Yürek Çatlağı – Müslüm Kabadayı

Çömlekçi sırtındaki evlerinin balkonundan Ganita Burnu?na doğru süzülen bakışlarındaki nemi, o anda hiçbir şey ifade edemezdi. Sanki dipsiz bir uçurumda her tutunmaya çalıştığı çentiğin eline geldiği, aşağıya doğru çarpa çarpa indiği, her çıkıntıda bir organının takılı kaldığı, en çok da damar damar kabarmış acılı yüreğinin tutunacak hiçbir yer istemediği bir karmaşıklık içinde hissediyordu kendini. O

okumak için tıklayınız

Şimdi Marx okuma zamanı – Aysel Sağır

Marksist Klasikleri Okuma Kılavuzu, çok yazarlı bir çalışma. Eserde, Türkiye?den ve dünyadan etkin Marksist kuramcılar bir araya gelerek, Marksizm okuyucusuna rehberlik ediyor. Tabii, Taner Timur?un Marksizm klasiklerinin okunmasına dair giriş yazısında çizdiği uzun bir hattın üzerinden başlıyor bu yolculuk. Timur, daha başlangıçta, okuyucunun adımını attığı tünelin ucuna kadar ışık tutarak bu rehberliğin önünü açıyor. Ardından

okumak için tıklayınız

Edebiyat tarihimizdeki ilk ciddi savaş romanı – A. Ömer Türkeş

Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesini Rojin?le tamamlandı. Savaşa karşı duruyor Eroğlu; vicdansızlığa, adaletsizliğe, akıldışılığa, kahramanlık safsatasına, insanların birbirini öldürmesine karşı çıkıyor. Mehmet Eroğlu, ?Fay Kırığı? üçlemesine 2009 yılında Mehmet romanıyla başlamış, 2011?de Emine ile sürdürmüştü. Üçleme geçtiğimiz günlerde yayımlanan Rojin ile tamamlandı. Yaklaşık bin 500 sayfalık bu dev üçleme Türkiye Cumhuriyeti?nin 1990-2010 arasındaki uzlaşmaz gerilimlerini

okumak için tıklayınız

Edebiyatta lüzumsuzluk – Banu Yıldıran Genç

?Klasikleri okudun mu?? sorusu bu ülkede kitapla ilgili muhabbetlerdeki önemli sorulardan biridir. Okulda öğretmenler, evde anne babalar tarafından klasiklerin okunması salık verilir, taksitle, kapıdan kapıya klasik kitap setleri satılır, hatta Milli Eğitim Bakanlığı çok iyi bir iş yapar gibi 100 Temel Eser listesi hazırlayıp, sadece kendi belirlediği klasiklerin okutulmasına çalışır, okullara bu liste dışında kitap

okumak için tıklayınız

?İnsan, unutmada birinci? – Ömer Erdem

Yazarlığını geriye çeken karakteriyle, artist yazarlar neslinden ayrılır Büke. Eğer hayata dair bir öykü anlatıyorsa ilkin yalın bir gerçeklikle gelmeli önümüze yazar. Yöntemi ne olursa olsun, daha ilk cümlelerinden itibaren yazdıkları sanki gerçekmiş ve içimizde, yanı başımızda olup bitenlermiş duygusunu vermeli. Birdenbire bir kalabalığın içine giriverdiğimizde ya da sebepsiz bir köşeden dönüverdiğimizde de hissetmeliyiz o

okumak için tıklayınız

Saramago?nun kilit taşı – Mert Tanaydın

Belki de Nobel?li yazarlar arasında ülkemizde son yılların en çok sevilenlerinden biri José Saramago. Márquez bir adım öndedir belki, Orhan Pamuk?u saymıyorum; okur onun üslubuna, mantığına ve temalarına olabildiğince alışmış durumda. Bugün bakınca, Türkiye?deki kitabevi raflarında üçüncü kez arzı endamına şahit oluyoruz, José Saramago?nun ilk başyapıtı Baltasar ile Blimunda?nın çevirisinin. İsmi, arada Manastır Güncesi de

okumak için tıklayınız

Biz O Konuyu Daha Görmedik – Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği

Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği tarafından geçen yıl düzenlenen sözlü tarih atölyesi kapsamında yapılan mülakatlar, Biz O Konuyu Daha Görmedik başlıklı kitapta bir araya toplandı. ?Türk milli eğitim sisteminde etnik ve cinsel anlamda temsil edilmediğini düşünen? gruplara mensup 12 kişiyle yapılan mülakatlarda, görüşmecilerin çocukluklarına ve eğitim hayatlarına odaklanılarak milli eğitim sisteminin bugünkü yaşamlarında nasıl bir

okumak için tıklayınız

Mahallemize sahip çıkıyoruz! – Sema Aslan

Kendi Sesinden: Gülsuyu-Gülensu, 50?lerden 90?lara mahallede yaşayanların tanıklıklarını bir araya getirmekle kalmıyor, rantsal dönüşüme karşı direnişin mümkün olabileceğini de gösteriyor. Gülsuyu, 1950?li yılların ilk yarısında çoğu Alevi olan yoksul ve emekçi halkın yerleşmeye başladığı, 1956?da muhtarlık statüsünü alan ve özellikle 70?li yıllarda, başta üniversite öğrencileri olmak üzere sosyalistlerin bir okulmuşçasına mutlaka uğramayı isteyeceği ve uğradığı,

okumak için tıklayınız

Ormanda Ölüm Yokmuş – Latife Tekin

“Yataktan zihin ve yürek yorgunluğuyla kalkmak yaşama katılma isteğini köreltiyordu. Kaçınılmaz bir biçimde yalnızlaşmıştı, ama buna karşılık, gündelik karmaşanın uğultusundan sıyrılıp öyle bir sessizliğe kavuşmuştu ki, sonunda içine yeniden, sessiz dünyanın bir parçası olduğu eski zamanların ruhu dolmuştu. Tümüyle ümidini yitirerek her şeyin, herkesin uzağına çekildiğinde taze bir hava sarıp sarmalamıştı onu.” Ormanda Ölüm Yokmuş,

okumak için tıklayınız

Çarşı’yı Ararım Abi! (Aranızda Helikopter Kullanmayı Bilen Var mı?) – Haldun Açıksözlü

ÇARŞI sahada! Oyun oynamakla izlemek arasında bir fark var mı? Varsa nedir? 90’lı yılların başıydı çok kanallı ve renkli TV’lere kavuşmuştuk. Seyredin, eğlenin ve oyalanın diyorlardı yönetenler. Dizi dizilerimiz oldu, 24 saat yayın yapan yüzlerce kanalımız… Uyutup büyütüyorlardı bizi… Üç beş çocuk tek kale maç yapsa da adları çapulcuydu ve karşıydılar alayına… Sonra çok kanallı

okumak için tıklayınız

Bir Mikro Alan İncelemesi: “Denizli” Politik Haritalar ve Eğilimler – Mehmet Emin Kurnaz

“Türkiye?de mevcut siyasetin temel sosyo-politik fay hatlarının veya kırılma noktalarının yerellikteki kararlılık ve sürekliliklerden beslendiğini tespit eden çalışmaların son dönem artması ile, yerel siyasallıkların önemi son yıllarda yoğun biçimde hissedilmeye başlandı. Politik konumları gereği, farklı yerlerde duran ve çatışan toplumsal aktörlerin söylemlerine odaklanan ve bu yolla yerel filtrelerin önemini merkeze alan çalışmalar ile, siyasi süreçlerin

okumak için tıklayınız

“Gençlerin Hayatlarını Kararttılar” Cemil Kavukçu ile Söyleşi – Gülşah Elikbank

Cemil Kavukçu özellikle eşsiz öyküleriyle, son dönemde bir de çocuk kitaplarıyla ilgiyle takip ettiğim, örnek aldığım yazarlardan biri. Kendisiyle ilk olarak İzmir?de bir edebiyat etkinliğinde aynı oturumun konuğu olarak tanıştım, fakat öyküleriyle tanışmam bunun çok öncesine dayanıyordu. En iyi yazar, tanışılmamış olandır, sözünü tersine çeviren yazarlardan biri Kavukçu. Bu nedenle Kavukçu?nun ilk gençlik romanı Yolun

okumak için tıklayınız

Orada Öylece Kal “Kayıp Şey” – Funda Demir

İtiraf etmeliyim ki; adı dalgınlık mı, safsaklık mı bilmiyorum. Bugüne kadar onlarca şeyimi kaybettim. Kimisinin arkasından günlerce öfledim pöfledim, kimisini neyse ki, n?apalım diye geçiştirdim. Ne kimlikler, akbiller, kitaplar geldi geçti de; hiç biri mor hırkam kadar üzmedi beni. Hem çok severdim, hani üzerinizden çıkarmadığınız şeyler vardır ya, öyleydi… Hem de iki dakika öncesine kadar

okumak için tıklayınız

Türkiye Neden Feda Edildi – Merdan Yanardağ

Merdan Yanardağ bu çalışmasında, “Türkiye’nin neden feda edildiği” sorusunun yanıtını arıyor? Ergenekon ve Balyoz davalarıyla esas olarak bürokrasideki ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki son Kemalist kadronun önemli bölümü tasfiye edildi. Bu davalar, siyasal, ideolojik ve toplumsal bakımdan yeni bir hegemonya kurmanın; rejimi değiştirmenin ve dinci-faşizan bir karşıdevrimin aracı olarak kullanıldı. Böylece, bu topraklarda yaklaşık 200 yıldır

okumak için tıklayınız

Adaletin Pençesi: Hasan Sabbah – İnan Gündoğdu

Sabbah fedaisine sorar: “Gerçeğin sebebini öğrenmek ister misin?” – Öyle ise dinle. Bu senin son şansın. (“) Gençliğimde iki arkadaşım ile kutsal bir yemin ettim: Bunlardan birisi öldürdüğün vezir idi, öteki de şair Ömer Hayyam. Bu taht hırsızlarını alt etmeye yemin etmiştik. Planlarımızı gerçekleştirmek için, toplumun en üst seviyelerine ulaşmaya çalışacak ve bu çabalarımız sırasında

okumak için tıklayınız

Bedo’nun Mevzusu Derin – Ayşegül Tözeren

Ahmet Büke, açlık grevlerini, Kürt coğrafyasında toprağa gömülmüş kemiklerin ninesine seslenişini, ring aracında yanan mahkûmların hikâyelerini güçlü anlatımıyla öyküleştirebilmiş ve bu cesaretiyle Türkiye öyküsünde yeni bir sayfa açabilmiş bir yazar. Büke, ilk romanında yine zor olanı deniyor. Gençlik edebiyatı alanında değerlendirilebilecek olan ‘Mevzumuz Derin’le uzun anlatıya yöneliyor. ‘Mevzumuz Derin’in ana karakteri

okumak için tıklayınız

Ursula’dan Novesma Verba* – Başak Baysallı

Ursula K. Le Guin?in 1979?da kaleme aldığı Malafrena, Cemal Yardımcı tarafından Türkçeye ilk kez çevrilerek temmuz ayında Metis Yayınları tarafından yayımlandı. 1929?da Kaliforniya?da doğan Ursula K. Le Guin; Mülksüzler, Yerdeniz Büyücüsü, Antuan Mezarları, Tehanu ve Yerdeniz Öyküleri gibi eserlerinde yarı gerçekçi / yarı fantastik temaları işledi. Gerçeğin katılığını hayali dünyanın saydamlığında eriten yazar, toplumsal sorunları

okumak için tıklayınız

Minör Bir Direniş Destanı: Kızıl Darı Tarlaları – Görkem Dağdelen

Nobel ödülleri her yıl açıklandığında, edebiyatçılar ve edebiyat eleştirmenlerine ödülü alan yazar hakkında sorular yöneltilir. Yaptığım internet taramasında, 2012?deki ödül sonrası Türkiyeli edebiyatçıların yorumlarına fazla rastlayamadım. Bunun muhtemelen en önemli nedeni, 2012 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Mo Yan`ın hiçbir kitabının (o an itibariyle) Türkçe`ye çevrilmemiş olmasıydı. Türkiye`de Uzak Doğu Asya edebiyatına ilginin (Afrika edebiyatı gibi)

okumak için tıklayınız

Faşizm Şapkadan Çıkmadı – Onur Koçyiğit

Sosyal faşist kavramı, bize 60?ların sonu 70?lerin başında angaje olmuşsa da tarihsel bağlamı daha eskidir. 70?lerden bir örnek vermek istiyorum: Bugünkü PKK?nin lideri Abdullah Öcalan, Ankara?da okurken, Ankara Devrimci Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) üyesidir. Öcalan, derneğin yönetiminde de bulunmuştur ancak daha sonra yönetimin sosyal faşist-Maocu bozkurt şeklinde nitelenmesi ve revizyonist tavırlar alması üzerine dernekten ayrılmıştır,

okumak için tıklayınız

Yarasına Küsmüş İnsanların Öyküleri – Müslüm Üzülmez

?Gücünü iradesiz iradelere borçlu olanlar ve bu güce tapan gönüllü köleler benim gibileri sevemezler.? Erdinç Gültekin İnsanın ne zaman, nerede olacağı hiç belli olmuyor. Diyarbakır-Ergani?de annemin bahçesindeyim. Baharın yeşilliği her tarafı kaplamış, Mayıs ayının yüzü suyu hürmetine bahçede var olan bütün güzellikler çiçeklenmiş. Bahçe renklerin gökkuşağı sanki. Güneş ışıklarının bir oyunu değil de, renkler gerçeğin

okumak için tıklayınız