Zamanın Manzarası – Mehmet Eroğlu

Acıya dayanacak kadar güçlü olduğumu düşünmüştüm. Garip ama gerçek; aslında acısız yaşayamıyoruz. Çünkü bilgi ve gerçeğin asıl kaynağı olan acı, varlığımızın farkına varmamızı da sağlıyor. Bizi sahici kılıyor. Yansız akıp giden, hayat denen saçmalık. Bitmek bilmeyen, kötü geçmeye kararlı yıllar. Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek. “Neden

okumak için tıklayınız

Peter Weiss ile söyleşi – Tezer Özlü

1982 yılı Bremen Edebiyat Ödülü Peter Weiss?a verildi. Bu, Federal Almanya?da verilen en önemli edebiyat ödülü. Yirmi yıla yakın bir süredir okuduğum ve Alman yazının savaş sonrası yazarları içinde en sevdiğim bu büyük yazarı tanımak ve onunla Milliyet Sanat Dergisi okurları adına konuşmak için Berlin?den Bremen?e gitmek ne büyük bir olanak. Sabah saat altıda Berlin

okumak için tıklayınız

İktidarın ve Sermayenin “Fıtrat”ı

Soma madencilerinin anısına Bugün işçi sınıfı edebiyatının en büyük romanlarından birisi olan Germinal’i ve dünya edebiyatında yazarlığı kadar entelektüel kimliğiyle de ayrıcalıklı bir yer edinen Émile Zola’yı hatırlatmak istiyorum. Yordam Kitap’ın uzun süredir yayıma hazırladığı romanın Soma’daki işçi katliamının hemen ertesine denk gelmesi bir rastlantı. Ancak maden kazalarını “fıtrat”a bağlayan bir zihniyet tarafından yönetilen bir

okumak için tıklayınız

Sessiz bir ortamda okuyun çünkü çok gürültülü

Kitabın adına aldanmayın; gürültüden öte sesin tarihi anlatılıyor burada. Afrika?daki ?konuşan davullar?dan şehir hayatına uzanıyor hat ve arada neredeyse sesle ilgili her yere ulaşıyor. Ansiklopediler, ?gürültü?yü iki türlü tanımlar: Ses kirliliği ve istenmeyen ses. İkisi farklı şeydir. Bülent Ortaçgil?in sessiz Bozburun?u tarif ederken ?en küçük bir ses bile sanki gökgürültüsü? dediğine bakmayın, sessiz bir ortamda

okumak için tıklayınız

Esas Duruşta Cinayet – İsmail Saymaz

İsmail Saymaz Esas Duruşta Cinayet’te, çeşitli örnekleriyle asker ölümlerini mercek altına alıyor. Tahkir, kötü muamele, dayak, eziyet, intihar ve cinayet sebebiyle hayatlarını kaybeden askerlerin başlarına gerçekte ne geldiğini araştırıyor, ölümlerin gerçek sebeplerini ve bunların üzerinin nasıl örtüldüğünü ortaya koyuyor. Başka canların sorumsuzca feda edilmesine göz yumulmasın diye? Baba Kenan Polat: “Asker ölüsü, tavuk ölüsü gibi?

okumak için tıklayınız

Bir gardrop dolusu kıyafetimiz varken neden yenisini isteriz?

Geoffrey Miller, ?Tüketimin Evrimi? kitabında Victoria?s Secret iç çamaşırından Van Gogh tablolarına, iPod?dan Viagra?ya 21. yüzyıl tüketim kültürünü onlarca örnekle tanımlayarak şu soruyu soruyor: ?Dünyanın en zeki primatları neden taşıma için çok da elverişli bir araç olmayan Hummer H1 Alpha sportif arazi aracına bu kadar para verir?? Tüketim kapitalizmi her ne ise odur ve biz

okumak için tıklayınız

Notaların beynimize iltimasıdır müzik

Nörolog Oliver Sacks?ın ?Müzikofili? kitabı nöroloji ile müzik arasındaki keşfedilmeyi bekleyen muazzam ilişkiyi ele alıyor. Kolunu kaybeden piyanistin fantom uzuv ağrısının ritmik olması, Alzheimer hastalarının müzikle iletişim kurabilmeleri gibi. İngiliz asıllı Amerikalı nörolog Oliver Sacks (81) çizgi dışı bir bilim adamı. Yaklaşık 45 yıldır yazıyor. ?Yazacak elbet, bilim adamı değil mi?? diye sorulabilir. Ama o,

okumak için tıklayınız

Gezi – Şükrü Erbaş

GEZİ, 12 yıldır, bir mağdur edebiyatı ve ?ileri demokrasi? aldatmacası ile adım adım bütün özel alanlarına girilen her yaştan insanın, kendi haysiyetine, bedenine, hayatına sahip çıkmasının çok özel bir tarihidir. GEZİ, ?kentsel dönüşüm? adı altında yağmalanan bütün kentlerin-ağaçların-parkların-oyun alanlarının, aklını ve ahlakını parayla değişmiş,

okumak için tıklayınız

Sınırın berisinde bitmeyen kavga

Dünyanın kavgaya tutulduğu o kanlı dönemlerde baskı, zulüm, açlık ve kıtlık ve de o tükenmez çatışmaların yaşandığı o yıllar anlatılır; sürgünlerle, göçlerle geçen bir yaşam… Kuzeyden Geldiler, Eşref Ayaz?ın doğduğu topraklarda nüvelenir ve başkaldırır hem kök salan feodaliteye, ağalara, beylere hem de o çatışma ortamından yararlanmak isteyen güçlere… Osmanlı?nın son demleridir. Doğu cephelerinde alınan yenilgiler,

okumak için tıklayınız

Reşat Nuri Güntekin’in ilk ses kaydı yayınlandı

1950’li yıllarda yapılan bir röportajı Radyo 1’de yayınlandı. Türkiye edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Reşat Nuri Güntekin’in daha önce hiç yayınlanmamış ses kaydı TRT’de yayınlandı. Radyo 1’de gerçekleştirilen “Mazideki Ses” programında, ünlü şair Behçet Kemal Çağlar’ın 1950’li yıllarda Reşat Nuri’yle yaptığı 12 dakikalık ses kaydına yer verildi.

okumak için tıklayınız

Çocuklara düş çizen sihirli kalem

Çocuklar için yazdığı ?Sudanya Gezegeni? adlı kitabı hakkında söyleştik Halime Yıldız ile. Çocukluğunu ?ses, koku ve sözcükler? ekseninde paylaştı bizimle. Göçle birlikte değişen hayatı, eski zamanı hüzünle yad ettirse de kendisine, çocukluğunu tarif ettiği o kokuyu duyumsamasına engel olmamış hiç ve böylece biriktirebilmiş düşlerini çocuklar için heybesinde? Annesinin masallarıyla büyümüş ve şimdi kendisi masallar yazmakta,

okumak için tıklayınız

“Acı günlerden geçiyoruz” – Ahmet Ümit

İki ayda bir yayımlanan edebiyat dergisi Notos?un yeni sayısını (Haziran-Temmuz 2014) yazar Ahmet Ümit hazırladı. Ümit?in dergi için kaleme aldığı sunuş yazısını yayımlıyoruz: ?Yaşadığımız acı günlerden bir edebiyat izleği olarak cinayete…? “Acı günlerden geçiyoruz. Gözümüzün önünde toplu cinayetler işleniyor. Soma?da yüzlerce emekçi kardeşimiz iktidarın ve

okumak için tıklayınız

İşte Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir ve Sibel Erkan Olayının Bant Kaydı

Turhan Feyizoğlu’nun çektiği İki Adalı kitapta Türk siyasi tarihine damgasını vuran Sibel Erkan olayı’nın bilinmeyen yönleri gün yüzüne çıktı. Habertürk’ten Bülent Günal’ın haberine göre; Araştırmacı yazar Turhan Feyizoğlu’nun Alfa yayınlarından çıkan son kitabı “İki Adalı”, Türkiye’nin devrimci gençlik liderlerinden Hüseyin Cevahir, Ulaş Bardakçı ve Mahir Çayan’ın yaşamlarına, siyasi mücadelerine ışık tutuyor. Kitapta ne dikkat çeken

okumak için tıklayınız

Yeni Bir ?Yasak Kitap? – Adil Okay

Patika Yayınevi tarafından okurla buluşan ?Yasak Kitap”, Deniz Faruk Zeren’in 25 öyküden oluşan ilk öykü kitabı. Kitabı elime alınca bırakamadım. İki günde bitirdiğim öyküleri geri dönüp bazı bölümlerini işaretledim. Ve Zeren?in kitabı hakkında yazmalıyım dedim. Zeren?i iki nedenle kutluyorum. Birincisi ?en alttakileri? yazma cesareti gösterdiği için. Malum postmodern dünyada bazı eleştirmenler,

okumak için tıklayınız

Direniş ve edebiyat

Ağaçtan, daldan, yapraktan hatta börtü böcekten söz etmenin suç olduğu bir köyde yaşıyoruz. Nazilerin gücünü sürekli yükselttiği yıllarda Bertolt Brecht itirazını dile getirip şikâyet ediyordu. Ağaçtan söz etmenin suç sayıldığı bir Almanya?ya karşıydı itirazı. O günden bugüne, zaman hızla akıp gitti; giderken yanına Nazileri de alıp götürdü. Şimdi onlar tarihin çöplüğünde yavaş yavaş eriyip yok

okumak için tıklayınız

“Kitap okumam. Çok merak ettiğim bir şey olursa kitapçıya gidiyorum, son sayfalarını okuyup bırakıyorum.” Demet Akalın

Hürriyet’te yer alan habere göre “Nuri Bilge Ceylan ‘Kış Uykusu’ filmiyle Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Film’ ödülünü aldı, ne hissettiniz?” sorusuna şu cevabı verdi: “Gurur duydum, çok sevindim. Ama ‘Filme hemen gider misin?’ diye sorarsanız, sanmam. 3 saat 16 dakikaymış. Açıkça söyleyeyim, sanat filminden ya da bir tablodan anlamam. Kitap okumam. Çok merak ettiğim

okumak için tıklayınız

Kül olanlara – Nejdet Evren

?İdeolojinin Yüce Nesnesi? (*) aşkın olana, insanın, kendi öz-yaşamından vazgeçmesini emreder/dayatır. Aşk ile dönenler, aşk içinde ve aşk için kül olanlardır. İdeolojinin aşk öznesi ile gerçek yaşamdaki aşk öznesi hiçbir zaman ve yer diliminde örtüşmemişlerdir, örtüşmeleri de olanaksızdır; biri soyut, diğeri ise somuttur. Yaşamdan ötelenenlerin ötelenmeyenlerden daha değersiz olduklarını kim ve hangi haklı nedenlere dayanarak

okumak için tıklayınız

Böyle olur Necib Mahfuz polisiyesi

Mahfuz?un 1952 devriminin ardından kaleme aldığı Hırsız ve Köpekler kısa ama yazarın siyasi görüşleri ve edebi kariyerindeki değişimi yansıtması açısından önemli bir roman. Hırsız ve Köpekler, Necib Mahfuz romanlarının kapsayıcı, panaromik yapısına alışkın okurları şaşırtacak bir roman. Hapiste geçirdiği birkaç yıldan sonra özgürlüğüne kavuşan bir adamın dışarıda geçirdiği iki haftalık süreyi ?kara roman? tarzında bir

okumak için tıklayınız

Avrupa ve ABD dijital yayıncılıkta hayatlarının savaşını mı veriyor? – Zeynep Heyzen Ateş

Frankfurt Kitap Fuarı?ndan sonra Penguin-Random House?un taze CEO?su Markus Dohle?nin Amazon ile kardeş kardeş oynayacakları mesajına fazla ehemmiyet vermemek gerektiğini yazmış ve dünyadaki yayıncılık devlerinin -gerçek devlerin- kimler olduğundan bahsetmiştim. Bu liste Hachette, Mondadori, MacMillan ve elbette Amazon ile baş edebilmek ve dijitalleşme sürecini hızlandırmak için birleşme yoluna giden Penguin ve Random House?u içeriyordu.

okumak için tıklayınız

“Şey”lerin Kitabı

Şeyin hikayesi mi olurmuş demeyin, oluyormuş işte. Tuncer Erdem öyle yapmış, kavramlara isim vermeyi bırakmış ve bu hikayenin adı da dahil bütün her şeyi “şeyleştirmiş”. Yazar Tuncer Erdem, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan, “bak, gene o şey” adlı öykü kitabında tuhaf bir öykü anlatıyor bizlere. Tuhaf diyorum çünkü; nesnelerin ve kavramların içi boşaldığında nasıl anlamsız olduğunu,

okumak için tıklayınız