Spor Ahlakı Ve Sorunları, Mehmet Şahin

Bu kitap spor değerlerinin, spor ahlakının, sporun toplumsallığı gibi temel kavramları, sportif yeniden üretimle toplumsallaştırılması doğrultusunda çözümlemesini yapmaktadır. Aşırı profesyonelleşme, doping, şike gibi durumların, toplumsallığın parçalanışına koşut olarak nasıl boy gösterdikleri, önlemleri ne olabileceği ve ne olması gerektiği açık bir dille okura sunulmaktadır. Bilim dilinin günlük konuşma diliyle kaynaştırılarak kitlelere hitap edilebileceğinin de öğretici bir örneğidir.”*
?Milattan Sonra 146 yılında Romalılar, Yunanistan?ı işgal edince Roma İmparatoru Neron ?Olimpiyat Oyunlarında yarışmadan kendisinin şampiyon ilan edilmesini? istemiştir. Buna tepki gösterilmiş, sonra Neron 5000 kişilik koruma ordusu ile birlikte olimpiyatlara gelmiş ve

Suskunlar, İhsan Oktay Anar, ?Sükût ikrardan gelir?

Nevzat Evrim Önal’ın yorumuyla;
Postmodern edebiyatın Türkiye?deki en önemli temsilcilerinden İhsan Oktay Anar, beşinci eseri olan Suskunlar?da, 18. yüzyıl İstanbul?unda, müzik teması etrafında kurulmuş bir mistik hikâye anlatıyor.
Daha önceki romanlarında olduğu gibi ?masal masal içinde? bir tarzda yazılmış olan eserde Anar, semavi dinlerin etrafında örülen mitolojiye geniş biçimde, arzusuna göre şekil veriyor ve okuyucuya ağır diline rağmen kolay okunan, eğlenceli bir eser sunuyor.
Başlamadan belirtmemiz gerekli ki, yazacağımız eleştiri metninde,

Resul Rıza ‘nın Hayatı

“Azerbaycan Halk Şairi” büyük sanat insanı, Sovyet şiirinin kurucularından Resul Rıza, ülke şiirinin gelişmesinde önemli çabalarda imzası olan kişidir.
Ve Resul Rıza’nın sesi , “Ben İsterim” adlı şiiriyle yürekten yüreğe, ülkeden ülkeye hala yankılanır;
“Ben isterim ki. Bulutlar ağlasın. Çocuklar ağlamasın. Hiçbiri öksüzlük, yetimlik duymasın. Ben isterim ki, konuşsun her çiçek kendi dilince. Silahların kesilsin sesi. Ben isterim ki;  soğuğa, karanlığa kapansın kapılar. Gözler kapanmasın. Sözler kapanmasın. Ben isterim ki, yangınlar sönsün, umutlar sönmesin. Erişsin her meyve kendi çağında. Yüreklere acı söz değmesin. Ben isterim ki, eğilsin dallar bereketten.
İnsanoğlu başını eğmesin, utançtan ya da güçsüzlükten. Ben isterim ki, gözyaşı gibi aksın pınarlar berrak, duru toprağın üzerinde. Pınar gibi akmasın gözyaşı,

BAVE NAZE

Miriyê Heram

KSENOPHON

Anabasis / Onbinlerin Dönüşü

Auschwitz’de Düğün – Erich Hackl

Avusturyalı yazarın bu belgesel romanı, Almanya’nın karanlık Nazi dönemine ilişkin son derece insancıl bir hikayeyi anlatıyor. Romanda İspanya ‘da Generel Franco’ya karşı savaşan Viyanalı devrimci Rudi Friemel’in ispanyol Marga Ferrer’le tanışmasının ardından, Auschwitz toplama kampına düşmesi ve 1944’te Marga ile evliliği ve aynı yıl idam edilişi anlatılıyor.

Yaşanmış bir hikayeden yola çıkan yazar, olay ile kurguyu iç içe geçirdiği anlatımıyla okuru bütünün parçası olma yolunda ilerletiyor. Doğrusal anlatım tekniği yerine zaman zaman kahramanların

BEYDEBA

Kelile ve Dimne

Neydik Ne Olduk – Mehmet Türkkan

“Bu toprakta on binlerce yıldan beri yaşayıp gelenlerin öyküsünü anlatacağım size. Bu toprağı ekip biçen, elleriyle yoğuran, yapan ve yaratan insanların öyküsünü…
Ne İdik ne olduk? Dört ayaklı maymunlar gibi yürürken on binlerce yılın ardını nasıl dolanıp geldik? Anadolu toprağında nasıl gezindik? Nasıl avlandık? Nasıl barındık?
Demem şu: Anadolu toprağı ile, toprakla nasıl sarmaş dolaş yasadık? İnsan oluş sürecimizde bizi yönlendiren bu topraktır. “Sık sık silahlı yığınlar geldi, kılıçlarıyla doğudan batıya, batıdan doğuya topraklarımızı ele geçirdi. Bütün yengilerine karşın

Şizofreni En Uzak Ülke, Levent Mete

Şizofreni, insanı bilincin köşesine sıkıştırıp, bilinçdışına sığınmak zorunda bırakan bir ruhsal bozukluk.

Alışılagelmiş algılama ve yorumlama biçimlerine yabancılaşan kişi, içinde yaşadığı toplumdan kopuyor ve kendi iç dünyasının derinliklerinde sürüklenmeye başlıyor. Bu olağandışı ve korku verici serüveni yaşayanların ağzından dinlemek ve dünyayı onların gözünden seyretmek şizofreni konusunda bilinçlenmenin ilk basamağı.

“Bir Ruh Sağlığı Merkezi’nin gazetesinde yayınlanan şiir şizofreniyi şöyle tanımlıyor:

Kız Kulesi’ndeki Kızılderili, Sunay Akın

Kız Kulesi’ndeki Kızılderili
Bir yaz akşamı
Boğazın ortasındaki,
Kız kulesinin beyaz duvarlarında
Kızılderililerin vahşi olarak gösterildiği bir
Kovboy filmi izlediğinizi düşleyin…
İşte o an,omuzunuza konan
Martı kulağınıza şunları söyleyecektir;’
‘Kız kulesine bakıyorsun,
Kızılderililere de
ama gerçeği göremiyorsun…
Gel benimle.”

İLARİO SALUCCİ

Irak?ta Solun Tarihi / Komünist Partisi, İşçi Hareketleri ve Sol, 1924-2004

“Bilimin Öncüleri”nin düşsel ve imrendirici yaşamları; Cemal Yıldırım

Onlar, insanlığın gerçeği arayışında, düşüncesinin önündeki engelleri yıkıp geçtiler.
Onlar, insanlığın evren ve doğa algılayışını kökten değiştirdiler.
Onlar evrenin sırlarına ermemizi sağladılar.
Onlar bizi atomun sırlarıyla tanıştırdılar. Onlar bilimi yarattılar…
Uğraştığı geometri problemi canına mal olan Arşimet…
Evreni ve doğayı matematikselleştiren Galilei…
Doğayı açıklayan yasalarıyla yepyeni br fizik kuran Newton… Simyayı kimyaya dönüştüren Lavoisier…
Evrim kuramının babası Darwin…
Keşfettiği radyumun kurbanı olan Marie Curie…
Madde ile enerji arasındaki bağı çözen Einstein…
Atom modelinde devrim yaratan Heisenberg…

Ve bilim yaratan daha nice bilim insanı, yaşamöyküleri ve bilime kattıklarıyla birbirlerine eklenerek, özneleriyle

MENAF TURAN

Türkiye?de Kentsel Rant / Devlet Mülkiyetinden Özel Mülkiyete

Matematik ‘yaramaz’dır! Akıl yürütme, mantık ve matematik; Ahmet Doğan

“Ne yazık ki, çocuklarımızı statik düşünmeye alıştırırız. Çocuk küçükken alabildiğine öğrenme, merak duygusu içindedir; ama aileden başlayan ve okulda devam eden bir eğitim sürecinde, merak duygusunu kalıba döker, düşünme yeteneklerini azaltırız. Bu nedenle öğretmen öğrencinin aklını kışkırtmalı; ama bunu yapması için kendine güvenmesi gerek. Kışkırtırsan, öğrenci araştırır, bulur, seninle tartışmaya gelir. Bundan kaçınmamak gerek. Matematiği çok insan anlatabilir; ama doğru öğretmenlik nedir derseniz, mesele burada düğümleniyor. Öğrencinin beynini olabildiğince özgürleştirecek, sınırlarını zorlayacaksın?”
“Matematik ne işe yarar?”
Bu kitabın yazarının en çok sinirlendiği soru bu. Ama matematik öğretmeni olarak en fazla karşılaştığı soru da, aynı zamanda. Peki kusur,

‘Eksik Şiir’lerin Yolculuğu, Sezen Aksu

Sezen Aksu, yıllardır hayranlarının dilinden düşmeyen şarkılarının 2006 yılında sözlerini bir araya getirerek kitaplaştırdı. Sanatçının “Eksik Şiir”adını verdiği kitabında, 1975’ten 2006’ya kadar yazmış olduğu 400’ün üzerinde şarkı sözlerinden 197’si yer alıyor.
“Eksik Şiir”, aşk ve sevgi, tutkularımız, vazgeçişlerimiz ve hep yeniden umutlanışımız üzerine bir kitap. İnsan olmakla ne kadar kırılgan olduğumuzu, ama her şeye rağmen yaralarımızı sarıp ayakta durabilecek güce sahip olduğumuzu kanıtlıyor.
“Eksik Şiir” adını taşıyan seçki, açılışında “Hayat Sana Teşekkür Ederim”, finalinde ise “Gidemem” ile sona eriyor.

Hayat Sana Teşekkür Ederim
Oyuncak bebekleri sevmedim çok,
Evcilik oynamayı…
Alkışı sevdim,
Bıçak sırtlarında

insanokur.org’u

bilgiyle tutsaklıktan özgürlüğe…
“yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…”