Yazar: cemalumit
“Şerefsiz Osmanlı”ya dönüş, Osman Çutsay
“Şerefsiz Osmanlı” sözü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde emperyalistler tarafından Osmanlı’yı aşağılama niteliğinde söylenen adlardan biriydi. Çutsay bu başlığı bir makalesi için kullandığında, imparatorluğun son döneminde kibirli emperyalist dünyadan gelen “onursuz” “şereften yoksun” nitelemelerine nasıl maruz kaldığından bihaber Osmanlı İmparatorluğu düşkünlerini ayağa kaldırmıştı. Şimdi aynı başlık bir kitabın kapağını süslüyor. Osman Çutsay, “şerefsizliği” kabullenmeyenlerin bu ülkeyi
okumak için tıklayınızMolotov Anlatıyor, Stalin’in sağkoluyla yapılan 140 görüşme, Feliks Çuyev
“Heyecanlı olduğum zamanlarda kendi adım Skriabin’i telaffuz etmekte güçlük çekerim. Çok fazla sessiz harf var. İşte bu nedenle kendime telaffuzu daha kolay bir ad aradım. “Makhov” ve “Molotov” arasında tereddüt ettim. Kendi adımı heyecanlandığım zamanlarda bile kolay söyleyebileyim diye. Molotov endüstriyel bir isim. İşçilerin hep yanında oldum.”(Molotov anlatıyor, Yordam Kitap, s.149) Devrim ve sosyalizm tarihinin
okumak için tıklayınızDüşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü, Afşar Timuçin
Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 3 / Gerçekçi Düşüncenin Çağdaş Görünümü adlı kitabını 1994 yılında yayımladı. En yakın zamanlar belki de yargılanması en güç zamanlardır, çünkü onda yaşanan yanımızdan bir şeyler vardır. Görmek her zaman belli bir uzaklıktan bakmayı gerektirir. En yeni zamanların görünümü şöyle: İnsanlığın gelişim koşulları çerçevesinde yaşam biraz daha çeşitlenirken düşünce de birbirine
okumak için tıklayınızDüşünce Tarihi 2 , Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi, Afşar Timuçin
Afşar Timuçin, Düşünce Tarihi 2 – Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi kitabını 1994 yılında yayımladı. “Yeniçağ bizim için insanın daha da insanlaşma yonulnda çok büyük adımlar atmaya başladığı zamanların adıdır. Bu gelişimi elbette insanlığın uzun sürmüş çabalarınan bir sonucu diye değerlendirmek doğru olur. Bir çağ temel yaşam koşullarının kökten değişimiyle yerini yeni bir çağa bırakırken insanı yeni
okumak için tıklayınızEvlerde Uyur Uyanık Yalanlar, Botho Strauss
“Botho Strauss, bu kesin en güzel ve cömert kitabında 37 tane kısa, çok azı on sayfayı geçen anlatı parçaları halinde, sürekli şaşırtıcı ve yeni şeyler getiren bir metin çık(ar)mış ortaya. Strauss gerçekten çoğu kimsenin görmediğini görüyor. Daha sonra fazlasını riske ediyor. Olmadık, dehşet verici şeyler giriyor oraya. Ne var ki: Strauss’un, dehşet verici de aynı
okumak için tıklayınızDünya – Tarihinin Sınırında Tarih, Ranajit Guha
“Dünya Tarihinin Sınırında Tarih (History at the Limit of World-History), Batı tarih anlayışının eleştirel çözümlemesine yeni düşünceler getiren bir kitap. En yetkin kavram ve ifadelerinin Hegel’de bulunduğu Avrupa merkezli tarih anlayışının, çözümlenmesi niteliğinde. Hegel şöyle diyordu: “Tarihin olması için bir devletin ve bir yazının olması gerekir. Ancak devlet yazar tarihi ve devletin tarihi yazılır ancak;
okumak için tıklayınızİki Hödüğün Seyahati / Kesik Baş, Hüseyin Rahmi Gürpınar
Bu kitap, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kimi güldürücü, kimi hüzünlendirici on bir öyküsünü içeriyor. Yazar bu öykülerde yine, yüzyıl başının İstanbul’unu kendisine özgü bir ustalıkla irdeliyor. Belki de yazınımızda ilk polisiye roman sayılabilecek Kesik Baş’ta ise, kör bir kuyuda bulunan kesik başın gizini çözmeye çalışan polislerin peşinden merak ve heyecanla sürükleniyor. İnsanların tutkularının nelere mal olduğunu
okumak için tıklayınızKarda Kaybolan Kent, İtalo Calvino
“O sabah, Marcovaldo’yu sessizlik uyandırdı. Havada tuhaf bir şey olduğu duygusuyla yataktan kalktı. Saatin kaç olduğunu anlayamıyordu, panjurların çubukları arasındaki ışık, günün, gecenin bütün saatlerindeki ışıktan başkaydı. Pencereyi açtı, kent yok olmuştu, yerini beyaz bir kağıt almıştı. Bakışını yoğunlaştırınca, beyazın ortasında neredeyse silinmiş kimi çizgiler seçti, çevredeki pencereler, damlar, sokak lambaları gibi olağan görünüşün çizgilerinin
okumak için tıklayınızItalo Calvino’nun Hayatı
Italo Calvino, 15 Ekim 1923’te Havana-Küba’nın bir banliyösü olan Santiago de Las Vegas’ta doğar. Anne-babası burada bilimsel araştırmalar yaparlar. Tarım mühendisi ve botanikçi olan babası Mario Calvino, yıllarca Meksika ve başka Orta Amerika ülkelerinde yaşar. Annesi, Sardenyalı Eva Mameli-Calvino da, botanikçi ve aynı zamanda üniversitede hocadır. Ebeveynleri, çocuklarına Italo adını verirler, çünkü onun İtalyan köklerini
okumak için tıklayınızKalkınma Sözlüğü, Editör: Wolfgang Sachs
Özgür Üniversite – Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı’nın 2008 yılında bastığı Kalkınma Sözlüğü’nde, kalkınmanın dünyanın en güzide eleştiricilerinden bazılarının, savaş sonrası dönemde kalkınma konusunda yürütülen tartışmalarda kullanılmış önemli kavramlar hakkındaki fikirleri yer almaktadır. Her bir denemede bir kavram, tarihsel ve antropolojik açıdan ele alınmakta ve bu kavrama ilişkin bireysel önyargılar açıklığa kavuşturulmaktadır. “Yetenekli ve aykırı
okumak için tıklayınızKuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç – Melek Sanmıştım Şeytanı – Hüseyin Rahmi Gürpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanını 1912 yılında yazmıştır. Romanda kuyruklu bir yıldızın dünyaya çarpacağı haberi ve kadın ile erkek arasında olan çatışmalar ve doğan büyük bir aşk anlatılıyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türkiye edebiyatının en üretken yazarlarından biri. Bu kitapta yer alan Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç ile Melek Sanmıştım Şeytanı adlı yapıtları genç
okumak için tıklayınızFelsefenin Beşiği Anadolu, Derman Bayladı
Derman Bayladı, ‘Felsefenin Beşiği Anadolu’da, Anadolu’da antik çağlarda ortaya çıkmış felsefe akımlarını ve filozofları ele alıyor. Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Demokritos, Protagoras, Herakleitos, Ksenophanes, Pythagoras, Epikouros ve Ariston, bu Anadolulu filozoflardan sadece birkaçı. Bayladı’nın çalışması, başta Batı Anadolu olmak üzere, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ortaya çıkmış çok sayıda isme yer vermesiyle oldukça kapsamlı ve zengin bir çalışma.
okumak için tıklayınızFidel’le 100 Saat, Ignacio Ramonet
“Fidel’le Yüz Saat adlı kitap 2007 yılında Latin Amerika, Avrupa ve Asya’da gerçekleşen toplam 19 kitap fuarında sunulduktan sonra en çok okunan kitaplar arasına girdi. İspanyol-Fransız yazar ve gazeteci Ignacio Ramonet’nin Küba lideri Fidel Castro ile yapmış olduğu sohbetlerin derlemesinden oluşan kitap, Küba Devlet Başkanı’nın bizzat kendisi tarafından birçok kez okundu, yeniden düzeltildi ve zenginleştirildi.
okumak için tıklayınızBir İsyankar Olarak Hayatım – Angelica Balabanov
Balabanov, 1878’de Ukrayna’da doğuyor; fakat “bir isyankar olarak hayatı”, ailesinin dayatmalarına rağmen “görgü kuralları, yabancı dil, müzik, dans ve nakış” yerine Brüksel’de üniversite okumayı tercih etmesiyle başlıyor. Yoksulluğun bedenen ve ruhen düşkünleştirdiği Rus köylüsünde cisimleşen eşitsizliklere duyduğu derin tepki, Brüksel’de tanıştığı radikal fikirlerden beslenerek onu dönemin devrimci hareketinin önemli kadın militanlarından biri haline getiriyor. İtalyan
okumak için tıklayınızMax Weber: Modernleşme, Sosyoloji ve Tarihçilik
Toplumsal tarih araştırmalarını “ontik tarih” diye küçümseyen filozof Heidegger, Max Weber’in yöntemini, Heinrich Rickert’in tarihî olayları anlamak için kullandığı “neo-Kantist ilkelerin sosyoekonomik hayata uygulanması” olarak tanımlamıştı.[1] Kuşkusuz Weber kapitalizmi çözümlemek için Rickert’in değer kuramından yararlanmış ve bu düşünüre olan borcunu da sık sık dile getirmişti.[2] Ne var ki Weber’in, farklı şekillerde de olsa, Rickert’den daha
okumak için tıklayınızCan Yoldaşım “Nazım Üstüne”, Abidin Dino
“Bazı insanların (bu insanlar belki de birbirlerine belirli biçimde bağlıdır) yeryüzünde dolaşmaları sırasında bıraktıkları topolojik çizgiler şaşırtıcıdır; dolaşmaları, kesişen yol çizgileri, zaman-mekân içinde bezemeler oluşturur; onların geçtiği yolları bir coğrafya haritası üzerinde renkli kalemlerle izleyin, görünür de çözülmesi olanaksız tuhaf ve görkemli desenler elde edeceksiniz; bu desenler aslında, okumasını bilenler için gizli anlamlarla doludur.” Kitap,
okumak için tıklayınızDersim hakkında ‘kuyruklu’ yalanlar – Ayşe Hür
Olayların kronolojisi “20/21 Mart 1937’de 33 askerimiz şehit edilince Dersim’e harekat yapıldı” yalanını açığa çıkarıyor. Dersim’in önemli kanaat önderi Seyit Rıza ve altı arkadaşının idamının 77. yıldönümünün yaklaştığı bu günlerde, bazısı samimi, bazısı suret-i haktan görünmek için, bazısı da siyasi saiklerle Dersim tartışmaları yapılıyor. Bunlardan birinde, 12 Kasım 2014 gecesi, CnnTürk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge
okumak için tıklayınız