Yazar: cemalumit
Cemal Süreya; Dostoyevski’yi okudum, ondan sonra hiç huzur kalmadı bende.
Bazı yitip gidenleri ölüm ve doğum günlerinde olduğu kadar, bıraktığı sözcüklerin ağırlığı, vicdanı ve coşkusuyla nefes aldığımız günlerde de anmak gerekir. Uzattığı ipi sımsıkı tutmak, sarılmak. Size böyle bir söz insanını anlatmak istiyorum. “Şiirin anayasaya aykırı olduğunu, alışkanlıklara karşı bir yaylım ateşi olduğunu,” söyleyen bir adamı… Cemalettin Seber, sonradan herkesin severek anacağı ismiyle Cemal Süreya.
okumak için tıklayınızDon Kişot – Miguel de Cervantes (Radyo Tiyatrosu)
Dostoyevski’nin; “İnsan düşüncesinin son ve en yüce sözcüğü” olarak tanımladığı, Miguel de Cervantes’in hapishanede kaleme aldığı Don Kişot adlı eser, 1605 ve 1615’te iki bölüm halinde yayımlanmıştır. Cervantes, Dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alan “Don Kişot”u, o günlerde çok tutulan şövalye romanlarına bir yergi olarak yazmıştır. Ayrıca modern romanın ilk örneği sayılan “Don Kişot”, 17.
okumak için tıklayınızCervantes’in Don Kişot adlı eserinin 10 önemli ayrıntısı
Miguel de Cervantes Saavedra (29 Eylül 1547 — 23 Nisan 1616), İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır. Modern Avrupa’nın ilk romanı olarak kabul edilen magnum opusu Don Kişot, Batı edebiyatının klasikleri arasında yer alır ve bugüne kadar yazılmış en iyi kurgusal eserlerden biri sayılır. Cervantes’in Don Kişot adlı eserinin 10 önemli ayrıntısı: 1. Cervantes’in metninin
okumak için tıklayınızYaşar Kemal: “Umutsuzluk geri kafalılıktan, düşünememekten doğar.”
Umutsuzluk Can çıkmayınca huy çıkmaz derler. Gene başladık: “Olmaz efendim, yapamayız efendim. Bizim gücümüz yetmez. Geriyiz, hem de ne geriyiz…” Amenna, geriyiz. Bunu görüyoruz. Geri olduğumuzu göğsümüzü gere gere de söylüyoruz. Geri olduğumuzu söylemek bize bir yücelik, bir onur, bir övünme fırsatı veriyor, ilerilik kazandırıyor. Geri olduğumuzu biliyor, söylüyoruz ya, yetmez mi? Bir zamanlar geri olduğumuzu bile söyleyemiyorduk. Şimdi
okumak için tıklayınızYaşar Kemal: Ne yapmalı, oturup ağlamalı mı?
Sanatçının Değeri Bazı arkadaşlar yakınıyorlar. Diyorlar ki, bugünkü toplum bize önem vermiyor. Biz sanat yapıyoruz ya, anlayan dinleyen yok. Biz kırk kişi biribirimizle gelin güvey oluyoruz. Büyük kitlelere ulaşamıyoruz. Onların da bize baktığı, aldırdığı yok. Üstelik de toplumda hor görülür bir halimiz var. Bütün bunlar doğru. Şöyle bir dönüp de ardımıza, tarihe bakacak olursak, çoğunluk, sanatçılar toplumdaki hakim
okumak için tıklayınız