Kategori: İnceleme

Meyhanelerin yok edilmesine direnen kitap: “Türkiye Meyhaneler Rehberi”

?Türkiye Meyhaneler Rehberi?nde sistemli bir şekilde yok edilmeye çalışılan bir kültürün son temsilcileri, meyhaneler tanıtılıyor. Erdir Zat’ın yayın yönetmenliğinde hazırlanan rehberde 1230 meyhane var. Türkiye Meyhaneler Rehberi Türklerin meyhane kültürünün İstanbul?a gelmeleri ile başladığı düşünülüyor. İstanbul?da var olan ve özellikle Galata?daki mekânlarda ?adabınca? içki içilirmiş. Deniz Gürsoy?un ?Çilingir Sofrasında Rakı? (Oğlak Yay.) adlı kitabında şöyle

okumak için tıklayınız

Ölümler ve cenazeler arasındaki başyapıtlar

Yaşamının büyük kısmını cenazede, kaybettiği yakınları için gözyaşı dökmekle geçirdi, kalan zamanlarda da dünya müzelerinin duvarlarını süsleyen başyapıtlar yarattı. Rembrandt van Rijn, 4 Ekim 1669?da bilinmeyen bir sebeple hayatını kaybetti. Yapayalnız. Bütün çocukları ve sevgilileri ondan önce öldü. Sonsuz kederi görmek için hep biraz daha beklemesi gerekliydi galiba. Bekledi. Hayatını anlamlı kılan herkes öldükten sonra

okumak için tıklayınız

Ortaçağ 2 .Cilt (Katedraller – Şövalyeler – Şehirler) – Umberto Eco

Ortaçağ, 476 yılında Batı Roma İmparatorluğunun çöküşüyle başlayan ve bin yıldan fazla süren bir çağdır. Ardından gelen çağlar, ortaçağı “karanlık çağ” olarak adlandırmış olsa da bu uzun dönem, aslında farklı medeniyetlerin karşılaştığı, savaştığı, bilgi alışverişi yaptığı, şimdiki bilimlerin temellerinin atıldığı oldukça üretken bir çağdır. Umberto Eco’nun hazırladığı bu ansiklopedik çalışmanın ikinci cildi, yine ortaçağın tüm

okumak için tıklayınız

Bizans’ın Damak Tadı (Efsanevi Bir İmparatorluğun Mutfağı) – Andrew Dalby

Hakkında çok az şey bildiğimiz Bizans İmparatorluğunun mutfağı yüzyıllar boyunca Batıyı büyüledi. İşte Andrew Dalby’nin Bizans’ın Damak Tadı ilk defa, hem de olağanüstü ayrıntılı bilgilerle bu bilgisizliğimize son veriyor ve Doğu Roma İmparatorluğunda ne yenildiğini ve nasıl pişirildiğini gözler önüne seriyor. Roma’nın baharatlarını deniz ürünleriyle ve Ege ile Yunan dünyasının basit yerel yiyecekleriyle birleştiren Bizans

okumak için tıklayınız

Sınıf Analizine Yaklaşımlar – Erik Olin Wright

“Sınıf”, sosyal bilimler ve siyasette merkezi bir kavram olmakla birlikte, içeriği çoğu durumda belirsiz ya da tartışmalı kalmaya devam ediyor. Bu tartışma, sınıf kavramının en iyi nasıl tanımlanacağı, sosyal teori içindeki rolü ve çağdaş toplumun sosyolojik analiziyle bağlantısı gibi noktalarda sürüp gidiyor. Bazıları sınıfların günümüz toplumlarında büyük ölçüde ortadan kalktığını, diğer bazıları ise toplumsal eşitsizliğin

okumak için tıklayınız

Ertele!

Dur bakalım, dedim kendi kendime, dur bakalım, bekle. Bu sanatta bir derecen var mı? Anla. Sen neyi ne kadar, ne denli ve nasıl ve dahi hangi gerekçeyle ertelerken sanat yapabilirsin? Sonra da takdir edersin kendini, başkaları da alkışlar, över, sevgisini ve hayranlığını iletir. Öyle mi? Önce vapurlardan başlasam. En yakın vapura binmeyi ertelesem! Peki ne

okumak için tıklayınız

Köstebeğin yeni rotası

Gamze Yücesan-Özdemir?in ?çağrı merkezleri? üzerine yaptığı çalışma önemli bir boşluğu dolduruyor. Köstebek, devrimci hareketlerin en ünlü metaforudur. Köstebek, yıllarca görünmeden yer altında ilerler ve bir gün mutlaka toprağın üzerine çıkar. Devrimci hareketler de, yıllarca için için kurar kendini, yeraltında ilerler, bağlantıları kurar ve bir gün mutlaka egemenleri sarsacak şekilde sahneye çıkar. Yönetici sınıf, köstebeği yani

okumak için tıklayınız

Batı Kanonu – Harold Bloom

“Edebiyat sadece dil değildir; aynı zamanda temsil etme isteği, Nietzsche’nin bir zamanlar tanımladığı gibi farklı olma, farklı bir yerde olma tutkusudur. Bu kısmen kendinden farklı olmak anlamına gelir ama öncelikle miras aldığımız eserlerin metafor ve imgelerinden farklı olmak demektir. Harika eserler yazma tutkusu, kendi yer ve zamanında, geçmişten gelen mirasla, etkilenme endişesi ile birleşmek zorunda

okumak için tıklayınız

Bir roman kahramanı olarak Cervantes

Avrupa?nın ilk modern romanı ?Don Kişot?un yazarı Miguel Cervantes ilginç yaşamı ile her daim edebiyat tarihçilerinin ilgisini üzerine çekmişti. Ancak Kolombiyalı yazar Jaime Manrique bu ilgiyi biraz daha ileriye taşıyarak efsane yazarı bir roman kahramanına dönüştürmüş: ?Cervantes Sokağı.? Onaltıncı yüzyıl sonlarından on yedinci yüzyıl ortalarına dek uzanan dönem, Avrupa tarihinin en sancılı, en karışık, en

okumak için tıklayınız

1913: Fırtından Önce – Florian Illies

1913: başlangıç ile sonun, zafer ile melankolinin iç içe geçtiği ve her şeyin sanata dönüştüğü bir tarih. Hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağı bir dönüm noktası. Eşi benzeri olmayan, muazzam bir yıl. Felice’nin aşkıyla çılgına dönen ve daha bir kez öpüşmemişken darağacına onunla beraber yürümenin hayalini kuran Kafka; kayıp zamanın izinde sürüklenen Proust; asi

okumak için tıklayınız

Kedername / Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Soykırımı (1915 Hayatta Kalanların Tanıklıklarına Dair Belge Koleksiyonu) – Ermenistan Ulusal Arşivi

“Kedername”? Erivan’da ilk kez 2005 yılında yayınlanan ve Ermenistan Devlet Arşivi’ndeki belgelere dayanan bu kitap arşivdeki çarpıcı başlığı ile beni hemen kendine çekmişti. “Kedername”, ne kadar bizden, ne kadar kendine çeken bir başlık. Bu belgeler, Ermeni Devrimci Federasyonu’nun, 1916 yılında, sıcağı sıcağına derlediği tanıklıklardan oluşuyor. “Tarihi Ermenistan” denilen ve Abdülhamit tarafından 1877 Harbiyle birlikte sistematik

okumak için tıklayınız

Okumadığınız İçin Teşekkürler – Dubravka Ugresiç

Neden kitapçı raflarını giderek artan sayıda “kötü kitap” doldurmaya başladı? Neden okur “iyi edebiyat”a sırt çeviriyor? Gün geçtikçe neden daha çok yazar şuh pozlar veriyor? Yayın dünyasında bu ve benzeri soruların giderek daha çok dillendirilmeye başladığını görüyoruz. Sakın kitabın metalaştığı, değerlerin aşınıp her şeyin piyasanın acımasız kurallarına terk edildiği bir dünyanın kaçınılmaz bir sonucu olmasın

okumak için tıklayınız

Otoritaryen Kişilik Üstüne / Niteliksel İdeoloji İncelemeleri – Theodor W. Adorno

“Potansiyel faşist birey mevcutsa, o kesin olarak nasıl biridir? Antidemokratik düşünceyi oluşturan şey nedir? Böyle birinin içindeki düzenleyici güçler nelerdir? Bu birey mevcutsa, gelişme tarzı ve bu gelişmeyi belirleyen etkenler nelerdir?” Bu kitap, Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü üyelerinin Nazi Almanyası’nı terk ederek ABD’ye yerleştikleri dönemde yayımladıkları Önyargı Üstüne Çalışmalar başlıklı beş ciltlik eserin üçüncü cildini

okumak için tıklayınız

Kendi kendisinin noteri bir kambur: Ece Ayhan

Ece Ayhan benzeri göçebe şairlerin geride bıraktıkları nice belge vardır henüz haberdar olmadığımız. Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemi şair ve yazarları belki daha dikkatli idiler bu konuda. Üstelik onların özenleri, hayat akışları kadar kültür ve sosyal çevrenin ilgileri ile de bütünleşirdi. Gerçi harf devriminden sonra yaşananlar, geçmişin tu kaka edilmesi, eski yazının gündemden düşmesi orada

okumak için tıklayınız

Bildiklerimiz, yanlış bildiklerimiz ve bilmediklerimiz – Ayşe Hür

I. Dünya Savaşı hakkında hem ilgisiz hem de bilgisiz vaziyetteyiz. Oysa İttihatçıların savaş kışkırtıcılığından Batı’daki cephelere, Osmanlı ordusunu yöneten Alman subaylardan Sarıkamış ve Ermeni tehcirine gölgede kalmış çok şey var. 28 Haziran 1914’te Almanya’nın müttefiki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Franz Ferdinand ve eşi, bir Sırp milliyetçisi olan Prinkipo tarafından öldürüldü. Sırbistan’ın özrünü yeterli görmeyen Avusturya-Macaristan 28

okumak için tıklayınız

Karadeniz’deki klişeler imparotorluğu yıkılıyor

Uğur Biryol yeni kitabı ?Karadeniz’in Kaybolan Kimliği?nde birçok boyutuyla, Karadeniz’in yitik çehrelerinin izini sürüyor. Popüler kültürün dayattığı klişelerle boğulan ve resmi tarihin üzerini örttüğü Karadeniz’in gerçek hikayelerini anlatmayı deniyor. Çünkü bu coğrafyanın tarihinde acısıyla tatlısıyla çok şey yattığını söylüyor. Karadenizli’yle Laz’ı aynı şey saymak, Karadenizliler hakkındaki klişelerin ve yanılgıların en bilineni. Karadenizli klişesinin üzerini örttüğü,

okumak için tıklayınız

Sistem karşıtı mücadelede yeni yöntemler

Uzun bir bekleme sürecinin sonunda, nihayet, Türkiye?de de bir halk ayaklanmasına tanıklık ettik. Basitçe söylersek, Gezi Direnişi bu ülkenin en büyük halk ayaklanmalarından biri olarak ?belki de en büyüğü olarak? tarihimizin ve dünya tarihinin bir yerinde konumlanmayı başardı. Mücadele etmenin ve kazanmak için sokakta olmanın dayanılmaz çekiciliği, insanları, alanlara ve sonra teorinin içinden çıkılmaz dünyasına

okumak için tıklayınız

İnatçı Köstebek – Gamze Yücesan-Özdemir

Çağrı merkezi çalışanları, Gezi Direnişi’nde daha bir dikkat çeker oldular. Eğitimli, Türkçesi ve kıyafeti düzgün, “beyaz yakalı”/”plaza çalışanı” gibi sıfatlarla anılan, çoğunluğu genç bu insanların eylemlere geniş katılımı şaşkınlıkla karışık bir sempati yarattı. Gerçekte, eylemlerden önce de onlarla sık sık muhatap oluyorduk. Telefonun karşı ucundaki bir ses olarak hayatımıza giren, işleri gereği her durumda güler

okumak için tıklayınız

Tanrı’nın Ölümü ve Kültür – Terry Eagleton

Terry Eagleton bu kitabında, özellikle 11 Eylül saldırısından bu yana gündemi işgal eden köktendinciliğin yükselişinden hareketle şu soruyu soruyor: Tanrı yeniden mi dirildi? Yoksa aslında hiç ölmemiş miydi? Kitap, Aydınlanma düşüncesinin “Tanrı katli”ni hedeflediği iddiasını sorgulayarak başlar. Sekülerleşme sonucu Tanrı’nın ağır bir darbe aldığını teslim etse de, tümüyle yok olmaktan ziyade farklı kılıklara büründüğünü savunur.

okumak için tıklayınız

Tarih öncesinden günümüze insan sesi

Hendy bize bu sıradışı kitabıyla nasıl bir yolculuk vaat ediyor? Öncelikle kitap, tarihöncesi dönemden makinelerin yükselişte olduğu günümüze kadar, insanın dünya üzerindeki uzun ve meşakkatli yolculuğuna şahitlik etmemize olanak sağlıyor. Bunu ağırlıklı olarak ses üzerinden yaparken başka birçok ilginç bilgiyi sunmaktan da geri durmuyor. Kölelerin çalışırken şarkı söylemesi beklenirdi. Sessiz köleler ne efendileri ne de

okumak için tıklayınız