Kategori: Makaleler

İntihardan Katharsise Kısa Yoldan Varolmak – Deniz Yavuz

Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları Popüler Japon Edebiyatı’nın çok satan yazarı Haruki Murakami’nin -yayınlandıktan kısa bir süre sonra- diğer kitaplarının da çevirmeni olan Hüseyin Can Erkin tarafından Türkçeye çevrilen son romanıdır. Kitabın adının aksine epey renkli bir yazar Murakami; Aklınıza gelebilecek neredeyse her filozoftan, yazardan alıntılar ya da bu kişilere ve bağlantılı okullara, ekollere (bilhassa

okumak için tıklayınız

Yaşam İçin ve Yaşama Karşı Kurbanlar – Bulut Yavuz

“Savaş Yolu anlamını ölümle kazanır. Ölüm kalım durumunda, çabucak seçilecek olan ölümdür. Tereddüte yer yoktur. Kararlılıkla ölüme ilerlemek gerekir”; Yamamoto’nun bu sözleri Yukio Mişima’yı anlamak için elzemdir. Mişima bütün yaşamını ve yaşamı boyunca ürettiklerini bu anlamı yakalamaya doğru yazmıştır. Kalbi artık saflaştığında (hiçleştiğinde) seppuku yapması da bunu doğrular niteliktedir. Hagakure Nyūmon adıyla Yamamoto’nun Hagakure’sinin modern

okumak için tıklayınız

Arayışın ve Erimenin Romanı – Barışcan Demir

2014’ün başlarında yayıncılık dünyasından çekilen Turkuvaz Kitap’ın mazide bıraktığı birkaç nimetten biri de Kôbô Abe’nin, “eşsiz” sıfatını tümüyle hak eden Kumların Kadını isimli romanıdır. 2008 yılında Hüseyin Can Erkin’in Japonca aslından yaptığı alkışlanası çeviriyle yayımlanmış kitap, çoğu eşsiz romanın kaderinde olduğu gibi, satılmadığından dolayı ikinci baskısını yapamamış ve Turkuvaz Kitap’ın da kapanmasıyla birlikte, telifinin bir

okumak için tıklayınız

Odası Dünya Olan Yazar – Ayşegül Tözeren

Tomris Uyar’ın, Yapı Kredi Yayınları Delta Serisi’nden çıkan Bütün Öyküleri’ni okumayı bitirdikten sonra, yazarın sesini duymak istedim. Daha önce ne okuyan, ne eleştiren olarak hissettiğim bir duyguydu. Youtube’tan Tomris Uyar’la yapılmış bir söyleşiden kısa bir parçayı dinleme fırsatı buldum. Uyar, her yerde “maalesef”yazabildiğini söyledikten sonra, sözlerini “Hiçbir zaman benim bir odam olmadı, çalışmak için” diye

okumak için tıklayınız

İlişkilerin Tuhaf Dünyası – Onur Koçyiğit

Fransız yazar Andre Maurois’in İklimler romanı, ilk Türkçe baskısını, 1967’de, o kör zamanlarda Tahsin Yücel çevirisiyle yapmış. Bu tarih, yalnızca ansiklopedik bir bilgi değil; geçen onlarca yıla rağmen aynı çeviriyi kullanan Helikopter Yayınları, romanı yeniden yayımladı. Okuyucular Andre Maurois’i “Emile Herzog” müstaear ismiyle de tanıyor. İklimler yayınlandığında Maurois henüz 33 yaşındaydı. Ne ki, kendisi uzun

okumak için tıklayınız

Bir “deneysel roman” ya da “romansal deneme” – Gönül Çatalcalı

“Göz ucuyla bakılan, bakıldığı yerde bırakılan, bırakıldığı yerde unutulan bir adamım ben… R. G.” Rıdvan Gecü, ‘89 doğumlu genç bir yazar. SÜNEPE adlı ilk romanını okumak istedim. Genç yazarların neler yazdığını merak ediyordum çünkü. Öyle ya, çağdan, teknolojiden dem vurulduğunda ilk olarak gençler akla geliyordu ve telefon, internet bağımlılıkları üzerine konuşuluyordu. Hep ateş hattındaydı bu

okumak için tıklayınız

Önlenebilir bir Karşı-Devrim – Kansu Yıldırım

Türkiye’nin son on yıllık siyasi tarihi bir tür kompakt dosya gibi diyebiliriz. AKP döneminde ekonomi alanından ideoloji alanına çok sayıda değişiklik gerçekleşti ve bunların bazıları bir dönem popüler olan bir şiar gibi “ezber bozan” türdendi. Milli Görüş geçmişini, neoliberal ve muhafazakâr bir günce ile buluşturan AKP’nin alâmetifarikası, “değişim” olarak telaffuz ettiği süreci kendi özelinde işletmesinden

okumak için tıklayınız

Kardeşim hepsi hikaye! adlı kitaba ilişkin – Sadık Güvenç

Kitabın adı bu. Ama okudukça anlatılanların hiç birinin hikaye olmadığını, tamamen yaşanmışlık olduğunu anlıyorsunuz. 12 Eylül 1980 cunta yönetimi öncesi ve sonrası devrimci mücadele birebir tanıklarla, olayları yaşayanlarla birlikte belgesel tadıyla ortaya konuluyor. Kitabın yazarı Mahmut Memduh Uyan, devrimci mücadeleye dair hem değerlendirmeler yapıyor hem eleştiriyor hem de öz eleştiri yapıyor.

okumak için tıklayınız

Kobane İzmir’in neresine düşer? Öznur Özkaya

Ercüment Akdeniz’in Reyhanlı’dan Antep’e, İzmir’den Çağlayan’a kayıt dışı çalışan pek çok Suriyeli işçiyle yapılan röportajları derleyerek oluşturduğu “Suriye Savaşı’nın Gölgesinde Mülteci İşçiler” adlı çalışması; bize işçi sınıfının vatanının olmadığını, kapitalist ülkelerde mültecilerin ucuz iş gücü olarak görüldüğünü, bunun üzerinden ırkçı bir dalga yaratıldığını, Türk, Arap, Kürt, Sünni, Şii fark etmeden bütün emekçilerin tek yumruk olması

okumak için tıklayınız

Stephen King’in 1986 yılında yayımladığı romanı O, ilk kez Türkçede.

1212 sayfa tekmili birden! Stephen King’in 1986 yılında yayımladığı romanı O, ilk kez tam metniyle Türkçede. Gelmiş geçmiş en başarılı ve en ünlü korku-gerilim yazarlarından biri sayılan Stephen King’in kaleme aldığı 64 roman bugüne kadar dünya çapında 350 milyondan fazla sattı.

okumak için tıklayınız

İktidar ile bireyin bürokrasiden doğan iletişimsizliğinin romanı: Şato – Franz Kafka

Roman, yeryazımcı olan K.’nın, bir köprünün başında durmuş, karın, sisin içerisinde Şato’yu görmeye çalıştığı bir durumda başlar ve hep K.’nın o şatoya ulaşmak için verdiği mücadelelerle devam eder. Ancak her türlü girişimine rağmen K., ne şatoya ne de şatodan bir üst görevliye ulaşamaz. Dava romanında da olduğu gibi, yeryazımcı olan K. hep kurumların temsilcilerinin temsilcileri

okumak için tıklayınız

Masaldan gece müziği – Onur Köybaşı

“Köpekler yağmuru korkunç bir haber sayarlardı. haber değil de haberin bir belirtisi sarsıntısı bilirlerdi onu.” O gece, yağmura eşlik edecek iki kişi olacaktı ve dahası… Gecenin içinde bir orman, ormanın içinde hayvanlar ve onlara eşlik eden rüzgar,onun yanında yağmur, yağmurun içinde bir avcı, avcının içinde bir yürek (!)

okumak için tıklayınız

Duygusal bağı olan anılar, geçmiş anıları da güncelliyor

Geçmişteki duygusal yoğunluklu olaylarla -11 Eylül olayları ya da bir çocuğun doğumu- ilgili anılarımızın güçlü olduğu bilinen bir durum, ama bu olaylar geçmişteki anılarımızı da değiştirebilir mi? Nature dergisinde yayımlanan bir makalede araştırmacılar sezgisel öğrenmenin geçmişteki anıları güçlendirebileceğini ortaya koydu.

okumak için tıklayınız

1915’ten günümüze bir baba-kız hikâyesi

Yüz binlerce benzeri içinden bir hikâye. Benzerleri gibi, benzerlerine çok benzeyen; benzerleri gibi, benzerlerine hiç benzemeyen. Kum tanesi, kar tanesi… “1915 Ahısdos 10’da, Çorerşadi [Çarşamba] gunu / 1915 senezinden 1919 kadar çekdiimler” diye başlayan bir yaşam öyküsü, hele ki bir Ermeni’nin kaleminden çıkmışsa, yaşadığımız topraklara dair ne çok şey anlatır. Her zamanki gibi, duymak isteyene

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal (Zülfü Livaneli’nin Konuşması)

Yaşar Kemal bana edebiyatta, müzikte, resimde, hangi dalda olursa olsun oyun oynamamayı öğretti. * Bir roman dünyası yaratmak ve o dünyayı gerçeğinden ayırarak bir mikrokozmos haline getirip bu yolla bütün insanlığı anlatmak çok zor bir iştir. —————————————– Benim için Yaşar Kemal üstüne konuşmak çok zor. Çünkü kırk yıllık bir dostluğun anlatımı ayrı, Yaşar Kemal’in edebiyatını

okumak için tıklayınız

Güney Eşkıyaları – Müslüm Kabadayı

Doktorlarının hastalığının ağırlaştığını açıkladığı bugünlerde, çağdaş destancılarımızdan Yaşar Kemal’in İnce Memed romanındaki kahramanlarla ilgili kimi açıklamaları da içeren aşağıdaki metni – kaybolduğunu sanıyordum – gün ışığına çıkarmak istedim. Üzerinde hiç işçilik yapmadan, ilk biçimiyle okurun değerlendirmesine sunuyorum. Umuyor ve diliyorum ki büyük anlatıcımız sağlığına kavuşur ve bu notlarda yazılanlarla ilgili düşüncelerini öğrenme olanağı buluruz.

okumak için tıklayınız

Bazı kan grupları kalp krizi riskini etkiliyor mu?

Son yapılan araştırmalara göre, A, B ve AB kan gruplarındaki insanların, 0 kan grubundaki insanlara oranla kalp hastalıklarına yakalanma riski daha fazla. Fakat bu risk 0 kan grubundan başka kan grubuna sahip olan insanları endişelendirmemeli, çünkü kalp hastalıkları riskini azaltmak ve insan ömrünü tehdit eden faktörleri ortadan kaldırmak egzersiz ve sağlıklı yaşamla sağlanabilir.

okumak için tıklayınız