vera Panfilova’dan en beğendiği 10 posteri seçmesini istedi. Özgürlüğün Bedeli: Boris Kustodiev’in ünlü resminde elinde silahla bir Rus askeri, halkı Birinci Dünya Savaşı için

okumak için tıklayınız

Lenin’in Fedaisi Kamo – Jacques Baynac

Jacques Baynac’in 1970 yılında titiz bir araştırma sonucu hazırladığı Lenin’in Fedaisi Kamo adlı eseri, bir dönemin az bilinen bazı yönlerini ve büyük bir devrimcinin destansı yaşamını öğrenmemizi olası kılıyor. İnanıyoruz ki, Kamo’nun yasamı her okuyanın yüreğini titretecek, belleğinde iz bırakacak ve de onu düşündürecektir. Kamo, Ekim Devrimini yaratan Lenin çağının devrimciler kuşağından, Bolşevik devrimci tipinin

okumak için tıklayınız

Ekim Devrimi’ni anlamak için 16 kitap

“Bu ilk zafer, nihai zafer değil henüz. Ekim devrimimiz sadece bizim cephemizde ve emsalsiz cefalar ve güçlükler, işitilmemiş acılar içinde ve büyük yanılgılar ve hatalarla gerçekleştirildi. Sanki yanılgılar olmaksızın, hata yapılmaksızın tek başına, geri bir halk, dünyanın en güçlü ve en ileri ülkelerin emperyalist savaşının üstesinden gelebilirmiş gibi! Hatalarımızı söylemekten korkmuyoruz ve onları düzeltebilmesini öğrenmek

okumak için tıklayınız

Therese Raquin – Emile Zola

Emile Zola, bilimsellik hırsına rağmen her şeyden önce bir romantiktir. Onun yoğun ve çarpıcı betimlemelerle dolu romanları şiir gibi okunur. Gözü ya da kalemiyle bütün nesnelerin biçimlerini değiştiren ya da büyüten Zola yaşamın dev bir hayalini sunar bize. Çılgınca fantezileriyle tüm hareketsiz biçimleri canlandıran, her şeyi önümüzde kâbus gibi dansettiren bir yazardır o. ‘Her sanat

okumak için tıklayınız

“Garip” Önsözü – Orhan Veli Kanık

Garip akımı üç ozanın adına bağlanır: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), Bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1941). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu

okumak için tıklayınız

İoanna Kuçuradi: “Edebiyat eserleri, etik ve değerler eğitimi için bir hazinedir” – Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

PROF. DR. İOANNA KUÇURADİ “Edebiyat eserleri, etik ve değerler eğitimi için bir hazinedir”  “Felsefeden korkanlar var, felsefeyi ‘talep edenler’ de var”  Değerler eğitimi, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin her fırsatta altını çizdiği üzere “ülkemizin de, dünyamızın da çok ihtiyacı olduğu bir eğitim.” Ne var ki değerler eğitiminden herkes farklı bir şey anlıyor. Çünkü “değerler”le ahlâksal “değer

okumak için tıklayınız

Çocuklarla “Felsefe Konuşmak”tan Korkmayın – Elif Şahin Hamidi

Çocuklar soru sormaya bayılırlar. Öyle ki verilen cevaplardan tatmin olmaz, hep daha fazlasını merak eder ve hep daha fazlasını sormaya, ısrarla devam ederler. Hem de hiç bıkmadan usanmadan. Çünkü henüz yabancısı oldukları bu dünyayı, evreni ve kendilerini sorarak/sorgulayarak keşfetmeye, anlamaya, anlamlandırmaya çalışırlar. Şaşkınlıktan doğan sorgulama haliyle çocuklar, kendiliğinden/doğal olarak ölüm, yaşam, evren, tanrı, zaman, özgürlük,

okumak için tıklayınız

İstihbarat teşkilatında bir psikopat! – Elif Şahin Hamidi

Bir istihbarat teşkilatı, ajanlarını neye göre seçer acaba? Ajan adaylarında ne gibi kriterler arar? Çok zeki, çok cesur, çok dil bilen, teknolojiyle arası çok iyi olması istenebilir sanırım. Hemen Google’da küçük bir araştırma yaptığımda, “50 Soruda MİT” başlıklı haberde şu bilgilere rastladım örneğin: günümüz istihbarat çalışmaları akıl, bilgi ve teknolojiye dayalı olmakla birlikte ve bir

okumak için tıklayınız

Bana Doğru Gelen Kim? – Nilgün Marmara

BANA DOĞRU GELEN KİM “BANA DOĞRU GELEN KİM?”YA DA ŞİMDİKİ ZAMANDA BİR MOBİL, BİRİNCİ TEKİL ŞAHIS Dökülmüş bedenim kimyasına pirincin, yokedilerek kalsiyumun büyüsü yazgım belirlenmiş. Her an, hoş geldin diyorum bana doğru gelene, dalgalanan duygularımla. Sarkıyorum tavandan (bir tavan varmışçasına) yeryüzünün (varolduğunu umarak) renklerini bilmeme karşın – lal rengi, çivit mavisi ve sarı – ve

okumak için tıklayınız

Hüsn ü Aşk (Güzellik ve Aşk), Şeyh Galip “Aşkın ve ateşin şiiri”

Hüsn ü Aşk (Güzellik ve Aşk) adlı mesnevi Şeyh Galip’in (1757-1799) başyapıtıdır. 2101 beyittir. Aruzun “mefulü-mefailün-feülün” kalıbı ile kaleme alınmıştır. Kendisi bu eseri, 1782’de girdiği bir iddia üzerine 6 ayda yazmıştır. Son dönem divan edebiyatının en önemli örneklerinden biri olmasının yanı sıra, tasavvufi alt yapısı ve sembolizmi ile genel olarak edebiyat ve spiritualizm açısından çok

okumak için tıklayınız

Martı Jonathan Livingston – Richard Bach

Richard Bach tarafından 1972 yılında yazılan öykü “Martı Jonathan Livingston”, bir martının kendini aşarak martı sürüsünden sıyrılma ve özgürlüğe ulaşma mücadelesini anlatıyor. Martı Jonathan, sadece karnını doyurmak için uçmuyordu. Yeteneklerini zorluyor ve yaşamın mükemmelliğini anlamaya çalışıyordu. Tüm gününü daha hızlı ve mükemmel uçmak için sürüden ayrı çalışarak geçiriyordu. Bu tutkusu yüzünden sürüden atıldı, yalnızlığa mahkum

okumak için tıklayınız

“Dünya çığırından çıkmış. Ah kör talih, onu düzene sokmak için ne yazık ki ben doğmuşum.” Shakespeare

“Dünya çığırından çıkmış. Ah kör talih, onu düzene sokmak için ne yazık ki ben doğmuşum.” William Shakespeare [Hamlet] Kötülüğü felsefi bir şekilde anlamlandırmaya çalışan yaklaşımlar, ahlakın ontolojisine ve epistemolojisine ilişkin sorular sorarak, kötülüğü genel soyutlamalar yoluyla felsefi kategorilere dönüştürmeye eğilimlidirler. En somut örneğini, her şeye gücü yeten ve mutlak iyi bir varlık olan tanrının, neden

okumak için tıklayınız

Dil – Eduardo Galeano “Uruguay diktatörlüğünün en büyük cezaevinin adı Özgürlük’tü”

Dil/1 Çokuluslu şirketler böyle adlandırılır, çünkü aynı zamanda pek çok ülkede faaliyet gösterirler, ama zenginliği, politik, askeri ve kültürel gücü, bilimsel bilgiyi ve yüksek teknolojiyi tekelleştiren az sayıda birkaç ülkeye aittir. En büyük on çokuluslu şirketin şu andaki ederi yüz ülkenin gelirine eşdeğerdir. Gelişmekte olan ülkeler, başkalarının gelişmeleri nedeniyle topal kalmış ülkelere uzmanların verdiği addır.

okumak için tıklayınız

Umberto Eco: “Diktatörlükler komplo teorilerini tarih boyunca bir silah olarak kullanmışlardır.”

“Diktatörlükler komplo teorilerini tarih boyunca bir silah olarak kullanmışlardır. Hayatımın ilk 10 yılında okulda faşistler tarafından eğitildim. Bizi İngilizlerin, Yahudilerin ve kapitalistlerin zavallı İtalyanlara karşı komplo kurduklarına inandırmaya çalışıyorlardı. Hitler için de bu böyleydi.” Umberto Eco 19 Şubat 2016 yılında yitirdiğimiz Umberto Eco’nun 27 Kasım 2011’de Guardian’da yayımlanan ve edebiyatına ilişkin önemli açıklamalar yaptığı söyleşini

okumak için tıklayınız