Kategori: İnceleme

Tarih onun ayak izlerinde – Ömer Erdem

Zanlı, kurban, cefakâr! Çocukluğu Toroslar?da geçmiş birisi için keçi bunların da ötesindedir. Hayat kurucusu saymalı onu. Geniş bir dönüşme kapasitesine sahiptir. Eti, sütü, derisi, boynuzu, kemiği, kılı, hatta sesi başlı başına birer değerdir. Sesi dedim, bilerek dedim, Sezai Karakoç bir şiirinde, ?keçiler keçiler, İncil sesli keçiler? diye ışıtır bu sesi. Nesli günden güne tükenen ve

okumak için tıklayınız

Fikirler Tarihi – Peter Watson

Peter Watson’ın muazzam araştırmasının ürünü olan “Fikirler Tarihi” insanlık tarihinin, insanın yaratıcılığının bir dökümü. İki milyon yıl önce çakmaktaşı baltanın icadıyla başlayan bu tarihte, imparatorların ve kralların, bakanların ve generallerin değil, insanlığın uzun koşusunun mihenk taşları olan fikirlerin hikâyeleri anlatlıyor. İlk diller, ilk sözcükler, tanrılar, kurbanlar, takvim, zaman, sanat, para, yazı ve ekonomi, mucitler,

okumak için tıklayınız

Okuma Günleri – Marcel Proust

Marcel Proust için okuma eylemi, bilgiye ulaşma arzusundan çok daha fazlasıdır. Tümüyle tinsel bir eylem olarak kişinin kendisini değiştirme, dönüştürme ve benliğin aşma sürecine işaret eder. Proust’a göre büyük yazarların okunması, tek başına onların derin düşüncelerinin kavranmasına yol açmaz. Aynı zamanda okurun, bu ilham kaynağı zekâlarla

okumak için tıklayınız

Urartu Doğu’nun Güneşi (Dünya Uygarlıkları) – Ali Narçın

Anadolu, çoğu uygarlıklara ev sahibi yapmakla kutsal sayfalar arasına girmeyi başarmış bir bölge olarak belleklere yerleşmiştir. Anadolu’nun coğrafik konumları dışında tarihi ile ilgili ifadelerin toplamı belki de binlerce ciltlik bir ansiklopediyi oluşturur. Nedeni de o kadar çok uygarlık tarafından kullanıldı ki arkeologlar tarafından bulunan belgelerde önemi anlaşılan bir bölge konumuna getirildi. Bölge bir yarımada şeklinde

okumak için tıklayınız

Yedinci Ağıt & Okumak (Elegie 7), Emmanuel Hocquard

(*) “Okumak, görmek gibidir: görmeyi ve okumayı öğrendiğimiz gibi görür ve okuruz, zorlayıcı biçimde, bilinmeyeni önceden bilinene götürerek. Yani onu yok ederek. Sonuç sıfır. Sanırım bu yüzden, birçok insan imgeleri ve mecazları sever: sürpriz etkisi geçtiğinde, aykırılığın arkasında olanın, aslında tanıdık oluşunu farketmekte güven verici bir şey vardır. İleti çözülür, ayaklar yere, sıfır noktasına basar.

okumak için tıklayınız

AKP’li Belediyelerde Neler Olmuş Neler – Aykut Küçükkaya

Türkiye’yi sarsan “Büyük Rüşvet Operasyonu”nun ardından Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti, kamuoyunda bir algı oluşturmaya çalıştı: “Bu iktidarın üyelerinin adı, 17 Aralık 2013’teki yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan önce herhangi bir yolsuzluğa karışmadı!” Sahi!.. Gerçek böyle miydi?

okumak için tıklayınız

Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian

Bu araştırmada yer alan 700 tanıklık ve müzik dahil sözel tarih kaynakları, 55 yılı aşkın bir süre boyunca kelimesi kelimesine, parça parça yazıya dökülerek, ses ve görüntü kaydı yapılarak derlendi. 1955 yılında, Yerevan Haçatur Abovyan Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenci olan Verjine, başlangıçta Batı Ermenisi olmanın dürtüsüyle ve kendi şahsî inisyatifiyle başlattığı bu çalışmayı, 1960 yılından itibaren Ermenistan Bilimler

okumak için tıklayınız

Keçi (Zanlı, Kurban, Cefakar) – Ömer F. Oyal

Keçi… İnsanlığın en eski dostlarından biri. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri. Ancak keçinin gerçekten evcilleşip evcilleşmediğine karar vermek biraz zor. O hem biraz evcildir hem de değildir. Hem insanla iç içe bir yaşam sürer hem de aslında başına buyruktur. Keçi güdülemez, sürünün liderini izler o kadar. Tabii o da yaşlı bir tekedir. İnsana olan bu yakınlığa

okumak için tıklayınız

Melek Tavus’un Halkı Ezidiler – Sabiha Banu Yalkut

Ezidiler, dini inançlarının kurbanı bir halktır. İnandıkları Melek Tavus, Tanrı’nın cennetten kovduğu melekle, yani Şeytan’la bir tutulduğu için Müslüman ve Hıristiyan komşuları tarafından dışlanmış, lanetlenmişlerdir. Sabiha Banu Yalkut, Ezidiler üzerine çalışmaya 1979 yılında bir arkeoloji öğrencisi olarak gittiği Mardin’in Midyat ilçesinde karar verdi. Yıllarca onların izini sürdü; Almanya’da, diaspora koşullarında yaşayan Ezidilerle düzenli bir biçimde

okumak için tıklayınız

Bildiğimiz Tarımın Sorunu (Küresel İktidar ve Köylülük) – Çağlar Keyder, Zafer Yenal

Tarım sorunu (die Agrarfrage), 20. yüzyılın başından itibaren siyasetin ve sosyal bilimlerin en önemli tartışma alanlarından biriydi. 1980’lerin düşünce ikliminde ivme kaybedip şekil değiştirdi ve daha çok “hormonlu sebzeler”, “doğal beslenme”, “permakültür” gibi “kentli” başlıklar altında bambaşka bir tartışmaya dönüştü; üretim ve üreticiler yerine gıda ve tüketimle ilgili meseleler gündemin baş köşesine oturdu. Küçük üreticiliğin

okumak için tıklayınız

Nereden sevdim o zalim takımı… – Burak Kuru

Futbol takımı taraftarlığında ?sevilen?i anlatmak mümkün. Tanıl Bora ile Ziya Adnan, Kimi Başrol Kimi Karakter?de, futbol kulüplerinin hikâyelerini anlatarak ?sevilen?i tasvir ediyor. Ülkemizde insanın kendisini tanımladığı kimliklerden biri, hatta zaman zaman en önemlisi olarak karşımıza çıkıyor ?desteklediği takımın mensubu? olmak. O unvanı şerefle taşımak, hayata o pencereden bakmak, kararlarını bu unvanla ilişkili olarak vermek, kısacası

okumak için tıklayınız

Devlet Nedir? – Cem Eroğul

Toplumsal yaşamın her alanında, sürekli olarak karşımıza çıkan bir olgudur devlet. Ama, gerçekte devlet nedir? Toplumun tümüne hizmet eden bir aygıt mı? Yoksa egemen sınıfların baskı aracı mı? Ya da toplumu haraca kesen asalak bir örgüt mü? Cem Eroğul, bu kitapta, işte bu temel sorulara yanıt bulmaya çalışıyor. Bunun için, Marksist kuramın araçlarını, kendine göre

okumak için tıklayınız

Demokrat Parti (Tarihi ve İdeolojisi) – Cem Eroğul

Kimine göre, Demokrat Parti, Atatürk devrimlerini yok etmeyi amaç edinen ve bugün bu ereğine iyice yaklaşmış görünen, gerici bir siyasal akımın ilk büyük dalgasıdır. DP demek, karşıdevrim demektir. Kimine göre ise, Demokrat Parti, baskıcı yönetimler karşısında yüzyıllardır boyun eğmiş “kitlelerin isyanı”dır ve en büyük özelliği demokrasinin kurucusu olmasıdır. Ancak, birbirinin tam karşıtı olan bu iki

okumak için tıklayınız

Birey Nedir? (Öz Türkçe Bir Marksist Yaklaşım Denemesi) – Cem Eroğul

Marksizm ya da özdekçi (maddeci) tarih görüşü, bir buçuk yüzyılı aşkın bir süre içinde, toplum bilimlerine çok önemli katkılarda bulunmuştur. Bu katkılar bugün de sürüyor. Buna karşılık, toplum bilimlerine katkılarıyla karşılaştırıldığında, Marksizmin birey bilimlerine katkısı son derece cılız kalmıştır. Bu kitap, işte görece boş olan bu alanda bir söz söyleme denemesidir. Çalışılan alanda büyük boşluklar

okumak için tıklayınız

?Sesi çıkmayan? bir toplum – Heval Bozbay

Arap Aleviliğinin tarihini, cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan politik olayların, pek ?sesi çıkmayan? bu toplum içerisinde nasıl yankı bulduğunu anlamak, yazmak isteyenlerin mutlaka elinin altında bulundurması gereken bir kitap. Osmanlı?nın son dönemlerinde başlayıp cumhuriyet boyunca devam eden modern bir ulus devlet kurma süreci, sosyal ve politik alanda kendini belli bir kimlik (Türk, Sünni, Hanefi mezhebinden Müslüman)

okumak için tıklayınız

Yazı / İnsanlığın Belleği, Georges Jean

Şair Georges Jean, bizi başlangıcından bugüne yazının tarih içindeki serüvenini anlattığı kitabında farklı kültürlere ve ifade biçimlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. 5000 yıl önce ilk kez Sümer uygarlığı tarafından basit muhasebe hesaplarını kaydetmek üzere kullanılan resimyazılarından Mısır hiyerogliflerine, Ortaçağ kaligrafilerinden İslam hat sanatına ve Çin’deki düşünce yazılarına kadar el yazısının ve elyazmalarının gelişimi ve farklı

okumak için tıklayınız

Diren Suriye – Hüsnü Mahalli

Başlangıçta her şey Suriye’de yozlaşmış bir diktatörlüğe karşı haklı bir başkaldırı olarak görünüyordu. ABD destekli üç ülke; Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye savaşa müdahil olmaya karar verdi. Adım adım silahlı muhalefeti ele geçirdiler ve giderek daha fazla insana ihtiyaçları olduğundan cihatçıları ön cephede rol üstlenmeleri için cesaretlendirdiler. Artık dünyanın her yerinden eli kanlı profesyonel El

okumak için tıklayınız

Dram ve acıların başlangıç noktası – Ümit Kurt

24 Nisan 1915, Ermeni aydınlarının İstanbul?da başlayan ölümcül yolculuklarının Çankırı, Ayaş ve Ankara hattında izlerini süren; resmi belgelerden ve anılardan yararlanarak yazılmış bir çalışma. Soykırım ve etnik temizlik gibi devasa kitlesel katliamlarda gözlemlenen ortak örüntülerden biri söz konusu sistemli ve organize imha eylemlerine maruz kalan toplulukların aydınlarının tasfiyesi ve imhasıdır. Bu, toplumların direncini ve mücadele

okumak için tıklayınız

Kamusal Eğitime Tehdit Dershaneler – Kemal İnal

Türkiye’de özel dershaneler epeydir eğitimin en büyük sorunlarından biri. Evet, dershaneler bir neden değil, sonuç. Eğitimde niteliği ve eşitliği gözardı eden politikaların bir sonucu. Daha çok sınav odaklı eğitim sisteminin yarattığı sözde bir çözüm. Piyasadaki aktörlerin, yani kapitalist işverenlerin buldukları bu çözüm, Türkiye eğitim sisteminin hiçbir sorununa çare olamadı, olamıyor. Milyonlarca öğrencinin dershanelere gitmesine, onca

okumak için tıklayınız

Bir Cinayetin Öyküsü (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğine Sınıfsal Bir Bakış) – G. Emre Gürcanlı

Sermaye birikimi, yalnız artı değer sömürüsü değil, ölüm ve yaralanmalarla yeniden üretilmektedir. İşçi ölümleri, yaralanmaları, işyerleri kaynaklı hastalıklar olmadan kapitalizmin kendisini yeniden üretmesi mümkün değildir. İşçi sınıfı üretmekte ama tüketilmektedir. Bu kitap bir müdahale ve mücadele aracı olarak tasarlanmış ve yazılmıştır. Türkiye’de bu konuda teorik ve ideolojik bir eksikliği tespit ederek hazırlanmıştır. Ancak

okumak için tıklayınız