İki Hödüğün Seyahati / Kesik Baş, Hüseyin Rahmi Gürpınar

Bu kitap, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kimi güldürücü, kimi hüzünlendirici on bir öyküsünü içeriyor. Yazar bu öykülerde yine, yüzyıl başının İstanbul’unu kendisine özgü bir ustalıkla irdeliyor. Belki de yazınımızda ilk polisiye roman sayılabilecek Kesik Baş’ta ise, kör bir kuyuda bulunan kesik başın gizini çözmeye çalışan polislerin peşinden merak ve heyecanla sürükleniyor. İnsanların tutkularının nelere mal olduğunu ibretle öğreniyoruz.
“Hüseyin Rahmi Gürpınar 1942 yılında yazılan “Kesik Baş” romanının benim elimdeki baskısı 1963 tarihini taşıyor ve Pınar yayınevince hazırlanmış. Romanın adının altında -parantez içinde- “polisiye roman” vurgusundan, o dönemde bu türe ilginin yoğun olduğunu çıkarmak mümkün. 1940’lı yıllar, polisiye edebiyatın “altın çağı” olarak adlandırılır. Bir yandan Agatha Christie, J. Dickson Carr, Ellery Queen, William Irish, Chesterton gibi ustaların cinayeti çözülmesi gereken bilmece olarak ele aldıkları klasikler,

Karda Kaybolan Kent, İtalo Calvino

“O sabah, Marcovaldo’yu sessizlik uyandırdı. Havada tuhaf bir şey olduğu duygusuyla yataktan kalktı. Saatin kaç olduğunu anlayamıyordu, panjurların çubukları arasındaki ışık, günün, gecenin bütün saatlerindeki ışıktan başkaydı. Pencereyi açtı, kent yok olmuştu, yerini beyaz bir kağıt almıştı. Bakışını yoğunlaştırınca, beyazın ortasında neredeyse silinmiş kimi çizgiler seçti, çevredeki pencereler, damlar, sokak lambaları gibi olağan görünüşün çizgilerinin karşılıklarıydı, ama gece üzerlerine yağan karın altında kaybolmuşlardı.
“Kar!” diye bağırdı Marcovaldo karısına, daha doğrusu bağırmak istedi, ama sesi yavaş çıktı. Tıpkı çizgilerin, renklerin, perspektiflerin üzerine olduğu gibi gürültülerin, daha doğrusu gürültü yapma olanağının üzerine de kar yağmıştı; pamuk döşeli bir ortamda, sesler titreşemiyorlardı.
İşine yaya gitti; kar nedeniyle tramvay çalışmıyordu. Sokakta geçecek yol açarken,

Italo Calvino’nun Hayatı

Italo Calvino, 15 Ekim 1923’te Havana-Küba’nın bir banliyösü olan Santiago de Las Vegas’ta doğar. Anne-babası burada bilimsel araştırmalar yaparlar. Tarım mühendisi ve botanikçi olan babası Mario Calvino, yıllarca Meksika ve başka Orta Amerika ülkelerinde yaşar. Annesi, Sardenyalı Eva Mameli-Calvino da, botanikçi ve aynı zamanda üniversitede hocadır. Ebeveynleri, çocuklarına Italo adını verirler, çünkü onun İtalyan köklerini unutmasını istemezler. Ama Italo doğduktan iki yıl sonra Calvinolar İtalya’ya dönerek San Remo’ya yerleşirler. Böylelikle Calvino çocukluğunu, İtalyan Riviera’sında, doğayla içiçe, zamanını babasının yönettiği bir çiçekçilik araştırma merkezinin olduğu San Remo’daki evleri “La Meridiana” ve ihtiyar Calvino’nun greyfrut ve avokado yetiştirmekte öncülük ettiği küçük bir çiftliğin bulunduğu köy evi arasında geçirir. Ligurya kıyısında, tüm bu egzotik bitkilerin arasında

Kalkınma Sözlüğü, Editör:Wolfgang Sachs, Çeviren: Oktay Etiman (Özgür Üniversite Kitaplığı)

Özgür Üniversite – Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı’nın 2008 yılında bastığı Kalkınma Sözlüğü’nde, kalkınmanın dünyanın en güzide eleştiricilerinden bazılarının, savaş sonrası dönemde kalkınma konusunda yürütülen tartışmalarda kullanılmış önemli kavramlar hakkındaki fikirleri yer almaktadır. Her bir denemede bir kavram, tarihsel ve antropolojik açıdan ele alınmakta ve bu kavrama ilişkin bireysel önyargılar açıklığa kavuşturulmaktadır.
?Yetenekli ve aykırı fikirli bilim insanları, Kalkınma, Yardım, İlerleme ve Yirminci Yüzyıl?ın diğer hayati tehlikeleri gibi konularda onlarca yıldır yürütülen beyin yıkama faaliyetine karşı çok etkili bir panzehir sunmaktadırlar? Susan George
A Fate Worse Than Debt?in yazarı geride bıraktığımız son kırk yıla ?kalkınma çağı denilebilir. “Dünya’nın güney yarımküresi”, bu süre içinde kalkınma adına “Dünya’nın

Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç – Melek Sanmıştım Şeytanı – Hüseyin Rahmi Gürpınar

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanını 1912 yılında yazmıştır. Romanda kuyruklu bir yıldızın dünyaya çarpacağı haberi ve kadın ile erkek arasında olan çatışmalar ve doğan büyük bir aşk anlatılıyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türkiye edebiyatının en üretken yazarlarından biri. Bu kitapta yer alan Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç ile Melek Sanmıştım Şeytanı adlı yapıtları genç okurlar için Everest Yayınları tarafından özenle sadeleştirilmiştir. Dünyaya çarpması beklenen Halley kuyrukluyıldızı bu felakete yol açmaz ama İstanbul insanının hayatında epey bir çalkantıya neden olur. Melek Sanmıştım Şeytanı adlı öykü derlemesinde ise yine döneminin İstanbul halkının mahalle aralarında yaşadıkları, evlerin içinde olup bitenler büyük bir canlılıkla çizilir.
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanının özeti şöyledir: 1910 yılının Mayıs ayında Halley Kuyruklu Yıldızı?nın dünyaya çarpacağı söylentisi yayılır. Bu haber dünyada olduğu

Felsefenin Beşiği Anadolu, Derman Bayladı

Derman Bayladı, ‘Felsefenin Beşiği Anadolu’da, Anadolu’da antik çağlarda ortaya çıkmış felsefe akımlarını ve filozofları ele alıyor. Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Demokritos, Protagoras, Herakleitos, Ksenophanes, Pythagoras, Epikouros ve Ariston, bu Anadolulu filozoflardan sadece birkaçı. Bayladı’nın çalışması, başta Batı Anadolu olmak üzere, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ortaya çıkmış çok sayıda isme yer vermesiyle oldukça kapsamlı ve zengin bir çalışma. Batı Anadolu’dan İyonya, İç Batı Anadolu, Kıyı Ege Kentleri, Ege Adaları, Karadeniz Bölgesi, Marmara Denizi Çevresindeki Adalar ve Kapadokya, bu filozof ve felsefe okullarının bulunduğu başlıca coğrafyalar.
“Bu kitap tarihteki felsefe okul ve akımlarını, bunlara bağlı ya da bağımsız filozofları ele alan klasik türde bir felsefe tarihi değildir. Ya da şöyle ifade edelim: Kitap felsefe okullarını da, filozofları da ele alıyor elbette, ama Anadolu ile ilgi ve bağlantıları ölçüsünde. Bir başka

2007’nin en çok satan kitabı: Fidel’le 100 Saat, Ignacio Ramonet

“Fidel’le Yüz Saat adlı kitap 2007 yılında Latin Amerika, Avrupa ve Asya’da gerçekleşen toplam 19 kitap fuarında sunulduktan sonra en çok okunan kitaplar arasına girdi. İspanyol-Fransız yazar ve gazeteci Ignacio Ramonet’nin Küba lideri Fidel Castro ile yapmış olduğu sohbetlerin derlemesinden oluşan kitap, Küba Devlet Başkanı’nın bizzat kendisi tarafından birçok kez okundu, yeniden düzeltildi ve zenginleştirildi.

Küba Kitap Komisyonu Başkanı Mirta Gonzales yaptığı açıklamada 2007’nin Küba uluslararası kitap fuarlarına katılması anlamında farklı bir yıl olduğunu ifade etti.

Gonzales “En azından resmi olarak Pekin, Çin Fuarı’na katıldık” vurgusunda bulundu ve ayrıca ülke olarak yazarları ve editörleriyle Avrupa’nın en önemli fuarları olan Libber-İspanya, Frankfurt- Almanya’da düzenlenen programlara

Bir İsyankar Olarak Hayatım, Angelica Balabanov

Balabanov, 1878’de Ukrayna’da doğuyor; fakat “bir isyankar olarak hayatı”, ailesinin dayatmalarına rağmen “görgü kuralları, yabancı dil, müzik, dans ve nakış” yerine Brüksel’de üniversite okumayı tercih etmesiyle başlıyor. Yoksulluğun bedenen ve ruhen düşkünleştirdiği Rus köylüsünde cisimleşen eşitsizliklere duyduğu derin tepki, Brüksel’de tanıştığı radikal fikirlerden beslenerek onu dönemin devrimci hareketinin önemli kadın militanlarından biri haline getiriyor.
İtalyan Sosyalist Partisi’ne üye olan ve sürgündeki Rus devrimci hareketi ile yakın ilişkiler kuran Balabanov, Sosyalist Kadınlar Birliği yürütme komitesinde görev alıyor ve Klara Zetkin’le çalışıyor. Enternasyonal’in sekreterliğini üstleniyor, Zimmerwald hareketinde önemli rol oynuyor. Avrupa’da med-cezir gibi yükselip alçalan devrim dalgasına, 1. Dünya Savaşı’na, II. Enternasyonal ihanetine, yakın mesai arkadaşı Mussollini’nin davayı satışına tanıklık eden Balabanov, 1917 devrimlerinin ardından

Can Yoldaşım “Nazım Üstüne”, Abidin Dino

“Bazı insanların (bu insanlar belki de birbirlerine belirli biçimde bağlıdır) yeryüzünde dolaşmaları sırasında bıraktıkları topolojik çizgiler şaşırtıcıdır; dolaşmaları, kesişen yol çizgileri, zaman-mekân içinde bezemeler oluşturur; onların geçtiği yolları bir coğrafya haritası üzerinde renkli kalemlerle izleyin, görünür de çözülmesi olanaksız tuhaf ve görkemli desenler elde edeceksiniz; bu desenler aslında, okumasını bilenler için gizli anlamlarla doludur.” Kitap, Abidin Dino’nun can yoldaşı Nazım Hikmet üzerine yazdığı yazılarla Nazım mektuplarını, şiirlerini içeriyor.
Abidin Dino, 1913 İstanbul doğumlu ressam, Yazar, yönetmen ve siyasetçi. Yaşamını sürdürdüğü 80 yıl içerisinde yazı, resim, senaryo, öykü ve yönetmenlik gibi çeşitli sanat dallarında birçok eser kazandıran Abidin Dino, Türkiye’de resmin öncülerinden biri olarak kabul edilmektedir. Abidin Dino, 23 Mart 1913?de İstanbul?da dünyaya geldi. Aynı yıl ailesi Cenevre?ye yerleşince 12 yaşına kadar burada büyüyen Dino, 1. Dünya Savaşı?nın

Sartre Sartre’ı Anlatıyor – Filozofun 70 Yaşındaki Otoportresi

“İnsanlık tarihinde, Sokrates’ten sonra ve günümüze değin, Jean- Paul Sartre kadar popüler olmuş başka bir filozof yoktur.
Popülerliğin, doğallıkla kitleleri, yani felsefe jargonunda “sokaktaki adam” diye anılan sıradan insan yığınını ve de politikayı çağrıştırdığı düşünüldükte, “popüler” sıfatı olumsuz bir nitelendirme sayılabilir, bir filozof için… Sartre’ın kendisi de, bu popülerliğe, felsefesinin tam ve dosdoğru kavranmasından çok, yanlış, eksik ve yalapşap yorumlanmasıyla beslenen bir yaşama anlayışının, dünya üzerinde ve dünyaya karşı bir konumlanış etiketinin (“budalaca” diye nitelediği varoluşçu etiketi) yol açtığını gördüğü oranda, bundan rahatsız oldu. Ancak, onu çağımızın en popüler figürlerinden biri haline getiren asıl şeyin, başkaları tastamam kavramasa da, tastamam felsefesinin izdüşümü olan politik tavır alışları, yaşadığı dönemde insanoğlunun, olumlu olumsuz, bütün edimleri karşısında gösterdiği olağanüstü duyarlılık ve somut tepkileri olduğunu da,

Biçimler Renkler Sözcükler, Ferit Edgü

Ferit Edgü, bu kitapta yer alan sanat üzerine yazılarında Vincent Van Gogh, Pablo Picasso, Henri Matisse, Paul Klee, Rousseau, Georges Braque, Fernand Léger, Salvador Dali, Paul Cezanne, Constantin Brancusi, Marc Chagall, Alberto Giacometti, Francis Bacon, Nicolas de Staël gibi sanatçıların yapıtlarını ?okumaya? çalışıyor ve onların seslerini dinliyor.
“Biçimler Renkler Sözcükler”in yazarı Ferit Edgü, 24 Şubat 1936?da İstanbul?da doğdu. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü?nde eğitim görürken kazandığı bir sınavla Almanya’ya gitti. Oradan Fransa’ya geçti. 1959-1964 arasında Paris?te resim çalışmalarının yanısıra felsefe, sanat tarihi, seramik kurslarına katıldı. Askerliğini yedeksubay öğretmen olarak yaptı. 1 yıl daha Paris?te yaşadı. Türkiye?ye dönüşünde önce metin yazarlığı yaptı. Daha sonra DATA reklamcılık ve Ada yayıncılık şirketlerini kurdu. Yazın hayatına şiirle başladı. İlk şiiri 1952?de Kaynak dergisinde, ilk öyküsü 1954?te Yeni Ufuklar dergisinde

Türkiye İşçi Sınıfı Tarihinden Kesitler, Tevfik Çavdar

Kırk yılı aşkın süre içerisinde birçok sendikanın eğitim seminerinde görev alan, yayınlarında yazılar yazan yazar Tevfik Çavdar, ‘Türkiye İşçi Sınıfı Tarihinden Kesitler’ adlı kitabında, yaklaşık yüz elli yıl boyunca savaşlar, darbeler, sıkıyönetimler boyunca acılar çeken işçilerin tarihini, çeşitli kişisel arşivlerden yararlanarak ortaya koyuyor.
?Bu çalışma, Türkiye işçi sınıfının ve onun hakları doğrultusundaki savaşımın mütevazı bir öyküsüdür? diyen Tevfik Çavdar, sınıf kavramını açıklığa kavuşturduğu giriş yazısının ardından, işçi sınıfının Tanzimat döneminden bugüne uzanan tarihini, belirli kesitleri öne çıkararak inceliyor. Kırk yılı aşkın bir süre boyunca birçok sendikanın eğitim seminerlerinde görev almış, dergilerinde, yıllıklarında yazmış ve eğitim notları hazırlamış olan Çavdar, tarih aktarımının ötesine geçerek, çıkardığı dersleri paylaşıyor. Geleceğin yaşanası

Aman Piyasalar, E. Ahmet Tonak, ?Piyasalar? ya duyarsa!

Eleştirel bir şeyler söyleyeceksek kısık sesle ve kendi aramızda konuşmalıyız. Yani bizden istedikleri kısaca şudur: ?Aman piyasalar? duymasın!
Günümüz liberalleri piyasa tapınmalarını yükselte yükselte kutsal bir inanca dönüştürdüler. Bu ruhban sınıfına göre, ekonomik koşullar hakkında eleştirel görüş bildirmek büyük bir günahtır. Şom ağızlılık ?piyasalar?ın gazabını üzerimize çekmekten başka bir şeye hizmet etmez. ?Piyasalar?ı kızdırırsak ?hepimiz? büyük refah kayıplarına maruz kalabiliriz. Bu nedenle piyasa hakkında alenen ileri geri konuşmaktan ?hepimiz? imtina etmeliyiz. Yani bizden istedikleri kısaca şudur: ?Aman piyasalar? duymasın! Fakat ne çare ki, zaman zaman içimizden birileri beklenmedik bir anda meydana fırlayarak cüretkârca ?piyasaları? kızdırabilir. E. Ahmet Tonak?ın son kitabı Aman Piyasalar bu tür bir müdahele. Kitap, artık bir fetişe dönüşmüş

Ateş Hırsızının Kaçışı, Terry Deary

“Yunan Tanrı ve Tanrıçalarının cirit attığı Ateş Hırsızının Kaçısı (serinin ikinci kitabı) kurgusunun mükemmelliğiyle nevi şahsına münhasır bir kitap. Olaylar, 4 bin sene önceki Yunanistan ve 1795 yılının Aden şehrinde geçiyor. Okur zaman içinde yolculuk yaparken göz ardı edilmeyecek kadar yol katediyor. Ama buna tatlı yorgunluk diyebiliriz. Kitabın en önemli özelliklerinden biri de hikâyenin anlatıcısı tarafından sayfalara düşülmüş dipnotlar. Bu dipnotlarla okur sürekli kâh tahrik ediliyor kâh bir şeyleri düşünememekle suçlanıyor. Anlatıcının okura söylediklerine diyecek bir şey bulamıyor insan, dut yemiş bülbüle dönüyoruz çaresiz. Zehir zemberek bir anlatıcıyla karşı karşıyayız.
Hikâye kişileri genellikle Tanrı olan kitapta benim kahramanım Adenli Helen, aynı zamanda kitabın anlatıcısı oluyor. Kendisi Dr. Dee?nin kızı. Babasıyla birlikte kalabalıklar önünde ilginç gösteriler yapıyor. Dr. Dee?nin Muhteşem Tehlike Karnavalı adıyla yaptıkları gösterilerde izleyicilerin gözlerinin fal taşı gibi açılmasından

Filistin Halkının Bilgesi George Habaş (El Hakim) Filistin: Düşle Gerçek Arasında

?George Habaş: Düşle Gerçek Arasında?, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi?nin kurucusu George Habaş?ın yazılarından, söyleşilerinden ve ölümünden sonra onun için kaleme alınan yazılardan oluşuyor. Kitap temelde, Filistin?in mücadele geleneğinde önemli bir yer edinen Habaş?ın siyaset anlayışını aktarıyor. Fakat bunun yanı sıra, okur için de, Filistin?de yaşananlarla bir empati kurma imkanı yaratıyor ve bu sorunun gerçekte tüm dünya için taşıdığı anlamları ortaya koyuyor. Kitapta Habaş?la simgelenen Filistin özgürlük hareketinin en öne çıkan yönü de, yüzlerce, hatta binlerce kez yıkıma uğrayan bu halkın, muazzam bir mücadele iradesi göstererek, her seferinde küllerinden kendisini yeniden yaratabilmesidir. Böylece kitap, bir diğer adı ?El-Hakim? olan Habaş?ın öyküsünün yanı sıra, Filistin?in, İsrail?in ve tüm

Eğitim Üzerine, Aristoteles. Yayına hazırlayan: John Burnet, çeviren: Ahmet Aydoğan

?Eğitim Üzerine?, Aristoteles?in muhtelif kitaplarından derlenmiş konu hakkındaki görüşlerinden oluşuyor. Bu yazılardan görüleceği gibi, Aristoteles?in sisteminde eğitim sanatı, siyaset biliminin bir parçası olduğundan, teorik ya da spekülatif değil, pratik bir bilimdir. Aristoteles?e göre, insan ruhu iki katlı veya çift yönlü bir doğaya sahip olduğundan, eğitimin de çift yönlü bir amacı olmalıdır. Buna göre, eğitim öncelikle devletin refah ve mutluluğunu yükseltecek bir kişiliği yoğurmayı hedefler; ikinci olarak ruha, pratik ihtiyaçlar giderildiğinde mümkün hale gelecek olan serbest zamanı, doğru bir şekilde değerlendirmeyi öğretir.
“İnsan olarak insani şeyleri, ölümlü olarak ölümlü şeyleri düşünmemizi salık verenlere kulak asmamalı, fakat elimizden geldiğince kendimizi ölümsüzleştirmeli ve içimizdeki en iyi, en yüce şeyle uyum içinde yaşamak için her şeyi

Anadolu Aleviliği, Esat Korkmaz

Esat Korkmaz, ?Anadolu Aleviliği?nde, bu inancın felsefesini, öğretisini ve erkânını anlatıyor. Korkmaz, Anadolu Aleviliğinin, ?bilge? olarak tanımladığı erenlerin felsefesi olduğunu söylüyor ve bu anlamda, vahiy dışı felsefi bir din olduğunu savunuyor. Korkmaz kitabı boyunca, Anadolu Aleviliğinin bir felsefi din, bir bilgelik öğretisi olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Korkmaz bunun yanında, bu inancın insan – evren – tanrı konusundaki tasarımlarını, ayrıca felsefesi ve öğretisi gereği laik olan Alevi yaşam biçiminin aydınlanma, hümanizm ve etik unsurlarla nasıl bir bağ kurduğunu da anlatıyor. Çalışmada, Anadolu Aleviliği erkânının anlatımına ayrılan geniş bir bölüm de yer alıyor.
Esat Korkmaz, 1946’da Manisa/Demirci’de doğdu. Fikir Kulübü (FK) Yönetim Kurulu ve son dönem Devrimci Gençlik Federasyonu (DEV-GENÇ) Genel Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulundu. 12 Mart sonrası

İstanbullu, Mehmet Tanju Akerman

“Bence garip bir isim oldu İstanbullu? İstanbullu var mı? Bunu soruyor herkes. Böyle giderse ilerde Antalyalı da olmayacak. Kayserili de. Bin yıl sonra oraya gelenlerde olmayacak. Olmaz öyle şey, Dünyanın her yerinde insan var. İstanbul´da da İstanbullu vardı. Ben onu yazdım.
(…) Göçler İstanbul’un dengelerini değiştirdi ve bambaşka bir İstanbul çıktı karşımıza. Bu bir değişim miydi, işgal miydi, ilerleme miydi, zenginlik miydi neydi bu… Göç, göç, göç ve göçlerin ettiği. En yakın tanıklarından biri olan ben bunu yazmalıydım. Nasıl? Roman mı? İnceleme mi? Araştırma mı? Yazmalıydım ama nasıl. Sonunda kararımı verdim, gördüğüm gibi yazacaktım. İçimden geldiği gibi yazacaktım. Gözlem, anı ve yorum üçünü karıştırıp beğeninize sunacaktım. Kararımı verdim. Başarılı olur muyum diye endişe etmiyorum. O günü ve bugünü birlikte göreceğiz. Bir İstanbullu

Don Kişot İstanbul’da, Rıfat Ilgaz, “Don Kişot’un gözüyle İstanbul gerçeği”

Rıfat Ilgaz’ın ilk öykü kitaplarından biri olan Don Kişot İstanbul’da, 1957 yılında Turhan Selçuk ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’nde “Stepne” takma adıyla dizi olarak yayınlanmıştır. Kimdir Don Kişot? Şövalyeliğini sürdürmek isteyen iyi niyetli bir ün budalası mı? Yoksa bir geleneği sürdürmek isteyen soylu üstün kişi mi? Ne var ki, hemen her çağın bir Donkişot’u çıkıp ününü sürdürmeye çalışmakta, adını belleğimizin derinliklerine gömmekte. Bizim de bir çok Don Kişotlarımız olmadı mı? Bugüne kadar onların ne olduklarını çözemezdik. Geldiler geçtiler şu İstanbul’dan. Yıktılar, yaptılar. Rıfat Ilgaz, hayal gücünü ustaca kullanarak Don Kişot’u İstanbul’da dolaştırıyor. Bize, gerçekleri Don Kişot’un gözünden sunuyor. Acaba gerçek Don Kişot kim ?
?Rıfat Ilgaz’da, Çehov, O?Henry, Esendal gibilerinde gördüğümüz, hikayelerin yapısına oturmuş, ölçülü, dengeli bir sağlam mizah anlayışı var. Bu mizah, aslında ?halkının yaşamasında beliren? değerlerden özünü alıyor. Rıfat Ilgaz, nice yıldır yazarlığın çilesini

İstanbul ve Değişim, Mehmet Tanju Akerman

Mehmet Tanju Akerman, ?İstanbul ve Değişim? kitabında, söze trafikle başlayıp cumbalar arası yapılan flörtün günümüz flörtüne ulaşan sürecinden söz ediyor; İstanbul?un mahalle ya da semt yaşamını dile getirirken gündelik temel gereksinimleri, gelenek görenekleri, zaman içindeki değişimleri göz ardı etmeden irdeliyor. Kitabı okuduktan sonra, huyuyla suyuyla ve yaşam örgüsüyle İstanbul?u tanımış oluyorsunuz.
“İstanbul kurulduğundan bu yana durup, oturmamış ki. Devamlı değişimin içinde. Göçler gelmiş, göçler gitmiş. İnsanlar yaşamış, nesiller değişmiş. İstanbul hep değişiklik göstermiş. Gün olmuş güzel günler geçirmiş. Gün olmuş doğasını katletmişler. Gün olmuş insanlar toplu olarak göç etmişler. Ama dünyada başka bir İstanbul yok. Biraz benzeri de yok. Pek çok boğaz var. Hiçbirinin yerleşimi İstanbul’a benzemiyor. Güzelliği de benzemiyor. Boğaza inat bir de Haliç var İki de denizi var. Biri

insanokur.org’u

bilgiyle tutsaklıktan özgürlüğe…
“yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…”