Kelliğe Övgü – Kyreneli Synesios

Eski çağ yazın dünyasının dikkate değer ürünlerinden biri de ?övgü? kitaplarıdır. ?Övgü? kitaplarında bugün biz ?yeniler?in yadırgayabileceği pek çok şeye methiyeler düzülmüştür. Övülen şey, çok kere, çoğumuzun övülmeye değer bulmayacağı, dahası, değil erdem ?zaaf? sayacağı insanlık halleridir. Kyreneli Synesios ?kellik? gibi, çoğu erkeğin korkulu rüyası olabilecek bir ?nasipsizliği? bir erdem olarak görüp yüceltmesiyle yerleşik inançları

okumak için tıklayınız

Chuck Palahniuk: “Yeraltı” edebiyatının “yerüstü” kralı

?Ne kadar dikkat etseniz de, bir şeyleri kaçırmışsınızdır, zihninizi meşgul eden o doyumsuzluk hissini. Bilinçli bir şekilde duyumsamadan içinden koşup geçtiğiniz anlardan geriye kalan o buruk tadı. Eh, bu duyguya alışmanız gerek. Bir gün gelecek tüm hayatınız için böyle hissedeceksiniz. Bu yalnızca bir deneme.? Yeraltı biz sıradan faniler için yolu sonu demektir. Gözlerini yeşil dolarlara

okumak için tıklayınız

Hrant Dink’ten Yeniden: 23,5 Nisan

Sancılı on yıllardan çıkmış ulusun tarihinde çok önemli bir akgündür 23 Nisan. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunun meclis salonuna perçinlendiği gündür. Ve böyle bir günün “yaşam” denilen çocuğa ve geleceğe akıtılan mirasıdır. Türk Ulusu’nun belki de en akıllıca yaptığı öngörünün tarihidir. “Gelecek” ve “çocuk” ne de güzel buluşturulmuştur öyle. Ve de ne ustaca bir değerlendirmedir

okumak için tıklayınız

Terry Eagleton: Büyüsü bozulmuş dünyada hayatın h?l? bir anlamı var mı? – Emek Erez

Hayatın anlamı nedir? İnsan yaşamının, felsefenin, edebiyatın ve sanatın en derin sorularından birini oluşturur belki de bu soru. Her şeyi anlamlandırma çabamız, anlam gerekliliğinin yaşamımızda hep yer etmesi ve de dönemler içinde bu sorunun ve cevaplarının değişik şekillerde kendisini var etmesi, hiç sonlanmayacak bir arayış durumu. Terry Eagleton?ın Ayrıntı Yayınları tarafından basılan ?Hayatın Anlamı? kitabı,

okumak için tıklayınız

Yorgo ve Sula Bozis’ten “Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar”

Yorgo Bozis ile Sula Bozis?in ?Paris?ten Pera?ya Sinema ve Rum Sinemacılar? (Yapı Kredi Yayınları) adlı kitabının yayımlanışı, hem sinemamızın yüzüncü yılına rastladı, hem de İstanbul Film Festivali günlerine. Sinema sanatının ?en azından tutkunları açısından? gündemde olması bakımından anlamlı bir rastlantı. Bozis?lerin kitabının ?sinemamızın yüzüncü yılına rastladığını? söyledim ama, Fuat Uzkınay?ın, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Ayastefanos?ta

okumak için tıklayınız

Modern Bireyciliğin Mitleri (Faust, Dan Quijote, Don Juan, Robinson Crusoe) – Ian Watt

Özgün hikâyelere bakıldığında, Faust, Don Quijote ve Don Juan karakterlerinin nihai kaderleri, kendi dönemlerinin bireycilik karşıtlığını yansıtmaktadır: Faust ve Don Juan, cehennem ateşinde kavrulmakla cezalandırılırken, Don Quijote elaleme maskara olacaktır. Bu üçü, bireyciliğin ilerici dürtüsünü temsil etmektedir; ki bu dürtü, toplumun onaylamayışı yüzünden, bireyciliği baskı altına sokmuştu. Aradan geçen yüzyılın ardından bu kez de Defoe’nun

okumak için tıklayınız

Mehmet Erdem hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

“MUSTAFA MEHMET ATAULLAH ERDEM” 27.08.1323 Tarihinde Yozgat’ta doğdu. Baba Adı; Mustafa ( Kayserilioğlu ) Ana Adı; Fatma. Evli, beş çocuk babası. İlk Okul mezunu. Mücellit, Matbaacı, Halk Şairi. Annesini ufak yaşta yitirmesinden sonra kendisini Emine Hatun isimli bir süt anne büyüttü. Babası ve annesi hakkında fazla bilgi yoktur. Babasının Lakabı nüfus kaydına göre KAYSERİLİOĞLU dur.

okumak için tıklayınız

23 Nisan’ın “çocuk” gelin oranı yüzde 50’den fazla…

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Remzi Oto, Türkiye ortalaması kabul edilen her 3 evlilikten birinin çocuk yaşta yapılan evlilik olduğunu belirterek, bunun bölgedeki oranının ise yüzde 50’nin üzerinde olduğunu söyledi. Prof. Dr. Oto, ?Çocuk yaşta evlendirilenler, gelin olarak gittikleri evde

okumak için tıklayınız

23 Nisan’ın ‘çocuk’ işçileri

Türkiye’deki 22 milyon 761 bin çocuğun üçte birinden fazlası bir çocuk bayramını daha “işçi” olarak kutluyor. Türkiye nüfusunun yüzde 29.7’sini oluşturan çocukların yüzde 37.0’si “istihdam içinde ve dışında” çalışıyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Dairesi Müdürü Dr. Serkan Öngel’in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 5-17 yaş arası, ev işleri de dahil toplam çalışan çocukların sayısı

okumak için tıklayınız

Benim Dersim Manifestom – Haydar Karataş

1861?de Dersim?e giden Diyarbakır Britanya Başkonsolosu, bölgeyle ilgili uzun bir rapor yazar. O rapordan değil de, Taylor?un kendisiyle aynı dönemde Fransa?nın Diyarbakır Konsolosu Mösyö F. Anori?ye yazdığı bir mektup var. O mektupta: ?Ben onların Pagan olduğunu düşünüyorum, Mamikyanlar (Dersim Ermenileri) bizim Osip Efendi?nin dediği gibi değil; sanki onlar bu Pagan inancından sonra Hıristiyanlğa geçmişler.? Osip

okumak için tıklayınız

Ve Kürtçe ders kitapları hazırlandı

Türkiye?de özel okullarda anadilde eğitimin yolunu açan demokratikleşme paketi geçen ay yasalaştı. Uygulamanın nasıl olacağı henüz netleşmedi. Milli Eğitim Bakanlığı?nın yönetmeliği bekleniyor. Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) tabanıysa yönetmeliği beklemeden hazırlıklarını önemli ölçüde tamamladı. Kürtçe ders kitaplarının numuneleri basıldı.

okumak için tıklayınız

Yüzyıllık tedirginlik – Tarihçi Ümit Kurt ile söyleşi: Tuğba Tekerek

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan?da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan öldü, yüzbinlercesi kökünden kopartılıp dünyanın dört bir yanına savruldu. O halkın bu topraklardaki izleri büyük ölçüde silindi. Ama tamamıyla değil. Ermeni Soykırımı?nın üzerinden yıllar geçerken, bu topraklarda ancak Ermeni Hristiyan kimliklerinden vazgeçerek hayatta kalabilenlerden yeni

okumak için tıklayınız

İsyanın bestecisi Chopin

Fryderyk Chopin’in (1810-1849) ismi ve sanatsal mirasının Polonyalıların gözünde taşıdığı önemin büyüklüğünü anlamak belki mümkün, ama onu anlatabilmek o kadar kolay değil. Chopin, yurttaşlarının gözünde müziğinden ötede bir şeyleri temsil ediyor çünkü. Onun sanatı, aynı zamanda, bir ulusu temsil ve tarif edebilme gücüyle de öne çıkıyor. Chopin’in özellikle Polonya’nın otantik halk dansları üzerine inşa ettiği

okumak için tıklayınız

1915’e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım – Ayşe Hür

Bu konudaki kafa karışıklığının Batılı tarihçiler, gazeteciler, uzmanlar, siyaset adamlarında da olduğunu biliyoruz. Örneğin 24 Mayıs 1915’te Osmanlı Devleti’ne bir nota veren Fransa, Rusya ve Britanya hükümetleri “insanlık ve medeniyet aleyhine işlenen suçlar” terimini kullanmışlardı. Ermeniler 1894-1896?da başta Doğu Vilayetleri olmak üzere pek çok yerde ya da 1909?da Adana?da başlarına gelenleri tanımlamak için

okumak için tıklayınız

Sonunu önceden bilmek hikayeyi öldürmüyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma, bir kitabın sonunu önceden bilmenin hikayeyi öldürmediğine aksine, daha fazla zevk alınmasını sağladığına işaret ediyor. California San Diego Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bir grup gönüllüye aralarında Agatha Christie, John Updike ve Anton Çehov’un da bulunduğu yazarların 3 versiyon halinde 12 kısa hikayesini verdi.

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif’i hangi kitap sarhoş etti

Şair ve yazar Orhan Tüleylioğlu, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları (um:ag) etiketiyle ?Yalnız Kitap? adlı bir kitaba imza attı. Aynı zamanda vakfın genel yayın yönetmeni olan Tüleylioğlu, eserinde bir yandan dünden bugüne kitap düşmanlığına ışık tutarken; diğer yandan kitabın yaşamımızdaki yerine de dikkat çekiyor. Okumadan, düşünmeden, öğrenmeden geçen bir ömrün gerçekten yaşanmış sayılamayacağını söylüyor.

okumak için tıklayınız

Auschwitz?ten önce Auschwitz?ten sonra…

Primo Levi?nin bir kimyager olarak maddeye, bir insan olarak da mânâya erişmek için çıktığı arayışın hikâyeleri var Periyodik Tablo?da. Primo Levi, Periyodik Tablo?da kimyacılık eğitimi ve mesleki faaliyetleri ile ilgili anılarını yirmi bir hikâyede toplamış. Kendi aralarında -yazarın hayatı üzerinden- bir bütünlük sağlayan hikâyeler bir romanın bölümleri olarak da düşünülebilir… Levi?nin Türkçeye daha önce çevrilmiş

okumak için tıklayınız

Haşhaşiler ve Hasan Sabbah

Eşitlik ve kardeşlik temelli bir devlet kurmak isteyen İsmaililer, sürekli olarak Sünni İslam egemenliğinin tehdidi altındaydılar. Bu nedenle gizli örgütlenmeyi seçtiler. Resmi tarihin nasıl yazıldığını çok iyi ifade eden güzel bir Çin Atasözü vardır: ?Aslanlar kendi tarihlerini yazıncaya kadar, avcılık öyküleri hep avcıyı yüceltecektir.? Bu atasözünü neden andık? Neredeyse tamamen kurgusal metinler üzerinden tartışılan İsmaili

okumak için tıklayınız

Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi?

Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik. 2007 yılında David Lassman adında bir İngiliz, yazdığı kitapların yayınevlerinden sürekli geri çevrilmesinin kabahatini kendi yazdıklarında değil yayınevlerinin sallapatiliğinde arar ve tuhaf bir oyunla bunu ispatlamaya girişir. Sadece İngiliz edebiyatının değil, dünya edebiyatının temel taşlarından sayılan Jane Austen’ın

okumak için tıklayınız