Uzaydan Dünya’yı 7 / 24 canlı yayında seyredin…

Dünya yörüngesinde 1998 yılında inşaatı başlayan uluslararası uzay istasyonu (ISS) konumu ve hacmi itibari ile dünyanın en büyük yapay uydusu haline gelmiş durumda. Başta NASA olmak üzere birçok ülkenin ortak operasyonu ile devam eden uzay araştırmaları içinde bulunduğumuz dönemde astronot ve kozmonotlar Anton Shkaplerov, Dan Burbank (Komutan), Anatoly Ivanishin, André Kuipers, Oleg Kononenko, Don Pettit

okumak için tıklayınız

Devrim Bir Giyotindir – Paul Lafargue

“Son otuz beş yılda Hugo’nun şimşekler çaktıran cümle kuruş biçimi, sözcükleri dehşete düşüren büyük korkakların; Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik, İnsanlık, Dünya Yurttaşlığı, Avrupa Birleşik Devletleri, Devrim sözcükleriyle ve liberalizmin diğer salıncaklarıyla oynayan bir cambaz olduğu için Prudhomme’ların tüylerini diken diken ediyor. Hugo, bir devrimci, hapsedilmezse kurşuna dizilecek olan bir sosyalist. “Victor Hugo’nun kişiliği ve sanatı edebiyatçılar,

okumak için tıklayınız

Kadın ve korku – Hazel Melek Akdik

Suat Derviş?in ilk romanlarının dikkat çeken ortak noktası gotik edebiyata özgü bir tarzda yazılmaları. Kurgunun farklı türlerde korku ve gerilim öğeleri üzerine inşa edildiği bu romanlar, Türk edebiyatının ilk gotik eserleri olarak kabul edilebilir. Türk edebiyatı alanındaki çalışmalarda Suat Derviş?in eserlerine karşı uzun süre bir kayıtsızlık hâkimdi. Sinema ve tiyatro uyarlamalarıyla dönem dönem popüler olan

okumak için tıklayınız

Kâhin – Hüseyin Bul

Murathan Mungan çok çalışkan bir yazar/ şair/ oyun yazarı. Mungan?ın daha pek çok maharetinin olduğunu hepimiz biliyoruz. Mungan isminin yanına ne koyarsanız koyun fazla olmaz. Söyleşiler yapar, derlemeler, seçkiler hazırlar sinema üzerine yazılar v.s. Metis yayınlarından Merhaba Asker öykü seçkisiyle birlikte Kadınlar arasında öykü seçkisi kitapları aynı anda yayınlandı. İki kitabı da Mungan hazırlamış. Merhaba

okumak için tıklayınız

Direnmenin Estetiği’nden Haziran’a: Herakles yok, Deccal yok, Halk Var! – E. Attila Aytekin

Peter Weiss ?ın anıtsal romanı Direnmenin Estetiği, Pergamon (Bergama) sunağı üzerine uzun bir pasajla açılır. Berlin?deki Pergamon müzesinde bulunan sunağı ve özellikle de sunağın en bilinen öğesi olan frizi uzun uzun inceleyen roman kişileri friz üzerine hararetli bir tartışmaya da girişirler. 15 yaşındaki Heilmann ve 20 yaşında olan ve bir yılını hapiste geçirmiş Coppi ve

okumak için tıklayınız

Cumhuriyet’in Diyarbakır’da Kimlik İnşası (1923-1950) – Ercan Çağlayan

Cumhuriyet döneminde girişilen Türkleştirme ve sekülerleştirme politikalarına dayanan yeni kimlik inşası, devletin ideolojik ve baskı aygıtları aracılığıyla gerçekleştirildi. Cumhuriyet devletinin bu amaçla en fazla mesai harcadığı yerlerin başında Kürt coğrafyası geliyordu. Ercan Çağlayan, bu kitapta, Diyarbakır’ın “kuvvetli bir Türklük merkezi” haline getirilmesi için hazırlanan raporları, oluşturulan kurumları, alınan önlemleri ve bunları tamamlayan güdümlü siyasal temsil

okumak için tıklayınız

Kent – Konstantinos Kavafis

KENT Dedin, “Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim. Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet. Yazgıdır yakama yapışır nereye kalkışsam; ve yüreğim gömülü bir ceset sanki. Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede. Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma, yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım.” Yeni ülkeler bulamayacaksın,

okumak için tıklayınız

Akp’nin Suriye Savaşı (Erdoğan’ın Yıkılan Hayalleri…) – Hamide Yiğit

Bu kitap, küresel paylaşım projesinin devreye sokulduğu Suriye’de, tam anlamıyla bir soykırım yaşanırken, hala bu savaşı küresel saldırganların kitlelere empoze ettikleri argümanlarla değerlendirme gafletinin devam ediyor olmasından dolayı, bir ihtiyaç haline gelmiştir? Suriye yanı başımızdadır. Hatta o derece iç içeyiz ki, Suriye’deki ateşi yakanlarla aynı topraklar üzerinde yaşıyoruz. İşte bu yüzden Suriye’yi anlamak, “yerelden ve

okumak için tıklayınız

Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Vicdani Red ve Türkiye – Özgür Heval Çınar

Tarih boyunca ordular, itaatkâr askerlere ihtiyaç duymuşlardır. Ancak her dönemde çeşitli sebeplerle savaşlara katılmayı ya da askerlik yapmayı reddedenler olmuştur. Bunun en doğrudan ve en açık ifade biçimi de vicdani red olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ise günümüzde vicdan, düşünce ve din özgürlüğü hakkının meşru bir ifadesi olarak tanınmaktadır. Dr. Özgür Heval Çınar, Türkiye’de militarizmin kökenlerini

okumak için tıklayınız

Farsça – Zazaca – Kurmancca Mukayeseli Gramer ve Temel Sözlük – Serkan Oğur

Günümüzde Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan birçok dil siyasal koşullar nedeniyle; geleceğe aktarılabilme, kendini var edebilme olanağından yoksundur. Bu coğrafyada önemli bir nüfus tarafından konuşulan Zazaca (Kırmancca) ve Kurmancca (Kırdacca) gibi, diğer coğrafya dilleri de kendilerini geliştirme olanaklarından mahrum bırakılmıştır. Hakeza Zazaca (Kırmancca) en fazla tahrip olan

okumak için tıklayınız

Mahalleni kaybedersen, kaybolursun!

?İstanbul?da Kazanmak ya da Kaybetmek? altbaşlığıyla yayımlanan Bir Şehri Yok Etmek, İstanbul?un dünü, bugünü ve yarını hakkında derin bir okuma sunuyor. Geçenlerde bir fotoğraf karesine denk geldim. Zaten uzun süredir hissettiğimiz ama bir yanımızla az da olsa reddettiğimiz bir gerçeği koyuyordu önümüze o fotoğraf. Taksim?de AKM?nin polis karakolu haline dönüşünün karesiydi. Bahçesinde bekleyen polis arabaları,

okumak için tıklayınız

Sadri Alışık hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

SADRİ ALIŞIK / MEHMET SADRETTİN ALIŞIK 05.04.1925 Paşabahçe / İstanbul doğumlu Baba adı; Rafet Ana adı; Saffet Paşabahçe 39 İlk Okulunda okudu. Beykoz Orta Okulunu bitirdi. ( 1937 ) İstanbul Erkek lisesinde okudu.Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünü bitirdi ( 1942 ? 1945 ) Evli ( İki Sefer ) İkinci evliliğinden bir çocuk babası. Tiyatro, film,TV

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Okunması – Maurice Blanchot

Kafka yapıtını belki de bu yapıt ona evrensel yanlış anlamayı artırmaya mahkûm göründüğü için ortadan kaldırmak istedi. Bi yapıtın bize teslim edilen karışıklığı, ondan bize tanıtılan, bizden gizlenilen şeyi, şu ya da bu parça üzerine tutulan kısmi ışığı, ger­çekte tümlenmemiş, ama sanki erdemleri bölünmezlik olan kutsal kalıntılar söz konusuymuş gibi, tersine, hep daha fazla parçalanan,

okumak için tıklayınız

“Çok kitap oku, az hapis yat”

Avrupa’nın en kalabalık cezaevlerine sahip ülkelerinden biri olan İtalya’nın güneyindeki Calabria bölgesinde, hapisteki mahkûmların okudukları her kitap için ceza indirimi almaları planlanıyor. Ülkenin en fakir ve suç oranı en yüksek bölgelerinden Calabria’da bölge yönetiminin aldığı kararla mahkûmlar, okudukları her kitap için üç gün ceza indirimi alacak. Ceza indirimi, yalnızca altı aydan fazla hapis cezası alanlara

okumak için tıklayınız

Akademi için bir rapor – Franz Kafka

Saygıdeğer Akademi Üyeleri! Geçmişteki maymun yaşamıma ilişkin bir rapor hazırlayıp akademiye sunmaya çağırmakla bana şeref veriyorsunuz. Ne yazık ki, çağrınıza uyamayacağım. Maymun yaşamım neredeyse beş yıl geride kaldı. Belki takvime göre kısa, ama bu zamanı dolu dizgin geride bırakan benim için alabildiğine uzun bir süre. Gerçi yer yer seçkin insanların, öğütlerin, alkışların ve orkestra müziğinin

okumak için tıklayınız

Kendimce / Aforizmalar 5 – Nejdet Evren

1. İnsan, kendinden kaçan tek canlı türüdür. 2. Bireysel özgürlük, dünyadaki en son tutsağın özgürlüğü kadardır. 3. Ne olduğunu bilmek, ne olmadığını bilmektir; insanın ne olmadığı ne olduğu ile sıkı ilgilidir; hem olmak hem de olmamak, hem o hem öteki olunamaz; tercih yapan tür farklılaşan türdür; bu da düşüncedir.

okumak için tıklayınız

?Farkedilebilir yokluk? gürültü

Gürültüyle özel meselem var. İlk gençliğimin hemen eşiğinde geldiğim İstanbul dipten, çok yoğun fakat kayıtsız kalınamaz şekilde gürültülü gelmişti bana. Bu öylesine bir şeydi ki koyu gri ile çürük kahverengi bir renk alacasına bürünüyor, çok uzaklarda varlığından haberdar olduğunuz cüsseli bir hayvan gibi kendi etrafında dönüyordu. Ürkütücüydü. Buna alışmak demiştim; buna alışmak insanın tuhaf ve

okumak için tıklayınız

Öyküler ve kokular – Mehmet Söğüt

Bazı edebiyatçıların eserleri buram buramdır. Her bir satırına kokular sinmiştir; alın teri, makinelerin, çiçeklerin, hüznün, sevincin, endamlı sevgililerin, insanların ve anaların kutsal kokusu? Bir hoş oluruz bu kokularla. Gemilerimiz yelken açar. Alıp bizi geçmişe götürürler. Sevdiklerimizin kokuları dolar yüreğimize. Onlarla güler ve onlarla derin hüzünlerin okyanusuna dalarız. Hem hayat bir anılar toplamı değil midir? Bu

okumak için tıklayınız

Komünist Ufuk üzerinden Jodi Dean’in halka bakışı – M.Deniz Schulze

Yazının başlığı bir kitap tanıtım yazısı için dar görünebilir. Ancak Dean?in ele aldığı şekilde halk kavramının, ?Bizim Sovyetler?, ?Mevcut Güç?, ?Halkın Egemenliği?, ?Ortak Varoluş ve Ortak Kaynak?, ?Arzu?,? İşgal Hareketi ve Parti? gibi altı geniş alt başlıktan oluşan Komünist Ufuk?un içeriğine yön verdiğini okur fark edecektir. Jodi Dean?e göre halk kavramı

okumak için tıklayınız

Benerci Kendini Niçin Öldürdü? – Nazım Hikmet

“Boş gecelerini değil,/boydan boya ömrünü ver inkılaba…” diye perçinler Nâzım Hikmet, ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü’de, ‘güneşli günler göreceğine’ dair olan inancını. Şairin, İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan’da ‘tam bağımsızlık’ uğruna, tüm yaşamını özgürlük mücadelesine adayan Benerci adlı bir Hintli kahramanın öyküsünün eşliğinde, ‘ihanet’, ‘sadakat’ ve ‘inanç’ kavramlarını kurcaladığı Nâzım Hikmet’in Benerci Kendini Niçin Öldürdü? adlı uzun

okumak için tıklayınız