Yazar: cemalumit

Çılgın Aşk – Andre Breton ‘Dilerim çılgınca sevilesiniz!’

*“Bireysel varoşlun anlamsızlığından evrensel uyuma giden yol tefekküre dayalı, yalnızlığın yolu değildir. Aşk;  özgürlük ve kolektivizme giden yolun ilk adımlarındandır. Yeniklerin, sanatçıların, devrimcilerin, delilerin çılgın aşkı, yaşadığımız sefil dünyaya karşı ilk başkaldırma girişimidir.” Cezayir’deki Fransız sömürgeciliğine karşı ”121’in Manifestosu”nu yazanlardan biri olan Andre Breton’un 1937 yılında yayımladığı Çılgın Aşk (L`Amour Fou) adlı romanı; “gerçeküstücülüğün temel

okumak için tıklayınız

Körlük: Zamanı Ve Mekanı Alt Etmeye Yarayan Bir Silah Mıdır? ? Canan Koçak

?Kör?ler ve ne gördüklerinin farkında değiller? Siz hiç kendi gerçeklerinden kaçan insanlar gördünüz mü? Düpedüz delirmiş olduklarını düşündüğümüz, hissizleşmiş ve yaşadıklarını artık görmediğine ya da tercihen görmek istemediğine kanaat getirdiğimiz insanlardandır onlar. Ve eminim bilinmeyen sayıları, bilinenlerden çok daha fazladır. Gören gözlerle algılanamayan Dünya, belki de hakiki bir körlük ile daha kolay algılanabilecek ve yalanlarla

okumak için tıklayınız

Glossolalia – Andrey Belıy

Rus şair, romancı ve kuramcı Andrey Belıy?ın Glossolalia adlı yapıtı, ses üzerine bir düzyazı şiir, bir sesli şiir. Belıy, bu şiirde, dille dans, dille müzik arasında bir ilişki kuruyor ve harflerin görünüm ve sesleriyle bir dansçının hareketleri arasında bir yakınlık olduğunu öne sürüyor. Gümüş Güvercin ve Petersburg adlı romanlarının ardından, 1917 yılında yazdığı Glossolalia?da, Belıy,

okumak için tıklayınız

5. Sanattan 5. Kola: Orhan Pamuk / Kaan Arslanoğlu, Ergin Yıldızoğlu, Nihat Ateş, Ali Mert

“Edebiyat dünyasında tartışılan yazarların başını hiç şüphesiz Orhan Pamuk çekiyor. Gerek Nobel edebiyat ödülünden, gerek yaptığı siyasi açıklamalardan dolayı Orhan Pamuk ilgi odağı olmaya devam ediyor. Ancak Pamuk?un eserlerine estetik ve politik açıdan nesnel ve eleştirel yaklaşan incelemelerin azınlığı eleştiri dünyasında bir boşluk oluşturuyordu. Kanımca bu boşluğu doldurabilen ortak bir kitap Kaan Arslanoğlu, Ergin Yıldızoğlu,

okumak için tıklayınız

Korkulu Ustalık – Turgut Uyar “Ustalaşmak, tıpkı bir kedinin kendi doğasına yabancılaşarak yavrularını yemesi gibidir.”

“Ustalaşmak bir kedinin kendi doğasına yabancılaşarak yavrularını yemesi gibidir. Oysa sanat aklı, olguları ve şeyleri yüklerinden kurtarmaktır.” Turgut Uyar Türk şiirinin “ustalık tehlikesi”nden söz eden “ustalaşmamış usta” şairi Turgut Uyar’ın şiir üzerine yazıları, soruşturma cevapları, söyleşileri ve diğer metinleri Yapı Kredi Yayınları?nca yayımlandı. Bu güç işin gerçekleşmesini Alaattin Karaca üstlenmiş. Titiz çalışmasından dolayı öncelikle Karaca’ya,

okumak için tıklayınız

Modernizmin İdeolojisi – Georg Lukacs

Herhangi bir sanat yapıtının biçemini belirleyen nedir? Niyet biçimi nasıl belirler? (Burada değindiğimiz, kuşkusuz, yapıtta gerçekleştirilmiş olan niyettir; dolayısıyla, yazarın bilinçli niyetiyle örtüşmeyebilir). Bizi ilgilendiren farklılıklar, biçemsel ?teknikler? arasında olan farklılıklar değildir. Önemli olan dünya görüşü, yazarın yapıtında vurgulanan ideoloji ya da Weltanschaung-dır. Ve yazarın çabası ya da girişimi onun ?niyetini? oluşturan ve herhangi bir

okumak için tıklayınız

Gümüş Güvercin – Andrey Belıy ‘Doğu-Batı ikilemini sorgulayan bir roman’

Doğu-Batı konusunu, ‘aydın’ olma durumunu roman kahramanı üzerinden sorgulayan, oradan ‘aydın’lara bakan Andrey Belıy, bir anlamda yaşamın gerçek çelişkilerinin arayışını sergilemiş Gümüş Güvercin’de. Kitap, bu yönüyle, yaşadığımız çağa da denk düşen ezeli bir sorunsala parmak basmış. Gümüş Güvercin, Batı ve Doğu gibi iki temel olgu üzerinde gidip geliyor. Dolayısıyla kitap, iki ayrı kültürün toplumu ve

okumak için tıklayınız

Putları Niçin Kırıyoruz? Nâzım Hikmet Ran (Resimli Ay, Ağustos 1929)

Her cemiyetin yaşadığı devre mahsus bir takım mefkureleri vardır. Bu mefkureleri insanlar mücerret bir şekilde kavrayamadıkları için onları bazı fertlerde temessül etmiş görmek isterler. Bu mefkureleri en iyi hazmeden, onu her mana-sile kendisinde aksettiren kimseler o mefkurenin mümessili olarak görülür. Biz o ferde baktığımız zaman onda kendi mefkurelerimizi, kendi hülyalarımızı, kendi rüyalarımızı görürüz. İşte bunlar

okumak için tıklayınız

Belinski Ve Aydın Sorumluluğu / Ali Ziya Çamur

Dünya düşün ve edebiyat tarihine baktığımızda önemli, unutulmaz yazılar vardır. Her dönemde insanlığın gelişimine ve onuruna ışık tutan yazılar. Yazarının ölümü üstünden uzun yıllar geçse de yazıldıkları kişiler var oldukça, bu yazılar da hep var olacak, okunacak, ışık saçmayı sürdürecektir. İşte böylesine önemli ve ölmez yazılardan biri de Rus eleştirmen ve düşünür Belinski?nin gene ünlü

okumak için tıklayınız

Gıdıklanmak Yasaktır ? Deniz Som

Öyküleri okurken “yok devenin başı” diyerek itiraz edebilirsiniz. Fakat sizi temin ederim ki, öykülerde hiçbir abartı yoktur. Her biri öyle ya da böyle yaşanabilir öykülerdir, hatta yaşanmıştır ve anlatılanlar aslında devede kulaktır! Öykülerin yaşanmışlığı ister istemez ne zaman, nerede, kim, nasıl gibi soruları aklınıza düşürecektir. Öykülerin hangi memlekette geçtiğinin önemi asla ve kat’a yoktur. Öyküler

okumak için tıklayınız

‘Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.’ Gabriel Garcia Marquéz ? Canan Koçak

24 yaşında yazdığı ?İnsancıklar? adlı romanıyla ?yeni bir Gogol doğdu? diyerek edebiyat dünyasında karşılanan Dostoyevski darağacından kurtulduğu sıradaki düşüncelerini yazarken: ?Yazmak, bir yazarın tüm yaşamıdır. Yazmak içimizdedir, yaşamdır. Kalemi elimden almasınlar tek, onbeş yıl tutsaklığa katlanırım’. demiştir. Dostoyevski, en umutsuz koşullarda bile, yazacağım diye umut ve sevinç dolar. Çünkü onun için yazmak, yaşamaktır. 82 yaşındaki

okumak için tıklayınız

Yılın Yazarı – Petros Tatsopoulos

Yunanistan edebiyatında 80 Kuşağı?nın en tanınmış temsilcilerinden Petros Tatsopoulos, Yılın Yazarı romanında Yunanistan edebiyatını tartışıyor. Aslında konu ettiği edebiyat değil, edebiyat kurumu; edebi alana yön veren kişiler, kurumlar, siyaset ve gelenek… Böyle bir romanın okuyucuya çekici gelmeyeceğinin farkındalığıyla mizahi bir anlatımı tercih etmiş. Yılın Yazarı, Yunanistan edebiyat kumpanyasının sergilediği bir komik piyes! Her şey, her

okumak için tıklayınız

Dilek Şurubu – Michael Ende. ‘Kötülüğe karşı iyiliğin galip geldiği bir roman.’

Michael Ende ‘Dilek Şurubu’yla, iyiliğin kötülüğe galip geldiği, belki de dünyanın en vazgeçilmez öyküsünü tekrar anlatıyor. Öykünün sonu gün gibi ortada ama Ende’nin büyüleyici dünyası ‘Dilek Şurubu’nu bir dikişte içiriyor. Böylelikle Michael Ende, bir kez daha hayallerin iyileştirici özelliğini ortaya koyuyor. Dünyanın geleceği bir kedi ve karganın pençelerindeydi. En azından Dilek Şurubu’nda tam olarak böyleydi.

okumak için tıklayınız