Yazar: cemalumit

“Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.”

Napolyon, Fontanas’a şöyle demiş : «bilir misiniz dünyada en çok sevdiğim şey nedir? sadece kaba güçle hiçbir şeyin kurulamaması, iki şey dünyayı egemenliğinde tutar : biri kılıç, biri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.» Demek, fatihler de kederleniyor zaman zaman. bunca boş şan şerefi biraz olsun ödemeleri gerek elbet. ama, yüzyıl önce, kılıç için doğru

okumak için tıklayınız

“İnsanlık düzeni, bir düzensizliktir henüz; haksızdır, geçicidir, ölünür orada” Jean Paul Sartre

Altı ay önce, dün bile, “Ne yapacak?” diye soruluyordu. Saygı duymak gereken karşıtlıklarla yaralanmış bir halde, geçici bir süre için sessizliği seçmişti. Ama, ağır ağır geçen ve seçtiğine bağlı kalan ender insanlardan olduğu için, sessizliğin sonu beklenebilirdi. Bir gün konuşacaktı. Söyleyecekleri üzerinde tahminde bulunmak yürekliliğini bile bile göze alamayacaktık. Ama, hepimiz gibi, yeryüzü ile birlikte

okumak için tıklayınız

“Hükümetler bizi korkuyla yönetilen sığırlar gibi görüyor”

Korkuyla gelen tutsaklığın hikâyesi Margaret Atwood, The Heart Goes Last ile yine sevdiği bir konuyu, özgürlük kavramını ele almış. Atwood’un deyişiyle yeni bir “spekülatif kurgu” ile karşı karşıyayız. Kanadalı yazar Margaret Atwood yeni kitabında sevdiği bir konuyu, korku ve baskıyla yok olan özgürlükleri anlatıyor. “Hükümetler bizi korkuyla yönetilen sığırlar gibi görüyor” diyen yazara göre artık

okumak için tıklayınız

Yüzleşme aracı olarak belgeseller

Milliyetçilik kendisini mitlerle geçmişe demirlerse, milliyetçilik karşıtı düşüncelerin kendini var etme yollarından biri de neden belgesel sinema olmasın? Uzaktan, izleyen “göz”, her şeyi gören ve bilen tanrıya aittir. Dolayısıyla edebiyatta ve sinemada bu göz hükümranlığın, faşizmin metaforu olarak çıkar karşımıza. Kameranın da bir başka “iktidar”ın, “erkek” in gözü olduğu bilinir. Ancak, Asuman Susam’ın Toplumsal Bellek

okumak için tıklayınız

“Zeytin yağlı yiyemem aman” türküsünün acı gerçeği

Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir. Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten

okumak için tıklayınız

Neden kadınlar erkeklerden uzun yaşar?

Erkeklerin doğdukları andan itibaren nüfusun yarısına kıyasla daha erken ölecekleri bellidir. Nedeni cinsiyetleridir. Erkek oldukları için kadınlardan ortalama üç yıl daha az yaşayacaklardır. Peki, neden böyledir, erkekler neden kadınlardan daha az yaşar? Bu cinsiyetin üzerindeki bu laneti tersine çevirmek mümkün müdür? Bu ayrım on yıllardır biliniyor ama ancak şimdilerde bu sorunun yanıtını bulma yönünde adımlar

okumak için tıklayınız

Kürt Tiyatro Tarihi (Dîroka Şanoya Kurdî) Peywend yayınlarından çıktı

Kürt Tiyatro Tarihi (Dîroka Şanoya Kurdî) Peywend yayınlarından çıktı. Kendi alanında Türkiye’de şimdiye kadar yayınlanan en kapsamlı çalışma olması nedeniyle öncü olan bu kitap, dramaturg “Çetoyê Zêdo- Yavuz Akkuzu” tarafından Kürtçe hazırlandı. Kitap, Kürt Tiyatrosu’nun kaynakları, bilinmeyenleri ve başlangıçtan 1990’lara kadar gelişimi hakkında, okura geniş bir perspektif alanı sunuyor. Kürt Tiyatro Tarihi ve külliyatının Türkiye’de

okumak için tıklayınız

‘İyi bakteriler astımı önlüyor’

Kanadalı uzmanların yaptığı araştırmaya göre bebeklikte “iyi bakterilere” maruz kalmak ileride astım hastalığı yaşanmasını önlüyor. Dönüşümsel Tıp adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmada insan vücudunda yaşayabilen milyarlarca bakteri analiz edildi. 319 çocuk üzerinde yapılan inceleme sonucu, dört farklı türde bakteri bulunmayan çocukların astım riskinin daha yüksek olduğu belirlendi.

okumak için tıklayınız

Mars’ta akan su keşfi neyi değiştirebilir?

20 Temmuz 1969’da Ay’a ayak basan ilk insan olan Amerikalı astronot Neil Armstrong yürüyüşüne başlarken, “Bir insan için küçük, insanlık için dev bir adım” demişti. Belki bir astronotun Mars gezegenine ayak basmasına daha 15-20 yıl var ama dün açıklanan bir keşif belki de ilerde tarihe “insanlık için bir diğer dev adım” olarak geçecek. Zira Amerikan

okumak için tıklayınız

Adnan Yücel Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

ADNAN YÜCEL 10.02.1955 Elazığ / Seli doğumlu Baba adı; Hasan Ana adı; Zeliha. Evli (17.19.1972) üç çocuk babası Öğretmen, Şair, Yayıncı, Araştırmacı, Yazar Adnan YÜCEL ilk tahsilini Elazığ da orta okulu Elazığ Lisesi Orta bölümünde Liseyi Elazığ Lisesinde başladı ( 1970 ) lise ikinci sınıfından sonra evlendiği için bir sene eğitim hakkı elinden alındı.1971—1972 dönemini

okumak için tıklayınız

SORUŞTURMA; ‘Bir Şiir Emlâkçılığı’ ya da ‘Dağlarca’nın Parsellenmesi’ Hakkında…

SORUŞTURMA; ‘Bir Şiir Emlâkçılığı’ ya da ‘Dağlarca’nın Parsellenmesi’ Hakkında… Bkz: http://pasaj69.org/sorusturma-bir-siir-emlakciligi-ya-da-daglarcanin-parsellenmesi-hakkinda/ pasaj69.org taifesinden ‘Haklılığın İnadı’ olarak Uğur Yanıkel, ‘Birinci Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü’nü ve edebiyatımızdaki oligarşik ödüllendirme/jüri sistematiğini eleştiren çok sıkı ve oylumlu bir ‘edebiyat soruşturması’ gerçekleştirmiş. Soruşturma kapsamında, kötücül ve karanlık odaklar tarafından son günlerde icra edilen ‘kara propaganda’ faaliyetlerine de değinilmiş. “Bir

okumak için tıklayınız

Yüzde 100 yerli: Karamanlılar ve Hay-ho(u)ro(u)mlar

Geride kalanlar varsa da artık bir ‘Hay-horom kültürü’nden söz etmek maalesef imkânsız… Aynen Karamanlı kültüründen söz edemediğimiz gibi… Geçtiğimiz hafta CB Erdoğan, “yüzde yüz yerli ve milli milletvekili” isteyince medyada “yerli kime denir?”, “kim daha yerli”, “milli ne demektir?” “Erdoğan kime ne demek istedi?” tartışması yaşandı. Erdoğan’ın ne kastettiğine dair tartışmaları okumuşsunuzdur, ben o konuya

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’ten ezber bozan mektup: Türk- Kürt halklarının kardeşliği…

“Kökleri yüzyılların derinliklerine dalan tarihiyle, kültürüyle Kürt milletinin önemli bir çoğunluğu Anadolu’nun bir parçasında yaşar. Anadolu’nun öbür parçalarında yaşayan Türk milletini Kürt milleti kardeşi sayar. Her iki millet, bütün imparatorluklar gibi, halkların zindanı olan Osmanlı İmparatorluğu’nda, Türk ve Kürt derebeylerinin, Osmanlı İmparatorluk idaresinin ağır zincirlerine vurulmuşlardır. Osmanlı imparatorluğu yıkıldıktan sonra ise her iki millet emperyalizme

okumak için tıklayınız

Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz – Sadık Güvenç

Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım, Kayığım Rosinha, Yaban Muzu, Deli Fişek, Çıplak Sokak, Kırmızı Papağan vb. kitaplarıyla tanıdığımız 1920 Rio de Jenerio (Brezilya) doğumlu Jose Mauro de Vasconcelos’un romanı Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz’in 1. baskısı 2005’te, 10. baskısı 2011’de Can Yayınları tarafından yapılmış. Zeyyat Selimoğlu’nun çevirisi kitaba ayrı bir tat kazandırmış. 192 sayfa.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in ‘Salkım Söğüt’ şiiri animasyon oldu

Tasarımcı ve illüstratör Ethem Onur Bilgiç, Nazım Hikmet’in “Salkım Söğüt” isimli şiirinin animasyonunu yaptı. Salkım Söğüt’ün ilk mısralarıyla başlayan ve serbest canlandırma uyarlaması olan kısa animasyon, destansı şiirle aynı ismi taşıyor. Bilgiç’in yönetmenliğini ve animasyonlarını yaptığı film, 21. Uluslararası Altın Koza Film Festivali, 15. Uluslararası İzmir Kısa film Festivali gibi önemli festivallerde de ödül aldı.

okumak için tıklayınız

Biraderim Aleksey’in Köylü Ütopyası Ülkesine Seyahati – Aleksandr Çayanov

Bir tarım uzmanı olan Aleksandr Çayanov, “kolektifleştirmeyi izleyen dönemde Rus köylü ekonomisinin doğası tarafından ortaya konan sorunların anlaşılması için” yazdığı bu romanı, Sovyet Devrimi’nin hemen ertesinde, 1920 yılında yayımlamıştı. Çayanov, Biraderim Aleksey’in Köylü Ütopyası Ülkesine Seyahati’nde 1921’de uyuyup gözlerini 1984’te açan kahramanı aracılığıyla kentlere karşı köyleri temel alan gelecek ütopyasını tasvir eder. Çayanov daha iyi

okumak için tıklayınız

Çok Komik Bir Salgın – Vassilis Papatheodorou

Hikâye bu ya, günün birinde Surlandia adlı ülkede, esrarengiz bir salgın baş gösterir. Ne salgını mı?.. Bir gülme salgını! Surlandia’nın insanları günün birinde ortada hiçbir neden yokken kahkahalar patlatmaya başlar ve kendilerini tutamazlar bir türlü. Bu durum Prens Horatios’u pek öfkelendirir; otoritesine yönelik bir ihanet saydığı bu gülme salgınını durdurmak için elinden geleni yapar. Peki,

okumak için tıklayınız

Küçük Prens’in büyük hikâyesi

“Uykularından uyandıramadığımız ne çok insan var” demişti Antoine de Saint-Exupéry… Daha çocukken bazıları uyanabilsinler diye yazmıştı Küçük Prens’i de. Mark Osbourne’un filmi Exupéry’nin kitabının ruhunu büyük ölçüde yansıtıyor. Şimdi sinemalarda. Küçük Prens’i oğluma ilk okuduğum zaman, masalların dilinden daha yeni çıkmış, dramatik olarak daha karmaşık hikâyeler anlatan kitaplara henüz geçmiştik. Küçük Kara Balık, Dev Şeftali

okumak için tıklayınız