Kategori: Felsefe

Ethica – Spinoza

Felsefe tarihinin şüphesiz en tartışmalı eserlerinden biri olan ve ilk defa özgün dilinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan Ethica, daha gençliğinde bağlı olduğu Yahudi cemaatinden aforoz edilen, eserleri yasaklanan, yaşamını bin bir zorlukla kazanmak zorunda kalan çetin bir insanın; kendisine geometriyi kalkan yapıp klasik ve skolastik felsefe terimlerinin içeriğini yeni bir bakış açısıyla doldurmaya, metafizik konuları matematik

okumak için tıklayınız

Kim bilir hayatın anlamını – Elif Şahin Hamidi

“Hayatın anlamı nedir?” sorusu, belki de insanoğlunun yeryüzünde var olduğu günden bu yana sorulagelen en kadim felsefi sorulardan birisidir. Hem de yanıtlaması en zor olanlarından… Albert Camus’ya göre “hayatın anlamı, en acil meseledir”. Antik Yunan’da tüm filozofların üzerine hayli kafa yordukları bu soruya bugün bile tek ve kesin bir cevap vermek olası değil. Anlamının sırrına

okumak için tıklayınız

Bir İlk Kitap: İnsan Felsefesi Çalışmaları – Bora Erdağı

I. “[y]alnızca romancılar ve (duygusalcılığa ne denli karşı çıksalar bile) duygusal eğiticiler değil, filozofların kendileri bile, hatta en katı olanları, Stoacılar da, serinkanlı ama bilge bir ahlak disiplini yerine, ahlaksal bir yobazlık getirmişlerdir, her ne kadar bu sonuncuların yobazlığı daha kahramanca, öncelerinin ki ise daha yavan, daha kolayca eriyip giden nitelikte olsa da” I.Kant- Pratik

okumak için tıklayınız

Doğanın Yorumlanmasına ve İnsanın Krallığına Dair Vecizeler* – Francis Bacon

Sör Francis Bacon (daha sonra Verulam Baronu ve St. Albans viskontu), 1561’de, Londra’da doğar. Cambridge’de hukuk ve bilimsel konularında eğitim alan Bacon, Kraliçe I. Elizabeth ve halefi Kral I. James dönemlerinde, avukat olarak parladı. 1603’te tahta çıktıktan sonra Bacon’u şövalye ilan eden I. James, 1618’de asalet tevdi ederek, Lortlar Kamarası’na girmesini sağladı, ardından İngiltere Lortlar

okumak için tıklayınız

Lysistrata (Aristophanes Komedyaları 1) – Aristophanes

Rivayet olunur ki, Atina’nın yasalarını ve gündelik hayatını nereden öğreneceğini soran yabancı bir krala Platon, Aristophanes’in komedyalarını okumasını salık verir. MÖ 450-385 yılları arasında yaşayan, kaleme aldığı 44 komedyanın ancak 11 tanesi günümüze ulaşabilmiş Aristophanes, yazar olarak ilgisini cesurca yaşadığı toplumun yakıcı sorunlarına yönelterek, politik hicvin, bayağılığa düşmeden yalın anlatının ve “halk bilgeliği”nin dile gelişinin

okumak için tıklayınız

Barış (Aristophanes Komedyaları 2) – Aristophanes

Rivayet olunur ki, Atina’nın yasalarını ve gündelik hayatını nereden öğreneceğini soran yabancı bir krala Platon, Aristophanes’in komedyalarını okumasını salık verir. MÖ 450-385 yılları arasında yaşayan, kaleme aldığı 44 komedyanın ancak 11 tanesi günümüze ulaşabilmiş Aristophanes, yazar olarak ilgisini cesurca yaşadığı toplumun yakıcı sorunlarına yönelterek, politik hicvin, bayağılığa düşmeden yalın anlatının ve “halk bilgeliği”nin dile gelişinin

okumak için tıklayınız

Fragmanlar – Herakleitos

Bize ilk kez Yunanca-Türkçe karşılıklı bir metinde He- rakleitos’la sohbet olanağı tanıyan bu çalışma, Heraklei- tos’un zihnine yakın, zaman zaman onun kadar gizemli konuşan bir felsefecinin elinden çıkmış, çevirmeninin söz oyunları, Herakleitos’un söz oyunlarına katılmış. H. Diels’in sahte olduğunu ileri sürdüğü fragmanlarla birlikte tam 139 fragman Türkçede ilk kez art arda diziliyor ve Artemis tapmağına

okumak için tıklayınız

Çağdaş Marksizm İçin Eleştirel Kılavuz – Jacques Bidet, Stathis Kouvelakis

Çağdaş Marksizm İçin Eleştirel Kılavuz, ABD, Avrupa, Asya ve diğer yerlerde Marksist kuramda yaşanan yeni gelişmelerin geniş kapsamlı ve tam bir panoramasını sunmayı amaçlayan, uluslararası ve disiplinler arası bir kitaptır. Alanın en yetkin isimlerinden otuz bilim insanının çalışmalarına dayanan Kılavuz, tüm beşeri ve toplumsal bilimleri kapsamaktadır. Kılavuz, yetkin bir çağdaş Marksizm rehberi olarak, kapsamı ve

okumak için tıklayınız

Prometheus Cehennemde – Albert Camus

PROMETHEUS CEHENNEMDE Karşı koyanı olmadıkça Tanrının bir yanı eksik geliyor bana (Prometheus Kafkasya’da) Lukianos Bugünün insanı için Prometheus nedir? Gerçi, Tanrılara kafa tutan bu adam çağdaş insanın örneği sayılabilir. Binlerce yıl önceki bu kafa tutma bugün tarihin eşsiz bir sarsıntısı ile sona eriyor da diyebiliriz. Ama, bir yandan da, öyle geliyor ki, bu ezilmiş insan bizim aramızda

okumak için tıklayınız

Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım – Ünsal Oskay

“Yazma eylemi, Melville’in dediği gibi ‘Kuzey yarıkürede yaşanan hayatın gerçek yüzünü anlamak için uzak denizlere açılmayı ve aynı anda, Borges’in değindiği gibi, ‘kralın adamlarından ve kasabasındaki hayattan sıkıldığı için yazan El Tobossolu ya da Mantiellinin gösterdiği bir saklı mutluluğu paylaşmanızı sağlıyor. Yazma eylemi, yaşanan hayattan sonra, geçip giderken arkada bırakılan bir iki söz. Gündelik varoluş

okumak için tıklayınız

Paul Lafargue’den “Tembellik Hakkı”: Çalışmak-Çalıştırılmak – Zafer Köse

Bazı kitaplar vardır ki hiç eskimez Paul Lafargue’ın “Tembellik Hakkı” kitabı da onlardan biri. Her daim yeni ve her daim gündemde tutulması gerekir. Çoğu marksistin bu kitabı okumuş olduğunu biliyorum; ama yine de üstüne yeniden konuşmak gerekir. Bu yazı bir tanıtım değil, bir eleştiri değil ama aynı zamanda da her ikisi ve kitap üzerinden oluşmuş

okumak için tıklayınız

Kadınların Tarihi – Melike Uzun

“Her zaman meçhul askerden daha meçhul birisi vardır. Meçhul askerin karısı.” Komünist Manifesto’dan beri tarihsel bilgi üretiminin yalancı bir iktidar edimi olduğunun farkına varıldı. Tarih generallerin ve kralların başarı ve başarısızlık hikâyelerinden değil, cephede savaşan erlerin, yapıya taş taşıyan kölelerin, kendilerini savaşa sürükleyenle, köleleştirenle mücadelesinden oluşuyordu. Böylece er ve kölelerin hikâyeleri anlatılmaya değer bulunmaya başlandı.

okumak için tıklayınız

Bugünün işini yarına, hatta bir ay sonraya bırakanlara

John Perry oldukça başarılı ve iyi bir felsefeci olarak asıl ününü ilk yazdığı ve kitabının ilk bölümüne aldığı ‘Sistematik Erteleme’ makalesi ile kazandı. Perry’ye göre sistematik erteleyiciler aslında çok fazla iş kotaran kimselerdir, yeter ki bu işler “daha önemli şeyleri yapmamanın bir bahanesi olsun.” Felsefede, kökeni Antik Yunan’a dayanan çok güzel bir terim vardır: ‘akrasia’,

okumak için tıklayınız

Evrim teorisine felsefi yaklaşım

Derek Turner’ın ‘Paleonotoloji ve Evrim: Felsefi Bir Yaklaşım’ adlı kitabı, tam da evrim teorisi tartışmalarına bilim felsefesi üzerinden bakarak okuyucuyu, biraz yorucu da olsa, konu üzerinde derinlemesine düşünmeye davet ediyor. Bir elinize tümüyle aydınlatılmış bir gerçekliği, diğer elinize de söz konusu gerçekliği anlamaya yarayacak araçları verseler, hangisini seçerdiniz? Tercihiniz ikincisinden yana olacaksa ‘Paleontoloji ve Evrim’

okumak için tıklayınız

Dincilik, Eğitim, Altyapı – Zafer Köse

“İnsanlar istediğini yapabilir, ama istediğini isteyemez” der Schopenhauer. Dincileşme sorununa, “başını örtmek isteyenlerin istedikleri gibi giyinme hakkı” açısından bakınca, konuşacak fazla şey olmaz. Herkesin tercihine saygı duymak gerek. Hatta, sadece kabul etmek de yeterli değil, tercihini uygulayamayan insanların yanında yer almak gerek. Oysa dincileşme, insanların istediğini yapma hakkıyla değil, onu neden istediğiyle ilgili bir sorun.

okumak için tıklayınız

And Dağlarının Aforizma Ustası – Gökhan Yavuz Demir

Birçok çevirmen gibi ben de, tercüme edeceğim kitabı belirlerken, yayınevlerinden gelen taleplerden çok kendi okumalarımın ve akademik ilgilerimin peşinden koşuyorum. Bu nedenle de daha çok kurucu metinlerin Türkçeye aktarılmasını savunuyorum. Augustinus, Kant, Hegel, Kelsen, Savigny gibi büyük isimlerin, üzerine çokça yazılan ama hâlâ Türkçede bulunmayan kurucu metinlerinin bir an önce Türkçeye kazandırılması gerektiği aşikâr. Umberto

okumak için tıklayınız

Varlık ve olay neden çevrilmedi? Neden çevrilmedi? – Çetin Türkyılmaz

Alain Badiou tartışma götürmez bir şekilde günümüzün en önde gelen felsefecilerinden biri olarak kabul edilmekte. Her ne kadar, o Fransa?nın felsefe çevrelerinde 1960?larda yaşanan tartışmalara dahil olmuş olsa da, aynı yıllarda kendini açıkça belli eden ve Derrida, Foucault, Deleuze, Lyotard gibi filozoflarca temsil edilen ?postmodern dalga?ya tam olarak kendini kaptırmamış olması nedeniyle uluslararası düzeyde tanınması

okumak için tıklayınız

Psikanaliz Dil ve Felsefe – Abdurrahman Aydın

Bir acayip ülkede yaşıyoruz. Örneğin yapısalcılığın defterinin çoktan dürüldüğü, birine ?yapısalcı? demenin, o birinin bütün entelektüel yetilerini zan altında bırakmanın bir ifadesi olduğu, fakat Saussure?ün kimi temel metinlerinin daha 2014?te çevrildiği, Roman Jakobson?un hiçbir metninin çevrilmediği, çatır çatır Agamben tartışıldığı halde Émile Benveniste?in pek de meraka mazhar olamadığı, Lévi-Strauss?un çeviri kıtallerine uğratıldığı (Tahsin Yücel çevirisi

okumak için tıklayınız

Tanrı Öldü, Yaşasın Yeni Tanrılar! – Ali Mert

Daha ilk sayfalarda, ?Aydınlanma?nın Sınırları? başlığını taşıyan birinci bölümün başında, ?Din gündelik yaşamımıza müdahil olmaya başladığı anda, ondan vazgeçmenin zamanı gelmiştir. Bu açıdan alkolle belirgin bir benzerlik taşır? diye bir cümle var. (s. 15) Temel olarak dinin gündelik yaşama müdahil olmasını, günlük hayatın dokularına işlemesini, özgürlük alanımızı daraltmasını vb. inceleyen bir kitap olmasa da, çağımızın

okumak için tıklayınız