Kategori: İnceleme

Faşizmler – Henri Michel

İtalyan ve Alman faşizmleri Avrupa tarihini derinden etkiledi. Sadece siyasi sistemleri değil toplumsal yapıyı da dönüştüren faşizm, insanlık tarihinin en kanlı sayfalarının yazılmasına sebep oldu. Ancak faşizmi özellikli kılan yalnızca kıyıcılığı değil, toplumsal hayatı, zihniyet kalıplarını, kültürel algı ve zenginliği de kötürümleştiren yüzüdür. Modern tasavvurun, Aydınlanma ideallerinin olumsuz anlamda en uç noktalara taşınmış olması da

okumak için tıklayınız

Marx geri dönse Twitter kullanır mıydı?

Türkiye?de Twitter ve Youtube?un yasaklanma süreçlerinde büyük bir tepkiye tanık olduk, oluyoruz. Kullanıcılar, gündelik hayatlarına fazlasıyla dâhil olmuş bu ürünlere ulaşamamaktan öfkelendiler, farklı yöntemlerle yasakları devre dışı bırakmayı denediler. Yaşananlara dair entelektüel alandan ya da kanaat önderleri tarafından dile getirilen itirazlar da oldukça fazlaydı: Âdeta doksanların başındaki ?Radyoma Dokunma? eylemleriyle

okumak için tıklayınız

Osmanlı İmparatorluğu’nda Madenciler ve Devlet / Zonguldak Kömür Havzası 1822-1920 – Donald Quataert

( * ) ABD’li tarihçi Donald Quataert, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Madenciler ve Devlet’ kitabında Zonguldak kömür madenlerini konu alan birçok tarih eserinden farklı olarak çalışmasının odağına madencilerin çalışma koşullarını yerleştiriyor. Kitap, 1822-1920 arasındaki dönemde Zonguldak’taki madenciliğin hikâyesini işçilerin çalışma hayatları üzerinden aktarıyor. Daha önce de çoğu emek eksenli olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik ve sosyal tarihiyle

okumak için tıklayınız

Zamanın Coğrafyası (Kültürlerin Zaman Algısı Üzerine) – Robert Levine

Zamanın Coğrafyası’nda ünlü sosyal psikolog Robert Levine, gündelik eylemlerimizin sorgulamadan kabul ettiğimiz bir boyutu olan zaman algımızı keşfetmemizi istiyor. Kariyerini zaman ve yaşam hızı çalışmalarına adayan Levine, bizi dünyanın etrafında çağlar boyu süren büyüleyici bir zaman turuna çıkarıyor. Yazarla beraber, üç saatlik gecikmelerin normal sayıldığı Brezilya’yı ve Batı’da hiçbir şekilde bilinmeyen bir uzun vade algısının

okumak için tıklayınız

Mahalleni kaybedersen, kaybolursun!

?İstanbul?da Kazanmak ya da Kaybetmek? altbaşlığıyla yayımlanan Bir Şehri Yok Etmek, İstanbul?un dünü, bugünü ve yarını hakkında derin bir okuma sunuyor. Geçenlerde bir fotoğraf karesine denk geldim. Zaten uzun süredir hissettiğimiz ama bir yanımızla az da olsa reddettiğimiz bir gerçeği koyuyordu önümüze o fotoğraf. Taksim?de AKM?nin polis karakolu haline dönüşünün karesiydi. Bahçesinde bekleyen polis arabaları,

okumak için tıklayınız

Shakespeare ve Hamlet – Mina Urgan

Mîna Urgan’ın Shakespeare ve Hamlet’i Shakespeare’in yaşamöyküsüyle birlikte soneleri ve bütün oyunları, özellikle de Hamlet üzerine ayrıntılı bir incelemeyi içeriyor. Hem konuyla ilgili uzmanlara hem de Shakespeare meraklılarına hitap eden titiz bir çalışma. Zengin bir birikimi son derece rahat bir dille sunan Shakespeare ve Hamlet, tüm yazın severler için gerçek bir başvuru kitabı. -Ahmet Cemal,

okumak için tıklayınız

Bir Zamanların Antakya?sına ışık tutan kitap ve sergi

Yaklaşık on yıldır yayınladığı kitapların yanı sıra düzenlediği sergiler ve toplantılarla da Türkiye?nin geçmişindeki kültürel çeşitliliğe ışık tutan Birzamanlar Yayıncılık?ın yeni sergisi adı ve kitabının konusu; ?Bir Zamanlar Antakya, İskenderun ve Samandağ?. İstanbul, Pangaltı?da yeni faaliyete geçen Galeri Birzamanlar?da açılan, Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu?ndan kartpostal, fotoğraf, kitap ve diğer objelerin

okumak için tıklayınız

Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi – Jamie Lincoln Kitman

Arabanıza “kurşunsuz” benzin alıyorsunuz. Gönlünüz rahat değil mi? Ama aslında benzinden kurşunu arındırmıyorlar. Birilerinin düşünceli davranarak benzinde doğal yollarla oluşan kurşunu sizin için çıkardığını varsaymanız çok normal. Gelgelelim yanılıyorsunuz. Birileri koymadığı sürece benzinde kurşun zaten yoktur. Bu birileri de, bundan yaklaşık doksan yıl önce Amerika’nın önde gelen şirketlerinden başkası değildi; yani General Motors (GM), Du

okumak için tıklayınız

Postmodern yeşilçam romanı

Ömer Ayhan yeni romanı Şehrazat?la Türk sinema tarihinden bir kesiti günümüze taşıyor. Yeşilçam?ın altın çağı olarak nitelenen 60?lı yılların kayıp filmlerine kapı aralayan romanda, dönemin sosyal ve politik yapısına dair ironik göndermeler öne çıkıyor. Halit Refiğ?in 1964 yılında çektiği ve halen kayıp olan kültleşmiş filmi Şehrazat?ı arayış öyküsü gibi başlıyor roman. Bir yanıyla gerçek bir

okumak için tıklayınız

Büyük Buhran?ın uzak akrabaları

Schivelbusch, faşist-totaliter rejimlerle, liberal-demokratik olarak değerlendirebileceğimiz New Deal?in ortak yönlerini anlatıyor. Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm ya da her biri üzerine müstakil olarak yapılan çalışmalarda bir diğerine referans verildiğine rastlamamız oldukça kuvvetli bir ihtimaldir. Aralarındaki kan bağını kabul ettiğimiz bu iki rejimin, onlarla aynı dönemde ABD?de ortaya çıkan, ?New Deal? düzeni ile akrabalıkları ise pek çoğumuzun

okumak için tıklayınız

Gürültü / Sesin Beşeri Tarihi – David Hendy

SESİN VE DİNLEMENİN İZİNDE BİR İNSANLIK ÖYKÜSÜ Hem bireyler hem de toplumlar üzerinde büyük bir etkiye sahip olan ses, insanlık tarihi boyunca önemsendi, manipüle edilmeye veya bastırılmaya çalışıldı. Sınıf ayrımının belirleyicilerinden biri oldu. Yeri geldiğinde hem güçsüzlerin hem de güçlülerin en büyük silahına dönüştü. Gelgelelim, kısıtlanamaz ve ket vurulamaz olduğu için hiçbir zaman sadece bir

okumak için tıklayınız

Modern Bireyciliğin Mitleri (Faust, Dan Quijote, Don Juan, Robinson Crusoe) – Ian Watt

Özgün hikâyelere bakıldığında, Faust, Don Quijote ve Don Juan karakterlerinin nihai kaderleri, kendi dönemlerinin bireycilik karşıtlığını yansıtmaktadır: Faust ve Don Juan, cehennem ateşinde kavrulmakla cezalandırılırken, Don Quijote elaleme maskara olacaktır. Bu üçü, bireyciliğin ilerici dürtüsünü temsil etmektedir; ki bu dürtü, toplumun onaylamayışı yüzünden, bireyciliği baskı altına sokmuştu. Aradan geçen yüzyılın ardından bu kez de Defoe’nun

okumak için tıklayınız

Yüzyıllık tedirginlik – Tarihçi Ümit Kurt ile söyleşi: Tuğba Tekerek

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan?da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan öldü, yüzbinlercesi kökünden kopartılıp dünyanın dört bir yanına savruldu. O halkın bu topraklardaki izleri büyük ölçüde silindi. Ama tamamıyla değil. Ermeni Soykırımı?nın üzerinden yıllar geçerken, bu topraklarda ancak Ermeni Hristiyan kimliklerinden vazgeçerek hayatta kalabilenlerden yeni

okumak için tıklayınız

Yeni Savaşlar – Herfried Münkler

Neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir kavram olan savaş, günümüzde bilindik anlamlarından iyice sıyrılmaya başlamış durumda artık. Savaşların gerçek tekelleri olan devletlerin yerine giderek devlet-benzeri aktörlerin, hatta kısmen özel aktörlerin “yerel savaş lordlarından gerilla gruplarına, dünya çapında faaliyet gösteren paralı askerlik şirketlerinden uluslararası terör ağlarına kadar” geçmesiyle, bir ekonomik faaliyet alanı haline de gelen savaşların

okumak için tıklayınız

Kuşatılan Şehirler / Yeni Askeri Kentçilik – Stephen Graham

Kentsel mekanlar üzerinde, politik şiddet biçimlerini açığa çıkaran güçlü bir çalışma. Şehirler, giderek kentleşen dünyamızın yeni savaş alanları artık. Kuşatılan Şehirler, güneyin gecekondu bölgelerinden zengin kuzeyin şehirlerine kadar politik şiddetin dünyanın hızla genişleyen metropol alanlarının mekân, altyapı ve imgeleri üzerinden yayılışının izlerini sürüyor. Stephen Graham, yaptığı özgün araştırmanın zenginliğiyle Batılı askeriye ve güvenlik güçlerinin, bütün

okumak için tıklayınız

İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti – Hagop Baronyan

Hicvi ve dolayısıyla mizahı; toplumsal yozlaşmayı, kurumların bozulmasını, insanlar arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeyi ve adaletsizliği anlatmak için bir silah olarak gayet iyi kullanan Hagop Baronyan, yaşadığı dönemde sansür baskısına uğramış ve elinden geldiğince buna direnebilmiştir. İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti’de XIX. yüzyılın ikinci yarısının İstanbul’unda 34 mahallenin toplum yaşantısı,

okumak için tıklayınız

Ortaçağ Avrupası’nda Cadılar ve Cadı Avı – Haydar Akın

Ortaçağ Avrupası’nda Cadılar ve Cadı Avı, Avrupa’da Ortaçağ sonları ile Yeniçağ başları olmak üzere yaklaşık dört yüz yıla yayılan dönemde yaşanan ‘Cadı Avı’ histerisini, psikolojik ve sosyolojik bağlamda ele alan ilk Türkçe eserdir. Söz konusu döneme ait belgeler ve tanıklıklardan o günün dünyasını anlamaya yönelik eserlere uzanan geniş bir kaynak yelpazesiyle; konunun temelini oluşturan ve

okumak için tıklayınız

Marx’ı günlüğünden okuyun

Karl Marx’ın iki yıl boyunca tuttuğu notlardan oluşan el yazması defterleri artık Türkçe’de. Ailenin yapısını inceleyen kitabı Türkçeye çeviren Kıvanç Tanrıyar’la kitabı konuştuk. 1880-1882 yılları arasında tuttuğu notlardan oluşan Karl Marx’ın el yazması defterleri, ”Etnoloji Defterleri” adıyla Hil Yayınları’ndan çıktı. Kıvanç Tanrıyar’ın çevirisiyle okuyucuyla buluşan kitap, ilkel toplumun en küçük ekonomik birimi aileyi incelerken, toplumsal

okumak için tıklayınız

Fişlemenin Kısa Tarihi – Hüseyin Aygün

Fişleme, neredeyse dünyanın her yerinde kullanılan bir izleme ve yönetme metodu. 21. yüzyıla gelindiğinde internetin ve dolayısıyla bilgi ağının genişlemesi, bu metodun devletler tarafından sık başvurulan bir alan haline gelmesini sağladı. Giderek genişleyen bu alanın kontrolü ise yine devletler tarafından sağlanmaya çalışılıyor. Türkiye’de fişleme ise devlet idelojisinin resmi araçlarından

okumak için tıklayınız

Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu – Taner Timur

Osmanlı Devleti, “Doğu Sorunu” başlığı altında 19. yüzyıl diplomasisinin başlıca çatışma alanı oldu. Doğulu kimliğini giderek kaybeden, fakat “ıslahat” ya da “çağdaşlaşma”yı da bir türlü başaramayan Osmanlı toplumu, bu yüzyılda her köşesini arşınlayan bir gezginler ordusunun hayal gücünü kamçıladı. Dahası, çok sayıda düşünür ve bilim adamının gözlem ve analizine de malzeme teşkil etti. Öyle ki

okumak için tıklayınız