Kategori: Makaleler

Tembellik – İnsan – Nejdet Evren

Üretim halkasına emeği ile katılmadan kendini de tüketen insan, tembelliği ne zaman ve nerede edinmiştir? Bu durum doğuştan gelen bir davranış biçimi midir? Yoksa zamanla kazanılan bir sapma mıdır? İnsan neden üretmek istemez? Ruhunun doymazlığına karşın bedenin üretim söz-konusu olduğunda takındığı edimsizlik salt bireysel bir tutum mudur? Tüketim konusundaki aceleciliği, zamanla yarışması, zamansızlığının bir nedeni

okumak için tıklayınız

Dilin Ödü Koptuğunda – Müslüm Kabadayı

Bir hastane odasında ziyaret ettiğim, gençliğinde güreşçiliği, avcılığı ve delicoşluğuyla belleğimizde iz bırakan köylümün bozarmış teni ve yeşillenmiş göz ağı dikkatimi çekmişti. Oğlu bakıyordu kendisine? Oldum olası hasta ziyaretlerini çok önemserim, gerek temizlik ve sessizlik gerekse moral verici diyalogların kurulması bakımından. Temiz ve bakımlı bir ortamda tedavisi süren hastamızla, zorlukları yenme azmi konusunda anılarını da

okumak için tıklayınız

Diyalektiğin Şairi – Francis Wheen

Şubat 1867’de Kapital’in ilk cildini baskıya vermeden önce Karl Marx, Friedrich Engels’e Honoré de Balzac’ın Gizli Başyapıt adlı kitabını okumasını öneriyordu. Marx’a göre hikayenin kendisi çok hoş bir ironi içeren bir başyapıttı. Engels’in arkadaşının tavsiyesine uyup uymadığını bilmiyoruz, eğer okuduysa ironiyi fark ettiğine şüphe yok ama o ironiden eski arkadaşının hoşlanmasına şaşırmış olmalı. Gizli Başyapıt

okumak için tıklayınız

Bilim ve Sanatla Ucubeler Tarih Sahnesinden Silinir – Müslüm Kabadayı

?Eskisi olmayanın yenisi olmaz.? derler; her yeni eskinin kabuğunu yırtarak doğar ve gelişir, ta ki bir başka ?yeni?nin doğuşuna kadar. Bu olgu, biyolojik evrimde organizmanın karmaşık gelişimi olarak karşımıza çıktığı gibi kültürel evrimde de felsefe, bilim ve sanatın zenginleşmesi biçiminde gerçekleşir.  Bırakınız dikkatlice incelemeyi, çıplak gözle sorgulandığında bile anlaşılacağı üzere yaşamın her alanında bilgiler, tabakalaşarak

okumak için tıklayınız

Derinden Gelen Bir Ses: ya Su ya Meyra – Müslüm Üzülmez

?Babamın feodal bıyıklarına tutunarak öğrendim yürümeyi? Mehmet Oğuz Diyarbakır; surları, bazalt taşları, dinlerin ve kavimlerin ortak mekânı oluşu, muhalif duruşuyla olduğu kadar bağrından çıkardığı yazarların, şairlerin ve düşünürlerin çokluğuyla da anılan ve bilinen bir kadim kenttir. Bu kentin yetiştirdiği şairlerin en önemlilerinden biri de Cahit Sıtkı Tarancı?dır. Yani ?Memleket İsterim? şiiriyle insanlığın ortak arzusunu, ?Otuz

okumak için tıklayınız

Kadınlar(ımız) – M. Şehmus Güzel

Kadınlar(ımız)a borcumuzu ödemek mümkün değil. Ninelerimize, analarımıza, halalarımıza, teyzelerimize, ablalarımıza, kızkardeşlerimize, sevgililerimize, eşlerimize, kızlarımıza, kızlarımızın kızlarına… Evet kadınlar olmasaydı biz de ol(a)mayacaktık. Bilineni yinelemek bu ama yinelemekte yarar var. Kadınların erkeklere kıyasla birçok avantajı da var, işte ikisini hemen anımsatayım :

okumak için tıklayınız

Sokrates’in ve Erdemin Yenilemezliği Üzerine – Mert Sarı

Sokrates Son Hamlesiyle Atina Kitle Demagoglarının Yasallaştırılmış Nasıl Cinayet Sorumluluğu Altında Bıraktı? Kent soylu aydınlanmasının değerli düşünürü John Stuart Mill ? doyumsuz bir Sokrates olmak,doyumlu bir domuz olmaye yeğdir?der. Toy ilk gençlik yıllarından bu yana bir düşünce iyice yer etmişti bilincinde. ?küçük bir davanın kazananı olmaktansa, çok büyük bir davanın yitireni olmak yeğdir.? Friedrich Wilhelm

okumak için tıklayınız

Ezilenlerin Pedagojisine Giriş – Faiz Cebiroğlu

Çocuklarımızı nasıl yetiştirmeliyiz? Çocuklarımızı; entellektüel (aydın, düşünme yeteneklisi), sosyal ve bireysel olarak, ?geleceğin sorumlu yetişkinleri? haline gelmeleri için, hangi tür pedagojiyle yetiştirmeliyiz? Çocuk yetiştirme alanında bizlere, sık sık, sorulan sorular bunlardır. Bu sorulara yanıt vermeden önce, pedagog / pedagoji nedir? Bunun üzerine, kısaca durmak istiyorum. Her sözcüğün bir tarihi vardır. Her kavramın bağrında taşıdığı bir

okumak için tıklayınız

Kemal Okuyan ve Değer Yasası – Suat Kamil Aksoy

(Bu yazı bir önceki yazımızın [bakmak için tıklayınız] kendisini yeterince anlatamıyor olduğu düşünülerek hazırlandı. Yazının giriş bölümü bir öncekiyle aynı oldu. Bu sefer değer yasasını daha anlaşılır biçimde ele aldığımızı düşünüyoruz. Değer, eşitlik ve mülkiyet kavramlarını ise daha sonra ele alacağız.) Engels, Lenin, Stalin bir kaç başlıkta eleştirimize maruz kalmışlardı. Onların neredeyse tüm hayatlarını adadıkları

okumak için tıklayınız

Parçalanmış Bellek – İdil Ceren Bozkurt

Bellek, kişinin kendisiyle, kendi varlığı ile mücadelesinde ve dış dünyanın karşısındaki güçsüzlüğü ile şekillenir veya parçalanır. Bu parçalanmayı hem geçmişe yönelik yolculuk hem de toplumsal hayatın kendisi daha da geliştirir. Hatırlanmak istenmeyen anılar bazen zorla bazen de tesadüfî olarak karşımıza çıkar. Pürüzsüz görünen bellek bir anda tuzla buz oluverir ve bu parçaların her biriyle, yani

okumak için tıklayınız

Kalemimde Saklanıyor Resimlerim – Faiz Cebiroğlu

Çocuklar, bizim çocuklar. Hayallerle dolu olan bizim çocuklar; ressam çocuklar. Düşüncelerini ve duygularını resim dili ile de bizlere ifade eden bizim çocuklar; ressam çocuklar. Resim çiziyorlar; resim çizmek eğlencelidir. Resim üretiyorlar; sanatçı kimliklerini geliştiriyorlar. Resim çiziyorlar; çizdikleri resmi anlatarak, konuşma dillerini ve konuşma yeteneklerini geliştiriyorlar. Resim çiziyorlar; hayal dünyaları ve yaratıcılıklarını gösteriyorlar. ?Tehlikeli bir aslan

okumak için tıklayınız

“İstanbul Hatırası”na Dair – Ümit Cingöz

Ahmet Ümit?in son romanı, İstanbul?un, pek çoğumuzun bildiği, yaşadığı, gördüğü; ama bilip, yaşayıp, görürken de yanından yöresinden geçerken de nerede yaşadığının farkına varmadan geçip gittiği bir kentin romanı? ? Oysa şehirler de insanlar gibidir, geçmişlerini unuturlarsa, tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden den koparılırlar. Hiçbir özellikleri kalmaz. Birbirine benzeyen sıradan insanlar gibi olurlar. Oysa İstanbul sıradan bir şehir

okumak için tıklayınız

Kırlangıç Uykusundaki Sayıklamalar:”CEHENNEMDE ÜŞÜYORUM” – Müslüm Üzülmez

?Amed?in Kaşını Çizen Dicle?dir? Bilenler bilir. Diyarbakır sıcağı insanı yakar, Cehennemî bir sıcağı vardır. Bu sıcaklık fizikî bir sıcaklık değil sadece, Kürt coğrafyasını kasıp kavuran ve yakıp duman eden politik baskıların yoğunlaşmış halidir aynı zamanda. Böylesi cehennemî bir yerde, ?akreplerin yılanların ininde/kır çiçekleri kadar taze kalmak? (s.4) çok zor olduğundan olacak ki, şairimiz Cumali Eşsizoğlu

okumak için tıklayınız

Huzur / Bir Huzursuz’un Bi-huzur’u – Ümit Cingöz

Ahmet Hamdi Tanpınar?ın, Huzur?unda, huzura eremeyen burjuva aydınının huzursuzluklarına, çıkmazlarına, varoluş sorunsallarına, çözümsüzlüklerine, roman boyunca Mümtaz?la birlikte tanıklık ederiz; ama huzuru romanın adından başka bir yerde göremeyiz. Huzur, bu yönüyle huzurunu bulamayan bir romandır ve adını romanın başından sonuna kadar inkâr eder. Romanın başından sonuna kadar süre giden ?huzursuzluk? hali dönemin savaş öncesi huzursuzluğundan mı,

okumak için tıklayınız

Gavroş Mısır’da – M. Şehmus Güzel

Eduardo Castaldo?nun 28 Ocakta Kahire?de çektiği ve 12 Şubat 2011 tarihli Le Monde?un hafta sonu eki Le Monde Magazine?de (s. 23) yayınlanan bu fotoğrafa lütfen dikkatlice bakınız. O sabah polisin saldırısından sonra göstericiler komiserliğe hücum etmek üzere yürüyorlar. Fotoğraftaki küçük çocuğun sağındaki sevimli ve inanmış iki genç, marka pabuçları, marka montları ve marka cinleriyle, sağındakiler

okumak için tıklayınız

İnteraksiyon – Faiz Cebiroğlu

Her gelişim, karşılıklıdır. Her ileriye yönelik değişim, bir interaksiyondur. İnteraksiyon, karşılıklı etkileşim oluyor. İnsanlar, başkalarıyla birlikte yer alarak, başkalarıyla birlikte öğrenerek sosyal yönlerini geliştiriyorlar. Sosyal yönünü geliştiren insan, aldığı öğreti ve deneyimlerle bireysel yönünü ?işleyerek? yapılandırıyor. Yapılanma, ?özbilinç? ve ?özgüven? ile nitelik bir hal alıyor. İnteraksiyon ya da karşılıklı etki, yaşadığımız toplumda, değişik yer ve

okumak için tıklayınız

Merih Çarpmadı – Özlem Pekcan

“İkinci Yaşamın Günlüğü”, Ahmet Önel tarafından kaleme alınmış ve gülmece öykülerinin yer aldığı bir kitap. Kitap’ta yer alan bazı öykülerin isimleri bile insanı hafiften gülümsetiyor. Örneğin: “Bir Romanın İlahi Komedisi, Siz Balık mısınız?, Haydi Bir Dizi Yapalım, Nuh’un Günlüğü” gibi. Öykülerin çoğunluğu başka bir zaman diliminde geçiyor, ama yine de bu zamanın esintileri yabancılık çektirmiyor

okumak için tıklayınız

Kitap Okumak – M. Şehmus Güzel

Öteden beri « kitap okunmadığını » söyleyip, yazıp, yineleyip gözyaşı döken dost, tanıdık ve arkadaşlarımız var. Bunların arasında gazeteciler, bilim kadın ve adamları, sanatçılar başta geliyor. Ben bu kanıda değilim, kitaplarımız az maz da olsa okunuyor. Burada çok satan kitaplardan söz etmiyorum. Elbette bu tür kitapların bulunması, çok sattıklarının bilinmesi kitaba, yazılı olana, ilgiyi göstermesi

okumak için tıklayınız

Bireysel Gelişim Üzerine Dersler (I-II-III)* – Faiz Cebiroğlu

BİREYSEL GELİŞİM ÜZERİNE DERSLER (I) Ders: I “İnsan, başkalarıyla birlikte yer alarak, başkalarıyla birlikte öğrenerek, sosyalleşiyor ve sosyal yönlerini geliştiriyor. Her gelişim karşılıklıdır, diyoruz. Her gelişim birlikteliktir, diyoruz…” Değerli arkadaşlarım, böylesi konferans toplantılarında bizlere ayrılan ?kısıtlı? zaman süresinde düşüncelerimizi sürmek, o kadar kolay olmasa gerek. Hele hele, derslerimiz pedagoji olursa bu daha da zor oluyor.

okumak için tıklayınız

Estetik Gelişim – Faiz Cebiroğlu

Pedagojinin biricik hedefi, insanı bütün yönleri ile geliştirmektir. Bütünlüklü gelişim, çok yönlü bir gelişimdir. Bireyin, entellektüel, duyusal, sosyal, fiziksel ve estetik gelişimi oluyor. Bu yazı, ?estetik gelişim? üzerinedir. Ama önce bir soru: Estetik nedir? Tarifim kısadır. Şudur: Estetik, sözcük olarak, Grekçe?den, ?aisthetikos? ya da ?aisthesis? ten gelmektedir. İnsanın, duygu ve duyu organları ile, ?gerçeklikteki? güzelliği

okumak için tıklayınız