Kategori: İnceleme

Avrupa Edebiyatı ve Varoluşçuluk – György Lukacs

Avrupa edebiyatının klâsikleşmiş büyük yazarlarının verdiği eserlerin büyüklüğü iktisadî ve toplumsal süreçleri her yönüyle görmeleri ve mevcut şartlarda “daha embriyon halindeki insan tiplerini peygamberce” (Marx) yaratmalarından gelir. İnsan ile toplumsal çevresinin karşılıklı etkisinin yarattığı insan karakterini, insanı bir sınıfsal bireye dönüştüren çizgilerin formasyonunu, insanların nasıl zayıfladığını, birbirleriyle nasıl kesiştiklerini anlatırlar… Ama Varoluşçuluğun yalıtıcılığına kapılan modern yazarlar,

okumak için tıklayınız

Kadınlık Halleri Üzerine – Elif Kutlu

Bu biraz sizden biraz bizden, bazen geçmişten bazen günümüzden, her yerde karşımıza çıkan kadının öyküsü. Belki bir öykü halinde anlatılmıyor ama yine de kadının her halini, ezilmişliğini, görünmeyen emeğini anlatıyor. Ama asıl kadının içindeki gizil gücü ve bilinç yükseltme durumunda kadının bu gücünün nasıl ortaya çıkacağını anlatıyor. Madde madde ya da kişisel gelişim yalanlarındaki gibi

okumak için tıklayınız

Dil Günlüğü – Öner Ünalan

2011?de hayata veda eden Öner Ünalan, felsefe, bilim, edebiyat ve dil alanlarında çalışmış, ayrıca Karl Marx, Friedrich Engels, Charles Darwin, Albert Einstein ve Lenin?in kitaplarını yetkin bir çeviriyle Türkçeye kazandırmıştı. Yazılarını Ragıp Gelencik takma adıyla yazan Ünalan?ın ?Dil Günlüğü? ise, dile ilişkin gözlemler, izlenimler, anılar, düşünceler ve eleştiriler barındırıyor. Ünalan?ın 1970?lerden itibaren başladığı dil günlükleri,

okumak için tıklayınız

Diyalektik Sınıftır (Komünalist Otonomi 2) – Derleme

Bence hâlâ Leninist olunmalı. -Felix Guattari- “Anti-Oedipus” ve “Bin Yayla” tamamen Marx’la, Marksizmle katedilmiştir… “Denetim toplumu” üzerine yayımladığım makale, örneğin, tamamen Marksisttir. -Gilles Deleuze- İnsanlar Marx’ın yanılmış olduğunu söylediklerinde ne demek istediklerini anlamıyorum. Hele ki Marx’ın öldüğünü söylediklerinde. Bugün bekleyen acil görevler var:

okumak için tıklayınız

Dersim 1938 ve Hacı Hıdır Ataç’ın Defteri (İlk Kez Yayımlanan Belgeler, Raporlar, Haritalar) – Hüseyin Aygün

Hüseyin Aygün elimizdeki kitabında, 2006 yılında hayata veda eden Hacı Hıdır Ataç?ın tuttuğu defter üzerinden 1938?de yaşanan Dersim katliamının izini sürüyor. Ataç, 1938 katliamına yakalandığında on iki yaşındaydı. Babası ve kardeşleri Nazımiye?nin Pax nahiyesinin altındaki dereye doğru ölüme götürüldükleri yürüyüşe çıktıklarında o, annesi ve kundaktaki kardeşi ile kaldıkları köyden bir önceki gece ayrılmışlar. Ataç, bu

okumak için tıklayınız

Tatlı Şiddet (Trajik Kavramı) -Terry Eagleton

Terry Eagleton bir başyapıt niteliğindeki bu kitabında, trajedinin ve tragedyalar tarihinin siyasal bir analizine girişiyor. Dramadan edebiyat ve felsefeye, dinden teoloji ve antropolojiye kadar disiplinlerarası geniş bir alanda gezinen bu eleştirel çalışma, antik çağ bereket kültleri ve kurban ritimleriyle modern çağ devrimleri arasında bağlantı ve kümelenmeleri açığa vuran radikal bir güzergâh yaratıyor. “Acı”yı ortak bir

okumak için tıklayınız

Memleket Garları – Kemal Varol

Haydarpaşa, Sirkeci, Basmane… Memleketin namlı garları. Hele Haydarpaşa: 2008’de yüz yaşını doldurduğu günden beri akıbeti konuşuluyor, hayatına bir gar olarak devam edip etmeyeceği kaygıyla bekleniyor. Hiç şüphesiz, Türkiye’nin belli başlı manzaralarından, tipik şehir peyzajlarından biri o: Haydarpaşa. Kemal Varol’un hazırladığı kitap, sadece Haydarpaşa’ya değil, bütün memleketteki garlara bakıyor. Sadece ‘büyük’ garlara gitmekle de kalmıyor, bazı

okumak için tıklayınız

Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz – David Harvey

Bugünün dünyasında Marx’ın Kapital’i her zamankinden daha güncel. David Harvey uzun yıllardır sürdürdüğü Kapital derslerinden hareketle ve öğrencilerinden gelen soru ve tepkileri göz önünde bulundurarak bu kılavuz kitabı hazırladı: “Her şeyin her şeyle nasıl ilişkilendiğini daha iyi anlamak ve böylece kendi tikel çıkarlarını ve pratik siyasi çalışmalarını daha iyi konumlandırıp bağlama oturtmak için sağlam bir

okumak için tıklayınız

Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Emek Tarihi – Editör: Fahri Aral

Türkiye’de emek tarihi üzerine yapılan çalışmalar, yakın döneme kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisi olarak ağır basan modernite düşüncesinin egemenliği altında kalacak bir biçimde kaleme alındı. Yapılan araştırmalarda modernleşme paradigmasının emek tarihi kavramına olan etkileri kendini, kentleşme, sanayileşme ve laikleşmeyle birlikte proletaryanın doğuşuna ve mücadelesi ne yol açan bir bakış açısı etrafında şekillendirdi. Bu durum ise

okumak için tıklayınız

Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler Kuşatması – Ali İhsan Aksamaz

“Türkiye’deki halklara karşı yüzyılı bulan asimilasyon politikaları şekil değişikliklerine uğrasa da, günümüzde de sürdürülmektedir. Bu politikalardan yoğun bir şekilde nasibini alan halklardan birisi de Lazlardır. Laz halkının asimilasyona karşı kimlik mücadelesinin önemli iradelerinden biri olan, Ali İhsan Aksamaz’ın Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler Kuşatması adlı kitabı, halkları inkar ve asimile etmeye yönelik uygulanan politikaların alt yapısını

okumak için tıklayınız

Eski Yunan’da Mit ve Tragedya – Jean-Pierre Vernant, Pierre Vidal-Naquet

Mitlerin mantıki bir kavrayışla algılanmasın kökleri yeni çağda başlamamıştır; tersine, antikitenin başlangıç tarihine kadar uzanır. Neredeyse IV. yüzyıldan beri düşünürler “mit ve tragedya” üzerine kafa yormuşlar, onların arka planında yatan gerçeklik ve mantıksallığı bir anlamda anlamaya çalışırken bir anlamda da hesaplaşmaya çalışmışlardır. Ortaçağ resmi, müziği ve edebiyatı, imparatorlukların tekeline geçen tektanrılı dinlerin içinden ve dışından

okumak için tıklayınız

Yurttaşlığın Kıyısında Aleviler – Kazım Ateş

Türkiye kendi modernleşmesini tartışıyor. Devlet, hukuk, eğitim, ekonomi, kültürel farklılıklar, din, laiklik, ordu, siyaset, vesayet gibi başlıklarda yürütülen tartışmanın merkez konularından biri de yurttaşlık. Türkiye?nin son otuz yılına damgasını vuran Kürt sorunu, Alevilerin 2008 ve 2009 yıllarında güçlü biçimde dile getirdikleri eşit yurttaşlık talepleri, Ermeni soykırımı tartışmaları gibi konularda devam eden gerilimler Türkiye?nin kendi tarihiyle

okumak için tıklayınız

Alman Belgeleri – Wolfgang Gust

“Bizim tek bir hedefimiz var; o da Türkiye’yi bizim yanımızda tutmak. Ermeniler ister yerle bir olsun ya da olmasın, bizim için fark etmez! Theobald von Bethmann Hollweg 24 Nisan 1915’te Osmanlı İmparatorluğu’nun İttihatçı Hükümeti başkent İstanbul’daki Ermeni toplumunun tüm elit tabakasını toplattı. Bunu birkaç ay sonra Ermeni halkının sistematik imhası izledi. Ölüm yürüyüşü sırasında ve

okumak için tıklayınız

Eleştiri Ve İdeoloji – Terry Eagleton

Terry Eagleton, edebiyat eleştirisi tartışmalarının muzip, acımasız ve otorite sayılan üyelerinden biri. Eleştiri ve İdeoloji, modern edebiyat eleştirisi literatürünün yapıtaşlarından sayılıyor. Yazıldığı dönemin yapısalcı argümanlarını ihtiva eden; metni, yazarı, genel edebiyat teorisini ve eleştiri öğelerini aynı bağlam içerisinde birbirleriyle tartıştırarak ele alan Eagleton, yalnızca genelgeçer bir ideoloji tartışması yerine,

okumak için tıklayınız

Baharat Deyip Geçmeyin! – Elif Kutlu

Bu MÖ 4. yüzyıldan günümüze kadar devam eden bir yolculuk. Her ne kadar bir zamanlar çok değerli olsa da bu gün sadece sofralarda yer bulabiliyor. Tüketim toplumunda modası geçen her şey gibi o da 18. yüzyıldan itibaren o şaşaalı zamanlarını yitiriyor. Bu yolculukta, sosyal statü belirtisi olmaktan, ilaç olmaya, kutsal bir değer taşımaktan, ticareti canlandıran

okumak için tıklayınız

İnsan Yazdığı Şeydir – Tahsin Yücel

Tahsin Yücel, 1954’de, Alphonse Daudet’nin Tarasconlu Tartarin’iyle başlayan çevirilerini kendi yapıtlarının yanı sıra hep sürdürmüş, 2008’de yayımlanan son çevirisi Robert Desnos’nun Hayır, Aşk Ölmedi’ye gelinceye dek yüze yakın eseri Türkçeye kazandırmıştır. İnsan Yazdığı Şeydir’de Tahsin Yücel’in, aralarında Balzac, Flaubert, Camus ve Barthes’ın da bulunduğu yirmi altı yazarın otuz altı çeviri yapıtı için yazdığı sunuşlar ile

okumak için tıklayınız

Üzerinde Güneş Batmayan Katliam (El Nino Kıtlıkları ve Üçüncü Dünyanın Açlıkla İnşası) – Mike Davis

Viktorya döneminin son çeyreğinde, tropikal kuşağın dört yanında ve ayrıca kuzey Çin’de, muazzam kuraklıklar tarımı tekrar tekrar enkaza çevirdi. Yaşanan kuraklıklar ve salgınlar, yoksul kırlarda 50 milyondan fazla insanın canına mal oldu. Bir zamanların yemyeşil toprakları kasvetli çöllere dönüşürken, Etiyopya, Çin ve Brezilya’nın bazı kesimlerinde, bir nükleer katliamı akla getirecek ölüm oranları ortaya çıktı. Büyük

okumak için tıklayınız

Mit ve Destan 1 (Hint-Avrupa Halklarının Destanlarında Üç İşlev İdeolojisi ) – Georges Dumezil

20. yüzyılın en önemli filologlarından Georges Dumézil’in başyapıtı Mit ve Destan Yapı Kredi Yayınları farkıyla Türkçede. “Hint-Avrupalıların dünyayı açıklayışı, insanlığın sayısız rüyasından sadece biridir ve içeriği bakımından, ayrıcalıklı bir rüya da değildir. Ama onun gözlem koşulları bakımından ayrıcalığı vardır ve bu, Hint-Avrupalıların mirasçısı olan halkların, bugünkü gerileme ve gelecekteki muhtemel ‘tahttan çekilme’lerinden önce, “gerçek” tarihte

okumak için tıklayınız

Diyarbekir ve Mırdasiler Tarihi (Piran – Gil – Çermog – Pale) – Nusret Aydın

Mırdasilerin toprakları Amid (Diyarbekir / Diyarbakır) il sınırlarından başlayıp, batıya doğru Karacadağ’ın kuzey eteklerini izleyerek Adıyaman Gerger’i de içine alarak batıda Fırat nehrine, Fırat nehri sınır teşkil edecek şekilde kuzeye doğru çıkarak Pütürge’yi de içine alıp Elazığ, kuzeyde Munzur Dağları, Muş, Bingöl il sınırları ile doğuya doğru Zirkilerin ve Süleymani aşiretinin toprağı olan Lice (Atak)

okumak için tıklayınız

Eylemden Öğrenmek (TEKEL Direnişi ve Sınıf Bilinci) – Nuray Türkmen

2010 kışında yaşanan TEKEL direnişi, Türkiye’de emek hareketinin tarihinde müstesna bir olay olarak yer aldı. Ülkenin çeşitli yerlerinden Ankara’ya gelen işçiler, başkentin merkezindeki yaya bölgesine 78 gün boyunca ‘yerleşerek’ kararlılıklarını gösterdiler ve hak taleplerini duyurmaya çalıştılar. TEKEL direnişçilerinin çadırlarının çevresinde, yaklaşık iki buçuk ay boyunca bir dayanışma mahallesi, bir tür alternatif kamusal alan oluştu. Nuray

okumak için tıklayınız