Kategori: Romanlar

Dersim Alexanderplatz – İmran Ayata “Kesin görülen bir mağlubiyet anlık bir hamleyle galibiyete dönüşebilirdi”

“Sarhoşluk ve mest hali ile pişmanlık arasında bir kahraman… kibirden uzak güzel, eğlenceli bir eser…” Lena Bopp, Frankfurter Allgemeine Zeitung Berlin’de geçim derdi olmadan rahat yaşayan, zevkine radyoculuk yapan, kâh gece hayatına kâh entelektüel ortamlara takılan, hazzı belki bulan ama mutluluğu, gönül rahatlığını bulamayan bir genç adam… Anlam eksik… Aşk eksik… O anlamı ve başka

okumak için tıklayınız

Stefan Zweig’ın ‘Sabırsız Yürek’i üzerine – Metin Cabadağ

Freud’un öğretisine derin bir ilgi duyan Zweig’ın 1939’da yazmış olduğu “Sabırsız Yürek”, düşsel karakterleri ile insandaki merhamet duygusunun doğasının derinliklerine indiği bir roman. Macaristan’ın küçük bir kasabasında oldukça zengin Kekesfalva ailesinin malikanesinin yakınında bulunan bir garnizonda görev yapan genç subay Hofmiller, bir arkadaşı aracılığı ile Kekesfelva ailesinin bir akşam yemeğine davet edilir. Orada Hofmiller ailenin

okumak için tıklayınız

Beyaz derilinin bitmeyen nefreti / Baldwin’in tükenmeyen direnişi… – Gürer Mut

Amerika Birleşik Devletleri’nin Minnesota Eyaleti’nde, polis tarafından sokak ortasında boğularak öldürülen George Floyd’un görüntüsü dünya genelinde ırkçılık karşıtı büyük bir isyana yol açtı. Pek çok simge yerle bir edildi. Köle tacirlerinin, kolonyal şapkalı beylerin yontuları alaşağı edildi. Tam bu noktada, geçmişten gelen bir ses ABD’nin hikayesini anlamada, bir tarihsel okuma yaparken parametreleri göz önünde bulundurmada

okumak için tıklayınız

Kemal Tahir’i Anlamak? – Öznur Özkaya

Edebiyatımızda derin izler bırakan Kemal Tahir; eserleri ve fikirleri çok tartışılan yazarlardandır; marksizmi, Osmanlıyı, Batıcılığı, tarihi bıkmadan usanmadan sorgulamış, hazır kalıplara hep karşı durmuş, marksizmi bile yerli bir söyleme oturtmuştur. Osmanlı haritasına bakıp Evliya Çelebi’yi, Âşık Paşa’yı, Mevlit’i okuyan, Batı’ya barbar deyip Osmanlı’yı göğe çıkaran bir marksisti anlamak tabii ki biraz güçtür. 104. yaş gününü,

okumak için tıklayınız

Ölülerin konuştuğu diyar: Toprak – Batuhan Sarıcan

Çocukluğumdan beri ne zaman bir mezarlığa gitsem aklıma hep şu soru gelir: “Ölüler konuşacak olsa ne anlatırlardı?” Robert Seethaler’in ‘DasFeld’ini (Toprak) okuduğumda bu tekinsiz soruyu sormakta yalnız olmadığımı anladım. Ölüler pekâlâ konuşabilir ve hatta roman karakterleri bile olabilirler. Nasıl mı? TOPRAK’IN HİKÂYESİ Seethaler, Paulstadt kasabasındaki mezarlığın ‘Toprak’ adı verilen bölümünde açar perdeyi. Hikâyenin gerçekle ilişkilendirilebilecek

okumak için tıklayınız

‘Sınırlara saygısı olmayan’ların parçası: Koşucular – Özde Çelikbilek

“Tüm yaşantımı yolculukta geçirdim, kendi bedenimde, kendi bacağımda yolculuk yaptım. İnce ince bir harita oluşturdum. İlk etkenlere göre testler yürüttüm. Kasları, tendonları, sinirleri ve kan damarlarından saydım. Çıplak gözlerimi de kullandım ama mikroskobun keskin bakışından da yararlandım. En ufak bir parçayı bile atlamadım sanıyorum.” 1962 yılında Polonya’nın, Sulechów kentinde doğan Olga Tokarczuk, 2018 yılında aldığı

okumak için tıklayınız

“Kardeş Payı”, Orhan Kemal: “her yeni günde hayatta kalma, karınlarını doyurma mücadelesi veren işçilerin hikâyesi”

‘Kardeş Payı’, Orhan Kemal?in ilk ödüllü kitabı. Yazarın, 1958 yılında ‘Sait Faik Hikâye Ödülü’ kazandığı bu eser, her yeni günde hayatta kalma, karınlarını doyurma mücadelesi veren işçilerin hikâyesini anlatıyor. Yaşamda tutunabilmek için her türlü çareyi deneyen, ağzı bozuk, kimi zaman arkadaşlarını kırmaktan bile çekinmeyen, şarapla avunmaya alışan küçük insanların hikâyesi. “Kardeş Payı”ndaki Siverekli hamal, ilk bakışta

okumak için tıklayınız

Kızıl Veba – Jack London

Jack London, 1912 yılında İngiltere’de London Magazine’de yayımlanmaya başlayan Kızıl Veba yapıtıyla “kıyamet sonrası” edebiyatın öncüleri arasına girmiştir. Nüfustaki, bilim ve teknikteki, ekonomideki sıçramaların büyüsüyle gözlerin kamaştığı bir çağda yazar, uygarlığımızın kırılganlığını anımsatır. Yapıtı milyonlarca insanın doldurduğu şehirlerin ve kırların ıssızlığa teslim oluşundaki hızı bütün çarpıcılığıyla ortaya koyar. Yalnızca nüfusun değil, bilginin, üretimin, hatta dilin

okumak için tıklayınız

Dona Flor ve İki Kocası – Jorge Amado

Dona Flor ve İki Kocası, Latin Amerika edebiyatının usta ismi Jorge Amado’nun fantastik romana yeni bir soluk ve açılım getiren başyapıtı. Çapkın, kumarbaz ve sorumsuz kocası Vadinho’nun bir karnaval eğlencesi sırasında ansızın ölmesiyle dul kalan Dona Flor merhum kocasına karşı karmaşık duygularla geçirdiği günlerin ardından kendini aşçılık okuluna ve öğrencilerine verir. Bir süre sonra, çevresindekilerin

okumak için tıklayınız

Tereza Batista – Savaş Yorgunu – Jorge Amado

Brezilya sözlü kültürünü çağdaş romanın anlatım olanaklarıyla buluşturan Tereza Batista modernist romanın en etkileyici örneklerinden biri. Henüz 12 yaşında cinsel istismara uğrayan Tereza Batista, önce kendini savunmak zorunda kaldığı bir kavganın sonucunda hapse girer, ardından genelevde çalışmaya başlar. Genelevden ayrıldıktan sonra talihsizliklerden yakasını kurtaramayan Tereza, her şeye rağmen hayattan zevk almaya ve etrafındaki insanlarda hayranlık

okumak için tıklayınız

Ben Bir Aile Suçlusuyum – Önder Göksal

Bilindik bir konuyu – ki bu konu bir aşksa- farklı anlatmanız gerekir ki okuyucu kitapla bütünleşebilsin. Edebiyat da bu değil midir zaten, aynı şeyleri farklı anlatma çabası. D. H. Lawrence’ın Çizgiyi Aşmak kitabı 100 küsür yıl öncesinden bize seslenmesine rağmen kitapta ele aldığı aşk çıkmazı bütün canlılığını koruyor. Evli ve çocuklu bir müzisyenin öğrencisine aşık

okumak için tıklayınız

Baragan’ın Dikenleri – Panait Istrati

Panait Istrati’nin 1928 yılında Fransızca kaleme aldığı, olgunluk dönemi yapıtlarından Baragan’ın Dikenleri, yirminci yüzyıl başında yalnızca Romanya’nın değil, bütün Balkanların, hatta Türkiye’nin de yaşadığı bir sosyal çelişkinin anlatısıdır. Bir yanda serpilen modern ekonomi ve kurumlar ile nüfusun büyük bölümünün, kır yoksullarının payına düşen sefalet arasındaki tezattır bu. Ağır yaşam koşulları, modern devletle iç içe geçmiş

okumak için tıklayınız

Sarhoşların Perşembesi – Jaklin Çelik “arafta kalmanın çaresizliğini, yoksulların işaret dilini anlatan roman”

Birbirlerinin dilini anlamıyorlardı ama yoksulluğun işaret dilini az çok biliyordu burada yaşayan herkes. Bu dili anlamak merhametin kapılarını sonsuza dek açmıyor olsa da muhtemel tehlikelerin sinyallerini algılamak adına önemliydi. Hikâye, semtin en işlek caddelerinden birinde, kalabalığın hengâmesinde göçmenler, kör köpekler, berduşlar, meczuplar, pezevenkler, insan tacirleri, uyuşturucu ve emlak simsarları arasında geçiyor. Jaklin Çelik, arafta kalmanın

okumak için tıklayınız

Frankenstein’in yaratıcısı Mary Shelley: “Hayallerim; canım sıkkınken sığınağım, özgür anlarımda ise en büyük keyfimdi”

Yazarın, Standard Novels Baskısındaki Önsözü (1831) Frankenstein’ı dizilerinden biri için seçen Standard Novels yayımcısı, benden öykünün ortaya çıkışı hakkında bilgi vermemi rica etti. Ben buna dünden razıydım, çünkü bu sayede şahsıma sık sık yöneltilen bir sorunun cevabını verebilecektim: O sıralarda henüz bir genç kız olan ben, nasıl böylesine dehşet bir fikri düşünmüş, geliştirmiştim? Yazılarımda kendimi

okumak için tıklayınız

Gizli Bahçe – Frances Hodgson Burnett “sömürgeci bir kültürde yetişmenin etkilerinden sıyrılma yolculuğu”

İngiltere’nin uçsuz bucaksız fundalık arazilerinden birinde yer alan Misselthweite Malikânesi, kapısı kilitli yüz odası, geceleri duyulan tekinsiz ağlama sesleri ve duvarla çevrelenmiş bahçeleriyle birlikte değişim, kurtuluş ve arınma temalı bir hikâyeye ev sahipliği yapar. Frances Hodgson Burnett’ın Gizli Bahçe’si, Victoria döneminde tasvir edilen gelenekselleşmiş yetim çocuk imgesini başka bir noktaya taşır. Oliver Twist, Jane Eyre

okumak için tıklayınız

Tepetaklak / Tersine Dünya Okulu, Eduardo Galeano

“Cardona Köyü’ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan Toto Zaugg müthiş bir insandı: Toto asla soğuk almaz, diyorlardı. Toto bir şey demiyordu. Soğuk alıyordu. Alamadığı şey paltoydu.” Eduardo Galeano’nun Tepetaklak / Tersine Dünya Okulu (Patas Arriba La Escueladel Mundo Al Reves) adlı kitabı, dünyanın aldığı korkunç hali gözler önüne seriyor. Ama bunu

okumak için tıklayınız

Nişanlılar – Alessandro Manzoni “İtalyanca’da yazılan ilk tarihî roman”

İtalyanca’da yazılan ilk tarihî roman olma özelliğini taşıyan Nişanlılar, bu türün seyrini değiştirirken anlattığı ülkenin ruhunu da yakalayabilmiş bir şaheser. Lombardiya’nın 1620’lerde İspanyollar tarafından işgalinin gölgesinde Renzo ve Lucia isimli iki gencin aşkını hikâye eden Nişanlılar, Alessandro Manzoni’nin “Risorgimento” öncesi İtalya’ya, Katolik inancına ve tarihî romana dair fikirlerini ustaca harmanladığı bir başyapıt. Lucia’ya âşık despot

okumak için tıklayınız

Charles Dickens’ın Oliver Twist romanı, suç ve sefaleti merkezine alarak burjuva toplumuna radikal bir eleştiri getirdi

Büyük romancı Charles Dickens’ın Oliver Twist romanı, suç ve sefaleti merkezine alarak burjuva toplumuna radikal bir eleştiri getirdi. Kraliçe Victoria ile İngiltere Başbakanını karşı karşıya getiren bu roman ne anlatıyordu? Dickens uzmanı Profesör John Bowen’dan izliyoruz. Çeviri: Ayhan Koçkaya

okumak için tıklayınız

Eksik Dünya BALTI – İrem Uşar “insan ve para merkeziyetçi düşünce, dünyayı evimiz olarak görmemizi zorlaştırıyor.”

Doğanın gizemli güçlerini saklayan bilinçaltı… Lataşiba adlı romanıyla çok sevilen İrem Uşar, bu kez okurlarını yeraltında saklı fantastik bir dünyaya davet ediyor. Yerüstündeki bitmeyen bir savaş yüzünden yüzlerce yıldır yeraltına sığınanların yaşam mücadelesi, insanın doğayla eşsiz uyumunu yüceltiyor. Roman, gerçekle bilinçaltı arasında gidip gelen katmanlı kurgusuyla, insan zihninde şiddete karşı koyabilen gizemli güçleri şiirsel bir

okumak için tıklayınız

Yenilmez – Stanislaw Lem “İnsan, bilgisinin sınırlarının farkına vardığında verebileceği kararlar ne kadar güvenilirdir?”

Stanislaw Lem’in 1964 yılında yazdığı bilimkurgu kitabıdır. Almanca çevirisi 1967, İngilizce çevirisi ise 1973 yılında yayınlandı. “Yenilmez, giderek yükselen bir gerilimi seven okurları memnun edeceği kadar gizem okurlarını da etkileyecek.” Ursula K. Le Guin Solaris’in yazarı Stanislaw Lem’den, H. G. Wells ve Jules Verne gibi ustaların izlerini takip eden bir bilimkurgu klasiği: Yenilmez. Bilinmeyen bir

okumak için tıklayınız