Hartal ( * ) / Top-yekün sessizlik! – Nejdet Evren

( * ) Mahatma Gandhi?nin ?hartal?, top-yekün sessizlik olarak pratikleştirdiği olgu ile ?sakın konuşma? (1) yüklenimi de benzer bir olgu olsa gerek. Bu ortak payda, her ikisinin de, şiddetin belki de hiç tanımlanmayan ve hep gözlerden uzak tutulan ?yoğunlaşmasına- gösterilen bir tepkinin sonucunda ortaya çıkmış olmalarıdır. İnsanların ?çoluk,çocuk,yaşlı,kadın,hasta demeden- ve yine insan görünümlü tanımlanamayanlarca kimyasal

okumak için tıklayınız

Dinamo’nun yasaklı şiiri: ‘Türkiye Sovyet Cumhuriyeti’

Hasan İzzettin Dinamo’nun tüm şiirleri ve ses kayıtları gün yüzüne çıkıyor. ‘Ateş Ormanları Arasından’ adlı kitapta, Dinamo’nun hiç yayımlanmamış ‘Türkiye Sovyet Cumhuriyeti’ adlı şiiri de var. Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, Hasan İzzettin Dinamo?nun bazıları daha önce hiç yayımlanmamış ve bazıları kendisi tarafından seslendirilmiş şiirleri, ölümünün 25. yılında bir kitap ve CD olarak okurla buluşuyor.

okumak için tıklayınız

Faşizmi Analiz Etmek – Mutlu Arslan

?Faşizm? kavramı, ülkemizde son yıllarda en sık ve en yersiz biçimde kullanılan kavramlardan birisi haline geldi. Türkiye?nin en namlı sağcıları bile, politik muarızını suçlamak için kolaylıkla ?faşist? nitelemesine başvuruyor. 80?li yıllara kadar Türkiye?deki devlet analizlerinin ve devrimci stratejilerinin anahtar kavramlarından biri olan ?faşizm? kavramı, günümüzde pek çokları için alelade bir küfür haline dönüştü. Faşizm kavramının

okumak için tıklayınız

Faşizmin Dili – Sanem Yardımcı

Weimar Cumhuriyeti döneminde orta sınıf Yahudilerin yoğun olarak yaşadıkları Berlin?in Bayerischer Platz semtinde yürüyüş yaparsanız, gözünüze 15-20 metrede bir direklerin üzerine asılmış tabelalar çarpar. Bu tabelalarda Nasyonal Sosyalizm döneminde yürürlüğe giren, Yahudilerin yaşamlarını günbegün denetim altına alan yasal düzenlemeler, yürürlüğe girme tarihi ile birlikte yer alır. Bir adım atarsınız, tüm erkek Yahudilerin kendi isimlerine ek

okumak için tıklayınız

İstisnai Rejimler Üzerine – Ebubekir Aykut, Kansu Yıldırım

Türkiye toplumsal formasyonunda siyasal rejimin almakta olduğu biçim ve toplumun geçirdiği dönüşüm liberal ve sol cenahta tartışılmaya devam ediyor. Otoriterlik, diktatörlük, faşizm, totalitarizm, bonapartizm gibi belirli tarihsel deneyimlere referansla tanımlanan kavramlar üzerinden yürütülen tartışmalar AKP döneminin özgün olduğu konusunda hemfikir gibi gözüküyor. Başkanlık sistemi tartışmaları, kolluk kuvvetlerinin artan gücü ve topluma müdahale sıklığı, işçi sınıfı

okumak için tıklayınız

Diktatörlük Üzerine Birkaç Nokta – Dinçer Demirkent

Haziran günleri boyunca sokakları inleten sloganların en dikkat çekici olanlarından biri ?diktatör istifa? idi. Tunus?tan başlayıp Mısır?a uzanan ve mevcut rejimlerin birbiri ardı sıra yıkılmasıyla sonuçlanan isyan süreçlerinin de arkasında bu kavram yatıyordu. Avrupa?da ne Indigniados hareketi esnasında ne de Occupy eylemlerinde ön plana çıkmış olan bu kavramın coğrafyamızda itici bir söylem olarak öne çıkmasının

okumak için tıklayınız

Leylâ, Zalım Leylâ! – Sennur Sezer

Ne zaman mektuplardan söz edilse, bir koruluk hatırlıyorum. Ağaçların gölgesindeki banklardan birinde bir kadın oturuyor. Yanında bir tahta kutu, elinde bir mektup, dalıp gitmiş. Almanya?da sık görülen bir öykü. Savaştan dönmemiş bir nişanlı. Mektupların kutusu bombalanan evinden kurtarabildiği tek eşyasıymış. Mektuplar hep bir tanık olarak yaşarlar. Özellikle şairlerin mektupları onların şiirlerinin de şifre anahtarıdır.İki şairin,

okumak için tıklayınız

Sulu Öyküler – Hüseyin Bul

On üç yaşında bir çocuğun babasının sakarlıkları, becerisizlikleri, çaresizlikleri ve bazen komik duruma düşüşleri eşliğinde annesinden ayrılışı, biten bir evliliğin anatomisini ilk önce birinci tekil ağızdan sonra da üçüncü tekil ağızdan anlatışında oluşuyor öyküler. Aslında yazar bunu daha çok öykülerin doğası, konusu ve üslubundan dolayı yapar. Bunları denediği ( yaptığı ) öyküler de farklı öyküler

okumak için tıklayınız

Matematikçi Portreleri – Ali Nesin, Ali Törün

Serüven öykülerinin tadını bulacağınız bu popüler matematik kitabının yazarları Ali Nesin ve Ali Törün kitabın önsözünde, “Amacımızı matematiğin yakın ve uzak tarihiyle ilgili hoş bir kitap sunmak olarak belirledik,” diyorlar. “Yazılarda konu edilen matematiği elimizden geldiğince bir lise öğrencisinin anlayacağı biçimde anlatmaya çalıştık. Bu mümkün olmadığında matematik bölümü öğrencisini hedefledik. Ama yazıların matematiği çok anlamadan

okumak için tıklayınız

Özgürlüğün tarla / adalarında yüz uzun yıl… – M. Sadık Aslankara

İki hafta önce Gabriel García Márquez?den (1928) Yüzyıllık Yalnızlık (1967; Çev.: Seçkin Selvi, Can, elli birinci basım, 2013; Alıntılar için bak.: 1994), Mo Yan?dan (1955) Kızıl Darı Tarlaları (1984; Çev.: Erdem Kurtuldu, Can, 2013) adlı romanları üzerinde durmuştum. Bu kez Márquez?le Yan?ın romanlarını Yaşar Kemal?in (1923) ?Bir Ada Hikâyesi? başlıklı dörtlemesi ile ilişkilendirerek anlatım biçimleri

okumak için tıklayınız

Yurt Gezileri (Gezi Yazıları) – Aziz Nesin

Anadolu “Konfor Palas’larla dolu. Yolların üzerinde Konfor palas yazılı, oklu levhalar var. Bu Konfor Palaslarda hela bile yok, gerisini siz düşünün. Helalar yapılardan ayrı, uzakta, bir koca aralık, bir pis çukur… Konfordan Palastan aşağısı kurtarmıyor. Palaspamdırasın adını Konfor Palas koymuşlar. Adı değişti mi, her şey değişir bellemişiz. Baksanıza, bize demokrasinin adından bir şey var mı?

okumak için tıklayınız

Aşktan ve savaştan ibaret yaşamlar – Eray Ak

Yirminci yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan “Robert Capa”. Susana Fortes’in yeni yayımlanan romanı “Robert Capa’yı Beklerken”, dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti hikâyeleştiriyor. Ancak bu roman sadece Capa’nın ve savaşın romanı değil, en çok aşkın romanı. Capa?nın yoldaşı ve meslektaşı Gerda Taro ile yaşadığı

okumak için tıklayınız

Git Gel Dolap (The Dump Waiter) – Harold Pinter

“Git Gel Dolap,bireysel düzeyde denetlenemeyen ve bireyleri denetimi altında tutan bir sistem olarak tanımlanabilecek bir ‘mekanizma’nın insan yaşamı üstündeki olumsuz etkisine keskin bir eleştiri getirmektedir. Oyunda yansıtılan işleyiş biçimiyle, ‘mekanizma’ yalnızca bir mafya örgütünü değil, insanları körü körüne uyum sağlamaya yönelten politik, ekonomik, toplumsal, kültürel tüm sistemleri çağrıştırmaktadır. Pinter ayrıca,’mekanizma’nın ürettiği ‘dehşet’i vurgulamakta ve

okumak için tıklayınız

Toplu Oyunları 2 – Düğün / Utanmaz Adam – Kemal Bekir

Türk tiyatrosunun değerli ve saygın emekçilerinden Kemal Bekir’in iki gerçekçi oyunu. Düğün,Anadolu’da bir köyden çıkmış, iyi öğrenim görmüş birinin, ailesine ve geleneklere bağlılıktan kopmama adına, doğduğu çevreden biriyle evlilik kurma kararının, toplumsal yapıyla yaşamak zorunda kaldığı çelişkileri, gerçekçi bir anlatımla sergiliyor. Utanmaz Adam, eserlerinde halkın yaşayışını, güçlü bir gözlemci olarak yansıtmış olan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın

okumak için tıklayınız

Çömlek (Aulularia) – Titus Maccius Plautus

Latin Komedyasının en önemli temsilcisi olan Plautus (İÖ.254-184), Antik Yunan Komedyası ile Roma güldürüsü Atellan farsını birleştirerek Antik Roma halkının yaşamını, yalın sahne dili, dolantı ve kurguyu ustalıkla kullanarak eserlerine aktarmış ve kendinden sonraki Moliere, Shakespeare gibi büyük ustaları etkilemiş bir yazardır. Çömlek, Moliere’nün en ünlü eseri Cimri’ye temellik etmiş bir karakter komedyasıdır. Oyunda kör

okumak için tıklayınız

Dayanışmadan İhanete (Polonya’da Kapitalizmin Restorasyonu) – Tadeusz Kowalik

1980-1981 yılları arasında Avrupa’nın en geniş katılımlı işçi hareketine dönüşmüş Dayanışma Sendikası’nın meşhur Gdansk tersane grevine dönemin önde gelen sendika liderleri ile birlikte katılmış aydınlardan biri olan Tadeusz Kowalik, “Dayanışmadan İhanete” adlı bu kitapta Polonya’da kapitalizmin restorasyonu sürecini öncelikle içeriden anlatıyor. Polonya’nın yaşadığı bu dönüşüm sürecine tanıklık edenlere hayli tanıdık gelecek isimlerin IMF, Dünya Bankası

okumak için tıklayınız

Tanrı Piyasası – Meera Nanda

Sekülerlik Tartışmaları ve Neoliberalizm Hindistan’ı Nasıl Daha Hindulaştırıyor. Tanrı Piyasası, ekonomisi günden güne büyüyen günümüz Hindistan’ında etkisi giderek artan “devlet-ibadethane ortaklığı”nın bir sonucu olarak, özellikle “üst orta-sınıflar” arasında yükselişe geçen Hinduizm’in etkilerini ve yapısını ele alıyor. Modernist yaklaşımın “gelir ve refah seviyesi yükseldikçe insanların düşünüş tarzının daha rasyonelleştiği ve daha sekülerleştikleri (laikleştikleri)” tezi özellikle 1990’lar

okumak için tıklayınız

Leonis – Bir Dünyanın Merkezindeki Şehir: İstanbul 1914-1922 – Yorgos Theotokas

İki Dünya Savaşı arasındaki Yunan Edebiyatı’nın Küçük Asya kökenli en önemli ustalarından biri olan Yorgos Theotokas’ın Leonis’i, kendini ve kentini tanımanın, büyümenin, öğrenmenin, acının, aşkın, kaybın, savaşın ve yüzyılının hastalığının çerçevesini çizdiği özyaşam öyküsünün sınırlarında gezinen bir başyapıttır. Ana karakterleri, ilk gençliğe henüz adımını atmış Leonis ve onun hayatının merkezinde yer alan İstanbul -Rumların, Yunanların,

okumak için tıklayınız

Fosforlu Cevriye – Suat Derviş

Atilla Dorsay’ın önsözüyle… Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu. Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un her sokağını, karakollarını bilen Cevriye’nin karşısına hiç tanımadığı

okumak için tıklayınız

Alper Aktan Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

01.01.1941 Ankara doğumlu Baba adı;Necdet Ana adı;Şefika evli iki çocuk babası. İlkokula Gelibolu/Koru köyde başladı Trabzon, Akçakale, Suruç, Karşıyaka ve Kırık handa okudu.Orta okula Kütahya da başladı Ankara Kartal/İstanbul ve yine Ankara da bitirdi.Lise öğrenimini Ankara Atatürk Lisesinde tamamladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu (1966) Gazeteci, Bürokrat, Bankacı, Müfettiş, Siyaset adamı, Şair

okumak için tıklayınız