“Güz Çığlığı”- Mehmet Özçataloğlu

Mayıs demek isyan demek, mayıs demek yas demek, mayıs demek devrim demek. Devrim şiirsiz olmaz. Fakat günümüzde iyi şiire rastlamak pek olanaklı görünmüyor. Hemen her sokakta şairi olan bir toplumda(!) nitelikli şiire ulaşmanın zor olması da ne ola? Neyse ki Şerif Temurtaşlar da var ve biraz olsun ferahlıyoruz bu şiirsizliğimizde, iyi şiiri arama yolunda. ?Güz

okumak için tıklayınız

Maltepe Üniversitesi’ndeki sınav sorusu duygulandırdı

Maltepe Üniversite Hukuk Fakültesi?nde, Soma katliamından yaralı kurtulan maden işçisinin ?Çizmemi çıkarayım sedye kirlenmesin? sözleri final sorusuna konu oldu. Hukuk Fakültesi?nin iktisat dersi final sınavında ?İktisadi adam (homo ecenomicu) ölümcül kaza atlattıktan sonra sedyeyi kirletmemek için ?çizmemi çıkarayım mı?? der mi? Ya da bunu diyebilen insanları çoğaltmak için nasıl bir ekonomik sistem önerirsiniz?? şeklinde soru

okumak için tıklayınız

Sait İçin – Bedri Rahmi Eyüboğlu

Uzun bir yolculuktan sonra, uçakla döndüğümüz gece, Yeşilköy?e gelen dost yüzler arasında Sait de vardı. Günlerden perşembe olduğu için onu Yeşilköy?de görmek beni şaşırtmadı. İki üç senedir bizim atelyenin perşembe akşamlarına katılıyordu. O akşam da atelyede buluşmuşlar, acentanın otobüsüyle meydana gelmişlerdi. Yüzü gülüyordu. Onu, en yakınlarının arasında ve neşeli görmek içime hatırı sayılır bir sevinç

okumak için tıklayınız

Freud’un bencil listesi

Freud’un hayatını merak edenler ve bütün “kardeşler” Freud’un Kız Kardeşi’ni okumalı. Roman, bir dâhinin sırdaşı olan kız kardeşine yüz çevirme, onu kendi kaderiyle baş başa bırakma hikâyesi. “Siz gelmeyeceksiniz.” “Gelmeyecek miyiz?” “Gerek yok” diyor Sigmund. “Ben de kendim istediğim için gitmiyorum zaten. Britanya ve

okumak için tıklayınız

Kalabalık, Yalnızlık ve Flâneur

Tarım toplumundan üretim toplumuna, ardından tüketim toplumuna doğru geçişle birlikte kentler yeni anlamlar yüklenmeye başladı. Yeni anlamlarla birlikte yeni gerçeklikler, yeni yaşam biçimleri ve yeni kavramlar eş zamanlı olarak ortaya çıkmış oldu.. Nüfusun kent merkezlerine doğru yönelmesiyle birlikte, alışveriş yapmak, eğlenmek, dinlenmek, gezinmek isteyen insanlar kendilerini caddelerde, ardında pasajlarda ve onun devamı niteliğinde olan alışveriş

okumak için tıklayınız

Unutulmaz bir çocuk klasiği: Heidi

İlk basımı 1880 yılında yapılan Heidi bugün hâlâ çocuklar tarafından beğeniyle okunmaya devam ediyor. En önemli çocuk klasiklerinden biri olarak kabul edilen Heidi, pek çok dilde yayımlanmış, birçok ülkede çizgi filme uyarlanmıştır. Çocuklara iyilik, saygı, insan, doğa ve hayvan sevgisi, görgü kuralları gibi kavramları sıcacık bir hikâyeyle anlatan bu kitap, küçük-büyük bütün okurları olumlu nitelikleriyle

okumak için tıklayınız

?Anılar, Düşler ve Önemsiz Şeyler? – Öznur Özkaya

Bir insan niçin yazar, yazmak ister? Kafka?nın ?Bir şey söylediğim zaman, söylenen o şey anında ve kati olarak ehemmiyetini yitiriyor. Bir şey yazdığım zaman da öyle; ama yazılan şey, bazen yeni bir ehemmiyet kazanıyor.? sözüne mi kulak kabartmalı, Umberto Eco gibi ?Çünkü çocuklarım büyümüştü ve artık kime hikâye anlatacağımı bilemiyordum.? diye mi yanmalı? Yoksa Sartre?nın

okumak için tıklayınız

?Çiftlik Öyküleri?- Mehmet Özçataloğlu

Kitap okumayan bir toplum olduk artık. Ve kitap okumadığımız için kitap okumayan yöneticiler seçiyoruz kendimize. Kabalıkları cesaret örneği olarak algılıyoruz. İnsanca olmayan davranışlardan mutlu oluyoruz. Oysa altı kişiye bir kitap değil de bir kişiye altı kitap düşseydi yıllık okuma oranlarında, her şey çok daha başka ve güzel olabilirdi. Bir kişiye altı kitap düşürmenin yolu ise

okumak için tıklayınız

Okuma Üzerine – Öznur Özkaya

?Okumak; başka hayatların, insanların, fikirlerin dünyasına yapılan bir yolculuktur, ötekini anlayabilmenin en erdemli yoludur.? diye cümleler kurarız durmadan, lakin çok şeye zaman bulabildiğimiz halde kitap okumaya zamanım yok, deriz; kitaplar pek de pahalı, deriz. Oysa kitap okuyabilmek için zamanımızın olduğunu fark edebilsek ve kapısının önünden geçmeyi unuttuğumuz kütüphanelerin varlığını

okumak için tıklayınız

“İşkence çeken insanlığın zincirleri büro kâğıtlarındandır.” – Franz Kafka

Büro Kağıtlarından Zincirler Kafka?ya dair hâlâ yeni bir şey söylenebilir mi? Bu kitabın bu konuda bir iddiası vardır. Gerçekten de bence Kafka?nın eserinin büyüleyici itaatsizlik gücünü açıklamak için farklı bir gözle bakmanın vakti gelmiştir. Walter Benjamin Kafka üzerine ünlü denemesinde (ne yazık ki pek dikkate alınmayan) bir uyarıda bulunuyordu: ?Kafka?nın yazılarında ihtiyatla, sakınılma, kuşkuyla, el

okumak için tıklayınız

Marx geri dönse Twitter kullanır mıydı?

Türkiye?de Twitter ve Youtube?un yasaklanma süreçlerinde büyük bir tepkiye tanık olduk, oluyoruz. Kullanıcılar, gündelik hayatlarına fazlasıyla dâhil olmuş bu ürünlere ulaşamamaktan öfkelendiler, farklı yöntemlerle yasakları devre dışı bırakmayı denediler. Yaşananlara dair entelektüel alandan ya da kanaat önderleri tarafından dile getirilen itirazlar da oldukça fazlaydı: Âdeta doksanların başındaki ?Radyoma Dokunma? eylemleriyle

okumak için tıklayınız

Mayakovski birleşmenin imkânsızlığıdır

Georges Braque, Pablo Picasso, Delaunay gibi kübist sanatçıların resimlerini çoğumuz görüşten tanırız. Sanat dünyasını ve tarihini etkili bir şekilde çalkalamış olan bu sanat akımının en bilinen özellikleri tekil bir bakış açısını kenara bırakması, geometrik şekiller aracılığı ile cisimleri temsil edip alışılagelmiş tanımları kökten değiştirmeye çalışması ve farklı düzlemleri birbirine kenetlemesidir. Picasso?nun resimlerini incelediğimizde basmakalıp şekillerin

okumak için tıklayınız

“Bitmeyen Kavga” – Miralem Gür

Bazen hayatın kendisinin, içine karışmaktan kendimizi alıkoyamadığımız bir kavgaya dönüştüğüne tanık oluruz. Başlar, biter; yeniden başlar ve yeniden biter. Kendi kavgamızda bile söz hakkımız yoktur bazen. Kontrol edemediğimizi fark edince de mış gibi davranırız. İnsan en iyi çocukken mış gibi davrandığını sanır oysaki büyüdükçe daha fazla oyun oynarız. Tek fark, bu sefer oynadığımız oyunların kuralları

okumak için tıklayınız

Françoise Rastoix – M.Şehmus Güzel

Françoise kitapevi kurucusu, sahibi, yayıncı ve çevirmendi. Ana ve babasının, kardeşlerinin, akrabalarının, yakın dostlarının ve sevenlerinin şiirsel kısaltmasıyla Fanfan?ın belirgin özellikleri pek çok. Ama en önce şu üçünün belirtilmesi gerekiyor : feminist, komünist, Türkiye hayranı. Fanfan en doğal biçimiyle feministti. Anadan doğma. Onun için kadın ve erkek eşitliği doğanın arzusu, yaşamın en iyi biçimde ifade

okumak için tıklayınız