Kategori: İnceleme

Sınıf mücadelesinin antikçağı – İsmail Gezgin

“İnsanlık tarihi bir mücadele tarihidir; ırklar, bireyler arasında değil sınıflar arasında cereyan eder.” Marx-Hegel 1993 yılından bu yana Çatalhöyük kazılarını yürüten arkeolog Ian Hodder, ören yerinden son zamanlarda elde ettikleri ilginç verileri kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Ona göre, Neolitik Dönem’in ilginç bir temsilcisi olan ve yaklaşık 9400 yıl önce kurulan, çağdaşlarına göre bir hayli kalabalık

okumak için tıklayınız

“Özgür Suriye” Ne Kadar “Özgür”? – Kansu Yıldırım

Bazılarının zannettiği gibi emperyalizm 19. veya 20. yüzyılda bir anlama sahip olup, 21. yüzyılda yerini küreselleşmeye bırakmış, modası geçmiş bir kavram değildir. Emperyalizm, Lenin’in ifadesiyle çürüyen ve asalak kapitalizm olarak “üstyapıya” da tekabül eder (Lenin, Mart 1919). Georges Labica’ya göre Lenin’in kullandığı “üstyapı” ifadesi emperyalizmin hem üretim sürecine hem burjuvazinin siyasal faaliyetlerine hem de devlet

okumak için tıklayınız

Okumadığınız için teşekkürler!

Okumadığınız İçin Teşekkürler yayıncılık sektörüne ve kapitalist düzen içinde evrim geçiren kültür yönetimine eleştirel bir bakış getiriyor. Neden bazı kitaplar çok satanlar raflarının daimi misafiridir de bazı kitaplar bu rafların yanına bile yaklaşamaz? Bir kitabın çok satmasını sağlayan nedir? Ya da iyi bir kitap ile kötü bir kitap arasındaki çizgi bir raf kalınlığında olabilir mi?

okumak için tıklayınız

Edebiyatı kim öldürdü?

Dubravka Ugresic, kitap fuarlarında kitaptan ziyade ‘genç yazar eti’ seçildiğini, fuarların edebiyatla alakası kalmadığını, kitabın giderek metalaştığını ve edebiyatın bu acımasız liberal kapitalist düzene terkedildiğini tartışıyor. Eğer Thomas Mann bugün yazmış olsaydı ABD’de kitabını basacak bir yayınevi bulamazdı; ona kitaplarının yeterince seksi olmadığı söylenirdi.” Bu sözler zihnen ve vicdanen Avrupalılaşmamış, 20. yüzyılın en önemli Hırvat

okumak için tıklayınız

Arap İsyanı’nın arka planı için: Gilbert Achcar’dan “Halk İstiyor”

Gilbert Achcar’ın “Halk İstiyor – Arap İsyanı Üzerine Radikal Bir İnceleme” adlı çalışması konuya ilgi duyanlar açısından bir hayli doyurucu, hatta ufuk açıcı bir kitap. Ama yine de bu geniş, bu sancılı coğrafyayı anlamak için bir başlangıç kitabı. Arap İsyanı’nın arka planı için… Gilbert Achcar da Batılıların “Arap Baharı” demeyi çok sevdikleri protesto gösterilerinde duyulan

okumak için tıklayınız

Dincilik, Eğitim, Altyapı – Zafer Köse

“İnsanlar istediğini yapabilir, ama istediğini isteyemez” der Schopenhauer. Dincileşme sorununa, “başını örtmek isteyenlerin istedikleri gibi giyinme hakkı” açısından bakınca, konuşacak fazla şey olmaz. Herkesin tercihine saygı duymak gerek. Hatta, sadece kabul etmek de yeterli değil, tercihini uygulayamayan insanların yanında yer almak gerek. Oysa dincileşme, insanların istediğini yapma hakkıyla değil, onu neden istediğiyle ilgili bir sorun.

okumak için tıklayınız

Yeraltından göğe yükselen peygamber: Dostoyevski

Dostoyevski sanatçılığının derinliği ve modernitenin krizlerine dönük peygamberane esrimeleri hakkında çok şey yazılabilir ancak sözü Henry Miller’a bırakalım: “Dostoyevski okumaya başladığım o ilk gece hayatımın en önemli olaylarından biridir.” “Dostoyevski, kendisinden bir şey öğrendiğim tek psikologdur. (Nietzsche)” Tozlu raflar arasında dolaşan parmakların ve okuma isteğiyle tutuşan bakışların ısrarla odaklandığı az yazardan biridir Dostoyevski… Romanları defalarca

okumak için tıklayınız

Görünmeyen kahramanlar çevirmenler

“İnsanın kendi yaşam çevresi dışındaki olgularla düşleri bilme çabasının bir sonucudur çeviri. Değişik toplulukların, ulusların, bilim, sanat, düşünce alanındaki çabalarını birbirleriyle paylaşabilme yoludur. (…) Bu yönüyle tek tek dillerin ötesinde bir ortak dildir, dillerin dilidir. Kıskanç bir tanrının, insanoğlunu bölüp dağıtmasından doğan olumsuz sonuçlara, Prometheusça bir başkaldırmadır.” (Göktürk 2002: 5) Ve çevirmenler; başkaldıran, ortak dili

okumak için tıklayınız

Sınır ve Sınırdışı – Derleyen : İbrahim Soysüren

Günümüzde bir yandan küreselleşmenin etkisiyle dünya ölçeğinde dolaşım artar ve sınırlar daha geçirgen hâle gelirken, diğer yandan güvenlikçi kaygılar ve yeni yöntemlerle devletler sınırlarını tahkim etmektedir. Ulus-devletlerin egemenlik anlayışları, güvenlik politikaları ve ekonomik beklentileri çerçevesinde şekillenen sınır politikaları ve sınırdışı uygulamaları, yabancılar ve vatandaşlarla kurdukları ilişkiyi de yeniden tanımlamaktadır. Türkiye hem sınırları hareketli, hem de

okumak için tıklayınız

Faulkner’ın dünyası

Faulkner’ın yaratım sürecini başından sonuna izleyip anladıktan sonra, büyük yapıtların doğumunun, tümü açıklanamayacak pek çok nedene bağlı olmanın yanında, zorlu bir çalışmanın içinde oluştuğu daha iyi anlaşılıyor. Dünyayla kurduğu sınırlı ilişkinin yanında, yaşadığı Güney ile bütünleşmiş kişiliği, Faulkner’ı hep en iyi tanıdıklarını yazmaya yöneltmiş. Güney, kısıtlılık demekti, içine kapanmak, birbirini yemek, yokluk içinden yeni bir

okumak için tıklayınız

Mikropların varlığının bilinmediği dönemler

Tarih Vakfı Yurt Yayınları’ndan yeni bir kitap. Uzun bir adı var: 14. Yüzyıldan Cumhuriyet’e: Hastalıklar, Hastaneler, Kurumlar (Sağlık Tarihi Yazıları 1). Yazarı İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Nuran Yıldırım. Girişinde, kitabın bir makaleler toplamı olduğu ve geniş bir zaman dilimine ait olmasına karşın yazıların çoğunun Tanzimat sonrası ve II.

okumak için tıklayınız

Borçlandırılmış İnsanın İmali (Neoliberal Durum Üzerine Deneme) – Maurizio Lazzarato

Gerek özel gerek kamusal, borç bugün ekonomiden ve politikadan “sorumlu olanların” ana meşguliyeti gibi görünüyor. Bununla birlikte, Borçlandırılmış İnsanın İmali’nde, Maurizio Lazzarato, borcun, kapitalist ekonomi için bir tehdit olmak şöyle dursun, neoliberal projenin tam merkezinde yer aldığını gösteriyor. Marx’ın değeri pek bilinmemiş bir metninin yanı sıra, Nietzsche, Deleuze, Guattari ve yine Foucault’nun yazılarını yeniden okumak

okumak için tıklayınız

“Yazmak Üzerine Notlar” ve iki farklı bakış…

“Yazmak Üzerine Notlar”, Jules Renard’ın günlüğü, yazıya dair kaleme aldıklarının derlemesi ve yaşama bakışının yansıması. Kitabı, Ali Bulunmaz ve Eray Ak’ın değerlendirmeleriyle tanıyoruz… ‘Yaşamı git gide daha az anlıyorum’ – Ali BULUNMAZ Yazmaya girişen ve sonradan yazar mertebesine erişenlerin ettiği laflar ve kenara köşeye çiziktirdiği notlar, yıllandıkça değerlenip anlamını bulur. Tabii onlar önce gerçekten bulunmalı,

okumak için tıklayınız

Demokrasi Nefretinin Sendromları – Kansu Yıldırım

Demokrasiden nefret edilmeli mi? Yahut başka türlü formüle ederek soralım: Nefret edilecek bir şey varsa o da demokrasi midir? Bu sorulara verilecek yanıtlar, toplumsal konumlara ve siyasal aidiyetlere göre değişiklikler gösterebilir. Ne var ki, pek çok yanıt olmasına karşılık sorunun ve de onu çerçeveleyen sorunsalın merkezinde demokrasinin temel parametreleri sabittir diyebiliriz. Bir muhafazakâr, bir liberter,

okumak için tıklayınız

Daha Fazla Kâr İçin – Barış Gençer Baykan

Benzin istasyonlarında ?kurşunsuz? vurgusunu sıkça duyduk ama üzerinde hiç durmadık. Normalde benzinin kurşunlu olduğunu ve benzin tedarikçilerinin bizim iyiliğimizi için benzini kurşundan arındırdıklarını düşünebiliriz. Oysa gerçek tam tersi. Benzinde kurşun yok ve 90 yıl önce General Motors, Du Pont, bugün Exxon olarak bilinen Standard Oil- New Jersey son derece zararlı olan bu maddeyi benzine katmaya

okumak için tıklayınız

Çağrı merkezi çalışanlarını anlatan kitap: “İnatçı Köstebek”

Gamze Yücesan-Özdemir, ?İnatçı Köstebek?te Türkiye?de hem metropol, hem de taşradaki çağrı merkezlerinde yürütülen saha araştırmasına dayanarak bu merkezlerde çalışan ve ?beyaz yakalı? olarak tanımlanan gençlik kesiminin sınıfsal konumunu, emek sürecine bakışını ve direniş konularını ele alıyor. Kitabı, Atilla Özsever değerlendirdi… ‘İtaatkâr robotlar’ Kitapta, kapitalizmin gelişim sürecinde sembol haline gelmiş dokuma tezgahları, otomobil fabrikalarına benzer biçimde

okumak için tıklayınız

Ugresiç?in vurguladığı gibi, kitapların üretilmesi edebiyatın da çoğaldığı anlamına gelmez ki?

Lafını esirgemeyen ve yer yer alaycı bir dili var Dubravka Ugresiç?in. Bunu ister cesaretine, isterse politik bağlamda tam Avrupalılaşmamış zihni işleyişine bağlayalım, sonuçta, işlek ve etkili bir üslubu var. Batılı yazın ve yayın dünyasının ruhunu kavramakta gecikmemiş. Yer yer geçmişe, Sovyet dönemine göz kırpmaktan, gönül düşürmekten de geri durmuyor. En azından bu kadarına bir insan

okumak için tıklayınız

Karabiberin adı ticaretin tadı

Ufak şeyler, günlük yaşamın görünüşte önemsiz ayrıntıları da dünya düzeninde sarsıntılar yaratabilir. Küreselleşmenin kökeni doğrudan baharat ticaretine dayandırılabilir pekâlâ. Karabiber, tarçın ve karanfil olmasa ne farkederdi hayatımızda? Ben vatandaş olarak soframda kokulu başka tatlandırıcılar kullanırdım; kırmızı biber, kekik, reyhan, nane. Belki arada bir ıtır yaprağı. Ama bunların hiçbiri kahvaltıdaki yumurtama, sütlacıma ya da ıhlamuruma gerekli

okumak için tıklayınız

İkinci Yeni İçin Bahisleri Hatırlatmak – Nilüfer Altunkaya

Mehmet H. Doğan, İkinci Yeni Şiir adlı kitabında İkinci Yeni?nin başlangıcını şöyle anlatır: ?1950?lerin başlarında, birkaç şairin (Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Ece Ayhan) birbirinden habersiz, bildirisiz, İstanbul ve Ankara?daki birkaç dergide (Yenilik, Yeditepe, Pazar Postası) yayımladıkları şiirlerle başlamış olan bu hareket, adından da anlaşılacağı gibi birinci yeni sayılan Garip?in sonunda şiiri

okumak için tıklayınız

Bilişsel Kaptalizm, Eğitim ve Dijital Emek – Michael A. Peters, Ergin Bulut

Bilişsel kapitalizm tartışmaları her ne kadar yeni görünse de tarihsel kökenleri Deleuze ve Guattari’nin Kapitalizm ve Şizofreni, Foucault’un biyopolitika çalışmalarında ve başta Hardt ve Negri olmak üzere otonomist hareket içerisinde gözlemlenebilir. Günümüze yaklaşıldığında ise önce enformasyon toplumu, ardından Web 2.0 ve maddi olmayan emek tartışmaları ile birlikte bilişsel kapitalizm tartışmalara daha da somutlaşıp yaşamımıza girdi.

okumak için tıklayınız