Sevda Kuşun Kanadında*

“Sevda kuşun kanadında, ürkütürsen tutamazsın ökse ile sapanla vurursun da saramazsın.* (Cem Karaca) Kanadı kırılan kuşlara benzeyen kadınlar var bu hikâyelerde, ürkek kuşlar gibi telaşlı ve yalnız. “Özgür bir kadın olmanın çelişkili yalnızlık duygusundan” kendini uzak tutan kadınların mücadelesi; özgür düşünen kadınların kazanımları, kaybedişleri ama pes etmeyişleri sonucunda; serde yalnızlık var! “Bir insan, bir başka

okumak için tıklayınız

Hakikat mi? – “Hayat Bir Kere!”

“Atın ite, kuşun kurda sevdalandığı bu çağın bir romanı hiçliğinde: ‘Hayat bir kere!’.” Özen Yula, Everest Yayınları’ndan çıkan “Hayat Bir Kere” adlı romanında; Mezopotamya tarihinin en eski anlatısı olan, Uruk kralı Gılgamış’ın efsanesini, zamandan ve mekândan azade olarak yeniden işliyor. Modern çağda ölümsüzlük ve bilgelik arayışı ile birlikte çeşitli mitolojik efsanelerin de yer aldığı bu

okumak için tıklayınız

?İnsan Olmaya Dair?/ Karlar Altındaki Ülke? – Mehmet Özçataloğlu

?Irkçılık, bir çocukluk hastalığıdır, insanlığın kızamığıdır? demiş Einstein. Ve biz toplum olarak iyileşemiyoruz çocukluk dönemlerimizden yetişkinlik dönemlerimize değin. Kızamıklı yaşıyoruz hep. İyileşme isteği gösterenimiz de yok! Yapı Kredi Yayınları?nın Doğan Kardeş Kitaplığı?ndan yayımlanan ?Karlar Altındaki Ülke? insanoğlunun kızamığını işleyen bir kitap, Sergio?nun hikâyesi. Sergio, hiç göremediği ninesine

okumak için tıklayınız

“Zenabir: Eşek Arıları” – Öznur Özkaya

Tiyatro sanatı gün geçtikçe yara alıyor, çöküş yaşıyor ülkemizde. Devlet & şehir tiyatroları sahnelerinin az sayıda olması ve zor koşullarda çok iş yapmaya çabalaması, özel tiyatroların az ödenek alması ya da hiç alamamasından dolayı bilet fiyatlarını ülke standartlarının üstünde tutması, eğitim sisteminde öğrencilere sanatsal merak, sevgi, ilgi sağlayabilecek içerikte dersler konulmaması hem tiyatrolara darbeyi vuruyor

okumak için tıklayınız

Arif Damar, 1951’de birçok şair ve yazar cezaevine girdi. Siz de onlardan birisiniz. Neler yaşandı o dönem?

Arif Damar, 1951’de birçok şair ve yazar cezaevine girdi. Siz de onlardan birisiniz. Neler yaşandı o dönem? Askerden geldikten sonra Türkiye Gizli Komünist Partisi’ne üye oldum. O sırada Mahmutpaşa’da işportacılık yapıyordum. Sonra TKP sanığı olarak 1951’de tutuklandım. “Dayanılmaz” diye bir şiir yazmıştım. 1. Şube Müdürü Ahmet Topaloğlu, gece yarısı geldi dedi ki “Seni Yeryüzü dergisinde

okumak için tıklayınız

İş cinayetleri ve faillerin eşkalleri

İş Cinayetleri Almanağı 2013?e göre geçen yıl en az bin 235 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Sadece basına yansıyan sayı bu. Almanağın sunuş yazısında bir nevi eşkaller açıklanmış. ?Kaç kişi?? ?Bilmiyoruz.? ?Açıklama yok mu?? ?Yok.? ?Hiçbir yerde yazmıyor mu?? ?Yazmıyor.? ?Nasıl?? ?Yazmıyor işte.?

okumak için tıklayınız

Mıgırdiç Margosyan, kendi hayat yolculuğunu ekmek üzerinden anlatıyor.

Türkiyeli Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan, Yemek ve Kültür dergisinin sonbahar 2008 sayısında kendi hayat yolculuğunu yemek üzerinden anlatıyor. 1938?de Diyarbakır?da doğan, üniversite eğitimi için İstanbul?a gelen 1952-53, Diyarbakır. Margosyan sağ alttaMargosyan?ın Pelin Özer?e verdiği röportajın ?ekmek?le ilgili kısmı. Oğlum doğacağı zaman, -1976- annesini aldım Zeynep Kamil?e götürdüm. Yine Kadıköy?de bugün oturduğumuz evdeydik. Hemşireler bana ?Beklemeyin,

okumak için tıklayınız

Muharrem Yazıcıoğlu hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

MUHARREM YAZICIOĞLU ÇALIŞMA HAYATI; 02.01.1928 Malatya / Erguvan / Dolaylı ( Harpuz ) Köyü doğumlu.İlk soyadı BULUT , daha sonra YAZICIOĞLU soyadını aldı.Baba adı;Mehmet Ana Adı;Gülendam,evli,( 1952 ),üç çocuk babası.İlk okulu kendi köyüne yakın bir köyde, ( Dördüncü sınıfa kadar okudu ) beşinci sınıfı Tahir Nahiyesi?nde okuyarak bitirdi.(1944) Orta Okulu Malatya?da

okumak için tıklayınız

Öteki “Proletarya” (De-proletarizasyon ve Mevsimlik Tarım İşçileri) – Sidar Çınar

“İşçi kavramının uzağında modern veya yarı köle olarak adlandırılmaya müsait çalışma koşulları ile mevsimlik tarım işçileri durmaktadır. Mülksüzleşerek girdikleri işçi sınıfından çoğunun hayatta kalmak için tek varlıkları olan emek güçlerine el konulmuş olarak, evlerinden olduğu gibi dört başı mamur işçi sınıfından da sürekli göç etmektedirler” “Sınıfın” kavramsal kapılarından

okumak için tıklayınız

Sermaye İmparatorluğu – Ellen Meiksins Wood

2000’li yıllar boyunca yeni emperyalizm hakkında çok söylendi ve yazıldı; konunun bu yoğunlukta tartışılmasının nedeni ABD’dir. ABD, Irak’a karşı yürüttüğü saldırıyı, “terörizme karşı savaş” ve “önleyici savunma politikası” gibi “makul” gerekçelere dayandırmıştı. Ama sömürgeci fetihler ve doğrudan emperyal yönetim olmadığı zaman emperyalizmin anlamı ne olabilir ki? Ellen Meiksins Wood, bu kitapta,

okumak için tıklayınız

Maden işçileri “Zorunlu”ydular “gönüllü” oldular…

Bugün Soma?da ve Zonguldak?ta yaşananlar ?Gönüllü Mükellefiyet?tir. Bir zamanlar zorla madenlere sokulan bu insanlar şimdi yaşam şartlarının zorluğu ve işsizlik yüzünden ocaklara girmektedirler. Sonuçta 1867?de başlayan Mükellefiyet de halen sürmektedir. ?Birgün, bir yerde, biri çıkıp -Uğradığın zulüm, 140 yıl sonra da olsa mutlaka tarihle yüzleştirilecek!- dese eminim inanmazsınız.? Böyle başlamıştım, Zonguldak üçlemesinin ilk kitabı Mükellefiyet?i

okumak için tıklayınız

“Büyük kapatılma” devam ediyor! – Emek Erez

Kapatılma başlığı ile yayımlanan Teorik Bakış dergisi 4.Sayı, Michel Foucault?nun Deliliğin Tarihi kitabında ?Büyük Kapatılma? adını verdiği kavramdan yola çıkıyor. Descartes?ın akl? ve olmayan ayrımından yola çıkan bu kavram; zamanla kendi dışında olanı ?farklı?, ?öteki? olarak kuran iktidarların, disiplinel uygulamalarının bir parçası haline geliyor. Dergi; hapishane, okul, yayıncılık, uydu kentler ve serbest bölge adı verilen

okumak için tıklayınız

Faşizmler – Henri Michel

İtalyan ve Alman faşizmleri Avrupa tarihini derinden etkiledi. Sadece siyasi sistemleri değil toplumsal yapıyı da dönüştüren faşizm, insanlık tarihinin en kanlı sayfalarının yazılmasına sebep oldu. Ancak faşizmi özellikli kılan yalnızca kıyıcılığı değil, toplumsal hayatı, zihniyet kalıplarını, kültürel algı ve zenginliği de kötürümleştiren yüzüdür. Modern tasavvurun, Aydınlanma ideallerinin olumsuz anlamda en uç noktalara taşınmış olması da

okumak için tıklayınız

Evreni Yöneten Dört Yasa – Peter Atkins

Evreni tanımlayan yüzlerce yasa içinde, az miktarda güçlü yasa gizlenmiş olarak bulunur. Bunlar enerjinin özelliklerini ve dönüşümünü özetleyen termodinamiğin yasalarıdır. Kavramlar on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkmış olsa da, termodinamiğin yasaları formüle edilip, sonuçları keşfedildikçe, kimyadan yola çıkıp yaşam süreçlerine varana kadar, oldukça geniş olay aralığına dokunabileceği görülmüştür. Evreni Yöneten Dört Yasa’dan

okumak için tıklayınız

Uğur Kurt anısına…

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı. Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : ? çürüyen diş, dökülen et ?, bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler. Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet… Nazım Hikmet

okumak için tıklayınız

Dünyanın Ucunda – Zafer Köse

John ile William?ın karşılaşmasının hikayesi bu. Aile ilişkilerinin açtığı derin yaraların sızladığı bir roman. Dünyanın ucunda geçiyor, Avustralya?da. Bu dünyada yani, o kadar yakın. İçinde toprak sevgisi, yurt edinme çabası var. Sevginin yozlaşarak sahip olma tutkusuna dönüşmesi var. Olaylar 1992 sonbaharında başlayıp 93 sonunda bitiyor. Hikaye, 9 yaşındaki William?ın bir yangında babasını kaybetmesiyle, aslında her

okumak için tıklayınız

Katil uşak değil patron

Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi?nde daha ilk sayfadan katilin kimliği açıklanıyor: ?Katil uşak değil patrondur!? Mizah dergilerinden birinde yayımlanan bir karikatürde evin sahibi, uşağına ısrarla Sebastian diye hitap etmekte, uşak ise kararlılıkla düzeltmektedir: ?Sebastian değil Sabahattin!? Birkaç çizim boyunca süren bu didişmenin son karesinde, uşak Sabahattin tarafından bıçaklanan patronun kanlar içinde yüzükoyun yatan cesedi bulunur. Patron

okumak için tıklayınız