Gülten Dayıoğlu ‘nun günlük yazma süreci
Her gün yazar mısınız? Özel bir saatiniz, mekânınız, takıntılarınız var mı? Bize biraz yazma sürecinizden bahseder misiniz?
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Her gün yazar mısınız? Özel bir saatiniz, mekânınız, takıntılarınız var mı? Bize biraz yazma sürecinizden bahseder misiniz?
okumak için tıklayınızGabriel Garcia Marquez’in deyişiyle “Bizim Fidel” 90 yıllık bir yaşamı geride bırakarak efsanevi insanlar arasına katıldı. Dünyanın dört bir tarafında adıyla hitap edilen ve “bizim” denilerek sahiplenilen çok az insan gördük. Bunun üzerinde durmakta fayda var, çünkü Sovyetler Birliği’nin 90’lı yıllarda çözülmesiyle birlikte, Küba’nın ayakta kalabilmesinin nedenlerinden biri, hatta en önemlisi bu sihirli sözcüktür.
okumak için tıklayınızFidel Castro, “Yakında 90 yaşında olacağım. Yakında ben de diğer önderler gibi gideceğim. Elbette hepimizin zamanı gelecek. Ancak Kübalı komünistlerin idealleri, inançları bu dünya için, insanlık için fayda sağlamaya devam edecek. Bu idealler için savaşmaya devam etmeliyiz” diye konuşmuştu. Fidel Castro’nun kaleme aldığı ve onu anlatan birçok kitap yayınlandı. İşte bunlardan 11 tanesini sizlerle paylaşıyoruz:
okumak için tıklayınızKüba devriminin lideri Fidel Castro’nun (13 Ağustos 1926 – 25 Kasım 2016), unutulmayan sözleri:
okumak için tıklayınızFidel Castro Ruz: Köstebeği bekleyemeyen devrimci Fidel Castro ve yoldaşları 26 Temmuz 1953’te Moncada Kışlası’nı basarak diktatörlüğe son vermek için harekete geçtiğinde Küba solunun büyük kısmı bunu ‘Darbeci, maceracı ve umutsuz bir eylem’ olarak mahkum edecekti.
okumak için tıklayınızHıfzı Topuz, 1961 yılında ünlü şair ile Paris’te yaptığı görüşme sırasında kayıt yaptığını belirterek, “O zaman, Nazım Hikmet’in adı Türk basınında pek çıkmıyordu. Bir gün oteline gittim.
okumak için tıklayınızFidel’in gelişi gidişi Fidel çok insan bir dev Ağarmış saçları sakallarıyla Karlı bir dağ. Gözlerinde güleç Kardelenler açıyor, Sesi titremeyen bir ses Umudun sesi.
okumak için tıklayınızHermann Melville, Bartleby adını taşıyan öykü kişisiyle ‘Bartleby sendromu’nun isim babası olmuştu. Bartleby sendromu, herhangi bir sebeple yazmayı bırakan, yazarlık hayatının zirvesindeyken susmayı tercih eden yazarları nitelemek için kullanılıyor.
okumak için tıklayınızSavaşta Kazanılan Şeref!.. Yeni Dünya’ya adım atan pek çok denizci ülkelerine geri döndüklerinde karşılaştıkları yerlilerin ne denli iyi niyetli ve Barış yanlısı olduklarını uzun uzadıya anlatırlar. Bunlardan biri de, Raphael Hythloday’dır.
okumak için tıklayınızYılmaz Güney Kovboy mu?.. İşin aslına bakarsanız, Hollyvvood filmlerindeki hızlı silah çekme sahnelerinin tamamıyla uydurma olduğu ortaya çıkar. Kovboyların bellerindeki silahlar son derece kullanışsız ve iş görmez durumdaydılar.
okumak için tıklayınızKristof Kolomb’u anlatmak üzere Oregon’un Porta ilçesinde derse giren Bili Bigelovv adlı öğretmen ön sırada oturan bir kız öğrencinin cüzdanını alır. Bu olay tüm sınıfın gözleri önünde olmuştur. Herkes şaşkındır!… Böylesine açık yapılan hırsızlığa bir anlam veremez çocuklar. Kız öğrenci tepki göstermek zorunda kalır: “Cüzdanımı aldınız”… Ve öğretmen derse başlar: “Hayır. Cüzdanını keşfettim!”
okumak için tıklayınızİskenderiye ve Türk kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olan, ailesi Osmanli’nin parcalanmasıyla beraber önce Avrupa’ya, sonra Amerika’ya göç etmiş; biyografi yazarı, denemeci, romancı, 17. yüzyıl İngiliz edebiyatı ve Amerika’nın saygın Proust uzmanlarından biridir Andrê Aciman.
okumak için tıklayınız25 Haziran 72, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Ankara Canım Mümtaz, Dün gece, sayımdan önceydi galiba, bir ara koğuşta ışıklar söndü, başımı kaldırıp baktım yukarıya—parmaklıklı pencerenin oraya, uzakta da olsa aydınlık, umut verici bir şeylerin mutlaka var olduğu inancıyla.
okumak için tıklayınız“Günboyu eğleniyorum onla; o da bana kızıyor, bütün kurallarının mantıki nedenlerini anlatıyor bana. Oysa, ayrıntıda ne mantıki şeyler vardır da bir bütün yaptıklarında büyük aptallıklara dönüşürler; tabii babamla böyle “ince!” konular konuşmuyoruz. Göl suyunun ısı dereceleri, kuyu pompasının ne zamanlar çekileceği ve banyodaki tuvalet kağıdının küvete değil de yandaki kovaya atılacağı üstüne “diyalektik” tartışmalar yapıyoruz.”
okumak için tıklayınız“Haksızlık halkaları birbirlerine eklenmeğe başlamaya görsün, bu hain, bu zalim, bu çılgın oyuna o kadar çok insan katılır ki. Nedense seyircisi en az olan oyun, zulümdür. Bu oyuna kolaylıkla, nedenini, niçinini düşünmeden; ince eleyip sık dokumadan katılı-katılınıverilir. Ve bütün bunları düşününce acı çekmenin rasgele acı çektirenlerden olmaktan yeğ olduğunu anlıyorum bir kez daha.”
okumak için tıklayınız1914 yazı, Avrupa toprağımıza o felâketi getirmemiş olsaydı da unutulmazdı. Zira böylesıne cömert, biraz tuhaf gelecek bir deyimle, böyle tam yaz gibi bir yazı ben az gürdüm , ömrümce. Gökyüzü günlerce ipek mavisiydi Hava yumuşaktı, ama yapış yapış değildi. Çayırlar güzel kokulu ve sıcaktı. Ormanların taze yeşilinden bolluk taşıyordu.
okumak için tıklayınızİlk kitabınız Hallaç’ın ikinci bölümünü Sait Faik’e adamışsınız. Bu durum, bir arkadaşa vefanın mı, yoksa Türk yazınında bir geleneği, Sait Faik geleneğini sahiplenişin mi ürünü?
okumak için tıklayınızEn iyi kitaplarınız arasında Yüzyıllık Yalnızlık’tan söz etmemeniz tuhaf, oysa eleştirmenler açık ara en iyi kitabınız olduğunu düşünüyor. Bu kitaba dair pişmanlığınız sürüyor mu?
okumak için tıklayınızEn önemli kitabınız hangisi? Gabriel García Márquez: Edebi açıdan en önemlisi, beni unutkanlıktan kurtaran Başkan Babamızın Sonbaharı.
okumak için tıklayınız(*) Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Yaşar Kemal’in tarihi romanlarındandır. Eser ilk olarak 1997 yılında Adam yayınları tarafından basılmıştır. Bir Ada Hikayesi üçlemesinin ilk kitabıdır. Yaşar Kemal bu eserinde I. Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu halkının çilesini konu alır. Romanın kahramanı Poyraz Musa adında şeref madalyalı bir savaş gazisidir. Savaştan sonra gittiği köyünde kimseleri bulamaz ve
okumak için tıklayınız