Yazar: cemalumit

İnsanın Gerçek Doğasını İfşa Eden Deney – Stanley Milgram

İtaatin sınırları var mı? İtaatkarlığın mekanizmalarını konu alan bu ünlü yapıtın yazarı Stanley Milgram, sosyal psikolojinin en önemli ekol isimlerindendir. Bu çalışmasında, Nazi Almanyasındaki soykırımdan etkilenerek – özellikle Adolf Eichmann – tasarladığı deneyler yer almıştır.

okumak için tıklayınız

Edebiyat Kuramı Giriş – Terry Eagleton

Terry Eagleton?ın Edebiyat Kuramı adlı yapıtı Türkçeye çevrilmeden önce Türkiye?de edebiyat kuramları konusunda birden fazla kuramı tartışan en önemli kaynak, Berna Moran?ın ilk kez 1972?de yayımlanan Edebiyat Kuramları ve Eleştiri adlı kitabıydı. Niall Lucy?nin belirttiği gibi, Terry Eagleton?ın Edebiyat Kuramı adlı yapıtı İngilizcede 1983 yılında yayımlandıktan sonra ?edebiyat ve diğer beşeri bilim lisans öğrencileri için

okumak için tıklayınız

Butimar, denizin bir gün kuruyacağından korkar ve …

Pers mitolojisinde efsanevi bir kuştur Butimar. Sıvı ihtiyacını deniz suyu ile karşılar. Denizi o kadar çok sever ki, deniz kıyısına konar, kanatlarını açar ve tek başına oturur denizi seyreder. Denizin bir gün kuruyacağından korkar ve bu korku yüzünden hiç su içmez. En sonunda da susuzluktan ölür.

okumak için tıklayınız

Yarım kalmışlık hissi, anlatılamamışlık…

Cemal Süreya Şiir Ödülü… M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü… Arif Damar Şiir Ödülü… Behçet Aysan Şiir Ödülü… Evet, bu ödüllerin sahibi Selahattin Yolgiden’in son kitabı ‘gittiğim en uzak yer sizdiniz’ Kırmızı Kedi Yayınevi’nden raflara çıktı. Kendisiyle son kitabını konuştum. Söyleşi: Ömer Turan

okumak için tıklayınız

Sabun Köpüğü Üfleyicisi – Nurgül Ateş

Ali topu agop’a attı! Uğur, Ali ve Agop aynı mahallede oturan, birlikte büyümüş üç arkadaştı. Birbirlerinin bütün sırlarını bilirlerdi. Kardeş gibiydiler. Ali öyle sinirliydi ki son günlerde… Kabak, aşağı mahalleden Ferit’in başına patladı. Ferit medeni davrandı, maç yapmayı önerdi. Üçe üç futbol maçı… Kaybeden takım kazananın okul çantasını taşıyacaktı. Hem de tüm sene…

okumak için tıklayınız

Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika”ları * – Adil Okay

Son yıllarda öykü’nün benden, benim de öyküden koptuğumu sanıyordum. Şiir ve roman okumak beni daha çok doyuma ulaştırmaya başlamıştı. Tabi plastik sanatlar ve sinema da sanattan aldığım gıdamı karşılamaya yetiyordu. Bir insan ömrüne kaç kitap sığdırabilir ki deyip seçici davranıyordum. Ancak arka arkaya okuduğum öykü kitapları bana yanıldığımı gösterdi. Şimdi elimde Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika”

okumak için tıklayınız

Babamın Adı Hıdır – M. Şehmus Güzel

Göz alabildiğine bir genişlik. Sonsuzluk deryası içinde yeryüzü ve masmavi gökyüzü. Güneş tepede asılı altın bir tepsi. Güneşi çok seviyorum. Yer yarılmış. Karış karış. Toprak kuru. Kupkuru. Toprak susuz. Su yok. İstediğin kadar, yapabildiğin kadar gözlerini aç ve uzaklara, çok uzaklara bak, tek ağaç yok gölgesinde oturabileceğin. Oturup bir nefes alabileceğin, tek kağıt cigara sarıp

okumak için tıklayınız

Ah’ın memleketi Dersim – Adalet Çavdar

Türkiye siyasi tarihine baktığımızda neredeyse her güne bir ah dedirtecek meselemiz vardır. Ölümler, öldürülenler, asılanlar, yakılanlar, kaybedilenler, katliamlar… Acıların miras bırakıldığı topraklar vardır. Ne kadar uzağa giderseniz gidin, dilerseniz oralı olmadığınızı dile getirin, her şeye rağmen o acı gelir bulur vicdanınızı. Kim bilir belki babanızın annenizin doğmadığı zamanlarda olanlar için özür dileme arzusu duyarsınız. Elinizde

okumak için tıklayınız

Serpêhatiyên Kurdan – Seydayê Tîrêj

Serpêhatiyên Kurdan (Kürtlerin Sergüzeştleri)-Tîrêj Walter Benjamin, 1831-1895 yılları arasında yaşamış, işi dolayısıyla neredeyse bütün Rusya’yı dolaşmış ve hikâyelerinin çoğunu da bu yolculuklar esnasındaki gözlem, gezi ve malzemelerden oluşturmuş NikolayLeskov’a dair yazdığı bir yazıda (Hikâye Anlatıcısı), anlatıcılık sanatının sonuna geldiğimizi söyler.

okumak için tıklayınız

Kurd Kitêb Çapxane – Mesud Serfiraz

Kürt, Kitap ve Matbaa: Osmanlı Döneminde Kürt Kitap Yayıncılığı (1844-1923) Mesûd Serfiraz tarafından yazılmış olan Kurd, Kitêb, Çapxane: Weşangeriya Kitêbên Kurdî Di Dewra Osmaniyan De (1844-1923) [Kürt, Kitap ve Matbaa: Osmanlı Döneminde Kürt Kitap Yayıncılığı (1844-1923)] başlıklı bu çalışma Kürt Çalışmaları alanında önemli bir boşluğu dolduracak niteliktedir.

okumak için tıklayınız

O Halde Rastgele! – Öznur Özkaya

Gezi-tatil, son dönemde galiba dünyanın en hızlı büyüyen sektörü. İş veya tatil amaçlı seyahat edenlerin sayısı, onlarca kat çoğaldı. Yollar boyunca, insanlarda bir fotoğraf çekme telaşı! Bir de gittiği yerde nasıl tıkınacağı derdi! Seyahat böyle bir şey olmasa gerek. Faruk Turinay’ın kitabı üzerine Öznur Özkaya’nın yazısı, seyahat konusunun derinliğini, yolculukların güzelliğini hatırlatıyor.

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali ‘Aydın geçinenlerin karanlığına, insanın içindeki şeytana keskin bir bakış’

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali’nin 1940 yılında yazdığı bir romandır. Bir sevda masalından yola çıkarak ırkçıların hayat tarzlarını ve duruşlarını eleştiriyi içeren “İçimizdeki Şeytan” romanın yayınlandığı zaman, ülkemizde, Nazizmin etkisiyle, ırkçılığın yükselişte olduğu yıllardır. Roman büyük yankı uyandırdı.

okumak için tıklayınız

Zweig’den Montaigne biyografisi ve kendini bilmenin tarihçesi

Edebiyat tarihindeki hiçbir buluşma, Montaigne ile Zweig’inki kadar büyük değildir. Çünkü biri hayatını sadece kendini bilmeye adayan; bunu, kendinden çağlar önce yapan Sokrates’e öykündüğünü açıkça belirterek gerçekleştiren ve kendinden sonraki tüm yazarları etkileyen Michel Montaigne… Diğeri ise deneme ve edebiyat eserlerindeki derin niteliğin yanı sıra; dünyayı yaptığı savaşlar, başarıya ulaştığı buluşlar, gerçekleştirdiği keşifler ve yazdığı

okumak için tıklayınız

Dehanın soykütüğü üzerine

Dostoyevski, Suç ve Ceza’da insanları, sıradanlar ve dehalar olarak ikiye ayırırken, dehanın suçla olan ilişkisinin de altını çizip geçiyordu. Öyle ki topluma söyleyecek yeni şeyleri olanların, yeni bir düzen vaat eden bu yasa koyucu dehaların hepsinin, doğası gereği az ya da çok suçlu olduklarını savunuyordu. Dostoyevski’nin yürüttüğü bu tartışma bizi tam da dehanın etiği sorununa

okumak için tıklayınız

Montaigne ‘nin kütüphanesi

Dordonya’da, Bergerac yakınlarındaki Saint-Michel-de-Monta- igne’deki Montaigne’in kulesi Fransa’da gezilecek en heyecan verici yazar evlerinden biridir. 16. yüzyıldan kalma bu geniş ve yuvarlak kule, babası Pierre de Montaigne tarafından yaptırılmış şatodan 19. yüzyılın sonundaki bir yangından sonra kalan tek şeydir. Montaigne bulabildiği bütün vakti burada geçirir; okumak, düşünmek ve yazmak için buraya çekilirdi. Kütüphanesi ev hayatına

okumak için tıklayınız

Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi

Bugün, Yeni Sinsiyet’in[1] yarım asır boyunca projelendirdiği “mezalim” ortamının içindeyiz ve gündelik yaşamımızın her ânında bu ortama maruz kalıyoruz. Yeni Sinsiyet’in “mezalim” ortamını sürdürülebilir kılmak için bulduğu son çözüm formülünü, yani ‘haksızlık yordamı’nı[2] her alanda var gücüyle uyguladığını görüyoruz ve bu gaddarlığa tarihsel açıdan tanık oluyoruz. Yeni Sinsiyet’in yandaş-paydaş etkileşimleriyle kalabalıklaştırdığı ‘biz’ söyleminin[3] cehalet hizmetkârları

okumak için tıklayınız

Haydi Dayanışmaya!

Yordam yayınevi, Germinal kitabının gelirini, babaları madende ölen dört Somalı çocuğa burs olarak aktarıyor. Bu uygulamanın en anlamlı tarafı sürekliliği. Anlık yardımlaşmalara sıkça rastlanıyor, ama böyle “4 yıl boyunca” hedeflenen bir kampanya, çok önemli. Kitap güzel, yayınevi güzel, Somalı çocuklar güzel. Dayanışma çok güzel!

okumak için tıklayınız