Kategori: Romanlar

Camus’un “Yabancı”sı Meursault

“Bugün annem öldü. Belki de dün bilmiyorum.”(s.11) cümleleriyle başlıyor roman. Meursault annesinin ölümüyle ilgili hiçbir şey düşünmez. Onun annesinin ölümünden haberi yoktur ve ne zaman öldüğünü bilmez. Sanki annesinin değeri yok gibidir. Annesini huzurevine yerleştirmiş ve onu ziyarete gitmek zor gelir olmuştur. Cenazesine bir yabancı ve uzaktan biri gibi katılır. Meursault, morga girdiğinde görevli tabutu

okumak için tıklayınız

“Aksaray’dan Bir Perihan”, Suat Derviş

“Suat Derviş’in öyküsü, Demokrat Parti döneminin zenginleşme, Küçük Amerika olma düşleri içindeki kültürsüz burjuva insan tipini, eşyanın iktidarını Aksaray’lı Perihan özelinde çok iyi yansıtıyor; “Nuri karısının para ve servet isteğinin ölçüsüzleşmeye başladığını o anda hissetti. Yirmi bin lirası olunca ev yaptırmak hevesine hemen düşmüştü. Başlangıçta ilk arzusu bir dikiş makinesine sahip olmaktı, sonra radyo istemiş,

okumak için tıklayınız

Tutunamayanlar – Oğuz Atay

Tutunamayanlar, Oğuz Atay’ın ilk romanıdır. 1970 yılında TRT Roman Ödülü’nü kazanmıştır. Çoğu yazar ve okuyucuya göre Modern Türkiye Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden biridir. Kullanılan dil ve anlatım şekli itibariyle edebiyatta bir devrim olarak kabul edilmektedir. Edebiyatımızın en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar’ı Berna Moran, “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak niteler. Moran’a

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Ecinniler romanının Kirilov karakteri – Albert Camus

KİRİLOV Dostoyevski’nin bütün kahramanları, yaşamın anlamını inceleyip kavramaya çalışırlar. Yenilikleri hurdadır; gülünç olmaktan korkmazlar. Yeni duyarlığı klasik duyarlıktan ayıran şey, berikinin ahlaksal, ötekininse metafizik sorunlarla beslenmesidir. Dostoyevski’nin romanlarında, sorun öyle bir şiddetle ortaya atılmıştır ki, ancak aşırı çözümler getirebilir. Varoluş asılsızdır ya da ölümsüzdür. Dostoyevski bu incelemeyle yetinseydi, filozof olurdu. Ama düşüncenin bu oyunlarının bir

okumak için tıklayınız

Albert Camus’un “Yabancı”sı – Hatice Balcı

Kitap, tam ortadan ikiye ayrılmış. Tıpkı sulu bir karpuzun yarılması gibi. Birinci bölümde kahramanımız Meursault, çok yakında gerçekleşecek trajedinin arifesinde, yaşamından önemli kesitler sunuyor bizlere. Her şeyi onun ağzından dinliyoruz. Kitabı okuyup bitirdiğimizde ise bu ilk bölümün onun dünyasının önemli sırlarını ele verdiğini ve tam da bu nedenle okura sunulmuş bir tür ödül olduğunu fark

okumak için tıklayınız

Bir Bilim Adamının Romanı – Oğuz Atay

“Bir Bilim Adamının Romanı, TÜBİTAK’ın Bilim Adamı Yetiştirme Grubu’na ait bir proje kapsamında yaşama geçirilen ısmarlama bir kitaptır. TÜBİTAK’ın ilgili çalışma grubunun birincil amacı, gençlerin bilimsel araştırmacılığa özendirilmesini sağlamaktır. Bunun için de Türkiye ortamında bir bilim adamının tabandan tepeye nasıl yetiştiğini anlatan bir roman yazılması istenir. Yaşamıyla romana konu olacak bilim adamının seçiminde ise, o

okumak için tıklayınız

İdeal Öğretmen, Grigory Petrov

Grigory Petrov’un İdeal Öğretmen adlı yapıtı, Matematik Profesörü S. A. Raçinski’nin öğretmen ve öğrencilere örnek olacak hayat hikayesini konu almaktadır. 1880’li yıllarda Moskova Üniversitesi’nin bütün profesörleri, öğrencileri ve Moskova’nın okumuş kesimine mensup olanlar büyük bir şaşkınlık yaşıyorlardı. Çünkü tanık oldukları şey, o güne kadar görülmemiş bir şeydi. Üniversitenin en genç Matematik Profesörü S. A. Raçinski,

okumak için tıklayınız

Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigory Petrov

Grigory Petrov’un çeşitli aralıklarla çıktığı Finlandiya seyahatlerindeki notlardan oluşan Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı kitap, kısa sürede birçok dile çevrilerek dünyanın her tarafına yayıldı. Petrov, kendini halkına ve ülkesine adamış bir avuç aydının, karış karış her köyü gezip, özverili çalışmalarıyla insanları nasıl motive ederek kalkınma hamlesi başlattıklarını akıcı bir dille anlatıyor. Kitabın önsüzünü kaleme alan D.

okumak için tıklayınız

Ecinniler – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Duygu ve ideolojinin büyük bir ustalıkla bağdaştırıldığı bir yapıt olan Ecinniler, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin 1872 yılında yayımlanmış romanıdır. Türkçeye Cinler adıyla da tercüme edilmiştir. Dostoyevski’nin siyasal tutumunun didaktizmle en fazla özdeşleştiği bir roman olan Ecinniler, 19. yüzyılın ikinci yarısında ateizm, nihilizm ve sosyalizm gibi ideolojilerle birlikte Batı düşüncesinin Rusya ve Rus insanı üzerindeki etkilerini ele

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın Tutanamayanlar romanına ilişkin yargı – Asım Bezirci, Refika Taner

“Toplumun kurumlarıyla kuralları karşısında uyumsuz kalan insanın dramını değişik işleyen eser, roman alanında adı duyul­mamış bir yazarın olgun düzeyini getirdi. Okunmasının güçlüğü­ne karşın, bıraktığı ilk etki ile özgün ve derin göründü; bir sürp­riz tadı taşıdı. Uyanık ve araştırıcı bir gözlemin toplum sorunları­nı eleştiren ve değerlendiren bakışı, usta bir anlatım yetisiyle bir­leştiği için ödülünü hak eder

okumak için tıklayınız

Yabancı – Albert Camus

(*) Camus denilince, edebiyat alanında ilk akla gelen yapıt, 1942 yılında yayınlanan “Yabancı”dır. Konusu çok basittir. Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter. Cezayir’de, bir rastlantı sonucu, bir Arap’ı öldüren orta sınıftan bir Fransız, Mersault, kendisini adım adım ölüme götüren süreci kayıtsız biçimde izler. Diğer kişilerin adı anılsa da, roman kahramanının adını bile

okumak için tıklayınız

Ses ve Öfke – William Faulkner

William Faulkner’in 1929 yılında basılan üç yılda beş defa yeniden yazarak hazırladığı dördüncü romanıdır. Yazar bu yapıtında, yaşananları, düşünülenleri, sıkışan ve patlayan duyguları vermekteki ustalığını doruğa taşıyor. Dört bölümden oluşan romanda, bir ailenin dağılışı, aile bireylerinin bilinç akışlarıyla izleniyor. William Faulkner, eserini şöyle özetler: “Romanın ismi ses ve öfkeydi. Bu sözcükler bilinçaltından geldi. Ben bunları

okumak için tıklayınız

İki Şehrin Hikayesi – Charles Dickens “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü”

İki Şehrin Hikayesi, İngiliz yazar Charles Dickens’in 1859 yılında yazdığı ikinci tarihsel romanıdır. İki Şehrin Hikayesi romanının giriş cümlesi “It was the best of times, it was the worst of times” (Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü), edebiyat literatüründe ancak “to be or not to be” (olmak ya da olmamak) ile kıyaslanabilecek kadar geniş bir üne

okumak için tıklayınız

Şikago Mezbahaları – Upton Sinclair

Şikago Mezbahaları, (İngilizce asıl adı The Jungle) Upton Sinclair’in yazdığı ve ABD?deki işçi sınıfının durumunun çarpıcı bir şekilde anlatıldığı kitap. Roman ilk olarak 1906 yılında The Appeal to Reason adlı sosyalist dergide yayınlanır. Roman hali ise 28 Şubat 1906 tarihinde Doubleday Page&Company tarafından basılır ve kapışılır. Upton Sinclair’in kitabının orijinal ismi olan The Jungle (Türkçesi:Cangıl,

okumak için tıklayınız

Sorgulanan Aşklar, Sorgulanan Hayatlar – Sadık Güvenç

“Kanadı Güvercin” bende bir sürü çağrışım yapan bir kitap adı. Romanı okuyunca bana hak verecek okuyucu. “Güvercin meraklısı, iki aşkı taşımaya çabalayan ancak ikisini de eline yüzüne bulaştıran bir karakter Masum. Yani kanadını kırıyor, kanadı kırılıyor. Kanıyor, kanatıyor.” diyor yazarı. Sahibi Aynı Kuyular adlı öykü kitabından sonra bu ilk romanı ile okuyucusu ile buluşuyor Kenan

okumak için tıklayınız

Turgenyev’in “Babalar ve Çocuklar”ı Üzerine – Ö. Aydın Süer

Turgenev, Babalar ve Çocuklar’ı 1860’da, Kırım Savaşı’nın serf Rusyası’nın güçsüzlüğünü ve geriliğini gösterdiği bir sırada yazmıştır. Bu savaşın yenilgi ile sonuçlanması, Rus toplumunda başlayan bölünmelerin de belirginleşmesine neden olmuştur. Bir yanda Çernışevskiy ve Dobrolübov’un önderliğini yaptığı, Rusya’nın kurulu düzende hiçbir ilerleme gösteremeyeceğini, köklü bir değişimin gerekliliğini savunan demokratlar, diğer yanda halktan kopuk, ayrıcalıklı yaşamlarını sürdüren,

okumak için tıklayınız

İlk Aşk – İvan Sergeyeviç Turgenyev “Bu aşk, bu tutku, bu adanış; insanın kendini kurban etmesi mutluluğun doruğudur.”

Turgenyev’in Çarlık Rusya’sında geçen “İlk Aşk” romanında etkileyici aşk öyküsünü dile getirirken, toplum yapısını ve toplumdaki değişimleri, aile içi ilişkileri, tutkuyu, karşılıksız aşkları ve hayal kırıklıklarını da okuyucuya sunar. Turgenyev görünüşte bir “aşk üçgeni” çıkartır karşımıza. Ama aslında bir “aşk-çokgeni” bu; çökmeye yüz tutmuş taşradaki aristokrat bir ailenin genç kızı çevresinde “defile yapan” lüzumsuz entelektüeller,

okumak için tıklayınız

Duman (Ciltli) – Ivan Sergeyeviç Turgenyev

İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa’da ve ülkemizde eserleri ilkönce çevrilen 19. yüzyıl Rus yazarlarındandır. Döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır. 1867 yılında yayınlanan Duman, toprak köleliğinin de kaldırıldığı 1861 reformlarının ardından belirsizlik, şüphe ve umutsuzluk dumanına boğulmuş Rus toplumsal hayatını anlatır. Aristokrat ve aydınlarını acımasızca alaya alır. Hemen her kahramanın karakterine

okumak için tıklayınız

Sırça Fanus – Sylvia Plath “kendisini geçmişinden özgür kılmak için yazılan roman”

Neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal. En üstün niteliğiyse şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu, tıpkı güpegündüz çekilmiş bir dizi fotoğraf gibi.” -Time- Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950’lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York’a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren

okumak için tıklayınız