Yazar: cemalumit
Sultan Hamid Düşerken’de Devrim Sahneleri – B.Sadık Albayrak
Nahid Sırrı Örik’in Sultan Hamid Düşerken romanı, edebiyatımızın 1908 Devrimi’ni ve devrimcilerini anlatan güçlü romanlardan biridir. Romanın baş kişisi, 10 Temmuz (Miladi takvimle 23 Temmuz) 1908 ihtilalinin, Talât ölçüsünde ön saflarında bulunan Şefik, Sultan Hamid’in paşalarından birinin damadı olduktan sonra, iktidarın ve servetin etkisiyle yozlaşmıştır. Roman Şefik’teki bu değişimi anlatırken, onun kişiliğinde, iktidara gelen ve
okumak için tıklayınızEnel Hakk’ın Hakkı, İlhan Selçuk
Enel-Hakk’ın Hakkı, tarihten kovulmuş bir büyük kitlenin son 36 yılının öyküsünü içeriyor. Alevi-Bektaşi toplumunun kör kuyulardan yükselen çığlığına “Penceresi”ni ardına kadar açan İlhan Selçuk, resmi ideolojiyle aynı paralele düşen aydın duyarsızlığına yüz vermeden, popülizme (halk dalkavukluğuna) saplanmadan 1962’den beri yazdıklarıyla bir projektör işlevi gördü. Konuya aklın aydınlığıyla halk sevgisi ve halk sevaşçısı olarak yaklaştı. Bu
okumak için tıklayınızDamaya Güzelleme, Anadolu’ya güzellemedir, R. İnanç Baykur
“Damaya Güzelleme”, düşünce temelli bir Anadolu oyununun bugün pek çoklarınca bilinmeyen hikâyesidir. Damayı sistematik biçimde çalışan ve aynı zamanda oyunun toplumsal bağları üzerine araştırmalar yapan yazar, R. İnanç Baykur, elde ettiği bulguları bu kitap aracılığıyla paylaşıma açıyor. Böylelikle dama üzerine yazılmış en kapsamlı kitabı ülkemiz kültür ortamına, özellikle oyun kültürümüze kazandırmış oluyor. Yazar, okura Anadolu
okumak için tıklayınızDostluk’un Kitabı
Dostluk, günlük hayatta çok sık kullandığımız bir kelime. Ama sadece kelime değil, bir değer. Herhangi bir şekilde “dost” kelimesini kullanıyorsak, “dostluk” diyorsak, değerli bir şeyden sözediyoruzdur. Günümüz dünyasında değerinden çok şey kaybetmiş olsa da dostluk, insanın beyaz sayfalarında koruduğu, herhangi bir şekilde kullandığında ona olumlu anlamlar yüklediği bir insanlık değeri. Peki dostluğun felsefesi olur mu?
okumak için tıklayınızEvde Kalmış Kız, Honoré de Balzac
“Evde Kalmış Kız”, Balzac’ın taşra yaşamını ve burada yaşayan karakterleri en iyi tasvir ettiği eserlerinden biri. Kurgu, bildik taşra ve taşralı görünümlerinden çok, her biri kendine özgü davranışlar sergileyen karakterler ve onların kendine has dünyalarıyla dikkat çekiyor. Dolayısıyla Balzac’ın roman kahramanları, çıkar çatışmalarının ortasında, ait oldukları sınıfın tipik karakterleri olarak ele alınsa da, her birinin
okumak için tıklayınızNâzım Hikmet’in şiiri “Jokond ile Si-Ya-U” – Zeliha Berksoy
“Nâzım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U’su, adını Nâzım’ın koyduğu Zeliha Berksoy tarafından sahneleniyor. Sanatçı Berksoy, ‘1928’de yazılmış bu denli modern, epik, ekspresyonist, sağlam bir eser az bulunur’ diyor. Jokond’u tanır mısınız? Hani yüzünün bir tarafı gülerken diğerinin ağladığı söylenen, Leonardo da Vinci’nin başyapıtı ‘La Joconde’… Yani ‘Mona Lisa’… Ya Jokond, Louvre Müzesi’nde kendisini izlemeye gelen bir
okumak için tıklayınızİki Yıl Okul Tatili – Jules Verne
Uzun yıllar boyunca serüven dendiğinde ilk akla gelen isim şüphesiz Jules Verne’di. Henüz sinemanın, televizyonun icat edilmediği günlerde yazdıklarıyla insanların hayal gücünü zorlayan ‘Bilimkurgu edebiyatının babası’ Jules Verne’yi yaşadığı dönemin en çok okunan yazarlarından biri olmasına rağmen günümüz okuru onu daha çok basitleştirilmiş çocuk kitaplarıyla tanır. Mesela İki Yıl Okul Tatili’ni okuyup da dünyanın ötelerinde
okumak için tıklayınızÜniversiteler ve Felsefe, Arthur Schopenhauer
Üniversiteyi kuran felsefe bugün üniversitenin neresinde? Bir zamanlar üniversitenin kapısından neyin içeri alınıp neyin alınmayacağına tek başına karar veren felsefe bugün içeri alınmak için kimlerin kapısında bekliyor? Kendisine zoraki tahsis edilen ve pek kimsenin itibar etmediği izbe köşede felsefe sevdalılarına felsefe adı altında ne sunuluyor? Henüz var olmayan ve hedefine henüz erişmemiş, onun yolunu dahi
okumak için tıklayınızTutkunun Romanı Leyla Gencer “La Diva Turca”, Zeynep Oral
Tutkunun Romanı, opera sanatçısı ve Dünya opera tarihinin en büyük sopranolarından birisi olan Leyla Gencer, içinin ateşiyle yeryüzünü tutuşturmaya hazır; acıyı ve sevinci, korkuyu ve öfkeyi, dostlukları ve ihaneti, aşkı ve nefreti, kendi özel bahçesinde yeşerten; güçlüklere, engellere, baskılara meydan okuyarak savaşmaktan yılmayan; yeryüzü uçurumlarını sınayan Leyla Gencer’in “La Diva Turca”nın romanıdır. Onu, hep uçurumların
okumak için tıklayınızKomşuda İç Savaş – Fuat Göktürk “Yunanistan’da yurtsever direnişin öyküsü”
Yunan İç Savaşı’nı incelemek, yakın tarihinde Türkiye’yi ciddi biçimde etkileyen önemli bir hesaplaşmaya yakından bakmak anlamına geliyor. Önce İtalyanlara ve Almanlara sonra İngilizlere karşı savaşmak zorunda kalan Yunanlı yurtsever direnişçilerin 1940’lara damga vuran mücadele ve yenilgisi, ABD’nin Avrupa ve Anadolu coğrafyasına uygun gördüğü modelin başarısı anlamına geliyordu. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında kazanan tarafta yer alan
okumak için tıklayınız