Yazar: cemalumit

Toplantılarda Oturup Kalmışlar şiiri – Vladimir Vladimiroviç Mayakovski

5 Mart 1922 tarihli İzvestiya Gazetesi’nde Vladimir Vladimiroviç Mayakovski’nin “Toplantılarda Oturup Kalmışlar” şiiri yayımlanır. Şiir bürokratizmle dalga geçiyor, sayısız kurul oluşturulmasını, sürekli toplantı yapılmasını eleştiriyordu. “Yoldaş İvanoviç geldi mi nihayet? Hayır ABCDEFG komitesi toplantısında Toplantı salonuna gidiyorum bütün hızımla gösteririm ben onlara! sövüp duruyorum, ne gelirse ağzıma. Ve birden inanamıyorum gördüklerime… Yarım insanlar oturuyor iskemlelerde.

okumak için tıklayınız

William Faulkner ‘ın en sevdiği karakterler

En sevdiğiniz karakterler? William Faulkner: En sevdiğim karakterler vahşi, acımasız, alkolik, fırsatçı, güvenilmez, sanırım karakterine ait herşeyin epey kötü olduğunu söyleyebileceğimiz ama yine de bir karaktere sahip olan Sarah Gamp, sonra Bayan Harris, Falstaff, Prens Hal, Don Quijote ve elbette Sancho’dur.

okumak için tıklayınız

1980’e dek Türkiye’de kaç roman yayımlandı?

N. Ziya Bakırcıoğlu’nun Başlangıcından Günümüze Türk Romanı adlı kitabında Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat va Fıtnat romanının basılış yılı olan 1872’den, 1979 yılının sonuna dek, 123 romancı tarafından, 110 yıl boyunca tam 1106 romanın yayımlandığı belirtilmiş ve şu şekilde bir liste oluşturulmuş:

okumak için tıklayınız

İktidarın Yurttaş Kane Modeli – Ulus Baker

1. İktidar ile “tutku” arasındaki bağın önemsizleşmesi Max Weber gibi birisini “rasyonelleşmenin”, iktidarın kimliksizleşmesinin modernlik sürecinin bir özelliği olduğunu varsaymaya götürmüştü. Michel Foucault da, aynı düşünceyi devam ettirerek “iktidarın deli ettiği” türünden bir varsayımın “disiplin toplumlarının” ve “iktidar teknolojilerinin” yaygınlaştığı modern yaşamda artık tutulamaz olduğu fikrine varıyordu.

okumak için tıklayınız

Varoluşçuluğa doğru giden yola açılan mükemmel bir patika, Herman Melville’in 1853 tarihli hikâyesi ‘Kâtip Bartleby’i

Herman Melville dendiğinde tabii ki ilk akla gelen ‘Moby-Dick’ olur, yazarın o efsane metni. Amerikan edebiyatının bu büyük ustasını ‘tek atımlık barut’ olarak değerlendirmekse haksızlığın daniskasıdır, tabiri caizse. Melville’in onlarca eseri arasında gezinirken alınacak tat, edebiyatın bugünlere uzanan gücünün de ipuçlarıyla doludur. Bir ‘kaynak’ olarak orada durur onun metinleri, çağdaşlarını ve sonraki nesilleri etkilemek üzere…

okumak için tıklayınız

Ahmet Ümit: “İlk kitabımı partinin yayınevi bastı”

İlk kitap, 1989’da çıktı. ‘Sokağın Zulası’ bir şiir kitabıydı. Onu da bir (TKP) parti yayınevi bastı. Rahmetli Ali Taygun da merkez komitesindeydi partinin. Onun yanına gittim ve sanat komitesini oluşturduk. Ali Abi, ‘Çıplak Ayaklı Gece’yi okuyunca “Ahmet, sen polisiye yaz” dedi. Önce anlamadım; zoruma gitti. Beni küçümsüyor zannettim.

okumak için tıklayınız

Tolstoy: “Ölümsüzlüğe inanmak için insanın burada, bu dünyada ölümsüz bir hayat yaşamış olması gerekir. “

KARAR VE DEĞİŞME -Ölümsüzlüğe inanmak için insanın burada, bu dünyada ölümsüz bir hayat yaşamış olması gerekir.- (Tolstoy, Günlük,6 Mart 1896) 1900. Leon Tolstoy, yetmiş iki yaşında, XX’inci yüzyılın eşiğinden adımını atmıştır. Düşüncesi her zaman uyanık olan, ama daha şimdiden bir efsane kahramanı haline gelen yiğit yaşlı adam, kusursuzluğa doğru giden yolunda ilerliyor.

okumak için tıklayınız

Tolstoy: “Felsefe üzerinde on cilt kitap yazmak, bir tek ilkeyi uygulamaktan daha kolaydır.”

FİKİRLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YAPTIĞI SAVAŞ -Felsefe üzerinde on cilt kitap yazmak, bir tek ilkeyi uygulamaktan daha kolaydır.- (Tolstoy, Günlüğünden, 1847) Tolstoy’un bu dönemde hiç durmadan gözden geçirdiği İncil’de, şu peygamberce cümleyi heyecan duymadan okuması mümkün değildi:

okumak için tıklayınız

Stendhal, gerçeği keşfetmedeki ustalığını, tamamiyle kendini gizleme bilimine, yalan söyleme tekniğine borçludur.

YALAN SÖYLEME ZEVKİ VE GERÇEK SEVGİSİ -Yüzüme bir maske takacağım ve ismimi değiştireceğim ve bunu severek, isteyerek yapacağım.- (Bir mektuptan) Stendhal kadar yalan söyleyen ve herkesi aldatmaktan hoşlanan pek az yazar vardır; yine pek az yazar gerçeği ondan daha iyi ve daha derin bir şekilde dile getirebilmiştir.

okumak için tıklayınız

Stendhal: “1900’e doğru anlayacaklar beni.”

STENDHAL’IN GÜNÜMÜZ İÇİN ANLAM VE ÖNEMİ Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’in kaba materyalizminin yüzyılından alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır.

okumak için tıklayınız