Yazar: cemalumit

?Değişen Orta Doğu?da Değişmeyen Sorunlar? – Salih Dost

?Kaynayan kazan? tabiri Orta Doğu?yu anlatan en bilindik ama yerinde benzetmelerden biri olabilir. Yüzyılların getirdiği sorunların yeni veçheleri bölgenin acı veren tarihini sürekli canlı tutuyor. Bölgenin bu hareketli yapısı, yapılacak tespitleri zorlaştırırken bir yandan da anlama isteğini artıyor. Bu ikilem içinde Orta Doğu bilgiden ziyade görmek istenilenlerin görüldüğü ve dolayısıyla bütüncül bir analiz yapmanın gittikçe

okumak için tıklayınız

Afrodit Buhurdanında Bir Kadın – Reşat Enis

1937 yılında yayınlanan “Afrodit Buhurdanında Bir Kadın”, toplumun yoksul ve çalışan kesimlerinin sorunlarını edebiyata taşıyan öncü eserlerdendir. İşçilerin yaşayışlarını, patronla ilişkilerini, çalışan ve yoksul kadının çifte sömürülüşünü ustalıkla ve tüm gerçekliği ile sergiler. Nazım Hikmet’in “Türk edebiyatının temel taşı” saydığı bu eser için Suat Derviş “Türk dilinde yazılmış olan romanların en güzellerinden biri” nitelemesinde bulunmuştur.

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin, hasis değil sıkı bir çevreciydi

Her düşüncemiz, davranışımız, yaşam öykümüzün parçası. Mektuplarımız, fıkralarımız, hangi şarkıyı söyleyip hangisini söylemediğimiz, kişiliğimizin aynası. Yazarın her eseri de, şöyle ya da böyle, otobiyografiktir. Bu ay Aziz Nesin?in ölüm yıl dönümü. Şiirlerini tekrar okudum. Hepsinin topluca adını ben koyacak olsam, ?Otobiyografi? derdim. Ressam arkadaşım Altan Adalı, ?Bizim için yapılması en zor resim otoportredir? demişti.

okumak için tıklayınız

?Masal Gibi Bir Dünya İsterim!? – Mehmet Özçataloğlu

Bombalar patlıyor, çocuklar ölüyor! Dünyanın şu andaki durumunu en kısa şekilde sanırım böyle özetleriz. Bütün gözü doymazlıkların faturası çocuklara kesiliyor. Oysa böyle olmamalı dünya. Annemin anlattığı masalları anımsıyorum. Sonunda hep iyiler kazanırdı o masallarda. Dünyanın da böyle bir yer olduğunu düşlemiştim. Bize anlatılan masallarla dünyanın gerçekliği uymuyormuş, bunu gördüm büyüdükçe. Ve şimdi ne zaman dünyanın

okumak için tıklayınız

Haziran Direnişi’ni bir de Marx’dan ve Lenin’den okuyalım – M. Deniz Schulze

Haziran?ın somut kazanımlar elde edemediği, eğer somut kazanımlar elde edilseydi bugün Türkiye solunun bambaşka bir konumda olacağı belirtiliyor. Eksik, ama doğru bir çözümleme mi? Yoksa beklenti mi? Aslında sorunun kendisi Haziran?a ilişkin ister nesnel-öznel, isterse emek-sermaye çelişkisi esas alınarak yola çıkılsın, bu direnişin üzerinden atlanılamayacağına dair bir ön varsayıma dayanır. Fakat varsayımdan ziyade gerçekliğe uzanan

okumak için tıklayınız

“Berkin için”: Yüzmek ve boğulmak

Bilenler bilir; James Joyce’un ünlü eseri “Finnegans Wake’in esin perisinin kızı Lucia olduğu söylenir. Lucia, James Joyce’un şizofreniyle boğuşan kızıdır. Rivayete göre, Joyce kızını hep yazmaya teşvik etmiştir. İrlandalı yazar kızının böylece hastalığın pençesinden kurtulabileceğini; kendine ait bir alan yaratabileceğini ve daha iyi olacağını düşünmektedir. Joyce kızının yazdıklarını çok beğenir, onu teşvik eder ama hastalık

okumak için tıklayınız

Kürt coğrafyasında ulus-devlet denemeleri

Ercan Çağlayan, Muş Alparslan Üniversitesi?nde öğretim üyesi. Doktora tezinin genişletilmiş hali Cumhuriyet?in Diyarbakır?da Kimlik İnşası (1923-1950) adıyla İletişim Yayınları tarafından kitaplaştı. Çağlayan, bu kitapta tek parti rejimi döneminde Genç Cumhuriyet?in Diyarbakır şehrine yönelik politikaları, icraatları ve yaptırımlarını inceliyor. Kitabın en önemli kısmı, arşiv ve literatür taramasından çıkan verilerin detaylı aktarımına dayanıyor. Yazar açısından Diyarbakır kendine

okumak için tıklayınız

Nefret ettiğimiz halde kendimizi okumaktan alıkoyamadığımız 11 roman karakteri…

Okurların çoğu Yeşilin Kızı Anne veya Harry Potter gibi sevilen roman karakterleriyle gerçek hayatta da arkadaş olmak ister. Ancak, ilgiyle okunan ve sevilen klasiklerin birçoğunun merkezinde iyinin yanı sıra nefret edilesi karakterler yer alıyor. Okurların çoğu Yeşilin Kızı Anne veya Harry Potter gibi sevilen roman karakterleriyle gerçek hayatta da arkadaş olmak ister. Ancak, ilgiyle okunan

okumak için tıklayınız

?Erkeklik Ofsayta Düşünce? – Önder Çelik

Ne mi yazacağım? Kocaman bir gülümseme koyup, sol üst köşesine bugünün tarihini atsam ?anlatmaya ne hacet alın kitabı okuyun kardeşim? desem yerinde olur. (Bawer?in dilinden ötürü) Ya da; Sınavda üçüncü cevap kâğıdını isteyen, sosyal ilişkileri zayıf, pratikte hızlı zekâlı bir öğrenci marifetiyle yazardım da yazardım. (Burcu?nun emeğinden sebep)

okumak için tıklayınız

Alnı sargılı, yüzünden kanlar akan adam? Dağhan Dönmez

10 Temmuz 2011 tarihinde sıcak bir Cumartesi günüydü. Bayraklarla, flamalarla dolu yüzlerce araçlık konvoy, öğle saatlerinde Bolu Dağı?ndaki Topuk Yaylası?na ulaşmıştı. Yaylaya çıkan toprak yollarda, köylü çocukları araçlara su taşıyor, alkış tutuyordu. Gözlerinin içinde, kasabaya sinema gelişini gören çocukların sevincine benzer bir sevinç vardı. Fenerbahçe geliyordu ne de olsa. Neye baksak, kimi görsek, İslam Çupi?nin

okumak için tıklayınız

Matmazel Bach – Öznur Özkaya

Ve bir gün çocuklarından birinin isyanıyla tahtından olacağı korkusuna kapılan Zeus, ilk karısı Metis?i yuttu. Zeus?un kafasında gün be gün büyüyen bir şişlik oluştu. Metis; Athena?yı Zeus?un kafasının içinde doğurdu. Kızını en iyi biçimde yetiştirdi, ona mızrağını ve kalkanını verdi. Bu şişlik yüzünden dayanılmaz baş ağrıları çeken Zeus, demirci ustası Hephaistos?u çağırıp en güçlü balyozuyla

okumak için tıklayınız

Madenlerde kadın işçiler

Ethem Çavuş?un anıları, Osmanlı?nın son yıllarından itibaren Zonguldak madenlerini anlatıyor. Bu en eski madenci kitabında yerüstünde çalışan kadın ameleler de var: Adalı Sultan, Topçu Emine, Kırdıkaçtı Zülfiye… Türkiye İşçi Sınıfı tarihi söz konusu olduğunda her iş kolu için belli adlar hatırlanır. Mesela ?mürettipler grevi? adını izleyen ad Yaşar Nezihe Hanım?dır. Onun yazdığı şiir hemen anımsanır.

okumak için tıklayınız

Bilim için “manga”lar – İzge Günal

Bilimi topluma sevdirmede, bilimi topluma maletmede ve hatta her düzeyde bilim eğitiminde bilim insanlarının biyografilerinin iyi bir araç olduğunu hep düşünmüşümdür. Kendi verdiğim derslerde kullanıyorum da. Geçenlerde Bilim ve Gelecek Kitaplığından Soner Tuna?nın hazırladığı ?Tesla. Elektriğin Tanrısı? isimli kitap, daha doğrusu ?manga? yayınlandı. Okuyunca ?manga?ların bilim eğitiminde biyografi kitaplarından daha yararlı olabileceğini de düşünmeye başladım.

okumak için tıklayınız

Kapıların Dışında – Wolfgang Borchert

?Bize ihanet ettiler. Korkunç bir ihanete uğradık. Daha biz küçükken savaşıyorlardı. Ve büyüdüğümüzde savaşı anlattılar bize. Coşkuyla. Hep hayrandılar. Sonra, biraz daha büyüdüğümüzde bizler için de bir savaş tasarladılar. Ve bizi savaşa gönderdiler. Sevinç içindeydiler. Coşkundular. Ama kimse bize nereye gittiğimizi söylemedi. Kimse bize, siz cehenneme gidiyorsunuz demedi. Hayır, hiç kimse! Marşlar bestelediler, Langermarck?ın işgaliyle

okumak için tıklayınız

Problemli ciltlerin düşmanı Shakespeare

Yeni yapılan bir araştırma, uçuk, çıban, ben gibi cilt problemlerinin olumsuz çağrışımlarının sebebinin Shakespeare?in oyunları olabileceğini iddia ediyor Independent?ın haberine göre, Nottingham, Leicester ve Derby?den araştırmacılar, kullandığı dili incelediklerinde Shakespeare?in Elizabeth döneminin lekesiz ve kusursuz cilt takıntısını yansıttığı sonucuna ulaştılar. İngiliz Dermatologlar Birliği?nin yıllık konferansında sunulan ?Cilt hastalıklarının negatif çağrışımlarından Shakespeare mi sorumlu?? isimli makale,

okumak için tıklayınız

Sahnenin dışındakiler – A. Ömer Türkeş

Wilhelm Genazino?nun Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk ve O Gün İçin Bir Şemsiye romanlarındaki kahramanları, Avrupa?nın ya da yeni dünya düzeninin yarattığı krizin bunalımını yaşayan insanlar. Çağdaş Alman edebiyatının önemli isimlerinden Wilhelm Genazino, yakın zamana kadar Türkçeye çevrilmemişti. Geçtiğimiz günlerde art arda yayımlanan Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk ve O Gün İçin Bir Şemsiye romanları sayesinde yazarla ve onun

okumak için tıklayınız

?Ben dağlarına yabancı bir yolcu değilim? – Ömer Erdem

27 yaşında bir düelloda ölen Lermontov?un enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusyası?nın evrenine çekiyor. Lermontov?un Poemalar?ı doğa ve insanlarla dolu. Kayhan Yükseler çevirisiyle dil coşkusu da devreye girince yer yer başı dönüyor insanın bu çağlayıştan. 27 yaşında bir düelloda ölen genç şairin enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusya?sının evrenine çekiyor. Giriş

okumak için tıklayınız

Edebiyatla mayalanan bir dostluk hikayesi – Elif Şahin Hamidi

Hep sorulagelen “Edebiyat ne işe yarar?” sorusuna bir cevap niteliği taşıyor Allak Bullak. Diyor ki; bizi “insan” yapar! Marcel Proust, Okuma Üzerine adlı eserinde “Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka bir zaman belki yoktur,” der. Peki ya çocukken çok sevdiği bir kitabı olmamışsa insanın,

okumak için tıklayınız