?Yasaklarda Üşüyorum?, Êdî Bese – Müslüm Üzülmez

?ben bağrıma bazalt taşı basmışım/ kırıcılar kalbimi eder talan? Cehennemde Üşüyorum?un ardından Cumali Eşsizoğlu?nun ?üşüyorum? dizisinde ikinci şiir kitabı Yasaklarda Üşüyorum adıyla okurlarıyla buluştu. Üşümek; ısı yokluğu, azlığı veya ısı kaybından etkilenmek, soğuğun etkisini duymak olarak tanımlanır. Fizik yasalarına göre farklı sıcaklıklara sahip cisimler birbirleriyle temas ettiklerinde

okumak için tıklayınız

Şekispir’den Shakespeare’e: Üstadın Anadolu Macerası

Önceleri Şekispir, Şekspir ya da Şekspiyer diye anılmaya başladıysa da 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra artık ülkemizde de Shakespeare diye biliniyordu. Onun bu topraklardaki macerası yaklaşık 140 yıl önce, Osmanlı’nın son döneminde başladı. Shakespeare’in tiyatro yapıtlarının Osmanlı’daki ilk çevirmeni Kütahyalı Hasan Bedrettin Paşa ile arkadaşı Manastırlı Mehmet Rıfat olmuş. 1870’lerde bu ikili (İngilizce bilmedikleri için)

okumak için tıklayınız

Günlük Hayatımızda Sürekli Karşılaştığımız 16 Batıl İnanç ve Çıkış Noktaları

Günlük hayatımızda farkında olmadan ya da anlamını bilmeden yaptığımız bazı batıl inançlar ve bu inançların ilginç çıkış noktaları sizlerle… 1. Merdivenin altından yürümenin şanssızlık getirmesi Antik Mısır’da başladığına inanılan bu geleneğin sebebi duvara veya bir yüzeye yaslandığında üçgen şeklinde

okumak için tıklayınız

Beynimdeki Şeytan Filmi ve Anılar 1966 – Ayhan Hüseyin ülgenay

Ankara’daki provalar bitince İstanbul Efendisi oyununun kadrosu Adana’ya geldi.Ayın tam ortası,maaşlar 17 gün sonra geldi Allahtan hazırlıklı gelmişim bunu düşünemeyenler çok zor durumda kaldı Oyunun bütün kadrosu küçük Saat?e yakın AĞBA oteline yerleştirildi.Birinci sınıf bir otel en üst katında bir gece kulübü var.Sahne alan gurup dünya karması gibi, her ülkeden sanatçı var genellikle caz çalıyorlar

okumak için tıklayınız

Sıtkı Yırcalı hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

Sıtkı Yırcalı ( İbrahim Sıtkı YIRCALIZADE ) 1908 Balıkesir doğumlu.Baba Adı ; Ahmet Şükrü, Ana Adı ; Emine Kadriye. İlk Okulu Balıkesir ve Konya?da okudu.Orta okulu Balıkesir de başladı İstanbul da bitirdi Kabataş Erkek Lisesi (1928), İstanbul Hukuk Fakültesi, Paris Hukuk Fakültesi Siyasal Bilgiler Okulu(Doktora) mezunu.Evli, iki çocuk babası. Fransızca biliyor.Öğretmen, Maliye Müfettişi, Gazeteci, Basın

okumak için tıklayınız

?Yislam Veledkin*, Antakya!?

Şehirler, yaşamımızda asla bir arka fon değildir. Yersiz yurtsuz olduğumuzu hissettiğimiz, karın doyurma telaşına kapılıp yabancılaşma olgusunu tamamen içselleştirdiğimiz anlarda bile, şehir uzun zamanların bazen en mavi bazen de en gri sığınağı olarak yer eder kalbimizde. ?Şehir nedir ki, esas olan insandır!? demişse de Shakespeare, nereye gidersek gidelim ardımızdan gelen, hep özlenen ve bu özlemden

okumak için tıklayınız

“Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın”

Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı… Bir ölüm düşünün. Uzun?Uzun gecelerden daha uzun, karanlık bir ölüm? Sinsi olduğu kadar aleni? Toprağın fersah fersah altında, sessiz, kımıltısız ve bir o kadar da çığlık çığlığa? Madencinin sesi kısıktır oysa. Çığlığı kuru? 1500 lira maaşla çalışır; daima başkalarına çalışır. Kirasını öder, çocuğuna bez alır, kanaat eder. Sanayi devriminden bu

okumak için tıklayınız

Her kadın anne mi doğar? – Elif Şahin Hamidi

İlk romanı ?Eşik?le 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü alan Irmak Zileli, ?Gözlerini Kaçırma? adlı yeni romanıyla yola devam ediyor. ?Eşik? yayımlandığında Irmak Zileli, çiçeği burnunda sayılabilecek bir anneydi. O minik bebek bugün dört yaşında bir kız çocuğu… Zileli, annelik yolculuğunun başından bu yana biriktirdiklerinin izinde, kutsal annelik mitinin çelişkilerini deşerek, güzel bir kurguyla bu kitabı

okumak için tıklayınız

?On Beş Yaşında Bir Kız ve Onun Kararsız Hayatı?

Kız çocukları genç kız olmayı sabırsızlıkla beklerken ergenliğin ilk dönemlerinde yaşadıkları hızlı değişiklerle beklenmedik farklı duyguların içine girerler. Düne kadar bebekleriyle oynayan bir kız çocuğu iken, bir genç kız olmanın zorluklarıyla yüzleşirler. Bunun yanında kendilerini ispat etmek de isterler. Bunu gerçekleştirirken de çeşitli hatalar yapabilirler. Çünkü karar verme konusunda çok da başarılı değillerdir. ?Şu Benim

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif

2 Haziran 2014, şair Ahmed Arif’in ölümünün 23. yılı. “Ahmed Arif dağları söylemiştir şiirlerinde. Uyrukluk tanımayan, yaşsız dağları, ‘âsi’ dağları. Uzun ve tek ağıt gibidir onun şiiri. ‘Daha deniz görmemiş’ çocuklara adanmıştır. Kurdun kuşun arasında, yaban çiçekleri arasında söylenmiştir, bir hançer kabzasına işlenmiştir. Ama o ağıtta bir yerde, birdenbire bir zafer şarkısına dönüşecekmiş gibi bir

okumak için tıklayınız

Hep ?genç kalacak? bir yazar Tezer Özlü

İlk kez 1997?de yayımlanan Tezer Özlü?ye Armağan, genişletilmiş ikinci baskısında, yazar hakkında, o yaşarken ve sonrasında kaleme alınmış yazıları bir araya getirirken kronolojik bir sıra izliyor. Kısa süren yaşamına (1942-1986), yayımladığı dört küçük kitabına rağmen, özgün dili, kurgu yapısı ve imge dünyasıyla bizi büyülemeye devam eden bir yazar Tezer Özlü. Bu yılın başında Yeryüzüne Dayanabilmek

okumak için tıklayınız

Oktay Rifat?ın ?Horozcu?luğu

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Oktay Rifat?ı doğumunun 100. yılında ?Elleri Var Özgürlüğün? adlı sergi ile anıyor. Sergide çağdaş şiirimizin klasiklerinden Oktay Rifat?ın yaşamından kesitler, ailesi ve edebiyatçı dostlarıyla ilişkileri yansıtılıyor. Fotoğraflarının yanında el yazısı ile şiirleri, imzalı kitapları, resmi belgeleri, mektupları, daktilosu, küllüğü, pardösüsü, kasketi, saati gibi özel eşyaları da sergileniyor. Nâzım Hikmet?in annesi

okumak için tıklayınız

William Shakespeare ve sonelerin özellikleri

Ne yaldızlı hükümdar anıtları, ne mermer Ömür süremez benim güçlü şiirim kadar; Seni pasaklı Zaman pis bir mezara gömer. Ama satırlarımda güzelliğin ışıldar Savaşlar tepetaklak devirir heykelleri Çökertir boğuşanlar yapı demez sur demez, Ama Mars?ın kılıcı, cengin ateş selleri Şiirimde yaşayan anını yok edemez. Ölüme ve her şeyi unutturan düşmana Karşı koyacaksın sen; yeryüzünü mahşere

okumak için tıklayınız

Arif Damar, arkadaşlarınız size Arif Barikat diyor. Nereden geliyor “Barikat” soyismi?

Arkadaşlarınız size Arif Barikat diyor. Nereden geliyor “Barikat” soyismi? Kars Valisi’nin oğlu Doğan Aksoy bana verdi Barikat soyismini. Onların evinde nişanlandım ben. Nişanda Ruhi Su, Enver Gökçe, Yaşar Kemal gibi isimler vardı. Bu arada ben Kars’a gittim görevli olarak. Kars’tan dönünce nişanlım Güner “sensiz de yaşayabiliyormuşum” dedi ve böylece ayrıldık. O dönem çok üzüldüm. Askere

okumak için tıklayınız

Bir vaka arşivi

İş Cinayetleri Almanağı, iki senedir, ulusal basına yansıyan cinayetlerin günbegün çetelesini tutmakta. Çalıştığı forklift / kamyonet üstüne devrildi. Halatı kopan asansörün / üzerine çöken duvarın / kömür yüklü vagonun altında kaldı. Elektrik arızasını giderirken / inşaata kablo döşerken akıma kapıldı. Metan gazı patlaması / toprak kayması sonucu göçüğün altında sıkıştı. Doğalgaz kaçağından / borudan sızan

okumak için tıklayınız

Direnlibido – Cemal Dindar

#direnlibido, despotizme karşı yaşamı savunmak için bireyleri direnişe geçiren ruhsal dinamikler üzerine bir inceleme. Bu dinamiklerin Türkiye’nin uzak-yakın tarihi ile bağlarını kuruyor. ‘Bin yıllık’ tarihimizin dertlerine, 24 Ocak-12 Eylül Darbesi’nin yarattığı ruhsal iklime ve neoliberalizme karşı Gezi Direnişi’nin anlamını araştırıyor. Bastırılmış olan döner. Bastırılan, olanca yaşama arzusunu kuşanarak, geri döndü.

okumak için tıklayınız

Zaman Tüneliyle Gezi Direnişi

Bağımsız İletişim Ağı (bianet) Gezi direnişinin yıldönümünde “”Zaman Tüneliyle Gezi Direnişi” başlıklı geniş bir dosyaya imza attı. Bianet çalışanlarının 4 ay çalışarak hazırladığı dosya, 27 Mayıs’ta başlayan Gezi direnişinin ilk gününden Mart 2014’e kadar uzanan süreci ele alıyor. Direnişin bütün yönlerini interaktif bir ortamda derleyen çalışmada birçok yazı, direnişin unutulmaz fotoğraflarının yer aldığı galeriler, “orantısız

okumak için tıklayınız

Oktay Rifat 100 yaşında: “Bir şeyler yaptım galiba!”

“Övünmekten ve övülmekten hoşlanmayan, gerçeği, gerçek değerleri görmeye, anlamaya çalışan, alabildiğine alçak gönüllü bir kişilik. ‘Kimin kaç dizesi kalmış bir iki yüzyıl sonrasına! Öyleyse bu tafra, bu kabarma niye!’ Yetmiş yaşını geçtiğinde, tüm şiirlerini bir araya getiren tuğla kalınlığındaki cildi sık sık eline alır, karıştırır, orasından, burasından okurdu sessizce. ‘Bir şeyler yaptım galiba!’ Ve son

okumak için tıklayınız

“Taksim Meydanı’nda Tarih Yapılıyor!”

Yordam Kitap tarafından basılan Marksist Dünya Tarihi, Gezi’nin 1. Yıldönümünde çıkıyor! Neil Faulkner, çeviri süreci başlamış olan kitaba Gezi isyanının sıcak ortamında bir önsöz yazdı. İşte o önsözden tadımlık pasajlar: “Britanya?dan olayların seyrini izlerken Taksim Meydanı ilham verici gözüküyordu. Uykusundan silkinen halk kitleleri işte yeniden tarih sahnesine dönüyordu. İşte ?çoğunluk? bir kez daha ?azınlık? karşısında

okumak için tıklayınız

“Türkiye İşçi Partisi’ne Aşık Oldum” – Hamdi Doğan

“Gülerek çantamdan bildirileri çıkartıp arkadaşlara dağıttım. ‘Yoluna canımı koyduğum TİP’e âşık oldum. Onun için köy köy dolaşıyorum. Karımı, çocuklarımı bırakmış sabah akşam adam bulmak için çırpınıyorum. Buna aşk denmez de ne denir? Beni bir gün bu yolda öldürürler bunu böyle bilin.’ Seyfettin Çavuş: ‘Senin dinin, Allah’ın var mı? Biz de bu adam kudurmuş mu da

okumak için tıklayınız