Kategori: Felsefe

Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx – Yıldız Silier

Yıldız Silier’in ‘Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx’ adlı yapıtı, “Rousseau ile Marks’ın özgürlük anlayışlarını karşılaştırıyor. Entelektüel bir sohbet havasında sevinçle okunabilecek kitabın girişinde yazar amacını şöyle belirliyor: “Bu kitapta Rousseau ve Marx’ın izinden giderek, özgürlüğe giden yolun özgürlüksüzlüğümüzle yüzleşmekten geçtiğini savunacağım. Önümüzdeki en büyük engellerden biri olan ‘özgürlük yanılsamamızı’ açığa çıkaracağım” ( s.16).

okumak için tıklayınız

“Çağdaş Antigone” ya da “İyi Ana”: İoanna Kuçuradi – Elif Şahin Hamidi

Türkiye’nin önde gelen filozoflarından İoanna Kuçuradi, bugün 78 yaşında ve hala üretiyor, öğrenciler yetiştiriyor… Dünya çapında tanınan bu insan hakları mücadelecisi, felsefenin kraliçesi, yaşamı boyunca Don Kişotça da olsa hep bir şeyler yapmaya çalışmış, hiçbir zaman sözünü sakınmamış, insanca ilkelerinden hiç şaşmamış, bu konuda hiç taviz vermemiş bir güzel insan… Kuçuradi’yi çağın olaylarından bağımsız ayrı

okumak için tıklayınız

Kelliğe Övgü – Kyreneli Synesios

Eski çağ yazın dünyasının dikkate değer ürünlerinden biri de ?övgü? kitaplarıdır. ?Övgü? kitaplarında bugün biz ?yeniler?in yadırgayabileceği pek çok şeye methiyeler düzülmüştür. Övülen şey, çok kere, çoğumuzun övülmeye değer bulmayacağı, dahası, değil erdem ?zaaf? sayacağı insanlık halleridir. Kyreneli Synesios ?kellik? gibi, çoğu erkeğin korkulu rüyası olabilecek bir ?nasipsizliği? bir erdem olarak görüp yüceltmesiyle yerleşik inançları

okumak için tıklayınız

Bulantı ‘dan notlar – Jean-Paul Sartre “ölümümden sonra yaşıyorum. trajik değil, ürkünç bu…”

“günce tutmanın tehlikeli yanı budur sanırım. i?nsan her şeyi büyütmeye, tetikte durmaya, doğruları durmadan zorlamaya kalkar.” (s.11 “tutkum ölmüştü artık. yıllarca onunla dolup sürüklenmiştim, ama şimdi içim bomboştu.” (s.16) “oysa şimdi çevremde, şurada masanın üzerinde duran bira bardağı gibi bir yığın nesne var. gözüme çarpınca, “yeter artık, bıktım!” demek geliyor içimden. çok ileri gitmiş olduğumu

okumak için tıklayınız

Gargantua – François Rabelais

Rönesans’ın başlangıcını müjdeleyen yazarlardan biri olan François Rabelais, baba-oğul iki dev olan Gargantua ve Pantragruel’in maceralarını anlattığı beş ciltlik eseriyle Fransız ve dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Gargantua, bu külliyatın en bilindik eseridir. Obur dev Gargantua’nın hayatını doğumundan başlayarak anlatan bu roman, realizmi fanteziyle, Rönesans bilgeliğini müstehcen esprilerle buluşturuyor ve okurların dünyaya farklı bir açıdan bakmalarını

okumak için tıklayınız

Propaganda ve Toplumsal Zihin – David Barsamian, Noam Chomsky

Ünlü muhabir David Barsamian Propaganda ve Toplumsal Zihin’de, Chomsky’nin çağdaş ve tarihsel kavramlar üzerine pek çok konudaki düşüncelerini gözler önüne seriyor. Önemli bir tarih olan Kasım 1999’daki “Seattle Olayları” sonrasında yapılan röportajda, Chomsky; medyanın kurumsal hâkimiyetine, çevreye ve hatta kendi hayatlarımıza karşı bir hareket oluşturma ihtimalini tartışıyor. Ayrıca, dil ve zihin hakkındaki fikirleri üzerinden yürüyen

okumak için tıklayınız

Ne kedisiz ne felsefesiz!” Ne, Kedilerin Felsefesi mi? – Sevil Tarla

Hepimizin bir hayat felsefesi var; belki bunu yazıya dökemedik ama gündelik yaşantımızda buna uygun davranıyoruz. Sanal alemdeki hesaplarımızda hangimizin bir mottosu yok ki? Eskiden motorlu taşıtlarımızın arka cam ya da tamponları üzerine yazılanlara ne demeli? Azıcık da olsa bir felsefemiz var ve bu felsefe yer yer en yakın arkadaşımızınkiyle neredeyse aynı olabiliyor ama bazen de

okumak için tıklayınız

Aklın İflası – Mirza Fetali Ahundov

Cesur bir yazar Mirza Fetali Ahundov. Modern Azerbaycan edebiyatının kurucusu elinizdeki felsefi ve politik metinlerde “ışığın doğudan yükseldiğini” bir kere daha kanıtlıyor. Aydınlanma düşüncesinin henüz filizlenmeye başladığı bir coğrafyada aklın, özgür iradenin ve eleştirel düşüncenin tohumlarını atarken, bu düşüncenin tüm Doğu halklarına örnek olması gerektiğinin altını çiziyor. Nâzım Hikmet’in yazarın 150. doğumgünü sebebiyle Dünya Barış

okumak için tıklayınız

Otoritaryen Kişilikler – Ebubekir Aykut

Toplum ile birey arasındaki ilişkiler her zaman çetrefilli bir konu olmuştur. Bireyci düşünce toplumu bireylerin toplamına eşit varsaydığı için genel olarak bireylerdeki hâkim özelliklerin, parçası oldukları toplumsal yapının karakterini belirlediğini öne sürer. Toplumu bireylerin toplamından daha fazlasını ifade eden organik bir bütün olarak tahayyül eden düşünce ise bireyin özelliklerinin toplum tarafından belirlendiğini vurgular. Bu çerçevede

okumak için tıklayınız

Hitler’in Filozofları – Yvonne Sherratt

Hitler’in dünyayı yönetmek gibi bir hayali vardı ve bunu yalnızca silah zoruyla değil, aynı zamanda zihinsel baskı kurarak başarmak istiyordu. Kendini bir “filozof-lider” olarak gören Hitler, şaşırtıcı biçimde, döneminin birçok aydınının desteğini de almıştı. Yvonne Sherratt, Hitler’in Filozofları’nda, Hitler’in filozoflarla olan ilişkilerini irdeleyerek, Almanya’nın fikir âleminin kalbindeki zulmü, hırsı, şiddeti ve ihaneti su yüzüne çıkarıyor.

okumak için tıklayınız

İnsan Doğası Tartışmaları: Mıchel Foucault ve Noam Chomsky – Esra Ay

BGST yayınlarından çıkan İNSAN DOĞASI: İKTİDARA KARŞI ADALET adlı kitap iki büyük düşünce adamının farklı birkaç konuda yaptığı sohbet havasında geçen tartışmaları içermektedir. Bu konulardan en çekişmeli geçenlerden biri de insan doğası kavramı ile ilgili olanıdır. Kitap ikili arasında geçen tartışmanın kaydı niteliğindedir. Ancak tartışma esnasındaki kısıtlı zaman sorunu nedeniyle düşünürler birçok argümanı derinlemesine izah

okumak için tıklayınız

Tembellik Hakkı – Paul Lafargue

Fransız siyaset adamı Paul Lafargue’ın Komünist Manifesto’dan sonra, dünya dillerine en çok çevrilen sosyalizm klasiği “Tembellik Hakkı” adlı yapıtı ilk olarak 1883’te basılmış, “Komünist Manifesto” dan sonra 1917 Sovyet Devrimi’ ndeki en etkili eseri sayılmış. Yazar Lafargue’ ın siyaset adamlığı dışındaki en önemli özelliği Karl Marx’ ın güveyi olması. Bu özellik kendisine de kitabına da

okumak için tıklayınız

Tarih onun ayak izlerinde – Ömer Erdem

Zanlı, kurban, cefakâr! Çocukluğu Toroslar?da geçmiş birisi için keçi bunların da ötesindedir. Hayat kurucusu saymalı onu. Geniş bir dönüşme kapasitesine sahiptir. Eti, sütü, derisi, boynuzu, kemiği, kılı, hatta sesi başlı başına birer değerdir. Sesi dedim, bilerek dedim, Sezai Karakoç bir şiirinde, ?keçiler keçiler, İncil sesli keçiler? diye ışıtır bu sesi. Nesli günden güne tükenen ve

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Hukuk – Hugh Collins

Liberallerin amentüsüne dönüşen “hukuku üstünlüğü” gerçekten de o kadar “üstün” mü? Eğer öyleyse bu dokunulmaz zırhın meşruiyetini sağlayan nedir? Komünizm hukukun ortadan kalkması mı demek? Marksistlerin hukukla ilişkisi her zaman sorunlu olmuştur. Yukarıdaki sorular bile Marksizm ile hukuk arasındaki ilişkinin esastan düşünülmesi gerektiğinin bir yansımasıdır. Hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve halen Modern Law Review’ün editörü

okumak için tıklayınız

Felsefe Defterleri – V.İ Lenin

Lenin’in ilk kez 1929-1930 yıllarında Lenin Derlemeler’in dokuzuncu ve on ikinci ciltlerinde yayınkanmış ve 1933-1947 yılları arasında Felsefe Defterleri başlığını taşıyan ayrı bir cilt halinde birçok kez basılmış olna felsefi çalışmaları bu ciltte toplanmıştır. Bu malzemeler, sekizi 1914-1915 yıllarında doldurulmuş ve adlandırılmış olan on defterin içeriğini temsil etmektedir. Lenin’in bazı felsefe ve doğa bilimleri

okumak için tıklayınız

Yedinci Ağıt & Okumak (Elegie 7), Emmanuel Hocquard

(*) “Okumak, görmek gibidir: görmeyi ve okumayı öğrendiğimiz gibi görür ve okuruz, zorlayıcı biçimde, bilinmeyeni önceden bilinene götürerek. Yani onu yok ederek. Sonuç sıfır. Sanırım bu yüzden, birçok insan imgeleri ve mecazları sever: sürpriz etkisi geçtiğinde, aykırılığın arkasında olanın, aslında tanıdık oluşunu farketmekte güven verici bir şey vardır. İleti çözülür, ayaklar yere, sıfır noktasına basar.

okumak için tıklayınız

Birey Nedir? (Öz Türkçe Bir Marksist Yaklaşım Denemesi) – Cem Eroğul

Marksizm ya da özdekçi (maddeci) tarih görüşü, bir buçuk yüzyılı aşkın bir süre içinde, toplum bilimlerine çok önemli katkılarda bulunmuştur. Bu katkılar bugün de sürüyor. Buna karşılık, toplum bilimlerine katkılarıyla karşılaştırıldığında, Marksizmin birey bilimlerine katkısı son derece cılız kalmıştır. Bu kitap, işte görece boş olan bu alanda bir söz söyleme denemesidir. Çalışılan alanda büyük boşluklar

okumak için tıklayınız

Antikçağ Felsefesi – Çiğdem Dürüşken

Batı felsefe geleneğinin temelini oluşturan antikçağ felsefesi, ilk filozof kabul edilen Miletoslu Thales’le başlayıp Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne değin sürer. Yaklaşık 1000 yıllık bir dönemi kapsayan bu süreç doğa araştırmalarıyla felsefi düşünmeyi başlatan ilk filozoflardan felsefenin seyrini insana yönelten Sokrates’e. temel taşlarını döşeyen Platon ve Aristoteles’e, Yonan kültürünü Hindistan’daki Indos kıyılarına kadar yayan Büyük İskender’in yel

okumak için tıklayınız

Hay Bin Yakzan” İbn Tufeyl

İbn Tufeyl, “Hayy bin Yakzan” (Diri oğlu uyanık) diğer adıyla Esrarü?l-Hikmeti?l-Meşrikiye felsefi romanında, bir adada tek başına kalan bir adamın hakikati keşfini anlatır. Bu eseri önemli kılan noktalardan biri, İslam felsefesinde ve dönemin doğabilimcilerinde sıklıkla karşılaşılan evrim fikrini içermesidir. Tufeyl eserde kendi evrim kuramını da şekillendirmiştir. İbn-i Tufeyl bu eseri yazmasına sebep olarak ? İslam

okumak için tıklayınız

Hegel’in Türkiye’deki serüveni – Yücel Kayıran

Hegel?le ilgili temel klasik metinler, bu kitapla bir araya toplanmış oluyor. Ama burada asıl önemli olan, bu metinlerin Türkçeye çevrilmesi değil, bu çeviri metinler bağlamında, Hegel?in, Türkiye?deki felsefe kamuoyunda gündeme geliyor oluşudur. ?Ben Georg Wilhelm Hegel, 27 Ağustos 1770?te Stuttgart?ta doğdum. Anne ve babam, Georg Ludwig Hegel, gelir bağlama sevkıyat dairesi muşaviri ve Christine Louise,

okumak için tıklayınız