Yazar: cemalumit

Sevda Kitabı – Leonard Cohen “Hayvanat bahçesinin hüznü toplumlara sirayet edecek.”

“Bir şaşkınlık dönemine giriyoruz, insanların çaresizlik içinde ışık bulduğu ve umutlarının zirvesinde başlarının döndüğü tuhaf bir an. Aynı zamanda dinsel bir an, ve tehlike de burada. İnsanlar Otorite’nin sesine kulak vermek isteyecek ve herkesin aklında Otorite’nin ne olduğuna ilişkin birçok tuhaf kurgu ortaya çıkacak.

okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre ‘ın delilikte sevdiği yan

Deliliğimde sevdiğim yan, daha en baştan beri, beni “elit”lerin ayartmalarından kurtarmasıdır. Kendimi hiçbir zaman bir “yeteneğin” mutlu sahibi olarak görmedim. Biricik ilgi duyduğum şey kendimi kurtarmaktı, hem de elimde ve cebimde hiçbir şey olmadan, yalnızca çalışmayla ve inançla kurtarmak.

okumak için tıklayınız

Fıtrat / İş Kazası Değil, Cinayet – İsmail Saymaz

“bağırsam ne yarar, nasılsa duymazlar ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm içimde cesetler ve daha ölmemişler var” Metin Altıok Türkiye’nin son otuz yıldır geçirdiği iktisadi dönüşüm, tüm çıplaklığıyla işçi ölümlerinde çıkar karşımıza. Başarılı gazeteci İsmail Saymaz, bu cinayet mahallerine dönüp bir kez daha bakıyor, cinayetin delillerinin izini sürüyor Fıtrat’ta…

okumak için tıklayınız

Alfred Adler: İnsanı gerçekten tanıyış, belirli ölçüde bir alçakgönüllülüğün doğmasını sağlar.

“İnsanın ruhu onun yazgısıdır.” Herodot İnsanı tanıma sanatının temelleri, fazla böbürlenip gururlanmaya izin verecek gibi değildir. Tersine, insanı gerçekten tanıyış, belirli ölçüde bir alçakgönüllülüğün doğmasını sağlar, çünkü bunun ne çetin bir iş olduğunu öğretir bize; öyle bir iş ki, uygar yaşamlarının başından beri insanlar üstesinden gelebilmek için uğraşıp durmaktadır.

okumak için tıklayınız

Bir Kü-çü-cük Aslan-cık Varmış… Ulus Baker

Hayvanlar en eski edebiyatın içindeydiler, çok uzakta değildiler zaten: Aisopos hikâyecikleriyle insanlık durumlarına ilişkin metaforlar için zengin bir kaynak sundular. Ama Batı dünyası, sözgelimi Çin uygarlığından veya Hindulardan farklı olarak insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkiyi “dostluk” ile “ahlâki kayıtsızlık” arasında uzanan bir yelpaze üzerine dağıttı.

okumak için tıklayınız

Slavoj Žižek: “Feci Ama Ciddi Değil!”

Birinci Dünya Savaşı’nın ortalarında bir zaman, Alman ve Avusturya ordu karargahları arasında cereyan eden bir telgraflaşmaya dair (muhakkak ki, sonradan uydurulmuş) bir anektod nakledilir. Almanlar, “Bizim cephede durum ciddi, ancak feci değil,” diye bir mesaj gönderir; Avusturyalılar da cevap verir: “Bizim cephedeyse durum feci, ama ciddi değil.”

okumak için tıklayınız

Sigmund Freud: İnsanoğlunun mutluluk arayışının olumlu sonuçlanması olası mıdır?

Bize göre hayat çok zordur; çok fazla acı, çok fazla hayal kırıklığı ve imkânsız görevler gerektirmektedir. Hafifletici çareler bulmadan yapamayız. Yardımcı kurgulardan vazgeçemeyiz. (…) Üç adet yol bulunabilir: acımız hakkında az düşünmemize sebep olan güçlü ilgi sapmaları; acıyı azaltarak onun yerine geçen doyumlar ve bizi acıya duyarsız hale getiren alkollü maddeler. Bu tür bir şey

okumak için tıklayınız

Dünyanın ilk süper yıldızı Tolstoy

1910 yılının Kasım ayı… Rusya’daki küçük bir demiryolu istasyonu olan Astapovo, basın tarafından ablukaya alınmış durumdadır. Büyük yazar Lev Tolstoy burada ölüm döşeğindedir. Üstelik ailesinden kaçtığı için bir aile skandalıyla, ölüm döşeğinde bile günah çıkarıp tanrının varlığını kabul etmediği için de bir dini skandalla çevrelenmiş durumdadır. Tolstoy ağır ağır ölürken tüm dünya da belki ilk

okumak için tıklayınız

Manevi kızı, Nâzım Hikmet’i anlattı: “Her somut ânı, sonuna kadar yaşardı”

65 yıl önce şair Nâzım Hikmet Türkiye’den kaçtı, Sovyetler Birliği ise onun ikinci vatanı oldu. “Türklerin Puşkin’i” olarak isimlendirilen bu romantik insanın gelişmiş sosyalizmin ülkesinde nasıl yaşadığını, Moskova Tiyatro Sanatı Enstitüsü’nden, şairin manevi kızı Prof. Anna Stepanova anlattı.

okumak için tıklayınız

Barnes’in Penceresi – Hatice Balcı

Julian Barnes’in, Türkçe’de ‘’Penceremden’’ adıyla yayımlanan kitabında on yedi deneme ve bir de öykü var. Kitabın sonlarında yer alan bu öyküde bir yazarın iç sesine kulak veriyoruz. Öğrencileriyle kurmaca metinler üzerine çalışmalar yürüten üstadımız, derslerinden birinde, Sibelius’un senfonilerinden bahsediyor ve şöyle diyor:

okumak için tıklayınız

Foucault’yu Marx’la Okumak – Jacques Bidet

Marx ile Foucault’nun düşüncelerinin birbirine zıt olduğu, bağdaşamayacağı kabul edilir. Foucault’nun bir dönem Marksizme yakın dursa da sonrasında onu sert biçimde eleştirdiği, düşüncesinin temel kavramlarını Marksizme alternatif olmak üzere geliştirdiği bilinir. Yine de bu iki düşüncenin iletişime sokulması büsbütün imkânsız mıdır? Değilse bu iletişimin koşulları nelerdir? Dahası, böyle bir ilişkiden eleştirel düşünce adına elimize ne

okumak için tıklayınız

Kendi Çağından Bizim Çağımıza Sigmund Freud – Elisabeth Roudinesco

Freud’un yaşamı değişik yazarlarca defalarca ele alındı, yapıtının her satırı farklı şekillerde yorumlandı. Aşırı övgü ya da nefret içeren yazılarla, bilimsel çalışmalarla, yenilikçi yorumlarla ve haddini aşan beyanlarla geçen yılların ardından, bugün hâlâ Freud’un kim olduğunu anlamakta güçlük çektiğimiz bir gerçek. Bunca yorum, fantezi, efsane ve söylenti fazlalığı, düşünürün kendi çağındaki ve bizim çağımızdaki paradoksal

okumak için tıklayınız

Sosyalizm ve İnsan Ruhu – Oscar Wilde “sosyalizm, bizi başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtaracaktır.”

“Sosyalizmin tesisinden elde edilecek en büyük kazanç, bizleri o pek sıkıcı şeyden, başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtarması olacaktır.” Oscar Wilde’ın bu açılış cümlesi, toplumsallığa değil de bireyselliğe vurgu yapan bir sosyalizm anlayışına karşılık geliyor. Kalabalıkların inanç ve değer yargılarının çoğu zaman mutlakiyetçi otoriteye yol açtığını çok erken bir tarihte görmüş olan Wilde, geleneksel ahlakçılıklara, din

okumak için tıklayınız

Varidat – Şeyh Bedreddin “insan herşeyden kamildir”

On dördüncü yüzyılın ikinci yarısıyla on beşinci yüzyılın başlarında yaşayan, Aydın civarındaki yoksul köylülerle Osmanlı yönetimine isyan ettiği için 1420’de Serez’de idam edilen Şeyh Bedreddin, İslam inancına getirdiği farklı yorumlarla eserlerini verdiği dönemden başlayarak günümüze dek fikirleri tartışılmış bir isimdir. İyi bir eğitim görmüş olan Bedreddin’in yaşamı hakkındaki bilgiler torunu Hafız Halil’in yazdığı Menakıbname’ye dayanır.

okumak için tıklayınız

“Bütün taşlar özgürlük anıtı için yontulmuştur, aynı taşlarla ona bir tapınak da, bir mezar da yapabilirsiniz.” Saint-Just

Yıldırı Sade’ın çağdaşı olan Saint-Just, onunkilerden farklı ilkelerden yola çıkmakla birlikte, sonunda cinayeti doğrular. Saint-Just, Sade’ın karşıtıdır kuşkusuz. Markinin tanımı “Ya zindanları açın ya da erdeminizi kanıtlayın,” olabilirse, Konvansiyoncununki, “Ya erdeminizi kanıtlayın ya da zindanlara girin,” olur. Ama her ikisi de bir yıldırıcılığı yasaya uydurur, yalnız bu yıldırıcılık haz düşkününde bireysel, erdem sahibinde ise devletseldir.

okumak için tıklayınız

Max Horkheimer: Bugün toplumsal iktidar makinesinin ezici ağırlığı ile atomlaşmış kitlelerin güçsüzlüğü arasındaki oransızlık yaşanıyor.

Bugün, ütopyaya giden yolda en büyük engel, toplumsal iktidar makinesinin ezici ağırlığı ile atomlaşmış kitlelerin güçsüzlüğü arasındaki oransızlıktır. Geri kalan herşey —her yere sinmiş ikiyüzlülük, sahte teorilerle beslenen inanç, spekülatif düşüncenin gerilemesi, iradenin sakatlanması ya da korkunun baskısıyla sonuçsuz faaliyetler içinde dağılıp gitmesi— bu oransızlığın belirtileridir. Eğer felsefe insanların bu hastalıkları tanımasına yardımcı olursa, insanlığa

okumak için tıklayınız