Kategori: Romanlar

Ivanhoe – Walter Scott

Tarihî romanın mucidi Walter Scott, Ivanhoe’da Norman İstilası sonrası İngiltere’de yaşanan büyük çalkantıları anlatıyor. Norman İstilası’ndan sonra İngiltere, tahtta hak iddia eden prensler, baronlar ve onların emrindeki şövalyeler arasındaki muharebelere sahne olur ve Sakson-Norman çatışması tarihin seyrini değiştirecek sonuçlara gebedir. Sakson şövalyesi Wilfred Ivanhoe, bir yandan düşmanlarıyla dövüşürken öte yandan esir düşen genç ve güzel

okumak için tıklayınız

Kaptan Singleton – Daniel Defoe

O yüzyıllar korsanlığın altın çağıdır; kimi imparatorlar, krallar tarafından himaye edilen, kimi serbest çalışan korsanlar Bahr-i Magrib’den (Atlantik Okyanusu) Derya-yı Hind’e (Hint Okyanusu) kadar tüm denizlerde maharetlerini göstermekte, altınlar, gümüşler, baharat, değerli kumaşlar el değiştirmekte, insanlar köle olarak alıkonmaktadır. Doğal olarak denizlerde olanlar denizlerde kalmaz, haberleri limanlar başta olmak üzere her yere yayılır ve âdet

okumak için tıklayınız

“Siranuş’un Mızıkası”, içimizden uğurlayamadıklarımıza bir sesleniş – Sadık Güvenç

Bağlaç Dergi’deki öykü ve araştırma inceleme yazılarıyla tanıdığımız Ayla Önal, bu kez “Siranuş’un Mızıkası” adlı romanıyla okurların karşısında yerini aldı. Romanın konusu kısaca şöyle: Rakel, “öldü” sanılan oğlu Aram’ın yolunu beklemekten bıkıp usanmıyor. Oğlunu kaybetmenin acısı, onu tekerlekli sandalyeye bağlıyor. Psikolojisi bozuluyor ve ölmüş annesi Siranuş’un hayali ile konuşabiliyor. Herkesten, her şeyden şüpheleniyor, en çok

okumak için tıklayınız

Başın Öne Eğilmesin – Sabahattin Ali’nin Romanı – Hıfzı Topuz

Hıfzı Topuz bu romanda, belgelere dayanan özgün kurguyla Sabahattin Ali’nin Nâzım Hikmet’ten Bedri Rahmi Eyuboğlu, Orhan Veli ve Asaf Halat Çelebi’ye; Sabiha Sertel’den Vâlâ Nurettin, Rasih Nuri İleri, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’a yayılan dostluğuna ve 41 yaşında karanlık güçler tarafından katledilmesine uzanan trajik yaşamına ayna tutuyor. Sabahattin Ali, 41 yıllık yaşamı boyunca Türk edebiyatının

okumak için tıklayınız

Cehenneme Övgü – Gündüz Vassaf “içimizde büyütüp yaşattığımız küçük ‘totaliter dünyalar’ımız”

Bazı eleştirmenlerin “şeytanın avukatı” sıfatını yakıştırdıkları Gündüz Vassaf’ın “gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı”yla sunduğumuz Cehenneme Övgü’sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük ‘totaliter dünyalar’ımızı afişe ediyor, daha doğrusu ‘yüzümüze vuruyor’. Totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek

okumak için tıklayınız

Ölümün Ağzı – İrfan Yalçın “Karl Marx’ın Kapital’inde anlattığı İlkel Birikim’in romanı.”

Kimse işçi olmayı istemez. Hele de kaderi ve tarihselliği işçilik olan köylüler… Toprağından sökülüp alınanlar için her türden toplayıcılık, avcılık, aylaklık, boşta gezerlik hatta dilencilik işçi olmaya yeğdir. Eğer zor olmasaydı. Ama bu zor, salt açlığın dayatması değildir. İrfan Yalçın bu gerçeği 400 yıl öncesinin İngiltere’sinden değil İkinci Dünya Savaşı yıllarında Zonguldak’tan yansıtıyor bizlere. Bu

okumak için tıklayınız

Sus Barbatus – Sadık Güvenç

Bitip tükenmeyen bir yağmur, yağmur altında bir orman, ormanda yaşayan her tür insan, insandan başka her şeye benzeyen düzen adamı hainler; hainlere kafa tutan “anarşist” gençler, gençlerin sığındığı mağaralar, mağaraların gizemi, gizemli orman, ormanın bitip tükenmeyen yağmuru, yağmurun daha da coşturup azdırdığı nehir… Birinci cildinde her yer kütük gibi buzdu. Buz altındaki orman, ormanın koynunda

okumak için tıklayınız

Şehrazat – 17 Yaşında, Esmer, Kıvırcık Saçlı, Yeşil Gözlü – Leïla Sebbar

Leïla Sebbar, Paris’te yaşayıp Parisli olamayanların, devrimcilerin, dandy’lerin, motorcuların, uyuşturucu bağımlılarının bir işgal evinde kesişen ve evden kaçan Şehrazat’ın etrafında dönen hikâyesini anlatıyor. 1980’ler Parisi’ndeyiz ama ortada ne Eiffel var ne de geniş bulvarlar. İşgal evleriyle, yeraltı partileriyle, militan gazetecilik faaliyetleriyle steril kent manzarası yerle bir ediliyor; bu romanda lüks mağazalar yalnızca soyulmak, yağmalanmak için

okumak için tıklayınız

Narcissus’un Zencisi – Joseph Conrad

Joseph Conrad’ın Bombay’dan Londra’ya yaptığı bir deniz yolculuğundan esinlenerek yazdığı Narcissus’un Zencisi, fırtınanın çalkaladığı bir gemide yaşanan psikolojik dramı anlatıyor. Bombay rıhtımından Londra limanlarına seyahat eden görkemli bir geminin yaptığı uzun ve tehlikeli seyahati konu eden roman, kopan fırtınalara ve kabaran dalgalara göğüs geren geminin mürettebatının bilinmezliğe yolculuk ederken zihninde beliren duygulara da ışık tutuyor.

okumak için tıklayınız

Anton Çehov’un tek romanı; ‘Avda Trajedi’

Anton Çehov’un henüz 24 yaşındayken yazmaya başlayıp “Antoşa Çehonte” takma adıyla yayımladığı Avda Trajedi yazarın tek romanı. On dokuzuncu yüzyılda Rusya taşrasında işlenen bir cinayetin iki anlatıcının ağzından aktarıldığı roman, polisiye türünün yenilikçi bir örneği. On dokuzuncu yüzyılda Rusya taşrasında işlenen bir cinayetin iki anlatıcının ağzından aktarıldığı roman, polisiye türünün yenilikçi bir örneği. Türkiye’de ilk

okumak için tıklayınız

Vadim O Kadar Yeşildi ki – Richard Llewellyn

İngiliz romancı Richard Llewellyn’in başyapıtı Vadim O Kadar Yeşildi ki, 20. yüzyılın başlarında Galler bölgesindeki bir madenci ailesinin yaşadıklarını tarihsel bir bakış açısıyla anlatır. İlk başta Morgan ailesinin en küçük üyesi Huw’un gözünden, madende çalışan, şarkı söyleyen, mutlu ve tok işçilerin anlatıldığı masalsı bir hikâyedir bu. Sonrasında, kapitalizmin yok ettiği neşe ve ışığın, hiçleşen emeğin,

okumak için tıklayınız

Ceza Kanunu, 353. Madde – Tanguy Viel ” bizi suçun tanımını yeniden düşünmeye iten bir kara-roman”

Tanguy Viel, bir cinayetin altında yatan kişisel ve toplumsal sorunları, bunların nasıl kesiştiğini masaya yatırıyor. Bir hâkimin önünde, Martial Kermeur, kazanma umudu olmadan, emekliye ayrılmadan önce son kez masaya oturmuş bir krupiye gibi dağıtıyor kartları ve kendisini cinayet ânına getiren olaylar zincirini anlatıyor: biten evliliği, oğlunun velayeti, mesleki sorunlar… Bunlardan daha önemlisi, kendi halindeki bir

okumak için tıklayınız

Bilinçaltı sularında: Sanatçının Yeniyetme Halleri – Gizem Bilkay

Dünyaca ünlü İrlandalı yazar James Joyce’un Sanatçının Yeniyetme Halleri kitabı, 2020 Temmuz ayında Can Gürses’in çevirisi ve sunuşu ile Ayrıntı Yayınları’ndan yayınlandı. İçinde birçok psikolojik anlam katmanları barındıran kitap, okuyanları yüz yıldan fazla süredir etkilemeye devam ediyor. Yazar bu romanında, önceki edebi geleneklerden dramatik bir şekilde uzaklaşarak okuyucusunu duygusal bir girdaba sürüklerken, aynı zamanda yazım

okumak için tıklayınız

Herzog – Saul Bellow “Aklımı kaçırdıysam bana göre hava hoş”

20. yüzyılın birey üzerindeki yıkıcılığını ele alan Herzog, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Saul Bellow’un başyapıtı olarak kabul ediliyor. Herzog, hayatı her anlamda altüst olmuş, “Aklımı kaçırdıysam bana göre hava hoş,” diye düşünecek kadar kendinden vazgeçmiş bir adamın hikâyesini anlatır. Başarısız yazar, başarısız hoca, başarısız baba Moses Herzog, kendisini kişisel felaketlerinden ve modern zamanların yıkıcılığından sağ

okumak için tıklayınız

Prens ile Dilenci – Mark Twain

Mark Twain, Tom Canty ile Edward Tudor’un bir anda birbiriyle kesişen ve karmaşıklaşan serüvenlerini anlatıyor ünlü romanı Prens ile Dilenci’de. Londra’nın iki ayrı ucunda, aynı gün, kaderlerinin birbirinden çok farklı olması beklenen iki çocuk doğar. Bir uçta, Viransaray adlı semtte dilencilik yapmak zorunda kalan, tek odalı evinde kalabalık ailesiyle yaşayan, yırtık pırtık giysileri içinde Tom

okumak için tıklayınız

Herkes Tek Başına Ölür – Hans Fallada “Nazilere karşı Alman başkaldırışıyla ilgili yazılan en güzel kitaplardan biri.”

Dünya klasiklerinin unutulmuş eserlerinden biri olan Herkes Tek Başına Ölür, ilk baskısından yaklaşık altmış yıl sonra tekrar okurlara kavuşarak hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail’de yüzbinler satan, yirmiden fazla dile çevrilen ve çevrilmeye devam eden roman, şimdi Everest Yayınları’nın dünya klasikleri dizisi kapsamında ilk defa Türkçede. 1940’ların Berlin’inde, Quangel çifti

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin: Şeker Portakalı’nın verdiği mutluluğu, 72 kitabımla okurlarıma verebildim mi?

Bu kitabı okumamı kimin salık verdiğini anımsamıyorum. Kim salık verdiyse sağolsun… Mutlu olmanın gittikçe zorlaştırdığı ve zorlayarak çirkinleştirdiğimiz bu dünyada o denli az mutlu olabiliyorum ki… Son bikaç yılda beni mutlandıran nelerdir, diye düşünüyorum: Sofya’da Theodorakis’in konseri, Yıldız Kent Harold ve Maude oyunu, bu oyunun kitabı, bir de şimdi okuyup bitirdiğim Şeker Portakalı adlı küçük

okumak için tıklayınız

Derin Virüs – İlker Özünlü “insanlığın dünyayı kaybedişi ve yeniden arayışının anlatısı!”

Yenilgiye uğramış bir ayaklanma, ikiye bölünmüş bir şehir! Yıl İkibin…! Bir yanda yüksek teknolojili “sitekent”ler, homrob adı verilen insansı robotların robotlaşmaya yüz tutmuş insanlarla birlikte yaşadığı yüksek güvenlikli duvarlarla çevrili bölgeler; diğer yanda kara tahtada eğitim yapmaya mecbur bırakılan mağlup ama mağrurlar. İsyan İstanbul’unda akademisyen Yunus ile sitekentte yapay zekâ mühendisi Zeliha’nın ikircikli aşkı! Bu

okumak için tıklayınız

Aysel – Falezlere Götür Beni – Burçak Gönül

Hızla akan bir nehir, suları buz gibi. Uçar gibi sürüklenen bir salda uyumakta olan bir çocuk… Yanı başına uzanmış gözleri yarı aralık bir kadın… Islanmasınlar diye ikisinin de üstü kalın bir naylonla örtülmüş, uzaktan bakınca içine su dolan devasa bir poşet gibi görünüyorlar… Görünmeyen yaşamları sürüklüyoruz geçip giden zamanın eşliğinde. Bir diğerinin yaşamını görmüyoruz, bilmiyoruz,

okumak için tıklayınız

Flaman Tablosu – Arturo Pérez-Reverte

15. yüzyılda Fransa ile Burgonya Krallığı arasına sıkışmış küçük bir dükalık. Bir dük, bir düşes ve bir şövalye arasında, gerilimli bir aşk üçgeni. 1471’de, ünlü bir Flaman ressamı tarafından yapılan ve dükle şövalye arasındaki satranç oyununu konu alan bir tablo, daha doğrusu bir başyapıt. 20. yüzyılda, Madrid’de orta yaşlı, züppe bir antikacı. Sanat tarihi uzmanı

okumak için tıklayınız